Şiir,VIII – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN ŞİİR VIII by C. Wigg

Seni, gülüşü gül olup da açan kız
Uzandığım her kapıda yüzümü saran esinti
Seni, yürüyüşü yağmur, kokusu nergis
Seni, turuncu düş, seni deniz mavisi…

Eksik kalmış tek sözcüğü uzun bir şiirin
Bir dalın açmamış o son tomurcuğu
Yüreğime, selamsız sabahsız girdiğin
Belli, geçerek o dikensiz yolu

Seni, yaz günleri topraktan tüten buğu
O bir anlık, bir solukluk yağmurlardan sonra
Seni, sevincin yangını, acının külü
Gittin artık, bu şiirler kaldı bana

Gittin artık, ardında mavi bir tütsü
Saçarak, geniş ufuklarından sonsuzluğun
Ey kara sevdalarımın göçmen kuşu
Diyemem istesem de, seni unuttum…

Ahmet Erhan
-Deniz Kızı İçin Şiirler/
Sevda Şiirleri-

Görsel: C. Wigg..

ZAMAN – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN ZAMAN

Sevgilim
Çocukken boynuma asılan o silgi şimdi
Karaönlüğüme bir şeyler yazıyor
Hayat gibi, ölüm belki
Sevgilim
Bir yerden sonra
Artık her şey kan bedeli istiyor:
– Hesap ver bakalım: yere göğe, suya toprağa börtüböceğe çiçeğe bir gülümsemeye sevişmeye ateşe küle… ve kendine
Topla çıkart böl çarp – ne yaparsan yap
Hesap ver ama!
Sevgilim,
Sözünü ettiğim o silgi var ya
Kalemlere inat yaz, diyor

Gelsen de gözlerinle yıkasan şu gözlerimi
Ben ki, ezelden beri bir çapak
Taşıyarak içimde bir yerlerde
Büyüdüm, büyüttüm, yaşlandım da
Sevgilim,
Nasılsa yıl dört mevsim, ay otuz gün, ötesi yirmidört saat
Ağaran taş yerinde durmuyor
Bir ateşböceği kadar yalnızım oysa
Işığım kendime bile yetmiyor
Avazım gırtlağıma güceniyor.

Sevgilim
Sen bana bakma –
Delinin biri keskin bir ıslık çakıyor zamana
Ardından koşan koşana
Koşana.

Mevsimler aylar günler saatler…

Ahmet Erhan
-Sözcükler D.
Kasım-Aralık 2008-

SANRI – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN SANRI Özcan Özcan Boyut

Ben kendimi dağ sanırdım Hacer
Enginimde Konya ovası, Çukurova, Harran
Eskiden benim de bir yurdum vardı
Yağmura direnen limon çiçeklerine benzer
Ben kendimi sarhoşken tanırdım
İnce belli bardaklarda anason kokusu
Kuşların bile kıskandığı piknikler
Karıncaezmez gençliğim yaşlılığı abarttı
Kalp kırıklığı, güz esintisi, kanser
Gün gün damlayan zaman – o da su
Ama şöyle bir gürül gürül akmadı
Ben kendimi ırmak sanırdım Hacer

Eli öpülesi nineler tabutları öpüyor
Toprak delik deşik çocuk ölülerinden
Ay’a ve yıldızlara bakmaya duyduğum utanç
Kanın buğusunu iyi bilirsin sen
Gözyaşlarının buz kestiği o son noktayı
Hayatın kavşağında bizi hep mi acı bekliyor

Ben kendimi deniz sanırdım Hacer
Kayalıkları kanırtarak savuran
Şimdi oturup düşünüyorum neyi, kimi
Masamın üstünde bir bardak çay – çay kan
Denize bakıyorum, donuk bir yağ gibi bakıyorum
Kumburgaz, Selimpaşa, Silivri
Giderayak asker yolu bekliyorum

Ben kendimi ‘Türkiye’ sanırdım Hacer…

Ahmet Erhan
-Sözcükler D. Mayıs – Haziran 2008-

Görsel :Özcan Özcan Boyut

AYAZMA – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN AYAZMA

Suya hasret günlerime ekledim seni
Alnında bir ayazmayla gezinen kadın
Yalnızlığıma, sigarasızlığıma, işte ona
Sakladım, o hüznü, o acıyı, bir de kederi
Ve bütün kötülüklerimi sana
Çünkü sen geceyarısı doğan güneşimdin
Yerin dibinden buldum çıkardım yedi kat
Kirliydin, pasaklıydın, sarsaktın
Durup bir de kendime baktım-tencere kapak
Bir ıslık gibi girdin de hayatıma

Ölümüne sevdim, ölümüme sakladım seni.

Ahmet Erhan
-Sözcükler D,
Mayıs-Haziran 2008-

BULUŞMA – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN BULUŞMA

Hiçlik’te bulaşalım sevgilim, oturup konuşalım
Dört yanımız dizboyu insan
Yağmurdan bile usanalım
Yağmurla sevişirken

Bende inanmaların çağı geçti
Sende sanki ilkbahar
Bizimkisi karşıtların birliği
Böyle sevgili olunur herhal

Nihilist bir otobiyografi
Buldum iç cebime astım
Ben de bir kelimeyim ölümün dağarcığında
Türkiye benim yurdum

Hiçlik’te buluşalım, öpüşürken göz kırpalım
Başağrısı çekelim üç gün üç gece
Yalnızlığın sularını bulandıralım
Görünmesin bir şey geride

Ben ki boynumda süpürgeler taşırım
Ardımdan gelenler ırgalamaz
Hiçlik’te buluşalım ve konuşmayalım
Dünyaya çarpan yürek onmaz

Hızla yaşadım genç ölmedim
Bir koşuymuş yaşam geç anladım
Otuzu geçiyorken saate baktım
Ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz

Beni kimseler sevmez…

Ahmet Erhan
-Deniz, unutma adını!-

KÖR – Ahmet Erhan

AHMET ERHAN KÖR

Neyi özlediğim belli, nereyi özlediğim meçhûl
Issız denizde sarsak bir sandal gibi
Kendi içimde kürekler çektim
Savrulup gitti bütün şehirlerim
Belki de ben yırttım alnımdaki o haritayı
Yalnızlık bana mahsus, ama anladım ki
Yok bir bekleyenim, sevenim
Adı sanı ucu bucağı kendinden menkûl

Ey en derin rüyaların uyanma vakit

Göreceksen, önce güneşe alıştır beni…

Ahmet Erhan
-kaybolmuş bir köpek ilânı-

Ahmet Erhan (8 Şubat 1958 – 4 Ağustos 2013) Anısına saygıyla…

AHMET ERHAN YALNIZIN ÖLÜMÜ

YALNIZIN ÖLÜMÜ – Ahmet Erhan

O, çoksesli kemanların
Parmakları kırık virtiözüydü
Göğe doğru burulmuş yağmurlar altında öldü
Yüzünde yaşanmamış hülyâların
De ki, minesi soldu

O, upuzun gecelerin
Saçakaltlarında ıssız bir yarasa
Bir şeyleri bekliyordu ama neyi, kimi
Düdüklerini evlerinde unutan bekçilerin
Sokaklar karşı özrü gibiydi

O, derin yalnızlıkların
Kalabalıkla çarpıştığı bir köşebaşıydı
Utangaç, sıkıntılı, mağrur
Yaşamak bir özürse kabahatinden büyük
Ölümü kendinden menkûl

Bir tek kendini ağlattı mendebur…

Ahmet Erhan
2001
-Ne Balık, Ne De Kuş-