MAVİ TÜKENMEZ – Barış Çelimli

baris-celimli-mavi-tukenmez

Kuşun kanadını kırıp
“Gökyüzü benim” diyorsun
Dalından koparıp tomurcuk çiçekleri
Bahara göz dikiyorsun
Kuşlara noktasın, böceklere dev
Kuyruğunda zehir, telaşın akrep
Dört yanın alev.

Maviye öfkelenip gökyüzü taşlıyorsun
Ne taş tükenir ne mavi
Sen bitmeye başlıyorsun.

Bataklığa çevirsen de
Göl yurdunu nilüferin
Korur güzelliğini,
Yaprağındaki çamurdan
Daha geç kurur çiçek.

Ördüğün ağlara takılacaksın
Çünkü sen de biliyorsun,
Göz bir kere kararınca
Toprağına basıp geçen file saldırır karınca.

Barış Çelimli
-Uçuruma Düşen Serçe-

ANNEM ÇAY DEMLEMİŞ YİNE – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ ANNEM ÇAĞIRIYOR ÇAY DEMLEMİŞ YİNE

Kuş olsam kanadım borç,
Çiçek olsam dalım suç.
Durulmuş su gibi hayat, çamuru dibinde saklı
Elini yıkasan yüzün kirli kalacak,

Ben daha yola düşmeden
Kovuldum toprağına basmadığım kentlerden.

Hiç kimse annem gibi çağırmadı hayatta
“Gel yavrum çay demledim
İçelim” diye.

Gitmek gerekiyor günü gelince,
Hep aynı bahçenin taş duvarıyım.
Gücüm yeter kendimi yıkmaya elbet
Tenime tırmanan sarmaşıklar olmasa.

Anladım sustukça dilim ağrıyor
Anneme uğrayıp çay içmeliyim.

Bir yolculuk düşlüyorum yine her yanım Ankara
Ne tuz kokulu körfez
Ne taze sabah çayı
Çok İzmirsizim,
Burda her şey mesai, tıkır saat şükür akşam
Attığım her adımda
Siliniyor önceki ayak izim.

Bir akrebin kuyruğunda dönüyor dünya,
Yediğin içtiğin değil sadece
Gördüğün, duyduğun zehir.

Annem çağırıyor yine
“Çay demledim, gel” diye.

Barış Çelimli
-Uçuruma Düşen Serçe-

Söz Dirilenir – Barış Çelimli

wallup.net

wallup.net

Açılır sözün sandığı
Söylenir nice zaman
Söylenmeyen ne varsa
Gizin üstündeki toz silkelenir
Özün içindeki küle yel olur

Sözün damarına yürür
Kan misali bu sevda
Direncime can gelir
Yollara düşer dilim
Soluğum türkülenip
Sesime yuvalanır
Şiirimin dağlarında
Heceler ceylan olur

Açılır sözün kilidi
Nefesi tutsak eden
Kafesi kırar sevda
Buzun altındaki köz dirilenir
Gözün içindeki tuza gel olur.

Barış Çelimli
-Hem Yusufum Hem Kuyu-

Zaman Aşırı – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ ZAMAN AŞIRI

I.

Turnalar selam taşıyor
Siz zamanı aşırırken

Kalbini bunca sene köz diye taşıyana
Unutturmanız çok zor kül kokusunu
İçiniz rahat olsun korkacak bir şeyiniz yok
Ne de olsa şiir yazmıyor artık
Metin Altıok
Onları bir yangında sustular sanın
Seslerini duyuyorum
Hasret’in, Metin’in, Behçet Aysan’ın

II.

Rüzgâr utandı o gün şair külü savururken
Ateş kendine küstü
Köz kendinden saklandı
Titremedi kalbiniz
Siz zaman aşırırken
Bitmeyen yangınlara
Yeniden köz düşürürken

Olurda anlamak isterseniz beni
Biraz yüzüne bakın
Çocuğunuz uyurken,
Değişen bir şey yoksa
Ben yine Madımağım
Buyrun yeniden yakın

III.

Duydunuz mu bilmiyorum
Külünden doğmak nedir
Yaktığınız her hece
Ömrünüzün bir yerinde karşınıza çıkacak

Telaşlanmayın bittiyse
Gazı çakmağınızın
Ben ateşim sabrım barut
Ortasında yaşıyorum
Örümcek ağınızın

IV.

Bugün günlerden Sivas
Saat on ikiyi temmuz geçiyor
Bir bulut eğilmiş güneşin sıcağına
Bir şeyler fısıldıyor

Bugün günlerden kül
İkindi karası tutmuş göğü
Bir türkü umudun saçlarını tarıyor
Uzamış sakalı bir şiirin
Düze inmiş ceylanlar su içiyor mısradan
Kol kola görmüşler ateşle menekşeyi

Dışarda kan korusu
Şeytan şenliği
Elleri isliydi ama
Hepsi de abdestliydi

İçerde bir mısraya
Dizilmiş inci kolye
Tenleri isliydi ama
Hepsi türkü nefesliydi

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Söğüt Gölgesi Sesin – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ SÖĞÜT GÖLGESİNDE SESİN

Sesinde huzur var senin
Irmak kenarında söğüt gölgesi

Yorulmam biliyorum
Sesinin yollarını
Nefesimle yürürken
Hadi gel çay demledim
gibi huzurlu gövden
Ya da laf lafı açsın
Uykumuz kaçsın

Saklımı saldım dilime
Sırrım döküldü
Anlattım gizimi
Su gibi aktım sana
Buz ister misin rakıya?
gibi güzel gözlerin
Gömleğimin her düğmesi
Birbirine bakıyor

İki serçeydik seninle
Bir orman yangınına
Gagasıyla su taşıyan
Söndüremedik ama
Değdi bu yorgunluğa
Hava güzel balkona çıkalım mı?
gibi ferah gülüşün
Hangimiz rakıysak su öbürümüz
Her kadeh sağlığına

Ne kadar zorlu zaman
Yoksulluğun ovasında iki nehir gibiyiz
Denize ulaşmadan
Kuruyacağız belki
Ama söğüt dalları okşuyor yüzümüzü
Hadi bir türkü söyle
gibi korkusuz ellerim
Yüzümde iki yaprak
Titrer gözbebeklerim

Kalbimi gövdemden taşır
Tenimin sularında halkalansın aşk

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Durup Dinlenelim Biraz – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ DURUP DİNLENELİM BİRAZ

Dağı gömmeye kalkma
Daha da yükseltirsin
Bırak dursun öylece
Irmak olup akalım
Eninde sonunda
Bitmiyor mu karanlık

Gece mora çalıyor
Durup seyredelim biraz

Söndürme sigaranı
Kibritimiz ıslanmış
O şarkıyı başa al
Bir daha dönsün plak
İkimiz de biliyoruz
Sözcüklerin sonu yok

Gece zora çalıyor
Susup dinleyelim biraz

Sözü gözlere verelim
Onlar konuşsun bugün
Ellerimiz çıksın artık
Düştükleri kuyudan
Önce yüzüme dokun
Dağı kuma çevirir bu

Gece kora çalıyor
Sarıl terleyelim biraz

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Zehirden Damlayan Bal – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ ZEHİRDEN DAMLAYAN BAL

Kendimizi bağ zannettik bir salkım üzüm değilken
Hepimizi toplasalar
Bir şişe şarap etmeyiz

Ne susmayı bildik ne konuşmayı
Yanlış yollar arşınlayıp
Herkese yol gösterdik
Bir yaprağa dokunmadan
Ağacın ne olduğunu
Ormana anlatıp durduk
Kendimizi göl zannettik bir damla su değilken

Toprağa akıl verip
Göğü şekillendirdik
Öğrettik kuşlara nasıl uçacağını
Tüy gibiyken ağırlıktan söz edip taşa
Kirlendik kirlettik suya küfrettik
Kendimizi dağ zannettik bir avuç toprak değilken

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-

Aşkı Bekletmeyelim – Barış Çelimli

BARIŞ ÇELİMLİ AŞKI BEKLETMEYELİM

Kirpiğinin ucuyla dokun yüzüme
Geceme şavkısın iri gözlerin
Saçların ırmak olsun tenimin telaşına
Alnın bir köprü gibi
Dudaklarımı geçirsin
Yüzünün bu yanından öbür yanına

Sesini serp bir türkünün tenine
Kalbimin çölleri ormana dönsün

Hangi omzuna dokunsa
Öbürü sıladır parmaklarıma
Bir kentten diğerine geçiyor gibi
Ellerim yürüsün boynuna doğru

Bu gece yoksulluğu düşünmeyelim
Hürriyet sevdası biraz dinlensin
Savaşa her zaman karşıyız ama
Aşk bugün var yarın yok
Bekletmeyelim

Barış Çelimli
-Kırlangıç Üşümesi-