Tag Archive | Oya UYSAL

NAKIŞLI ÖRTÜ – Oya Uysal

OYA UYSAL NAKIŞLI ÖRTÜ

Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen uzayıp giden gecenin ardından
günün ilk ışıkları kuşlarla nakışladı gökyüzünün örtüsünü.

Hep bir yerlere yetişmeye çalışan zamanın adımları
dünün bir tekrarı olan bugün. Sararmış dantel örtü,
aynalı tozlu büfe, kararmış gümüş şamdan
gözümde çoğalıyor, elim varmıyor hiçbir şeye.

Eskiden yazlık sinemalar vardı yıldızların kaydığı
-nereden düştüyse aklıma şimdi-
hadi yum gözlerini de git çocukluğun bahçesine kalbim bir koşu.

Sanki ben yaşamadım bunları. Sanki bir başka zamanda,
başka birine ait bütün bu anılar,
hatıralar,
bu kendimden kaçık uzaklaşmak isteği. Sokaklar!…

Üzgün bir gölge gibi amaçsız dolaştığım sokaklar
geleni geçeni olmayan ıssız sokaklar ağırlıyor beni,
köşesine çekilmiş oturan ahşap, yaşlı evlerin
güngörmüş yüzleri.

Ey şair!
İçindeki uçurumda ıslık çalan bir rüzgâr
ve kalemin yazıya döktüğü kâğıdın üstünde
ağaçın gözyaşları var.

Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen uzayıp giden gecenin ardından
günün ilk ışıkları kuşlarla nakışladı gökyüzünün örtüsünü.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

DİP ODALAR – Oya Uysal

 

OYA UYSAL DİP ODALAR

Dip odaların serinliğiyle geldi
-dip odalara uğramaz yaz-
kum saati bedenleri okşamaktan dönmüştü,
iç cebinde birkaç sevişmelik yalan.

Bedenimin kurtarılmış kıvrımlarına çitler çekerken bile,
karaltısı dolaştı sevdamın loş sokaklarını.
– Putlaştırdığın tutkudan arın, yan. Anka ol…
Ölüm dönüşü aşk gölcüğümde biten bir çiçek söylemişti bunu.

Dip odaların serinliğiyle geldi
-dip odalara uğramaz aşk-
bilmiyordu oysa
çoktan ıssız kadınlar korosuna katıldığımı
ve karartma gecelerimden birinde,
bir isyanın iç benime dokunan dokunaklı sesiyle boşluğuma atladığımı.

Dip odaların serinliğiyle geldi
-dip odalara uğramaz yaz.-

Oya Uysal
-Uçuruma Düşen Nehir-

 

keşiş – Oya Uysal

VARLIK MART 2015

Yağmurlarla geldi şehrime yakışan hüznün mevsimi
soluk ışıklarla aydınlanan odada yerini değiştirdi eşyanın gölgesi.

Çağıran sesinle bir çıktığım caddelerde gördüm kendimi şimdi
serin akşamüstlerini
-bir gece yağmurda sevişen yalnızlığımızı ki ıslak ve güzeldi-
uykunun duvarına resmedilmiş rüyada yüzünü,
beni aldatmasına izin verdiklerimi.

Vardım konakladım, kalktım yol aldım, kimsem olan kim kaldı,
sevmeyen bir kalp kadar uzak değildi hiç bir yer
ve sahte cennetinde yaşarken birileri
bendeki keşiş seçti cehennemi.

Ey yedeğinde ayrılık olan sonsuz aşk! Istırap.
Yıpranmış yapraklarıyla bir başucu kitabı
kenarına notlar düştüğüm geçmiş.

sureti kalbine düşmeyen ruhum seyrederken
durulan suların aynasında kendini
dalıp gidiyor uzaklara masamda sabahlayan harfler.

Yağmurlarla geldi şehrime yakışan hüznün mevsimi
soluk ışıklarla aydınlanan odada yerini değiştirdi eşyanın gölgesi.

Oya Uysal
-Varlık D. Mart 2015-

 

KAR 1. – Oya Uysal

OYA UYSAL KAR 1

Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, benim olanı içimden.

Gözyaşlarımın pusunda sevincini gördüm dostların.
Affetmek ve sabır, zamanın ruhundan öğrendiklerim bunlar.

Ey deli dolu ve hüzünlü değişken kalbimdeki
değişmeyen aşk! Kabulümsün.

Ve sen sevgili okur! Bir günü bir gününe uymayan ruhumun
yüzüne düşen gölgesinde okusan da kederi, sevdim
bana sırlarını açan eşsiz yeryüzünü. İçimde,
yaşıyor olmanın o muhteşem hazzıyla sevdim hayatı,
beni acıdan acıya taşıyan lâl ve ıssız hayatımı.

Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, beni olanı içimden.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

FIRTINA – Oya Uysal

OYA UYSAL FIRTINA

Kırılan hayallerini okşayan akşamla bir çöktü omuzların
göğsünde inip çıkan kâğıt gemi, kalbine girdi fırtınanın.

Uzaklara bakmaktan yorulan gözlerini çevirdin aynalara
içinde, seni ele veren tutkunun reddedilme korkusu
gitmekle kalmak arasında kararsız
odadan odaya bir uzun yol aldın.

Sokakla arana perde çeken yağmurun bir bildiği olmalı
kazınsın sabrın taşına hele bir dur bekle,
zamanın kaleme aldığı
hikâye
hem bu hüzün yakışıyor yüzüne değiştirme kederle
yalnızlık üstünde kusursuz bir elbise.

Kırılan hayallerini okşayan akşamla bir çöktü omuzların
göğsünde inip çıkan kâğıt gemi, kalbine girdi fırtınanın.

Oya Uysal
-Üç Nokta D., Kasım 2014-

 

SAÇAK ALTI – Oya Uysal

OYA UYSAL SAÇAK ALTI

Nereye gittiğini bilmeyen biri var içinde ve yürüyor acının kalbine,
geçmişteki kendimi görüyorum yüzünde.

Erken çöken akşamın kasveti karışıyor eskimişliğine eşyanın,
eşyanın sakladığı hatıraya, solgun.
Daha vakit var sanılıp ertelenmiş sözcükler
ve biri daha silindi hayatın defterinden.

Islanmış yüzünden taşıyor göğsünde karar kılan keder,
buğulandı kederi ağırlayan oda,
pencereyi perdeleyen bulut

şimdi bir saçak altı arar sokak, ansızın yağmur…

Nereye gittiğini bilmeyen biri var içinde ve yürüyor acının kalbine,
geçmişteki kendimi görüyorum yüzünde.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

Kar – Oya Uysal

OYA UYSAL KAR 1 SİYAH SATEN GECELİKTEN

1.
Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, benim olanı içimden.

Gözyaşlarımın pusunda sevincini gördüm dostların.
Affetmek ve sabır; zamanın ruhundan öğrendiklerim
bunlar.

Ey deli dolu ve hüzünlü değişken kalbimdeki
değişmeyen aşk! Kabulümsün.

Ve sen sevgili okur! Bir günü bir gününe uymayan ruhumun
yüzüne düşen gölgesinde okusan da kederi, sevdim
bana sırlarını açan eşsiz yeryüzünü. İçimde,
yaşıyor olmanın o muhteşem hazzıyla sevdim hayatı,
beni acıdan acıya taşıyan lâl ve ıssız hayatımı.

Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, benim olanı içimden.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-