Tag Archive: Oya UYSAL


KAR 1. – Oya Uysal

OYA UYSAL KAR 1

Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, benim olanı içimden.

Gözyaşlarımın pusunda sevincini gördüm dostların.
Affetmek ve sabır, zamanın ruhundan öğrendiklerim bunlar.

Ey deli dolu ve hüzünlü değişken kalbimdeki
değişmeyen aşk! Kabulümsün.

Ve sen sevgili okur! Bir günü bir gününe uymayan ruhumun
yüzüne düşen gölgesinde okusan da kederi, sevdim
bana sırlarını açan eşsiz yeryüzünü. İçimde,
yaşıyor olmanın o muhteşem hazzıyla sevdim hayatı,
beni acıdan acıya taşıyan lâl ve ıssız hayatımı.

Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, beni olanı içimden.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

FIRTINA – Oya Uysal

OYA UYSAL FIRTINA

Kırılan hayallerini okşayan akşamla bir çöktü omuzların
göğsünde inip çıkan kâğıt gemi, kalbine girdi fırtınanın.

Uzaklara bakmaktan yorulan gözlerini çevirdin aynalara
içinde, seni ele veren tutkunun reddedilme korkusu
gitmekle kalmak arasında kararsız
odadan odaya bir uzun yol aldın.

Sokakla arana perde çeken yağmurun bir bildiği olmalı
kazınsın sabrın taşına hele bir dur bekle,
zamanın kaleme aldığı
hikâye
hem bu hüzün yakışıyor yüzüne değiştirme kederle
yalnızlık üstünde kusursuz bir elbise.

Kırılan hayallerini okşayan akşamla bir çöktü omuzların
göğsünde inip çıkan kâğıt gemi, kalbine girdi fırtınanın.

Oya Uysal
-Üç Nokta D., Kasım 2014-

 

SAÇAK ALTI – Oya Uysal

OYA UYSAL SAÇAK ALTI

Nereye gittiğini bilmeyen biri var içinde ve yürüyor acının kalbine,
geçmişteki kendimi görüyorum yüzünde.

Erken çöken akşamın kasveti karışıyor eskimişliğine eşyanın,
eşyanın sakladığı hatıraya, solgun.
Daha vakit var sanılıp ertelenmiş sözcükler
ve biri daha silindi hayatın defterinden.

Islanmış yüzünden taşıyor göğsünde karar kılan keder,
buğulandı kederi ağırlayan oda,
pencereyi perdeleyen bulut

şimdi bir saçak altı arar sokak, ansızın yağmur…

Nereye gittiğini bilmeyen biri var içinde ve yürüyor acının kalbine,
geçmişteki kendimi görüyorum yüzünde.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

Kar – Oya Uysal

OYA UYSAL KAR 1 SİYAH SATEN GECELİKTEN

1.
Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, benim olanı içimden.

Gözyaşlarımın pusunda sevincini gördüm dostların.
Affetmek ve sabır; zamanın ruhundan öğrendiklerim
bunlar.

Ey deli dolu ve hüzünlü değişken kalbimdeki
değişmeyen aşk! Kabulümsün.

Ve sen sevgili okur! Bir günü bir gününe uymayan ruhumun
yüzüne düşen gölgesinde okusan da kederi, sevdim
bana sırlarını açan eşsiz yeryüzünü. İçimde,
yaşıyor olmanın o muhteşem hazzıyla sevdim hayatı,
beni acıdan acıya taşıyan lâl ve ıssız hayatımı.

Başka bahçelerde gezinsem de karla kaplı içimdeki bahçeyi
sevdim ben. Sevdim, benim olanı içimden.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

 

OYA UYSAL SİYAH SATEN GECELİK

Birazdan kayacak omuzlarından ayakuçlarına, siyah saten
bir gecelik. Geceyi soyunacak şafak.

Bildik yatağında usul akıp giderken
akmayı unutup durmuş bir nehirdir artık günler.

Ben cezasına razı çocuk!
Gökyüzünden yıldız çalıp kâğıtlara yapıştıran şair kadın!
Son sözü söyletmemek için kadere,
saplanmayı bekleyen
bir hançer;- Kendi seçtiği ölüm yakışır ancak
diyor
bir şairin bedenine.

Hatıralar, hatıralar…
Bende, bir duvar çatlağında can bulan incir kadar
kendinden ve kendi haline bırakılmış olan aşk…
Gerçeğin körleştiği yerde başlayan aşk ve bile isteye
çileye kapanan zavallı kalp…

Bir yaz gecesi düşünün ki uzak kıyılarda,
süzülüp usulca girsin içeri
ayın gümüşü. Ne keder, ne imkânsız ve umutsuz hayaller,
ne de lâl ve yalnız kalbim
sıyırıp siyah saten bir gece gibi gövdemi, çırılçıplak
ruhumla seviştiğim
sevgilim.

Tehlikenin hazzıyla atılan adımlarla yaklaşılan uçurum,
beni içine çeken ikilem
cesaret ve korku mu desem, ya da
yaşamak ve ölüm

vakti geldiğinde, varsa eğer yüzüne tanrının
bir çigt lafım olacak elbet
arkadan konuşmayı sevmem.

Geceyi ürküten karanlığa karışan sandal,
sallanıyor hırçın dalgalarda
kara görünmedi daha. Ve Nuh’un saldığı
güvercin
geri dönmedi hâlâ.

Birazdan kayacak omuzlarından ayakuçlarına, siyah saten
bir gecelik. Geceyi soyunacak şafak.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

Kalıntılar – Oya Uysal

OYA UYSAL KALINTILAR

Bitmesi istenmeyen bir hikâye nasıl da bitiyor acıtıp birdenbire
ve baştan başlanmıyor araya hayat girdi mi bir kere.

Şehrinden hiç ayrılmamışların gurbeti sürer gider ya
ışıkları kısık odalarda,
uykunun tutmadığı yatak, bakışı boş duvarlar,
birbirinin sözünü kesen kaç keder,
birbirini örten kaç sevda gördü bu dört duvar

sözlerden fazlasını anlatan gözlerle bakan eşya,
eski zaman kokusu
hatırayı saklayan tozlu tavan arası.

Ben. Nedenler ve niçinlerden örülmüş karanlık dehlizinde
harflerden yaptığı asaya tutunup yürüyen
şair kadın.
Artık mahmur sabahlarla bir varsam da serin çarşılara,
ertesi günün olmadığı vakitlerden geçip geldim buraya
ardımda denenmiş intiharlar,
ruhumda beden bulan ıstırapla.

Uğruna ölünecek bir sevdiği olmalı insanın
ve yaşamak için bir nedeni elbette.
Biz uzun yollara yalnız çıkanları seven kadınlar
kala kaldığımız pencere önleri, kalıntılar…

Nasıl bu kadar yakın ve bir o kadar da uzak
rüyalarımın sokağında hâlâ ıslığı ilk sevgilimin,
gecenin sessizliğinde kalp atışları gençliğimin.

Sen artık git istersen ay ışığı görmeden komşular,
ortalık ağarır birazdan.

Bitmesi istenmeyen bir hikâye nasıl da bitiyor acıtıp birdenbire
ve baştan başlanmıyor araya hayat girdi mi bir kere.

Oya Uysal
-Mühür D. Kasım-Aralık’14-

ODA VE KEDİ – Oya Uysal

OYA UYSAL ODA VE KEDİ 8 KASIM 14

Artık kuytu köşe gizlenmekten yorgun düşmüş bir sır
ele verdi sende kendini
sense orda ilişip bir kenara, iğreti,
suçu yüzünden okunan çocuk haliyle öyle, ürkmüş,
tedirgin,
bilemeden nereye koyacağını ellerini…

Ah! bu şefkat düşkünlüğü,
bu içine düştüğün boşluk. Kırılıp dökülen bir şeylerle
uyanan
geçmişe terk ettiğin bir keder, sokulup
ısıttı göğsünü.

Şimdi yürüyüp dönsen bildik sokaklardan, dalgın,
dağınık hayatınla örtüşen oda karşılar seni
kapıda kucaklar kedi.

Hadi lâl ve mağrur bir ünlem ol ve kapa bakışlara içini,
perdeleri açık pencereni.

Oya Uysal
-Kimselerin Akşamı -

Oya Uysal…

OYA UYSAL SEN SEVME BENİ

OYA UYSAL SİYAH SATEN GECELİK

Yaşandı ne yaşandıysa, yaşandı ve saklandı belleğin mağarasında
duvarlara çizilen resimler.

Aralanmış pencerenin sokakla bakıştığı vakitler, süzülüyor içeri
hayatın çağıran sesi
başımı kaldırıp bakıyorum eğildiğim kitaptan
içimde bir yaşama sevinci
havalandırıyor perdeleri.

Yoluma çıkacak yolcunun konaklayacağı han
tesadüflere kapalı kapıların ardında
kaçıştı, şiirdi,
saklanış,
aklın yasakladığı dokunma isteği bir başkasına.

Kıskanç bakışların aynasında gördüğünden beri kadınlar kavmini
günahlarıma tanık masumiyet eğiliyor önümde

hep aynı mesafedeyken geçmişlerimiz ve bırakıp gitmezken
hiçbir yere içimizi
neyin nesi bu nefret sinmiş odalardaki karanlık
bu saplanacak sırt arayan kınından çekilmiş sözler
birbirinin düşmanı herkes, yazık.

Mağrur bir sessizlikle, kırık bir gülümseme yüzümde,
vuruşmadan kazanılmış bu tuzaklarla dolu kavgadan
yara almadan dönüyorum kendime.

Oya Uysal
-siyah saten bir gecelik-

Gece ve Uçurum – Oya Uysal

OYA UYSAL GECE VE UÇURUM

Herkes kendi gecesinden seyrediyor bir başka
gökyüzünü
aynı karanlık da örtse de üstümüzü.

Yol bitti. İşte uçurum.
Saklanacak hiçbir yer yok, güvenecek hiç kimse,
haykırsan, sesin gider geri döner tekrar;
demek böyle atlıyor içindeki boşluğa insan.

Hayata taşınmış hayaller bile yetmiyor bazen.

Yol bitti. İşte uçurum.
Birileri geçsin diye hayrına, köprü de olunur uçuruma.
Aşktı… sevgiydi… şefkatti… her ne olursa adı işte,
anneler arıyoruz aslında boşluktaki ruhumuza.

Şimdi yaprakları sararmış bir kitaptan çıkan
kahraman girebilir
ancak hayatıma.

Aynı karanlık da örtse üstümüzü
herkes kendi gecesinden seyrediyor bir başka
gökyüzünü.

Oya Uysal
-Günaydın Sevgili Gece-

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 253 takipçiye katılın