Kabul katına – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN KABUL KATINA

yazının kelamın harfin kaynağında
ışıyan saf nokta

el ehil hâkim ağız
bir ah!la
otağ kurar sözde
şiddetine kapılmadan gücünün
bir diğeriyle çadır bozar
harflerde gövdelenenle
geçit verir bir âlemden diğerine
sesten heceye kendini tanır

bulutgöçer hırkasını çıkarıp asar yola
sakalı erken gelmiş dağların
vakitsiz yağan karla
her çağın çarığı, asası farklı
yüzdeki benden dildeki bene
yol, sahiple tamamlanır

mevsimlerin ulağı
geceyi kovalayan
atının değil sesinden ayrılan rüzgârın nalı
konar birinden diğerine
kendine aldanan Zaman
hiç ölmeyeceğini sanır
ses bulduğu harften vücutla

hayatın kısası
buğdayın çağırdığı uzak
otların söylediği kulübe
kendi rüzgârına aldanan at
terkisinde gece, terkisinde
kıvılcımın ayarttığı ten, dokunduğunda
şimdi zaman
hissettiğinde kâinat

ölüm cesareti gelir
bu kadar yaradan sonra

kelamla gövdelenen
kendini yaralarından tanır
kalır kabul katında

noktadan ah’a
söyleyip yazdığıyla

Murathan Mungan
2009
-GELECEK-

 

yaş – Murathan Mungan

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Yazmam daha aşk şiiri,
diyenlerin kervanında kışladım
çöle yağarken donmuş levhalarda kar sureti
imkânsızın bereketi
gözümü alırken her yanımda ışıyan gençliğim
kimin yaşındaydı bilmedim.

Geceleri heceleyerek söktüm
aldım yedeğimdeki kelimeleri
ışığa tuttum içimi loş tutan nesneyi
Yunus’un yaşına geldiğimde
Dünyayı aşk, imkânsızı erkek bildim.

Kelimelerle dokundum dünyanın hallerine
Dokunulmazlığım kalktı
kendi şiirimde
kendi Divan’ımdan
sürüldüm
git gide Fuzulî’nin
yaşına geldiğimde.

Halk türkülerinin serçeli kafiyeleri
gibi uçuşu kolay ve çabuk akla gelmez
engelleri aşk için yapılan bütün benzetmelerin
sırasını sektiren olayların gidişi
yılları saymadan Karacaoğlan’ın, Bakî’nin yaşına geldim.

Görmenin gevşeyen bilgisi
Yaş aldıkça tutunduğum diri şaşkınlık
Başkasına doğru çözülüyor tenimdeki kelepçe
zaman benim içimde ileri gittikçe
dönüp bakmaların tarihinden
geri saydım kendimi sana geldim
onca aşk içinden geçtim de
kimsenin yaşına değmedim.

Kimsenin yaşına değmeden
daha anısı kurumayan
dünlerim bitmediğinde
hayatın rüya dilini bile öğrenemeden
hayatta kaldım
onca felaketten
şimdi buradayım
elver yanına geleyim bunca aradığım,
babam ol, oğlum ol,
kardeşim, yoldaşım, arkadaşım ol,
ben sevgilim gibi seveyim
benim yaşıma geldiğinde.

Bildiklerim kadar unuttuklarımla da seni büyüteyim.

Biliyorum, yenilenenler geçmişe kadar kaçar birinde
haritamı kaybettim ey Piri Reis!
çinisi soldu maviliğimin
nice Osmanlı şiirinde
odalardan odalara
azala çoğala
yaşadım da
Fatih’in kokladığı karanfili
denize bakan bir şiirde düşürdüm.

Rüyasında koklanmış karanfilini Fatih’in
alınmış İstanbul’da düşürdüm
içim başka yere sürüldü
tarih alındı benden
günümün acı ışığına kaldım yeniden

Bir sikkenin ilk basıldığı günü hatırlıyorum
suç ışımasında ortak belleğin altın
kaynağına indiğim suya düşürdüm
kendi yaşıma geldiğimde

ilk şiirimi üzerine kazdım ben
ben kendimi ilk şiirimde düşürdüm
çok alındım kendimden.

Murathan Mungan
Aralık’98
-Kalpteki Tavaf/
Doğduğum Yüzyıla Veda-

PARA – Murathan Mungan

BURSA GÖLYAZI 3

alt-kültür para ettikçe
çıkar yeryüzüne
çelişkiler erdemle kırbaçlanır
sistemin gereklerine
satılabilir her gerçek
bir uzlaşma zemininde
taban oluşturdukça
pazar da oluşturur
zamanla markalaşan fikirler
eklenirler karşı çıktıkları gerçekliğe

sistemleştikçe

kan dolaşımı nedir
dolaşımdaki değerlerin
çok kullanıldıkları için
içeriği yiter mi kimi
kavramların, sözcüklerin
“sömürü” gibi, “sermaye” gibi
mutasyonu uğramış virüsler
gibi yeniden gövdelerken kendini

var olma süreci aynı zamanda
metalaşma sürecidir
fosforla okundukça

ne kadar gündelik
ne kadar gözönünde de olsa
para bütünüyle anlaşılmaz bir şeydir

para kimsenin geleceği değildir
para geçmiştir, yalnızca geçmiş
tükettikçe geçmiş olan şimdiki zaman
varmaya çalıştığımız hedeften
bizi hep geriye savuran
uğruna harcadığımız
bütün bir geçmiştir para

asla parayla satın alınamayan

sabit denklem

para = uğruna vazgeçtiğimiz toplam zaman

Murathan Mungan
-Elli Parça-

İspanyolca Bir Sözcük – Murathan Mungan

İspanyolca bir sözcük…
Anlayamadığımz ama çok güzel bulduğumuz
büyü gibi çınlıyor havada, günle uyumumuzu sağlıyor
sonra birbirimizle ve başka şeylerle. Birbirimizden
yepyeni bir beraberlik yaratıyor
Yalnızca İspanyolca bir sözcük
güneş açtırıyor, çiçekleri suluyor, postaya veriyor mektupları
açık kalmış kitapları işaretliyor
denize indiriyor akasyaları, evlere çilek dağıtıyor
uçurtma olup geçiyor pazar yerinden
pencereye yeni perde dikiyor
nice unutulmuş anıyı havalandırırken
tozunu alıyor ne çok şeyin, ne çok şeyi ışıtıp parlatıyor
kendi de şaşırıyor gücüne
sonra beni oturtup bu şiiri yazdırıyor, ne olur ne olmaz diye
yeni bir İspanyolca sözcük veriyor elime.
Artık koca bir yaz şu uçarı sevinçle geçti, diye yazabilirim
günlüğüme: İspanyolca bir sözcük…
Akşam eve döndüğümde Elton John hepimiz için söylüyor:
” A Spanish Word”

Murathan Mungan
-Mürekkep Balığı-

GÜL – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN GÜL

Gül ürperiyor
Menekşe rengindeki gül
Adını benim koyduğum gül
mendil düşer
nemdir geçer
Ölür yaşadığını herkes
geriye nem kalır
derin ürperişlerden

Ölüm benim soyağacımda
En sonda gelen oğul
Ay doğar oğul gelir kum söner
Ben ölürsem nem kalır
öldüklerimden

gül düşer bahçeni seçtiğin ömre gül düşer
sen geçersen güz kalır senin geçtiklerinden
bir gül bir ben ey aldanmış hayat sığ gövde
varlık elde değil ruh bakım ister

Murathan Mungan
-Mürekkep Balığı-

Geçen ay – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN GEÇEN AY.jpg

Kendi adıyla doğan ay
kamer adıyla batan
geçmiş
bir şarkıda batan gün
kana benzerken
bir hikâye kitabı gibi
Kanayan
farkında olan hepimizin
ve hiçbirimizi tanımayan
buradan geçerken
uğramış
gibi hayatlarımıza
soğuk gümüşün bulanık suları
vaktinden önce doğmuş ve vaktinden önce batmış
bütün şiirler gibi, kendi
vaktiyle geçen hayatımızdan
geçen ay

Murathan Mungan
-bazı yazlar uzaktan geçer-

Fener Dalgınlığı – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN FENER DALGINLIĞI

Deniz fenerinde gündüz ışığı
duasını etmeye gelmiş
kendi dalgınlığından
yaptığı kanatlarla
göcebe denizin söylediği uzaklara

işaretlerin tadı
yalnızca kendinin anısıyla
köpüren sahillerin
tek gözüyle taradığı
kumsala
başkalarının uzaklarını bıraktıkça
martılar, yumurtalar ve diğer
denizleri

içinden saydıkça

bir fener dalgınlığında hatırlamak mümkün şimdi
tıpkı yalnızca bir kuzey ülkesinde geçtiği hatırlanan
romanın nedeni bilinmez anısı gibi
yabancı bir sızıyla

Murathan Mungan
-Sözcükler D. Mart-Nisan 2007-

Görsel: Claude Monet/Lighthouse