KRAFTWERK MARŞI – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN KRAFTWERK MARŞI

Kayıtsızlığın milli marşını söylüyorum
içimin hazrol’unda
yaz bitti ama duygularım değişmedi
tercihim yok hâlâ
filozoflarla tarla sürenler arasında
Kraftwerk ekolünün taviz vermez soğukluğu;
hayata kendim olarak geçirmek istediğim imge
kimse yok artık
beni senin gözlerinle bekleyecek
akşam bıçağın ağzında

bilemezsin denemeden
hangi gecenin yıldızı olduğuna
ılıman ecesi yumuşak göklerin
karar ver benim adıma
akşamın bıçağı ağzında

bir yıldızın yılan kıvrağında parlamak

Ancak burada mümkün
on üçüncü yüzyıl Rum abdallarıyla
birlikte düşünmek
Kraftwerk soğuğunu
bıçak açmıyor akşamın ağzını
avuçlarını dikmiş bakan
bir rüyanın mıhlandığı boşluğa

her şeyi bir kerede gördükten sonra
hiçbir şey
tutkunun açtığı yaraları ondurmaz
bir başka tutku bile
hâlâ kışları soğuk ve yağışlı
hâlâ yazları sıcak ve kurak
ne bir şey bilmemenin özgüveni
ne okunmuş kitapları yeniden okumak
kayıtsızlık kayıtsız şartsız içimindir
içimin, o benimdir ancak.

Murathan Mungan
-İkinci Hayvan-

YADİGÂR – Murathan Mungan

M MUNGAN YADİGAR

Ne zaman onu düşünsem
sektirmeyen muşta, içe dönük
gönül burcunda doğanlardandı 
çıktığında yola, vakitlerden kırlangıç
yıldızların adsız kervanları
için tutulan defterlerde
adına rastlandı çok sonra
ipek örtülere bürünmüştü
mağrur ve vahşi
ne yapsa sığmaz artakalırdı

çocuktum, yollarına çıkardım
başımı okşar geçerdi, esmerdi elleri
belki ona sebep ben en çok
esmer sözcükleri sevdim
oysa onları okuyacak zamanı olmadı
acıkmış gözleri yıldızlara bakıyormuş
bir dere kenarında bulduklarında
onu vuran mermi benim de bir yerimde kaldı

Murathan Mungan
-Eşkâl/ Doğduğum Yüzyıla Veda-

Sesler, Yüzler, Sokaklar – Murathan Mungan

Taş baskısı bir plakta
Yorgun bir ses cızırdar
Küflü sayfalarında bir albümün
Gülümser o soluk fotoğraflar

Kıvrılırken bir kentin alanına
Tutunur geçmiş yıllarına
Tutunur anılarına
İnce uzun duvarlar
Kaç hayat yaşadınız söyleyin
Sesler yüzler sokaklar

Yankısı kalmadı seslerin odalarımızda
Sahipleri çoktan öldü fotoğrafların
Adımlarımızdan yoruldu yollar
Kaç hayat yaşadınız söyleyin
Sesler yüzler sokaklar

Şarkısını yitirmiş sesler
Gençliğini yitirmiş yüzler
Evlerini yitirmiş sokaklar
Kaç hayat yaşayacaklar daha?
Daha kaç hayat yaşayacaklar?

Unutulur mu yoksa birgün
Sesler yüzler sokaklar
Bunca yaşamışlıktan sonra
Hiç unutulmayacaklar
Hiç unutulmayacaklar…

Murathan Mungan

Müzik: Selim Atakan

Âh! – Murathan Mungan

Âh! - Murathan Mungan

Her aşkın öldüğünde gittiği yer aynı değil
aynı değil kalbin kaldırdığı hasat, uğradığı zarar

Ben çıkamazken yüzüne kan oturmuş ak akşamlardan dışarı
serde bu heves, bu ümit, bu humma
aşk adaşım olana kadar
bendeki bu kalp imkânı!

Biliyorum, aynı şafağı sökmüyor gecelerimiz
bu aşk benimle benim aramda artık
gerisi yas tutan kelimelerin âhı!

Murathan Mungan
-Yakın Divan/Solak Defterler-

Avara – Murathan Mungan

M MUNGAN AVARA

anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimselere bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz Amerika vardı
herkesin bir Amerika’sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika’sını arardı

kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dünyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı

BİTERDİ PLÂK. DİSK BOŞA DÖNERDİ.
DÜŞLERİMİZ ÇARPIP GERİ DÖNEN SULARDI ŞİMDİ
BÖYLE ZAMANLARDA İLK SÖZÜ SÖYLEMEKTEN
KAÇINIRDI HERKES
SONRA BİRİ USULCA KALKAR, HERKESE ÇAY KOYARDI
ANIMSIYOR MUSUN?

vahşi, siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdırdığımız düşlerimiz kadar
âşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi, herşey kanatır, herşey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyumayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık

uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar, sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencereler, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?

ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terkedenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

vahşi siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi Amerika’ya
kendi Amerika’sı da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgâr aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüyada kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki, sen anımsıyor musun?

Murathan Mungan
-Mırıldandıklarım/Temmuz 1986-

PAMUK İPLİĞİ – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN PAMUK İPLİĞİ

kendimize döşediğimiz taşlar
görünmeyenin piramidi
başka uygarlıkların saatleriydi kullandığımız
zehirli yıldızlarını tanıdık gökyüzünün
kendimizi bile büyüledik piramidimizin giziyle
petrol kuyusu bütün gün
rasathane bütün gece

koynumuzdaki tılsımı düşürmedik güne
teslim etmedik kelimeleri
dar boğazlarda, kör geçitlerde, karanlık dönemeçlerde
bozuk para kadar kullandık çarşılarınızı
baktığımız pencereleri kimselere kiralamadık
uğramadık bir harf için bile mürekkebinize
yalvaç olmadan, ermiş olmadan gelip geçtik
karanlık oyların kamusundan
güvendik sessizliğin derinliğine
içimiz bölünse de başkalarına
parçalanmadı kendimize çizdiğimiz yekpare harita
ömrümüzün yolları
kırk yıl, kırk yaş, kırk ikindi
biz her zaman birkaç kişi
hayatımız piramit, ömrümüz pamuk ipliği
bilinse de olur artık bilinmese de…

Murathan Mungan
1993
-Doğduğum Yüzyıla Veda-

 

Delinince – Murathan Mungan

murathan mungan delinince

Kelimeler delinince her şey kolaylaşıyor…

Nasıldır bilirsin geriye hep biraz şüphe kalır
dağılıp toplanır
Yaşadıklarında doku ve hacim kazanan

Birikene yaslanır
Açıklar aydınlatır
sanırken
Yanıltır
Kelimeler delinince
Anlamsızlaşır

Günler böyle geçiyor…

Nasıldır bilirsin hayat
Öğrendim sandıklarınla
Azalır,
Az kalır

Gökyüzü delinince yağmur kolaylaşıyor…

Murathan Mungan
2007
-bazı yazlar uzaktan geçer-