DÖNGÜ – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT DÖNGÜ AFŞAR TİMUÇİN DEĞİŞMELER KALMALAR

Güzel günlerle esrimiş yörüngede
Rıhtım ve aynalar o ayrı ülkede
O çam dalı, yakın deniz, ufak masa
Kesilmezse bu çalkanış, durulmazsa,
Döner, döner, ortasında Güneş Anı,
Gökleriyle döner havuz, döner yonu,
Rüzgârında uçar kâğıt, susar kalem,
Döner avuç ve el şiirdedir nemi,
Döner Aslı, döner Kerem.

Akşamsa akşam hep, yanar bulut, batı.
Kalır konduysa kumsala, uçan martı.
Yağar yağarsa dinmeden, dinen yağmur
Vurur yeşil pancur vurur bin yıl vurur,
Ayrılır maviden altın, sular, bahçe
Yıldız dolar, döner yaprak, döner gece,
Rüzgârında döner kâğıt, döner kalem,
Bu sessiz döngüden yok öyle gitmece,
Döner Aslı, döner Kerem.

Oktay Rifat
-Dağın Orda/Yeni Şiirler(1973)-

ELİMİ UZATIRKEN – Oktay Rifat

ELİMİ UZATIRKEN - Oktay Rifat

Elimi uzatırken var gibiydi. Sesle,
Işıkla tüketti ömrünü. Bir silinti,
Bir gölge kaldı uzun süre sonra bitti.
Baktığım yüzler vardı sevdiğim anlamlar,
Yaş gibi titrer kirpiklerinde düşleri,
Durgun göllerini çizerler bir gülüşle,
İnce yağmurlarını serperler, ay büyür,
Sıcak bir yaz kokusu yükselir topraktan,
Işırdı anlımız, gecemiz serinlerdi.
Göçtüler yılların ardına bahçemizden,
Düşen yapraklarla kapattılar mevsimi.

Sevdiğim görünümler vardı, taş ve güneş
Karışımı : akşam göklerine benzerler,
Bir anda bozarlar bir anda kurdukları
Yapıyı, akılıp ağlarına uçuşan
Bulutların giderler, giderken bizi de
Götürürler eski günlerin artık uzak
Ve gidilmez zamanına. Yanar kubbeler,
Minareler günbatısında, turuncu, mor,
Sonra birdenbire silkinerek geçmişten
Düşerler aynalaşmış sulara balrengi,
Oynaşırlar yüze vurmuş balıklar gibi.

Yakınlıklar, yaklaşmalar vardı usulca,
Yanan idare lambaları bütün gece,
Bir dönüşü beklerler eşiklerde. Tüter
Gibidirler, oysa biterler için için,
Kopçaları çözük gencecik göğüslerde.
Bir kitap alsalar ellerine, bir şamdan
Tutsalar çiçek demetlerine dönüşür,
Yediverendi gülleri dört mevsim taze,
Tığlarla ve şişlerle mavili yeşilli.

Onlar mı kocadı çabucak, yoksa biz mi!

Oktay Rifat
-Yeni Şiirler (1973)-

BAYRAKLARIMI ÇEKTİM – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BAYRAKLARIMI ÇEKTİM

Bütün bayraklarımı çektim gönderlere,
Kanımın sıcak rengine boyadım kenti.
Taşlar döşedim öfkelere giden yola,
Elimin tersiyle düzledim kuleleri.
Sevgiyi dörde böldüm, doğu, batı, kuzey
Güney, sıçraman için bir uçtan bir uca,

İlk çekirgem kilidime göre anahtar.

Bahar güneşi gibi taze, tomurcuklu,
Dalında sevincimi taşıyan umutlar.
Ayrı bir aydınlık aydınlığın içinde.
Boşanın musluklarım, yağın yağmurlarım
Eskinin, karanlığın, korkunun üstüne!

Dağdan ovaya inen sellere merhaba!

Ben ortada duruyorum, günler, geceler,
Sokaklar, evler akıyor iki yanımdan.
Sivriyim, paslanmaz demirden ve gökten.
Topaç gibi çeviriyorum mevsimleri.
Bir fiskede devirdim sildim yalnızlığı,
Kendi sütümle büyüyorum ölmezliğe.

Toprakta otlar, ağaçlar, ıslak yarınlar.

Oktay Rifat
-Rüzgârlı/
Elleri Var Özgürlüğün-

İLKYAZA GİRİYORUZ – Oktay Rifat

82855890_2955887624421346_7969328512265879552_n

İlkyaza giriyoruz. Sıkıca yumulu
Tomurcuklarını karga pençesi gibi
Açıverecek yaşlı atkestaneleri.
Döktü pembe çiçeklerini badem dalı,
Yemişe yürüyecek. Dertliyiz, acılı.
Yabancının zoru, etobur kuşlar gibi
Dönüyor üstümüzde ve sinsi bir duman
Gibi sızıyor kirişlerden, pervazlardan.
Siniyor temize, duruya ve beyaza.
Bir öfke perdeliyor gözümüzü, tüten
Bacaya, kırmızı kiremite bakarken.
Kurşun yarası almış körpe çocukların,
Gözleri açık ölülerin arasından
Geçerek giriyoruz ilkyaza. Elini
Uzatıyor mevsim yaklaşan bulutlardan,
Topraktan kaldırdığı öteki eline.
İncecik bir yağmurla kabarıyor ova.
Verdik güney yeline yelkeni. Limana
Giriyor tekne ağır ağır süzülerek.

Oktay Rifat
-Yeni Şiirler(1973)

BADEMLER – Oktay Rifat

BADEMLER - Oktay Rifat

Güney yelindeki cıvıltı ve koku
Kandırır her yıl çocuksu bademleri,
Dalları saran buğuya aldanırlar.
Sıçrar tomurcuk uykusundan, donanır
Bademler kış ortasında gelin gibi.
İlk sevdanın benzeri o körpe ateş,
O bir damlacık güneş, dağın ardından,
Ovaya düşmeyegörgörsün bu kez, yandı,
Ağaçtı insandı kim olsa aldanır.

Oktay Rifat
-Sen Yalnızlığında/
Yeni Şiirler-

PENCERE – Oktay Rifat

PENCERE OKTAY RİFAT

Özlem dolu birdenbire başka biri,
Karşıyı bir çırpıda tutmuştu ki sal
Bir düş kentine çıktım, ürperti, masal,
Açtım camı leylaklara perdeleri.

Otlak, çardak, unutulmuş yazlarımız,
Şimdi taflanların ardından, bir geyik
Gözü ürkek, bakıyor baştan başa gök,
Susuyor kuşkulu baştan başa yıldız,

Çekilip gitmiş, bir bir, günlerle bize.
Geçmiş gecenin o ışık meltemi bu,
Yarı gerçek bir dünyadan, yarı uyku,

Koşuyor eski bulutlar üstümüze.
Bahçe küçük, parmaklığın orda ceviz,
Eski bir evdeyiz artık, biz bizeyiz.

Oktay Rifat
-Yeni Şiirler(1973)-

BIRAKILMIŞ – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BIRAKILMIŞ

Bırakılmış, boş ev. Sessiz, yaşlı sokak.
Tahta kapı, morsalkımın iskeleti.
Erimiş tuğla ve taş, düşmüş horasan.
Hani mangalla sedir, hani yaz, hani
Sardunya pencerede, nerde ışık!
Bir çeşme mi var, gizli, geçmişten akan?
Gece sessizliği belki, belki Zaman.
Belki Mayıs, yelkeni rüzgârlı gemi
Kapatılmış odada şamdanla kırık,
Yaşıyor, öyle sönük, kendini baştan.

Oktay Rifat
-Dağın Orda/Yeni Şiirler(1973)-

BİR ÖPÜŞÜN DUDAĞINDA BULUŞMAK – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BİR ÖPÜŞÜN DUDAĞINDA BULUŞMAK

Uzak bir gündüzden gelirseniz
şu kapının ardında bulun beni,
eşikle sofa, güneşle mermer, aşkla ölüm
el ele oynarken taşlıkta.
Alın kılıcınızı vurun boynunu
perdelerin arkasında sevişen bulutların.
Minder bir yokuştur tırmandığımız,
kilim saçları örülen kız çocuğu,
kırık bir duvar saatidir maşrapa,
sandalye ölüme bırakılmış bir gemi sonsuzda.
Satın savın hepsini, küflenmiş somunumu
köpeklere doğrayın kahve falında havlayan,
bir taş su için bahçeyi akıtan
tulumbasından kiraz ağacının.

Uzak yazlardan gelirseniz evde yokum,
çarşıda olabilir ya da kahvede.
Benim işim unutmak, sizi unutmak,
boynuma dolayıp kesik kollarınızı
başınızın sedirinde uyumak.
Bakın şu elmalara tekmil çürük,
sokaklar limon çekirdeği gibi
ve evler dişsiz bir kedinin ağzında.

Sizin gözleriniz akrep gibi kabuklu.
Sizin avucunuzda bir sofa var,
bir yatak var içinde, dolambaçlı bir merdiven.
Sizin saçlarınız, kirpikleriniz,
bütün kıllarınız taş bir dehlizin ucunda.
Bir ağaca bağlayabilirim sizi,
doğramadan, yolmadan, savurmadan önce,
çakmadan önce odanızın duvarına.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

Kuşlar – Oktay Rifat 

Kuşlar - Oktay Rifat 

Kuşlar en ufak bayraklarıdır aşkın;
Tüyleri dökülür gökten akşamları.
Ansızın yalnızlığa doğru uçarlar,
Mor bulutlar eteğinden akşamları.
Türküleriyle sepetler ördüğümüz,
Kanatlarıyla evler döşediğimiz
Kuşlar geceyi yavrular akşamları.
Bir çocuk usulca güldü mü – Ne güzel!-
Kuşlar ölümsüz gibidir akşamları.
Akşamları onlar daha al ve ıslak,
Susarlar nedense, deriz ki: “İşte yok!”

Oktay Rifat
-Elleri Var Özgürlüğün-