MEVSİM BAŞINDA YALI KAHVESİ – Oktay Rifat

PELİN ONAY ONUR DİLEK ADA

İlkyaz, yeni yürüyen çocuk gibi ovada adımlıyor.
Güneş körpe. Işınlarda sütlü incir tadı var.
Damlar kapılarını camlarını açıyor doğaya.
Masalara örtüler serildi kahvede. Çamaşır
mandallarıyla tutturmalı eteklerini uçarlar yoksa
martılara uyup iskeleye kayıklara doğru.
Kahve boş baştan başa. Bir kedi tortop rıhtım duvarında.
İskemle sırtını dayamış buluta, uykuda.
Bir gelse, demli bir çay yap, diye seslense kahveciye,
bir kadın çömelse çıkınını bırakıp yere, terini silse,
yalınayak çocuk, omuzunda sandığı, sorsa: Boyayalım mı ağabey!
Olacak bütün bunlar. Yaz gelecek. Gök ham, mavilik taze.
İskemleler deniz üstünde, masalar, tente.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

ESKİ GÜNEŞ – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT SONBAHARDA BULUŞMA

I
SONBAHARDA BULUŞMA

Bulut urbalar, toprak galoşlar giydim;
Sevdalıydım, deliydim; yapraklı yollar
Geçerek geliyordum sana İstanbul
Mevsim sonu ihtiyarlıyor; o sarı
Kuş ötüyordu bir yerde, hiçbir yerde.
Sofada minderlere oturuyorduk;
Eski güneşe doğru oturuyorduk;
Bizdik pencerede, bizdik gelen geçen;
Bizdik akşamla çıtırdayan ve susan;
Susmak rüzgâr çığlığı gibiydi bende;
Konuştukça bir yaprak dökümü sende.

II

SONBAHARDA AYRILMA

Camlarda birdenbire başlıyordun,
Camlarda bitiyordun birdenbire.
Ayrılığa dönerken etekle baş
Dalların arasında birdenbire,
Sonbaharın en kanlı yemişi,
Yokluğun düşüyordu ellerime.
Artık burnumda göz pınarlarının
Kokusu, sıkıntılı ve bulutlu,
Yağmurun inmesini bekleyerek,
Boşluğunda bakmıyordum, ürkek.
Naspoli ağacı var ya, o senin.
On bir vapuru geçiyor, o senin.
Senin ne varsa bir kez sana değen,
Eski sokak, gökyüzü ve fesleğen.

III
SEN VE BAŞKALARI

Bir sen yürürsün sokakta, yürürken;
Oturursun koltuğa, oturunca.
Su, bir senin bardağında en çok su.
Bir senin kolların bileziklidir.
Bir senin ağzın dudaklı ve sıcak.
Bir sen memelisin, ince bellisin.

Başkaları gitmiş olur, gidince;
Bir sen yakınsın uzakta kalınca.

IV
NİSAN BAŞI KIR KAHVESİNDE

Sevgimin arkasına gizleniyorum,
Sana bakıyorum usulca. Rüzgârın
Yapraklarıyla oynadığı bir kitap
Yüzün, denizi veriyor ilk satırda,
Altını mavi tebeşirle çizdiğin.

Küçük sihirbazım, mıknatısım benim!
Dolanıyor çevremizde uyduların;
Masamıza getiriyorsun güneşi,
Toprağı ve suyu. “Olsun!” dedin, oldu:
Telgraf telleri, bir kuş, topal kedi.

Bense havaya çıkar çıkmaz dağılan,
Kazı çanakları gibiyim, gereksiz
Ve suçlu, yeni bir günün yamacında.
Sevgimin arkasına gizleniyorum;
İçim dışım, kımıl kımıl hiyeroglif!

V
BAKMAKLA BAKMAMAK

Yüzüne bakmadığım zaman,
Başka gözüm var seni gören.

VI
YAĞMURDAN SONRA

Bir şeyler geziniyor oramda, tembel
Ve keyifli. Sen misin? Güneş mi yoksa?
Yoksa o mu, şu mavi mi engindeki!
İnsanı, kedisi, martısı, balığı,
Deniziyle İstanbul olup savrulan
Nisan mı yoksa!
Böyledir ilkbaharı
Rüzgârları; bulut geçer, yağmur diner,
Yansır ışık ıslak yaprağın üstünde.

VII

İKİMİZ

Türlü aşkla hohladım, sildim,
Pırıl pırıl ettim gecemde
Seni, bakır güğümler gibi;
Güneşler, denizler vuruyor
Göğsüne, bulutlar geçiyor
Alnından şimdi.

VIII

TUTULMA

Başımı çeviriyorum, çözülüyor;
Dönüyorum sarılıyor; bir yumak mı
Var gizlediğin, Ay mı, Güneş mi yoksa!
Gölgen düşüyor araya, neye baksam,
İsli camlar arkasında,tutuluyor!

IX

SENİNLE SENSİZ

Sen gelince bir mutluluk ülkesiyim,
Cıvıl cıvıl;
Az gelişmiş toplum gibi, sen gidince,
Boynum bükük.

X

GÜLLER

Sen mi o gülleri takındın, Güzel,
Yoksa o güller mi seni takındı!

Oktay Rifat
-Eski Güneş-

GECENİN SÖYLEDİKLERİ – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT GECENİN SÖYLEDİKLERİ Alexander Khoroshilov

__Hepsi var. Sevgilim yok.

Yüzüme kadife bir kumaş gibi değdi gece sonra uzattı siyah ellerini, aydan yere
dökülen gümüş tellere doğru. Gümüş teller inliyen bir erganun oldu. Kıvrıldı siyah parmaklar, çaldı gece.. inledi, erganun rüzgârda inledi, rüzgâra ses verdi. Esti
rüzgâr ayın saçlarını taramak için ayın kafası bir bilârdo yuvarlağından farksız.
Saç nerde? Nevmit olmadı rüzgâr, göklere, uzandı, oynadı yapraklarla sevgilinin
buklelerile oynar gibi.
Bu gece bana sevdiğim bu gece aşkı hatırlatıyor. Erganun var, âşık var, maşuk
var. Uzat parmaklarını öpeyim. Dinle! İnliyor erganun.. Erganun, inle……
• • •
Gözlerimi oğuşturuyorum. Etrafıma bakıyorum. Erganun var, âşık var, maşuk
var. Sevgilim yok. Kandırdı beni gece, beni gece değil hislerin kandırdı… Uzat
parmaklarını öpeyim… Erganun sus! İnleme. Başın yanıyor, gibi. Yüzüme kadife
bir kumaş gibi değdi gece…

Oktay Rifat
1932
-bu dünya herkese güzel
(dışarıda kalan şiirler)-

 

©Alexander Khoroshilov

PENCEREDE BİR KADIN – Oktay Rifat

oktay rİfat pencerede bİr kadin

Evler ve bir sokak, rıhtım sola düşer.
Gelen geçen insanlar birer ikişer.

Evlerin üstüne ağaçlar eğilmiş,
Bizim görünen bize bizim değilmiş.

Eski akşamlarla üşür, aldanır mor
Fistan giyer düşlerinde, katlanmak zor.

Çalar milyon güneş çıngırağı, milyon
Kıvılcımla sıcak vakti ve bir kalyon

Yaklaşır pupa yelken, büyür gitgide
Kuşların uçuştuğu ateş çizgide.

Geçmiş günleriyle dönen Zaman’dır bu.
Titrer bakışlarındaki özlem buğu.

Oktay Rifat
1972
-bu dünya herkese güzel-

BENSİZ – Oktay Rifat

oktay rİfat bensİz

Yalındı alabildiğine bensiz
çıplak güzelliğin kılıcına yatmış
insanca bir beklenti içinde
yavaşça sivri bir beklenti içinde
işte yoksulluk diyordu
işte ekmek işte alınterinin yokuşu
işte bütün pasların demiri
soyunuyordu

yalındı şaşırtıcı bu iyimserlik
soyundukça açılmayan kilitleri
kara kışın fırtınanın
sonunda eriyecek olduktan sonra
yeni bir ışığa başlangıç,
mumun bitişiyle şamdanda
beklenen gelecekti.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

TEK KATLI EVLER – Oktay Rifat

OKTAY RIFAT TEK KATLI EVLER

Vakitsiz evlerin kireç badanalı
duvarları, kırsal beyazlığımız.
eski bir yağmur mu hafiften başlayan
yoksa solgun bir güneş mi damlara
dağılıp güz kokusunda ağaçlara
gündüzden geceye yağdığım.

ey suçüstü yalnızlığı evlerin

oysa hiç gidilmemiş
bir akşamüstüdür yalnızlık
beni bulur sensiz, aynası kırık
günlerini, kilidini kurcalarken
bileziği unutulmuş ellerinin

yitirilmiş ne varsa hepsiyle
uykunun uzaktan yalvarışı
gibi dönüp baktığımız
bir karanfil boşluğu bardakta

kokusuz kaldığımız.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-