GÜNEŞLER AYLAR – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT GÜNEŞLER AYLAR

Güneşler, aylar türettim, aşklar doğurdum.
Kırk yerimden kopuk, kırk yerimden yamalı,
Savruldum, özlemlere düştüm yaprak gibi.
Altımda martılar ve deniz, altımda gök,
Altımda ip, ha koptu ha kopacak, çürük.
Kadınlar, sokaklar, cenaze alayları
Yağdı üstüme döşeklerde, çırılçıplak.
Sevişir gibi havalar, güzel havalar!
Bulutlara baktım kaykılıp iskemlede.

Boş boş! Sevgiler ucuz, kitaplar nafile!
Yel aldı hepsini harmanda birer birer.

Oktay Rifat
-Rüzgârlı-

Perçemli Sokak – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT PERÇEMLİ SOKAK

I
Bulutların çıkınında
Mis kokulu güvercinleri gökyüzünün
Çıldırtırlar insan gözlü kedileri
Ay doğar kuyulara yalınayak
Telgraf tellerinde gemi leşleri

II

İşte kara dutları güneşin
Papatyaların renkli camları
Başakları evlerin
Kan rengi kız çocukları yelesiz
Lokma lokma ağaçların altında
Tren yolunda eğri büğrü
Damları doğrayan makas

Gel bulutsuz masalara yaslan
Elimi tut büyüsün
Yüzüme bak çalsın
İçimdeki çalar saat
Dönüş yollarında sarmaş dolaş
Vapurlar geçsin aramızdan.

Oktay Rifat
-Perçemli Sokak-

HASRET – Oktay Rifat

A spreading Horse Chestnut tree.

I
Minderde dikiş diken annen onu düşünür
Onu koklar odanın havası derin derin
Işıktan sakın biraz belki yüzün görünür
Renkler karıncalandı ıslandı kirpiklerin

Masasında saati, tesbihi, derecesi
Tablada son içtiği cigaranın külleri
Açık duran kapıdan şimdi gelecek sesi
Şimdi omuzlarına dokunacak elleri

Beyaz geceliği ile geçecek odasına
Yumuşak adımlarla arkasından sen de gir
Kahve takımlarını bırakıp masasına
Lâmbayı üflemeden cibinliği indir

II
Yıllar akan su gibi geçecek öyle sensiz
Ağaçlar dallarında bütün mevsim çiçekler
Sensiz ruyalarını seyredip sönecekler
Ve kaç bahar daha var kim bilir böyle sensiz

Belki de bir sükûtsun yıldızlı gecelerde
Belki toprak, belki su, belki de bir yapraksın
Bambaşka bir terkipte bir şuur tadacaksın
Bu yepyeni terkibe damlıyan gölgelerde

Acaip bir çiçekti patiska geceliğin;
Ruhun öyle bembeyaz hülyaları severdi.
Kestane dallarının gölgesinde geçerdi
Günlerin, hayal olan benden uzak günlerin…

Oktay Rifat
1934
-bu dünya herkese güzel-

Az Gelişmiş – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT

~~ Metin Eloğlu’ya…

Geri kalmak, bilimde, sanatta; yapraksız,
Çiçeksiz bahar gününde; acılı yıldız
Taşımak alında.

Geri kalmak, toprağın düşmesi sabanla;
Çeliği kâğıt gibi doğramak dururken,
Ütülmek zamana.

Geri kalmak, gömülü dinsel kovuklarda,
Eli böğründe, aç açına, sele karşı,
Ele güne karşı.

Geri kalmak, çakaldan korkar gibi korkmak
İnsandan, insanla kardeş olmak dururken,
Yılana sarılmak.

Geri kalmak, bilisiz, bilinçsiz ve bitli,
Sıkışmak yay gibi, karanlık cenderede:
Boşanmak o hızla.

Oktay Rifat
-Bütün Şiirleri I-

Batak – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BATAK

Gökteki uçurumdan başım dönse de,
Sokulurdum az daha, az daha.
Gömük yarı belimize kadar, büyük
Yarı belimizden öte, cıvık
Batakta. Bir sarmaşık gibiydi batak,
Bir tuz ki aşımıza karışmış,
Oyar köstebekleriyle etimizi.
Kelepçelidir kirpiklerimiz,
Acır bir ışığa dönsek yüzümüzü.
Aydınlığa versek elimizi.
Uzuyor koyu bir katranla yapışkan
Parmakların ucunda ip gibi.
Ak bir güvercin alsak avucumuza,
İnim inim karayel yerine,
Güvercinin tüylerinde batak. Batak
En uzak ışıltılı yıldızda.
Çektik kentin yorganını üstümüze,
Düşler kurduk, düşlerimiz batak.
Ve batak kişiler sardı yöremizi:
Suratları insana boyalı
Bütün o alıp satanlar, üleşenler;
İçimizde açan karanfili
Kara tırnaklı yaldızla kirleterek,
Sıkınca bir irin çıksın diye
Yalnızlığa gömenler, ün tacirleri,
Bağnazlar, despotlar ve ödlekler;
Havasız odalarda duman kişiler;
Yoksulun cebinden aşırılmış
Beşlikleri yutturanlar altın diye.
Durgun batak, leş kokulu batak!
Atımı getirin benim, kır atımı!
Bataktan dörtnala çıkmak gerek!

Oktay Rifat
-Bir Aşka Vuran Güneş-