BİR ÖPÜŞÜN DUDAĞINDA BULUŞMAK – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BİR ÖPÜŞÜN DUDAĞINDA BULUŞMAK

Uzak bir gündüzden gelirseniz
şu kapının ardında bulun beni,
eşikle sofa, güneşle mermer, aşkla ölüm
el ele oynarken taşlıkta.
Alın kılıcınızı vurun boynunu
perdelerin arkasında sevişen bulutların.
Minder bir yokuştur tırmandığımız,
kilim saçları örülen kız çocuğu,
kırık bir duvar saatidir maşrapa,
sandalye ölüme bırakılmış bir gemi sonsuzda.
Satın savın hepsini, küflenmiş somunumu
köpeklere doğrayın kahve falında havlayan,
bir taş su için bahçeyi akıtan
tulumbasından kiraz ağacının.

Uzak yazlardan gelirseniz evde yokum,
çarşıda olabilir ya da kahvede.
Benim işim unutmak, sizi unutmak,
boynuma dolayıp kesik kollarınızı
başınızın sedirinde uyumak.
Bakın şu elmalara tekmil çürük,
sokaklar limon çekirdeği gibi
ve evler dişsiz bir kedinin ağzında.

Sizin gözleriniz akrep gibi kabuklu.
Sizin avucunuzda bir sofa var,
bir yatak var içinde, dolambaçlı bir merdiven.
Sizin saçlarınız, kirpikleriniz,
bütün kıllarınız taş bir dehlizin ucunda.
Bir ağaca bağlayabilirim sizi,
doğramadan, yolmadan, savurmadan önce,
çakmadan önce odanızın duvarına.

Oktay Rifat
-Denize Doğru Konuşma-

Kuşlar – Oktay Rifat 

Kuşlar - Oktay Rifat 

Kuşlar en ufak bayraklarıdır aşkın;
Tüyleri dökülür gökten akşamları.
Ansızın yalnızlığa doğru uçarlar,
Mor bulutlar eteğinden akşamları.
Türküleriyle sepetler ördüğümüz,
Kanatlarıyla evler döşediğimiz
Kuşlar geceyi yavrular akşamları.
Bir çocuk usulca güldü mü – Ne güzel!-
Kuşlar ölümsüz gibidir akşamları.
Akşamları onlar daha al ve ıslak,
Susarlar nedense, deriz ki: “İşte yok!”

Oktay Rifat
-Elleri Var Özgürlüğün-

BİR KIYI BOYUNCA – Oktay Rifat

BİR KIYI BOYUNCA - Oktay Rifat

Saçlarında ayırdın günlerimizi
Ortadan samanyolunda ikiye
Sonradan acımasız döktün
Tel tel taranmış gündüzü ikiye

Küller kalıyordu cıgarandan uzun
Tabaktaki ölüm yarısına yazın
Varılmaz düşlerdeydi öbür yarısı
Bir kilise kalıntısı dikenler hüzün

Seni sevdik o kıyı boyunca
Bulanık da olsa ucunda mevsimin
Hani erinci verecektin aşkı

Mavi bir martı ölüsü kumsalda
Bulutlarıyla beyazdı yaz
Deniziyle yollarıyla beyaz.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

O Rüzgârlı Islak – Oktay Rifat

O Rüzgârlı Islak - Oktay Rifat

Sade ses ve yankı kesildiğim
O rüzgârlı, ıslak gecelerde
Gökyüzü bir değirmen gibidir.
Umut, sevinç, aydınlık özlemi,
Dişine ne düşerse öğütür.
Bir saban, gömerek demirini
Yüreğimize, ağır ve hoyrat
Sürer tarlamızı, söker atar
Ota, çiçeğe benzer ne varsa.
Devrilir iki yana etimiz,
Gömülür çılgınlığın tohumu.

Sade ses ve yankı kesildiğim
O rüzgârlı, ıslak gecelerde
Gökyüzü dev bir şilep gibidir.
Boşaltır ambarlarından, döker
Yapışkan, çürük yükünü kente.
Artık ne çit, ne kapı, ne duvar!
Emerler milyon dille, damakla,
Emerler parmak uçlarımızdan
Kara sülükler gibi bulutlar
Son kalan gündüzü kanımızdan.

Oktay Rifat
-Sen Yalnızlığında-

Oktay Rifat (10 Haziran 1914 – 18 Nisan 1988) Anısına saygıyla…

OKTAY RİFAT 2

Elleri Var Özgürlüğün – Oktay Rifat


Köpürerek koşuyordu atlarımız
Durgun denize doğru.

2
Bu uçuş, güvercindeki,
Özgürlük sevinci mi ne!

3
Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!

4
Ürünü ayırmışlar ağacından,
Tutturabildiğine,
Satıyorlar pazarda;
Emeğin dalları kırılmış, yerde.

5
Işık kör edicidir, diyorlar,
Özgürlük patlayıcı.
Lambamızı bozan da,
Özgürlüğe kundak sokan da onlar.

Uzandık mı patlasın istiyorlar,
Yaktık mı tutuşalım.
Mayın tarlaları var,
Karanlıkta duruyor ekmekle su.

6
Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara,
Eşitliğe doğru giden.

7
Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!

8
Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmaya görsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.

9
Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi.

10
Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

Oktay Rifat
-Elleri Var Özgürlüğün-