ULUDAĞ SOKAK SATICILARI – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT ULUDAĞ SOKAK SATICILARI Hakan_Aydin_ulu_sirali_4

Girin satıcılar evimin bülbülleri
Girin girin aydınlık bahçemden içeri
Üzüm satın armut satın nar satın bize
İndirin tüy gibi küfeyi sırtınızdan
Dağlar görünürken kapıda ardınızdan
Bir elmada bir mevsim dolsun evimize

Ya sen ey karınca taciri gazeteci
Ağzının ucunda bir sap ebegümeci
Kaşlarında macera gözlerinde oyun
Şeytan gibi kaçan yollu bisikletinle
Yırtık çizmelerin kadife kasketinle
Getir o eski sevincini çocukluğun

Akşamla bacada mavileşince duman
Biten türkü gibi uzaklaşan kapımdan
Kayın ağır ağır gündüzden gecenize
Ey İstanbul ağzıyla mal satan simitçi
Çocukları eşeğine bindiren sütçü
Halil İbrahim bereketi kesenize

Oktay Rifat
-Aşağı Yukarı-

Görsel: Hakan Aydın/Uludağ

KERVAN – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT KERVAN

Hepimizin ağzımız burnumuz var
Hepimizin aklı
Apaçık ortada işte
O haksız bu haklı

Biz yaya kalmışız bu kervanda
Beyler paşalar atlı
Dökülmüşüz yollara çoluk çocuk
Kimisi kel kimisi bitli

Bu toprak eski toprak dost toprak
Tarlalar bereketli
Bıngıl bıngıl çayırlarda kuzular
Danalar etli

Bize gelince işler çapan hemşerim
İncirim yenmiyor sütlü
Taş gibi mübarek kara somun
Kirazlar kurtlu

Amanın bu ne biçim tecelli
Dostlar neden bu ikilik
neden neden neden
İnsan dertli oluyor dertli

Geberin diyor şeytan
İşiniz ne bu dünyada
Yağma yok kör şeytan
Yaşamak tatlı.

Oktay Rifat
– Aşağı Yukarı-

AÇ ELLERİNİ – Oktay Rifat

oktay-rifat-ac-ellerini

Aç ellerini! Bütün örtük kapıları
Aç! Göğü ve ışığı tutmadan geçir ki
Götürsün güneşin seli ölülerini.
Bu ırmak doğadan akıyor. Bu şıpırtı,
Suyun sesinden daha saydam bu çalkanış
Ovadan geliyor. Zeytinler yüzer gibi.
Tarlanın berisinde buğuya gömülmüş,
Azgın otları başlıyor setin. Sonra çit
Ve kalın kabuklu ihtiyar kestaneler.
Bu rüzgâr yaşlı kestanelerden geliyor.
Kabarmış toprağa bak! Parmak kadar bitki,
Topluiğne başı kadar yapraklarıyla
Yeşilin sevinci içinde. Dön yüzünü
Engine doğru, gör kendini o aynada!

Oktay Rifat
-Sen Yalnızlığında-

EVVEL ZAMAN İÇİNDE – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT EVVEL ZAMAN İÇİNDE Mizumoto Park, Tokyo, Taken today 15 Ocak 17

Her ağacın arkasından karşıma siz çıktınız
Öylesine çoktunuz ki bunaldım yalnızlıktan
Rüzgârınız esiyordu dağ taş deli gibi
Savruldu kulelere dayadığım merdiven

Her köşebaşından karşıma siz çıktınız
Öylesine yoktunuz ki ağladım deliye döndüm
Kanınızla incelen taşlar yüzüyordu
Eski denizleri andıran bulutlarda

Sayısız gitmiştiniz ne yazık
Evvel zaman içinde gibiydiniz
Uzandım yerden usulca aldım gökyüzünü
Siz atmıştınız

Oktay Rifat
-Âşık Merdiveni-

GECEYE DOĞRU – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT GECEYE DOĞRU

Bir çocuk uzaklarda ve keçiler
Sazlıklar arkası bakarken ufka
Şarabı iki sevgi arası ver
İki dost arası Orhan’la Kafka

İki dost arasından aşka dönük
Yeni bir burç rüzgârı essin hele
Kaçınılmaz bir sıladır yalnızlık
Kişi bir gün kendine dönse bile

Bizden de silik solgun ve ölümlü
Vurmuş sazlığa doğmakta olan şey
Bir sanrı mı düşte kestane dalı
Hey gibi ömrüm ölmezliğimiz hey

Yeniden sus sessizliği geçtikte
Sağ elin doluysa uzat sol elin
Bir şarap ver yaksın kalbi içtikte
Dağda açmış rengince olsun gülün.

Oktay Rifat
-Çobanıl Şiirler-