SANRI – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN SANRI

Sevgilim kuşlara bakacak düşmekten korkmasa
Doğulu bir rüzgârı esecek etimde, sonsuz
Bense bir ağaçtan çıkıp geleceğim böyle yeşil
Böyle baştan aşağı yeşil
Baştan aşağı kin ve kuşku

Sevgilim anımsa diyecek
Ellerimi, zor ve ağır ellerimi
Esrik bir yaprak olacak titrerken
Titrerken duyacağım çıplaklığın sesini
Duyacağım ve yarılacak tohumun sancısı

Sevgilim kirli bir dua gibi yağacak üstüme
Öylece yağacak hazır dağılmaya, yok oluşa
Toprağın gizi bizi içine alacak
Geride hep bir ıslaklık

Bir martı usulca düşecek
Göğün dalından

Gonca Özmen
-belki sessiz-

ÇÜNKÜ ANNEM – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN ÇÜNKÜ ANNEM

Çünkü annem bir yorgun zorunluluk
Yüzünde içi çiçekli eski kutu duruşu
Neydi unuttuğu mutfağa girip çıkarken
Dalgınca boyayıp duruyordu kirli göğü

– Annem yelkovanın bıkkın dönüşü

Tek katlı evlerde mululuklar aradı. Yok.
Çok çocuklu evlerde cıvıltılar istedi. Yok.
Çukur yerlerinde geçmişin titreyişi
Toz suretinde yapışmış anılar duvara

– Annem bir tekerlemeydi odalarda

Geçkin yazlarla soldu ahşap düşleri
Eski bir telaşın dinmez sancısıyla
Ağlardı annem gülmek gibi dururken
Küçülür incelirdi aya baktıkça

-Annem bir balkıyan göl gülümsemesi

Bir kuşun uçuverişi gibi kolay ölümler çağı
Rahat yataklarda dikeni batar gecenin
Örterken annem yıllanmış perdesini
Babam bir ünlemdi akşamla uzayan

– Annem ki deltaların yazılmamış tarihi

Gonca Özmen
-belki sessiz-

Görsel: Emine Tokmakkaya

ÇIPLAK – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN ÇIPLAK

I
– Sözlerinizden eksilenim ben

Yitik bir dilde bekledim
Bir kusuru söyledim durdum

Azar azar tükendim
Her sessizliğe merhamet oldum

Biraz tenha olsanız konuşurken
Bir dizeyi bitirirken yıkık dursanız

II
-Korkularınızdan artanım ben

Söyleyecek bir sözü olsun kuşların da
Evime sığınsın kış uzaklığıyla

Yorulur rüzgâr özlemler taşımaktan
Açıp açıp ağzını bir boşluğu solumaktan

Biraz suçlansanız eksik bakmalardan
Suyun çocuksu yanından

III
-Sevinçlerinizden kaçanım ben

Çatlatır bu cümbüş çemberi orta yerinde
Kısrak oluşum mahmuzlar gecenizi

İncinirim şapkası düşmüş bir sözcükten
Çığırtkan aşklarınız ve tanrınızdan

Aksağını sevseniz şiirin, kusurunu
Zamanı gövdenizden geçirseniz

Gonca Özmen
-belki sessiz-

SULARDA – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN SULARDA

‘Renkler birbirine karışıyor ‘ dedi.

Işık dondu. Taşa gizlendi ses.
Soluğunu tuttu rüzgâr. İki çakıl
taşı, eskimiş bir neşeyi konuştu.
Rüzgârını yitirmiş fırtınada, göl
denize öykündü belli belirsiz.
Taşın yüzünü sildi zaman.
Şeklini ve yerini arayan bulut
ortada kaldı. Yaşlı bir
volkanın sessizliğinde, ‘güneş
yok aslında’ diye sayıkladı kadın.
Çöl kuma saklandı. Beynimde
bir çekiç vurdu, vurdu. Her yerde
örümcekler… her yerde ağları…

Yine de ellerin nerde kaldı?

Gonca Özmen
-kuytumda-

BÖLÜNMELER – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN BÖLÜNMELER

I
Kusura vardım
benimdir dedim bu eski söz

Kime açıldıysa kapılar
Kapananı benim dedim

Beni bir avuntudan oldurmuşlar
De ki bir sıkıntının içini oymuşlar

Böyle böyle sezdim dilin de sabrı var
Akşamdan hızla geçen sesin de

II
Biter şimdi gecenin susmayan ağzı
Eğer beni söze doğru karanlık

O eski dudaklarla düşlemek seni
Boynunun bahçesini bu ölü dudaklarla

Tenin altında bir usul bezginlik
Yapraklar geçiyor bir çocuk dalgınlığından

Denizin henüz bitmediği
Daralıp daralıp genişlediği her şeyin

III
Yerinde dursun su dalgınlığı
Ben kendimi yaprağa sunacağım

Nasılsa geri dönecek kuruttuğum söz
Bir çiçeğin açışını andıracağım

Gecenin getirdiği ne varsa ona inanacağım
Hem inanmak çocuksu yanımızdan gelir

Bir çocuğun aklıyla harflerinizi dolanacağım

IV
Sonra bir yalnızlığı denemek oluyor her şey
Üç beş sandalye yetiyor hüznü ağırlamaya

Akşamları getirdiğim yorgunluk beni anlatmıyor
Durmadan okşuyorum tüylerini gecenin

Çiçekler büyük bir yokluğa bakıyor
Gitsem gitsem bir solgunluğa gidiyorum

Yüzümde kelebekler ölüyor

Gonca Özmen
-belki sessiz-

Kuytumda – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN KUYTUMDA

Yüzüne bıraktığım orman yitirdi yankısını
Albümün tozunda darmadağın anılar
Aynalar mı yanlış, kendime benzerliğim mi?
Neye dokunsam çürüyorum kuytumda
Benimki bir iç kanama, bir bozkır sıkıntısı

Sözcükler dalgın ve upuzun üzüntü
Çiçeğin ruhu üşüyor gürültünden
Gölgen de kalmadı bak, o itiraz
Bekleyiş eritiyor buzdan sarayı
Nedense dili yok gecenin ağzında

Dal üstü bir konmak bizimkisi
Tanrılar bile baş edemedi işte sonsuzla
Zaman unuttu dipteki batıkları
Yollarda aynı kaygısızlık
Boşluğunda dolaşıyor paslı bir hançer

Gonca Özmen
-kuytumda-
2000 yılı Orhon Murat Arıburnu ödülü

AY ZAMANI – Gonca Özmen

GONCA ÖZMEN AY ZAMANI

Ay zamanıydı
Kaybettiği uykusunu arıyordu gece
Yağmalanmış bir acıya gizlendi
Tenin apansız kanatlanışı
Kimse görmedi

Kimse bilmedi
Beden yangını alevsiz başlar
Buz keser bekleyiş
çiy tanelerinin iç çekişiyle
Köprüler dokunamaz suya
Su ise hep çıplaktır
saklayamaz yarasını

Yorgun göllerin kabardığıydı
Bu gri şehirde hep bir gecikme
Kaçardı ses
korkusunu yankısında çoğaltarak
Hüznünü büyütürdü yalnız odaların

Mavi bir imla hatasıydı gözlerin
Sular söylesin şimdi seni

Gonca Özmen
-kuytumda-