EN GÜZEL GERÇEK – Şükran Kurdakul

EN GÜZEL GERÇEK - Şükran Kurdakul

İçine elvermeyecek, acılı olacaksın
Ama duy beni, ama duygulan bana.
Bak kendi ellerim, kendi saçlarımda geziyor
Kalabalıklar bir yana, ben bir yanayım
Kupkuru bir yalnızlık, özlem içinde;
Özlem içinde, yarı sarhoş, yarı uyanık
Her şey geldi geçti, biz bunlarla başbaşa kaldık
Kıtaların denizlere en yakın bir yerinde
Karanlık kayalar gibi koparılmak için
Sanki bizi buldular insanların içinde.
Hayır, en güzel gerçeğe yaşarken varan benim
Düşüncenin yandığı gözlerini duyarken
Gelmiş, geçmiş zamanlarımdan ne bildiğim
Yitirdiğim, aradığım, yarattığım ne varsa
Tekrar tekrar bulunca sende,
Ne varsa bizi insanlardan ayıran
Acılı bir saadet olmuyor geride kalan.

Şükran Kurdakul
-Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

©Rafsanjani Ahmad

Kırık Değirmen – Şükran Kurdakul

Kırık Değirmen - Şükran Kurdakul

Bir içimin alacakaranlığında dayanmak meselesi,
Bir bu fena İstanbul akşamını yaşamak
Nice odaların kapanmış penceresi
Gene bana iniyor yalnızlığıma sığınmak.

Gene benim, şimdi tek başına, sonra beraber.
Bir yanım mağrur sağlam, bir yanım gücüme gider.
Bir yanımda karşı koyma, bir yanımda ezilmeler.
İkili tutkular gibi canıma okuyacak.

Her şeyler devam eder bu bildiğim gidişte.
Evli evine giderken yolcu yoluna.
Ne rüzgârlar yapacağını yapmış ki bana
Kırık değirmenler gibiyim, dönemiyorum işte.

Şükran Kurdakul
-En Güzel Gerçek-

 

YOKSA BİZ – Şükran Kurdakul

ŞÜKRAN KURDAKUL YOKSA BİZ

Yoksa biz
Masalın esiri mi sandık kendimizi
Zincirinden boşalmış dünyamıza yürürken
Neler götürdük beraberimizde
O yıkımları biz gördük
O savaşlardan biz geçtik.

Yoksa biz
Masalın yiğidi mi sandık kendimizi
Bir solukta meydan okuyan bulutlara,
Elleri var ellerimize benzer
Gözleri bizimkiler gibi
Bir gülüşü dünya kadar umut
Bir gülüşü ölümsüz ve insan.

Yoksa biz
Masalın çocuğu mu sandık kendimizi
Yalnızlığımızda, korkulamızda
Bir yanı kurtulmak ister kucaktan
Bir yanı göğüslere gömülü
Düşleri var düşlerimize benzer
Ne darağacı görmüş, ne zindan.

Şükran Kurdakul
-Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

Uykuya Çağrı – Şükran Kurdakul 

ŞÜKRAN KURDAKUL
Saat Onikileri geçiyor uyusana,
Uyusana gözbebeğim, uyusana düşüncem
Daha yitirmedik içimizdeki güzel şeyleri
Senin gözlerin görecek gözlerden
Sabah olsun gün ağarsın
Nasıl canı gönülden duyacaksın
Nasıl yeni adımlar gelecek adımlarına
Bırak kendi haline, kirpiklerin kapansın
Acısı, kaygısı bırak gitsin yoluna
Uyusana gözbebeğim, uyusana düşüncem
Saat Onikileri geçiyor uyusana.

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-

DEĞİŞMEYEN – Şükran Kurdakul

DEĞİŞMEYEN - Şükran Kurdakul

Gecenin bir vaktinde yalnızlığın içindeki
İçin içine sığmayacak olursa düşünceden
Düşürüp başını avuçlarının arasına
Seni umudundan bile uzağa götürüyorsa
Bu mahzunluğu yaşamak mecburiyeti
Anıların yarıya kadar açık penceresinden
Ne görüyorsan duymaya çalış tekrar
Eski Nisan ağaçları dallarında uçuşan hürriyeti
Bak sana yeniden duyman için getirdi
Mademki hayat birşeyler kaybetmedi sesinden
Mademki dışarda gökyüzü mavi,
Ağaçta kuşlar şendiler
Varsın birisi kapanmadan, birisi açılmasın kapıların
Bu duvarlar kanlı sarı yaralar gibi
Karşımızda olsun varsın.
Uzak bir rüzgâr
Bir iki ses getiriyor kulağımıza kadar
Orada gökyüzleri
Gökyüzlerinde yıldızlar
Söyleyin öylesine garip garip bakmasın
Evlerin geceye açılan pencereleri
ortalık böyle ışır
Böyle kesilir rüzgâr
Söyleyin değişen birşey yok hayatımızda
Kaybolup gözükmeler var

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-

 

YAŞAMIN BIRAKTIĞI – Şükran Kurdakul

BİRHAN KESKİN KARGO

Buramda duya duya yaşamın bıraktığını,
Gelip şehrin ortasında kapandığım bu yerde ben
Baksam ki kurtulmaya kendi kendimden
Duysam ki düşüncenin düşüncemde yarattığını.

Sussam ki hiç doğmamışlar gibi sussam,
Paldır küldür konuşan bu çağın ortasında;
Gözlerim kendine dönük, kafam kendi dalgasında
Ellerimle ayaklarımla tutsaklığıma dursam.

Büsbütün umutsuzluk, büsbütün yargı payı,
Bir zaman vursa, bir zaman gelir geçerdi
Ama bunca yıllık evren ne hale geldi,
Baksana hangi tohumlar parçalıyor dünyayı.

Dursam, baksam, duysam ki
İlk düşünen insandan bu yana
Son düşünecek insana kadar.
Versem versem
Kendimi verebilirdim sana.

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-

DALGIÇ – Şükran Kurdakul

ŞÜKRAN KURDAKUL DALGIÇ Elif Eda Şahin

Kendi denizlerimin dalgıcıyım ben
Bir alışkanlığı sürdürür gibiyim belki
Soluğum son aşamalarına geldi
Geçtim durdum bilincin dehlizlerinden.

Bahçeler mi yoktu, eski ve yeni
Şarkılar mı, anılara benzer
Gemiler mi yoktu, küsmüş yelkenleri
Gözümün önünde eriyip gittiler.

Bilirdim çizgen neresiydi, yol neresi
Dalardım mavilerin güneşle buluştuğu yerden
Hevesleri, coşkuları, sevinçleri
Ben yaratmışım gibi dökerdim içimden.

Ne varsa doğayla aradığım uyumda
Çiçeğe durmuş ağaçlar gibi iyimser…
Ve sesinin masalında sevdalı,
Bize özgü sözcükler getirdim koynumda.

Kendi denizlerimin dalgıcıyım ben
Bir alışkanlığı sürdürür gibiyim belki
Soluğum son aşamalarına geldi,
Gidiyorum içimdeki sesin peşinden.

Şükran Kurdakul
-Seçme Şiirler-

Görsel : Erdek ©Elif Eda Şahin