ANIMSADIKÇA – Şükran Kurdakul

82983144_2955984747744967_5742802287605055488_o

Belki bu masada kanadı şiirleri
Yüreğiyle birlikte
Işığı kadehimize düşen
Gecenin bir vaktinde.
Bir Beyoğlu düşkünü, eskilerden
İçkiyle düşünen biri
Otuzbeşini yeni dönmüş
Eli titriyor yazarken.
Biri var, sabahı geciken geceler gibi
Yorgun, usanmış ve boşlukta
Öyle bir dünya çiziyor ki
Sahneye çıkarken, kulise dönerken.
Biri var kumrudur Üsküdarı özler
Bir serçe kuşu… aklı eski saçaklarda
Biri martıdır, düşünde uzak denizler
Delirecek olur Marmarayı geçerken.
Belki bu masalarda kanadı şiirleri
Laterna seslerden ses beğensin.
Konuşsun klarnetler, kemanlar
Apostol, bir küçük daha gelsin.

Şükran Kurdakul
-İhtiyar Yüzyıla (1997)-

SELÂNİK DİZELERİ – Şükran Kurdakul

ŞÜKRAN KURDAKL SELANİK DİZELERİ SELANİK KAVALA

I
Karşı kıyıları aradım bir sabah vakti
Selânik kordonunda rüzgârları içerken.
Takıldım martılarla gemilerin peşine
Şimdiden özlemeye başladım memleketi.

II
Hiç yaşamamış gibiydiler o günleri
Dağların yüreğinde kanayarak
Arkadan vurulanları
Kurşuna dizilenleri
Türkülere gömmüş gibiydiler.

III
Duyduk, oyun havalarından taşıyordu
Gördük, eski hapislerin gözlerinde
Sustuk yaralı dağlarından geçerken
Susadık kara sıcağında sürgün adalarının
Yaşarız bir daha Lambrakis’in anılarını,
Ağlarız bir daha gecenin bir vaktinde.

Şükran Kurdakul
-Ökselerin Yöresinde-

Görsel: Kavala / Selanik

ARMAĞAN – Şükran Kurdakul

ARMAĞAN - Şükran Kurdakul

Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın
Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği.
Sabrım senin olsun.
Aşkım senin olsun.

Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mahpushane avlularında boy verdi,
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda.
Her görüşte yeniden vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadı saksımdaki çiçeği
Senin olsun.

Biz ki acılar döneminden
Ellerimizi kirletmeden geçtik.
Direncim senin olsun,
Sevgim senin olsun.

Şükran Kurdakul
-Acılar Dönemi/Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

KORKULU YALNIZLIK – Şükran Kurdakul

TURGUT UYAR BİTMEMİŞ ŞİİRLER VIII

Şimdi sen gideceksin, ben kalacağım
Her defasında yeniden kaybeder gibi
Ya bir iskele kahvesinde
Ya bir tramvay durağında
Uzaklaşan adımlarına bakacağım.

Tarzıevin ya da bir başka vapur
Üsküdar iskelesinde dururken
Seni deniz aşırı bir yolda
Bırakmak dediğim budur işte
Zamanlar geçer doğrudur
Ama bu vazgeçilmez çırpınışlar
Sana doğru sürüklerken beni
Yarı düşler içinde geçen her geceden sonra
Ellerim dalıp giderse karanlıklara
Ellerin karanlıklara dalıp gitmesi
Ne demek olur?…

Şimdi sen gideceksin
Şimdi ben kalacağım
Her defasında yeniden kaybeder gibi
Ya bir tramvay durağında
Uzaklaşan adımlarına bakacağım.

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-

EN GÜZEL GERÇEK – Şükran Kurdakul

EN GÜZEL GERÇEK - Şükran Kurdakul

İçine elvermeyecek, acılı olacaksın
Ama duy beni, ama duygulan bana.
Bak kendi ellerim, kendi saçlarımda geziyor
Kalabalıklar bir yana, ben bir yanayım
Kupkuru bir yalnızlık, özlem içinde;
Özlem içinde, yarı sarhoş, yarı uyanık
Her şey geldi geçti, biz bunlarla başbaşa kaldık
Kıtaların denizlere en yakın bir yerinde
Karanlık kayalar gibi koparılmak için
Sanki bizi buldular insanların içinde.
Hayır, en güzel gerçeğe yaşarken varan benim
Düşüncenin yandığı gözlerini duyarken
Gelmiş, geçmiş zamanlarımdan ne bildiğim
Yitirdiğim, aradığım, yarattığım ne varsa
Tekrar tekrar bulunca sende,
Ne varsa bizi insanlardan ayıran
Acılı bir saadet olmuyor geride kalan.

Şükran Kurdakul
-Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

©Rafsanjani Ahmad

Kırık Değirmen – Şükran Kurdakul

Kırık Değirmen - Şükran Kurdakul

Bir içimin alacakaranlığında dayanmak meselesi,
Bir bu fena İstanbul akşamını yaşamak
Nice odaların kapanmış penceresi
Gene bana iniyor yalnızlığıma sığınmak.

Gene benim, şimdi tek başına, sonra beraber.
Bir yanım mağrur sağlam, bir yanım gücüme gider.
Bir yanımda karşı koyma, bir yanımda ezilmeler.
İkili tutkular gibi canıma okuyacak.

Her şeyler devam eder bu bildiğim gidişte.
Evli evine giderken yolcu yoluna.
Ne rüzgârlar yapacağını yapmış ki bana
Kırık değirmenler gibiyim, dönemiyorum işte.

Şükran Kurdakul
-En Güzel Gerçek-

 

YOKSA BİZ – Şükran Kurdakul

ŞÜKRAN KURDAKUL YOKSA BİZ

Yoksa biz
Masalın esiri mi sandık kendimizi
Zincirinden boşalmış dünyamıza yürürken
Neler götürdük beraberimizde
O yıkımları biz gördük
O savaşlardan biz geçtik.

Yoksa biz
Masalın yiğidi mi sandık kendimizi
Bir solukta meydan okuyan bulutlara,
Elleri var ellerimize benzer
Gözleri bizimkiler gibi
Bir gülüşü dünya kadar umut
Bir gülüşü ölümsüz ve insan.

Yoksa biz
Masalın çocuğu mu sandık kendimizi
Yalnızlığımızda, korkulamızda
Bir yanı kurtulmak ister kucaktan
Bir yanı göğüslere gömülü
Düşleri var düşlerimize benzer
Ne darağacı görmüş, ne zindan.

Şükran Kurdakul
-Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

Uykuya Çağrı – Şükran Kurdakul 

ŞÜKRAN KURDAKUL
Saat Onikileri geçiyor uyusana,
Uyusana gözbebeğim, uyusana düşüncem
Daha yitirmedik içimizdeki güzel şeyleri
Senin gözlerin görecek gözlerden
Sabah olsun gün ağarsın
Nasıl canı gönülden duyacaksın
Nasıl yeni adımlar gelecek adımlarına
Bırak kendi haline, kirpiklerin kapansın
Acısı, kaygısı bırak gitsin yoluna
Uyusana gözbebeğim, uyusana düşüncem
Saat Onikileri geçiyor uyusana.

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-

DEĞİŞMEYEN – Şükran Kurdakul

DEĞİŞMEYEN - Şükran Kurdakul

Gecenin bir vaktinde yalnızlığın içindeki
İçin içine sığmayacak olursa düşünceden
Düşürüp başını avuçlarının arasına
Seni umudundan bile uzağa götürüyorsa
Bu mahzunluğu yaşamak mecburiyeti
Anıların yarıya kadar açık penceresinden
Ne görüyorsan duymaya çalış tekrar
Eski Nisan ağaçları dallarında uçuşan hürriyeti
Bak sana yeniden duyman için getirdi
Mademki hayat birşeyler kaybetmedi sesinden
Mademki dışarda gökyüzü mavi,
Ağaçta kuşlar şendiler
Varsın birisi kapanmadan, birisi açılmasın kapıların
Bu duvarlar kanlı sarı yaralar gibi
Karşımızda olsun varsın.
Uzak bir rüzgâr
Bir iki ses getiriyor kulağımıza kadar
Orada gökyüzleri
Gökyüzlerinde yıldızlar
Söyleyin öylesine garip garip bakmasın
Evlerin geceye açılan pencereleri
ortalık böyle ışır
Böyle kesilir rüzgâr
Söyleyin değişen birşey yok hayatımızda
Kaybolup gözükmeler var

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-

 

YAŞAMIN BIRAKTIĞI – Şükran Kurdakul

BİRHAN KESKİN KARGO

Buramda duya duya yaşamın bıraktığını,
Gelip şehrin ortasında kapandığım bu yerde ben
Baksam ki kurtulmaya kendi kendimden
Duysam ki düşüncenin düşüncemde yarattığını.

Sussam ki hiç doğmamışlar gibi sussam,
Paldır küldür konuşan bu çağın ortasında;
Gözlerim kendine dönük, kafam kendi dalgasında
Ellerimle ayaklarımla tutsaklığıma dursam.

Büsbütün umutsuzluk, büsbütün yargı payı,
Bir zaman vursa, bir zaman gelir geçerdi
Ama bunca yıllık evren ne hale geldi,
Baksana hangi tohumlar parçalıyor dünyayı.

Dursam, baksam, duysam ki
İlk düşünen insandan bu yana
Son düşünecek insana kadar.
Versem versem
Kendimi verebilirdim sana.

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-