NESLİ’YLE KONUŞMALAR – Ülkü Tamer

ÜLKÜ TAMER

Avlu. İkindinin anayurdu.
Önce avluya gelirdi ikindi,
Sonra çatıya çekilirdi
Gölgelerin sessizliğine takılarak.
Kumru kuşlarım akşama hazırlardı.

Denizi düşünürdüm zerdali ağacının altında,
Dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.

İkindi nasıl sarmalardı o büyük suyu?

Ya okyanusu?

Sökün ederdi sorular
Okuduğum sözcüklerden süzülerek:

Denizin tuzu nereden gelir,
Gözyaşlarından mı denizkızlarının?

Yakamoz
Anıları mıdır balıkların?

Dere okyanusun ipekböceği midir?

Güneşin oğlu kime kılıç sallar gündüzleri,
Kızı geceleri kime gülümser?

Ayın ardında da uçar mı kartal?

Ağaçkakan kimin şiirini yazar ağacın defterine?

Neden toprağın altında arar
Yıldızları salkımsöğüt?

Cırcırböceği
Neden yaprağın sesine sarmaz uykusunu?

Bütün bu soruların yanıtlarını
Yıllar sonra sende buldum. Nesli.

Sende buldum
Dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.

Ülkü Tamer
-bir adın yolculuktu-

Ziya Osman Saba, (30 Mart 1910 – 29 Ocak 1957) Anısına..

ZİYA OSMAN SABA 29 OCAK 2019

YERYÜZÜNDE

Bir dikili ağacım olaydı yeryüzünde,
Akasya, hurma, kavak.
Sığınmak için gölgesine
Bir dal, yaprak yaprak…

Kuzeyden mi, güneyden mi, bir rüzgâr,
Hem serin, hem sıcak.
Yorgun düştüğüm zaman
Terimi kurutacak.

Bir kadın, boyu bosunca,
Göz, ses, el, ayak.
Kâh giyimli karşımda,
Kâh çırılçıplak.

Sarışın, esmer, çelimsiz, tombul,
Yarın, öbür gün tek odama dolacak.
Kız mı, oğlan mı bilir miyim,
Bilir miyim kaç çocuğum olacak?

Bir ağaç gölgesi, bir rüzgâr öteden,
Allahım! Dünyadan bir karış toprak,
Kavgasız, gürültüsüz, üstünde
Mesut olunacak.

Ziya Osman Saba
-Nefes Almak-

José Marti (28 Ocak 1853 -19 Mayıs 1895) Anısına ..

AKADEMİK 2020

AKADEMİK

Gel şöyle atım; kolan vurayım sana
İstemiyorlar bilge içgüdüsüne uyup yaşamın
Koşasın doğal çalımınla savaş alanında.
Adımların koşu pistine uymalı
Kırbacın dilini öğrenmeliymişsin
Ve bir eğer vurulmalıymış görkemli sırtına.
Gel şöyle atım, yürek için gerçek olan
Ne varsa onlara yalan gelir
Ve toprağın yumuşak mantosunu yırtarak
Binlerce sedef damlalar halinde saçılan
Berrak bir kaynağın suyu gibi
Yakıcı ve ruhun derinliklerinden fışkıran
Dizeler, onlara kalırsa söylenmemelidir
Cüppeli ukalaların vaz’ettiği
Küçük, zararsız kalıplar önerir onlar
Ve özgür bir adam görmesinler
kapısında tapınaklarının
“Hırsız var” diye koparırlar velveleyi.
Gel şöyle atım, taze ot ve çayır çiçeği kokan
Işık saçan toynaklarınla
Çiğne geç kolanları; ve züppelerin
Eski yapraklar, Roma gülleriyle
Ve donuk ışıklı Yunan mücevherleriyle
Bezenmiş şatafatlı gömleğini
Kuru, iyiliksever bir kütüğün üstüne fırlat ki
Güneş can versin yeniden ısıtıp da.
Ve dünyaya açılan aydınlık şafakta
Fırla yeni dünyaya doğru dörtnala.

José Marti
-Özgür Şiirler-

Çeviri: Ataol Behramoğlu – Aysel Özakın

Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981), Anısına ..

11 06 2019

YOĞUN

Evler, ampûller, bardaklar olacağım.
Ben yaşayacağım neysem öyle kalarak.
Sen boyuna yanımda ağlayıp güleceksin..
Demek ben bakacağım.

Biliyorum, ben bu şişeleri bırakacağım..
Kırılmasın, tozlanmasın dediğim.
Biliyorum, hepsini kıracaklar, hepsini, hepinizi.
Bu raflar, bu kitaplar, bu kutular, sildiğim.

Sizler, şu siz, şu sen, şu o, şu kim..
Uyurken, uyanmışken, şu giden, şu gelen.
Unuttuğum, benzettiğim, bildiğim..
İnsanlar; o siz, bu sen, şu ben.

Kıranları da kıracaklar, ezecekler, bugün, yarın.
Tozlarını silmeyecek bir el, bir bez.
Olanca kapısını açık tutanların
Dışına bile hırsız girmez.

Bir fazla almak bir fazla olmak değil.
Kimler var, vermekle tam kalmışlar.
Üsdenlik dışından parlamak değil..
Yerlerden çok kaçmak toplamışlar.

Ne iyi kırık bir şişe olmak,
Yıkık bir ev, çatlak bir bardak.
Gene de bir şişe, bir ev, bir bardak.
Giderken de biraz daha kendi kalarak.

Evler, ampûller, bardaklar olacağım,
Oluşmak için neysem öyle kalarak.
Sen boyuna yanımda değişeceksin,
Boyuna öleceksin, ben bakacağım.

Özdemir Asaf
-Yumuşaklıklar Değil(1962)-

Ahmet Hamdi Tanpınar ( 23 Haziran 1901 – 24 Ocak 1962) Anısına saygıyla…

82951182_2949343471742428_2124649729248722944_n

GÜNLERİMİZ – Ahmet Hamdi Tanpınar

İçlenme, beyhudedir, maziyi sakın anma!
O vefasız yavruya benzer ki günlerimiz.
Kendini yuvasından bırakır ki akşama
Benzeyen göle, sessiz…

Ruhundaki susuzluk engin mesafelere
Duyurmadan ne anne ne bir yuva hasreti,
Narin kanatlarıyla uçar orman, dağ, dere
Ve bir gün bir çukurda bulunur iskeleti.

Ahmet Hamdi Tanpınar
-İlk Şiirler ve
İlk Şekiller-

Gülten Akın (23 Ocak 1933 – 04 Kasım 2013) Anısına saygı ve özlemle..

81344905_10156766492355812_6436872537396740096_n

DÖNER AYNA – Gülten Akın

1.
Zafiyetle havlıyoruz
kendi ütopyamızı
kaygan zemin döner ayna
düzen afiyetle kusuyor
akrebini içine

2.
Kaygan yüzeey döner ayna
düzenin kustuğu
afiyetle havla kendi kendini
köpekleş köpekleş köpekleş leş

Gülten Akın
-beni sorarsan-

Ahmet Oktay (21 Ocak 1933 – 3 Mart 2016) Anısına saygıyla..

21 OCAK 2020 KARA YAZI 3 MART 2019 GEÇ VAKİT

KARA YAZI

Yollar yollara bağlı vay bacım,
hangisinin sonunda yitecek dersin
süt beyaz elindeki sancı.
Uykulara vuran alaca dağlar,
arkası senin kahrın el harmanlarında.
Güneye insem
portakal, mandalin bahçeleri,
Ağıtlarda kirpiklerin hep ıslak
gözlerin uçurumlu.
Uzamış kıtalarda yalnızlığın.
Afrika’da kara
Çukurova’da anlatılmaz.

Bin renkle açar çiçek
döner gazel yaprağı rüzgârda,
Gün olur omzunda mermi, elinde mavzer
dağlarda düşmana konuşursun
kız memelerin ayaz,
gelin aynası gözlerin yangında.

Kurakta gök katına açılır ellerin,
ki duymuş başka şeylerden
yediveren toprağın özlemini.
Sıkılır dişlerin bir gece
vakterer aşktan,
kıskanır ağrını karanfil
canlar verirsin geceye.

Nice ölüm, nice gurbet
alıp giderler.

Bir sabah
sabrın konuşur taşta.

Ahmet Oktay
-Gölgeleri Kullanmak-