Fazıl Hüsnü Dağlarca,(26 Ağustos 1914 – 15 Ekim 2008) Anısına saygıyla.

FAZIL HÜSNÜ

KAÇAK – Fazıl Hüsnü Dağlarca

Ben kaçtım yurdumdan bütün özgürlüğümle
Yurt sevgisizliğinin dışındayım.

Bütün evlerde uyurken
Bütün evler dışındayım.

Kocaman ağızları küçücük ellerinde
Çirkin yalanlarının dışındayım.

Kaçtım Kafdağı’na dek
Cücelerin cüceliklerinin dışındayım.

Öyle tiksinmişim ki
Su içse yöneticiler su dışındayım.

Kaçmışlığımı anlayamaz köle olan
Sömürü dışındayım.

Bir bayrak gibi gökyüzündeyim işte
Daha daha… Gökyüzünün dışındayım.

Kaçtım gittim ben artık
Yurt içindeyim ya devlet sınırları dışındayım.

Fazıl Hüsnü Dağlarca
-Dört Kanatlı Kuş-

Metin Eloğlu (11 Mart 1927 – 11 Ekim 1985). Anısına saygıyla..

METİN ELOĞLU 11 EKİM 17

Lokman Hekimin Sev Dediği – Metin Eloğlu

Bu yürek seni seveceğini biliyordu herhalde
Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
Bire bin veren buğday
Elmadaki mayhoşluk
Hukuku beşer
Çınçınlı hamam
Çizmeli kedi
Sanki elleriyle komuşlar gibi
İkimizden bir işmar

Seni sevmemiş olsam sözlerim yarı yarıya
Gözlerim yarım
Ellerim Çolak Hüseyin eli
Seni sevmesem nefes almayı beceremem ki
Bugün günlerden ne
Cumartesi
Seni sevdiğim için Cumartesi elbet
Seni sevdiğim için bak Temmuz ayındayız
Ayşe Onbaşı Pir Sultan Abdal büsbütün sevdalıyım sana
Bu gemiler nereye gidiyor seni sevdiğim için
Seni sevdiğimden suyun akası geliyor
Bacaların tütesi
Nurhayat’ın halleri seni sevdiğim için güzel
İbrahim’in dilleri
İnsan seni sevince tutsaklığa kızar tabii
Savaşın adı geçse cinifrit olur
Ereğli’nin kömürünü düşünür ne kömür o be
Raman’ı düşünür Çukurova’yı düşünür
Seni sevdiği için Haliç’te bir uğultu
Marmara’da bir deniz
Isparta bahçesinde güller seni sevdiğim için koncalanıyor

Seni sevdiğim için kilim dokuyorlar Avşar’da
Yarın sabahlar seni sevdiğim için icat edildi
Penisilin halk şiiri canlı sinema
Mapusaneler Yedidüvel harbi İspanyol nezlesi
Sultan Hamit Don Civani
Ne bilsinler seni sevdiğimi?
Başaklanmıyan yulafa söylemeli
Cılk yumurtaya
Paslı demire
Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
Hoşnut değillerse bu gidişattan
Akıl etsinler seni sevdiğimi

Yeşille turuncunun kafa barıştırması bu sevdadan ötürü
Tepemizdeki o göçmez tavan
Sulardaki yakamoz ortancadaki pembe
Ben seni sevdim diye

Bingöl vilayetinde kamyondan inince
Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
Siz nerenin bulutlarısınız böyle
Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın
1953 kışları içinde
Karnı tok sırtı pekse hısım akrabanın
Konu komşu dirlik düzenlik içindeyse
Birbirimizi daha çok sevelim diye

İnsan seni sevince iş güç sahibi oluyor
Şair oluyor mesela
Meyhaneden cayıyor bir akşam üzeri
Caysın be güzel
Caysın be iyi
Tütünü bırakıyor tütün neyime zarar
Keseme zarar ciğerlerime zarar sevdama zarar
Seni sevince adamın pabuçları eskimiyor
Beti benzi yeni çarktan çıkmış gibi

Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
Saçları zencefilli
Erkencecik evine dönmek istiyor canı
Zembilinde karpuzlar hürriyetler duvaklar
Annesinin elini öpüyor ilkten
Yeğenine çukulata almış onu veriyor
Bakıyorsun- Güzin karanfil çiçeğini sever ya-
Güzinde bir demet kırmızısından almış
Sırf seni sevdiği için ya, başka neden?

Hep seni düşün
Hep seni yaşat
Hep seni yıka
Seni doyur üç öğün
Seni bir kanım uyut sonra uyandır
Lokman Hekim seni sev diyor bana

Seni sevmeseydim ilkbaharı kodunsa bul
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
Umut diye bir şey yoktu ki yeryüzünde seni sevmeseydim
Hak hukuk bereket diye
Eşitlik kardeşlik hürriyet diye

Yüreğime sağlık ne iyi ettim

Metin Eloğlu
-Bu Yalnızlık Benim-Toplu Şiirleri-

Attila İlhan (15 Haziran 1925 – 11 Ekim 2005) Anısına saygıyla…

 

ATTİLA İLHAN 11 EKİM 17

herşeyi birden istemek! – Attila İlhan

o kitabı da okudum bitirdim
hani o genç kızın beni unuttuğu
bir ara fena halde fikrindeydim
dudağındaki nem gözündeki buğu

durmadan hayal değiştiriyorduk
çetrefil bir hayat herkesin korktuğu
kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk
yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu

erteleyip durduk suç ortalığımızı
asıl mutluluğun içinde bulunduğu
bazı ben yalnıştım o yalnıştı bazı
çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu

yanıldığımız herşeyi birden istemekti
isteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
ihtiyaç başka bir boyuta geçmekti
devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu

tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
sararmış yaprakların usulca savrulduğu
köprüler yıkıldı artık kendimleyim
parmak uçlarımda ölümün soğukluğu

Attila İlhan
-ayrılık sevdaya dahil-

Turgut Uyar ( 4 Ağustos 1927 – 22 Ağustos 1985) Anısına saygıyla…

İLHAN BERK GÜZEL DEVEDİKENİ

GÜZEL DEVEDİKENİ – İlhan Berk

~~ Yüzüm küçük, ufak, öyle sanırdım./Turgut Uyar

Bir yüz. Turgut Uyar. Güzel devedikeni.

Bir Edirnekapılı*. Öyleyse, fukara, umarsız bir sokak: Vaiz Sokak. Numara 70.
(*Böyle de diyebiliriz. Değil mi ki bir Edirnekapılı güzelliği vardır.)

At pazarları, bahçe kahveleri, develer ve yeşil, soluk tramvay vagonları: hep bu fakir sokak için.

Bir çocuk, içli, kırılgan. Daha o zamandan. ‘Ben sıkıntıyım!’ diyordur.”**
(Bir posta arabasına mı benzetiyordur kendini?)

Tanaş Usta, oğlu Toma, Kömürcü Eda Hanım. Ve Bakkal Topal Halit. (Bu Topal Halit her gün Karagümrük’e gidip saçlarını taratır.) İlk yüzler.

Artık uzun bir yolculuğa hazırdır yüzü. Bütün büyük küçük
kentler

Ve Posof.

Çünkü şiir dağlardan Zanerhev köyüne inmiştir. Ceketi ve atın
dizginleri yağmur altındadır.

Posof’taki bir fotoğrafta uzanmış kendi yüzünü öpüyordur.*
(*Bir ev çünkü durup dururken ovaya özeniyordur.)

Bir yaya.** “Bütün mümkünlerin kıyısında!”
(** Sanki kırlardan şiir gezintilerinden dönüyordur…)

Bir baba, ağırbaşlı, saygılı. Hep at, hep atın üstünde ( bu sessiz,
dikkatli babanın elini tutarak yürüyecektir.)*
(* Atından indiğinde kendi kendine ut çalacak, Latin harfleriyle de Ankara’nın ilk sokak tabelalarını yazacaktır.)

Ankara’da mı doğar bu çocuk? Demek ki bronz bir gök.**
(Bu bronz gök hiç eksilmeyecek, hep yazılacaktır.)

İlk sorduğu soru: “Meksika’ya hiç yağmur yağmaz mı?”

İlk kitap: Jules Verne

İlk sigara: Hanımeli

İlk gördüğü ağaç : Çitlembik. (Elinde bıçak soğan soyuyordur.)***
(*** Değil mi ki her şeyden bir şey kalıyordur.)

Bir bilge, doğadaki nesnelerin sayılarını, ağırlık ölçülerini bulmuştur.

Adı, bir beyazlık.* Sığınak kendine. Kendi külüne.
(* Biraz önce sanki yağmur yağmıştır.)

Sözcükleri ana rahminin sözcükleri. Hep evetle hayır arasında gidip gelecektir.**
(** Bunun için midir sözcükler onda bir ilçe üzüncü taşırlar.)

Dili, acının tarihi. Bir tanıklık, çağına.

Anladınız, oturunca niçin ölümü yanına alır oturur,
kalkınca niçin birlikte kalkarlar.

Sunu
Bir gün lambasını söndürdüğünde: “Şiir korumaz.
Her şeye karşı bir aykırılıktır.” dedi.

Ve suçlu bir deniz gibi ekledi: “Hızla gelişecek kalbimiz”

Böyle dedi ve çekildi.

Şimdi lambası, Büyük Saat’i, bütün çocukların ezberinde.

İlhan Berk
-Dün Dağlarda Dolaştım
Evde Yoktum III/
Akşama Doğru-

Can Yücel, (21 Ağustos 1926 – 12 Ağustos 1999) Anısına saygı ve özlemle..

12 AĞUSTOS 16 17 ANMA

BİR KOVA SU DA BENDEN – Can Yücel

Uçuk mavi bir çadırdı sonbahar göğü
Söküldü garibim, rahmetlice döküldü
Ayakları sallanıyor yaylının kıyısından

Giderken ama, giderayak
Zül değil, kardeşim, bir zil, bi zil!

Çingene pembeleriyle yapraklar ağlıyor ardından

Kaptım kovayı ben de, koştum çeşmeye
Görüşürüz diye bi dahaki seneye

Can Yücel
-Rengâhenk-