Sennur Sezer (12 Haziran 1943 – 7 Ekim 2015) Anısına saygıyla ..

12 HAZİRAN 2019

diken ezgisi

Bozkır çağırır
Yalın ayaklarda diken yaralarından
Ağır bir sızıda
Bozkır
Kıraç alınlarda ter
Ter kokmıyan kızların
Ve ipek çamaşırların kentinden alır
Derinden bir masal
Bir masal ayrılır durur:

—Sevmek,
Usul denizleri serin rüzgârları çoğaltıp
Bey işi
Ve çobanların
Peynir tulumlarına kesip koyunları
Bir tutam tuz tattıkları akşam
Denizleri
Durulmaz —

Durulmaz
Kır çağırır
Yalın ayakların çağırır
Sevdaya uzayan bıyıklar
Çarşaflar çiçek kokan
Acemi ellerimi
İnce ayaklarımı çağırır
Erken uyanmalara
Çalı toplamaya
Ve elekten geçen un
Yorgun bir ekmek kokusu
Tarhana

—Otlar ve kadınlar
Kısacık duyarlar ilk yazı
Güneş uzar tepelerinde
Kızgın ve acımasız
Ve kar ansızın basar —

Ağar bir yıldız
Dipsiz geceden
Biz
Her akşam bir işçi kanını
Bir yudum şarap diye tatmadık
Dinmeli bu ağrı
Ağaran bozkır
Diken

Sennur Sezer
-Direnç-

 

Oktay Rifat (10 Haziran 1914 – 18 Nisan 1988) Anısına saygıyla…

OKTAY RİFAT 2

Elleri Var Özgürlüğün – Oktay Rifat


Köpürerek koşuyordu atlarımız
Durgun denize doğru.

2
Bu uçuş, güvercindeki,
Özgürlük sevinci mi ne!

3
Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!

4
Ürünü ayırmışlar ağacından,
Tutturabildiğine,
Satıyorlar pazarda;
Emeğin dalları kırılmış, yerde.

5
Işık kör edicidir, diyorlar,
Özgürlük patlayıcı.
Lambamızı bozan da,
Özgürlüğe kundak sokan da onlar.

Uzandık mı patlasın istiyorlar,
Yaktık mı tutuşalım.
Mayın tarlaları var,
Karanlıkta duruyor ekmekle su.

6
Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara,
Eşitliğe doğru giden.

7
Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!

8
Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmaya görsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.

9
Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi.

10
Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

Oktay Rifat
-Elleri Var Özgürlüğün-

Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981) Anısına saygıyla

11 06 2019

DAAVAA – Özdemir Asaf

Ya çok sevdiğimden,
Ya da sen inandıramayınca
Bir dava açtım.

Yargılama aşk katında sürdü
Ve savunma hakkını
Sonsuza sınırladım.

Duruşmada yalnız gözlerdir tanık,
Eller, kollar bağlanmamıştır..
Yolunda karar aldım.

Sevide de, kinde de
— Bir üstü olmadığından —
Temyiz yolunu kapadım.

Taraflardan sen, özgür ceza’ya..
Ben, ağır-ceza’ya çarptırılmıştır..
Cezayı onayladım.

Bu davalısız, davacısız yargılamada
Seni bensizliğe, beni sensizliğe bırakma kararı alınmıştır,
Duruşma kapanmıştır.

Ne kağıt yırttım,
Ne kalem kırdım…
Aldım kalemi elime,
Bu dava dosyasını yazdım.

Özdemir Asaf
-Taşlamalar/
Benden Sonra Mutluluk-

Nazım Hikmet (15 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963) Anısına özlemle…

NAZIM HİKMKET RUHUN 4 HAZİRAN 2019

Ruhun – Nazım Hikmet

Ruhun bir ırmaktır gülüm
akar yukarıda dağların arasında,
dağların arasından ovaya doğru,
ovaya doğru, ovaya kavuşamadan bir türlü,
bir türlü kavuşamadan uykusuna söğütlerin,
geniş köprü gözlerinin rahatlığına,
sazlıklara, yeşil başlı ördeklere,
düzlüklerin yumuşak kederine kavuşamadan,
kavuşamadan ayın ışığındaki buğday tarlalarına,
ovaya doğru akar,
akar yukarıda dağların arasından,
bir yığılan bir dağılan bulutları sürükleyip,
geceleri iri iri yıldızları taşıyarak,
dağbaşı yıldızlarını,
mavi güneşlerini de dağbaşı karlarının,
akar köpüklene köpüklene,
dibinde ak taşları kara taşlara karıştırıp,
akar akıntıya karşı yüzen balıklarıyla,
dönemeçlerde kuşkulu,
uçurumlara düşüp şahlanarak,
kendi uğultusuyla deli divane
akar yukarıda dağların arasından,
dağların arasından ovaya doğru,
ovaya doğru, ovayı kovalayıp
ovaya kavuşamadan bir türlü.

Nazım Hikmet
Kislovodsk, 3 Şubat 1960
-Son Şiirleri/Şiirler 7-