Behçet Necatigil,(16 Nisan 1916 – 13 Aralık 1979) Anısına…

AYRILIKLAR – Behçet Necatigil

Karadenizde gemilerin mi battı,
Ağzını bıçaklar açmaz,
Üzüntüdesin gayet.
Sen sızlanmışın çok mu,
Bize edebiyat öğretmeni anlattı:
Neyler bile etmiş şikayet.

Baktın ki olacak gibi değil,
Unuttu nihayet;
Yine de bulunur tesellisi:
Dünyada başka kız yok mu,
Elini sallasan ellisi – –
Mesele bundan ibaret.

Behçet Necatigil
-Kapalı Çarşı-

Acını – Refik Durbaş

Işığı kına çiçeklerinde konaklayan
bir avuç gökyüzü olmak isterdim dedi bulut
yurdun ve dünyanın herhangi bir yerinde

Barışın annesi, sevinci emeğin
dindirmeye mahpus acını nereye
– Al aydınlığımla büyüttüğüm gecelere

Adımlarımın gür gölgesinde uçuşan
bir avuç toprak olmak isterdim dedi güneş
yurtluğumdan çok uzaklara düşsem de

Dün ve bugün belki, gelecekte asla
onarmaya sürgün acını nereye
– Gül yaprağından ördüğüm sevgilere

Yeni bir gün doğarken yeni günlere
bir avuç su olmak isterdim dedi rüzgâr
kirpiğinin ucu dahil ıslatmak için

Özgürlüğün has adı, özlemi kardeşliğin
söndürmeye ölüm acını nereye
– Boranı eksilmez ülkemin tarihine

Refik Durbaş
-Nereye Uçar Gökyüzü-

Melih Cevdet Anday ( 13 Mart 1915 – 28 Kasım 2002) Anısına Saygıyla….

GÜNEŞ SAATİ

Su verdim büyüyen günlere
Açılan sonra kapanan çiçekler,
Yönlerin tarihini araştırdım
Karları saydım döne döne
Elimle gök memesinden sağdığım
Bütün yazgıları yeni baştan yazılı
Güneş saatları.

Ve asıl gücü sevinçlerin
Saymak bulutları rüzgâr gülünde,
Kuzeydir gerdiği yapraklar
Karanfillerle beslenen güneşin,
Ve ayaksiz dizeleriyle
Kadınların ve erkeklerin ağaçları
Doğan güne karşı.

Neyi saklıyor ki bunca dirençle
Yalnız o varsa yok demektir.
Çeşitli görüntülerle her yandan
Çevirmiş yalnızlığımızı,
Bir kuş alır gagasında gezdirir
İnsan elinden çıkmış şeylerin saldığı
şaşkın yabanlığı.

Melih Cevdet Anday
-Teknenin Ölümü-

Melisa Gürpınar, (9 Aralık 1941 – 24 Kasım 2014) Anısına saygıyla…

—Annem Nimet Akiz’in anısına


Dön çocuk yüreğim,
Dön küçük tahta evine.
Orada seni bekliyor
Annen ve herkes,
Tahta masa, tel dolap,
Çini soba yerli yerinde,
Kuyunun yanı başında
Üç beş nergis açmış bile.
Bak karakış neredeyse bitecek,
Okunmuş eski bir kitap gibi
Çekilecek köşesine.

Haydi koş çocuk yüreğim,
Aç bahçe kapısını
Gir içeri.
Fıstık çamı kurumamış, 
Kurur mu hiç.
Seni bekliyor
Dal uçlarında ışıldayan damlalarla.
Alakarga tekir kedi,
Anılarda kalan
Ne varsa bekliyor seni.
Çatıda uçan kiremitler,
Harf olmadan önceki renginde.
Pencereye kirli bir perde gibi asılan
Mart güneşi,
Harfsiz de güzel.

Hayatımız,
Yazıya emânet edilmemiş daha.
Yazı yok,
Ama umut var evimizde.

Kimseciklerin gülmüyor mu yüzü?
Gülmesin, ne çıkar,
Onlar aptal!
Demek örümcek ağları dolanmış
Yaşlı kızların saçlarına?
Kurumuş
Kar ile pekmez,
Önlerindeki çanakta.
Olsun
Sarhoş dayının
Seni her kucaklayışında,
Yüzüne bulaşan,
Şarap kokulu bir sevgi
Ve güven duygusu var ya,
O yeter sana!

Daha senin için doğacak,
Aşktan da büyük
Aşklar var ufukta.

Yaşanacak hayat,
Şiirden uzun,
Kavgalar şiirden zorlu,
Ve gözyaşı,
Şiirden çok daha parlak
Olduktan sonra,
Odalardaki hüzünlü suskunluk,
Küstürmesin seni çocukluğuna.

Kırık bir çömlek parçası gibi,
Binlerce yıldır
Yeryüzünün yürek atışlarını
Duyanlardan ol,
Kulağını dayayıp toprağa.

Haydi koş,
Bak kim duruyor karşışnda!
İncir ağacına yaslanmış
Öyle duruyor.
Yazıya dönüşmemiş
Ve adı konulmamış bir kavrayışla,
Sözden önce sevgi vardı dercesine,
Görünmeyen kollarını uzatmış
Annen sana.

Melisa Gürpınar
-Her Harf Bir Melek-

Gençlerin eğitimiyle ilgili olarak Atatürk şunları söylemiştir:

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada milletlerarası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevî unsurlarasahip olmayan kişilere ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur.” 

Atatürk’ün eğitim konusunda üzerinde önemle durduğu bir başka husus, insanların inançlarında ve düşüncelerinde özgür hâle gelmeleri idi. İlerleme ve yenileşme, bilimde ve teknikteki gelişmelere açık olmakla mümkündür. 

Büyük Önder, öğretmenlere seslenirken “Hiçbir zaman hatırımızdan çıkmasın ki cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” diyerek kararlarını özgürce verebilen ve yeniliklere açık nesiller yetiştirmenin önemini dile getirmiştir.

Kaynak: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı