yüz aşk sonesi – Pablo Neruda

PABLO NERUDA YÜZ AŞK SONESİ XV

sabah

XV

Nice zamandır toprak tanır seni:
Ekmek gibi, ağaç gibi dolusun sen,
özünden kopmayan salkım, sade beden,
eğilen dalsın, akasya ve altın sebzeden.

Nasıl inkâr ederim varlığını, kanatlanan gözlerin
vuruyorlarsa ışığı eşyalara açık bir pencere gibi,
çamurdan olmuş, çamurda pişmişsen nasıl,
Şaşkın bir tuğla gibi Chillan fırınlarında.

Hava gibi, su gibi, soğuk gibi serpilir varlıklar
ve yitip giderler, silinirler zamanın değmesiyle,
öğütülmüşler meğer ölmeden önce.

Düşeceksin benimle taşlar gibi mezara
tükenmeyen aşkımız bizimle nasıl yaşarsa,
yaşayacak her zaman, yaşayacak toprak da.

Pablo Neruda
-yüz aşk sonesi-
Çeviri: Adnan Özer

Görsel: Annet Loginova

Yirmi Aşk Şiiri – Pablo Neruda

13590239_10155004593782586_8466622487943791621_n

13.

Ateşten haçlarla damgaladım
vücudunun o beyaz atlasını.
Ağzım bir örümcekti gizlice aşıp giden.
Sende, senin ardında, ürkek ve susuz.

Akşam alacasının kıyısından ne öyküler var
tatlı, üzgün taşbebek, üzüntünü dağıtmaya.
Bir kuğu, bir ağaç, uzak ve neşeli bir şeyler.
Üzüm zamanı, olgun, meyveli zaman.

Bir limanda yaşadım, seni de orda sevdim.
Sessizlikle düşün kesiştiği yalnızlık.
Kıstırılıp hüzünle denizin arasında.
Kıpırtısız iki gondolcu arasında, coşkun ve sessiz.

Can çekişen bir şey dudaklarla ses arasında.
Kuş kanatlı bir şey, unutuştan, iç darlığından.
Balık ağları gibi su tutamayan.
Yavrum benim, yalnız titreyen damlalar kalır.
Ama bir şarkı vardır bu kaçamak sözler arasında,
Doyumsuz ağzıma doğru yükselen bir şarkı.
Ah seni bütün sevinç sözleriyle kutlayabilmeli.
Övmeli, yakmalı, kaçıp gitmeli bir delinin ellerinde çan gibi.
Ne oldu birden sana, benim üzgün sevecenliğim?
En yılmaz, en soğuk tepeye vardığımda
yüreğim kapanıyor bir gece çiçeği gibi.

Pablo Neruda
-Yirmi Aşk Şiiri ve
Umutsuz Bir Şarkı-

Çeviri:Sait Maden

ATLAR – Pablo Neruda

PABLO NERUDA ATLAR BONNIE MARRIS Thunder-and-Dust

Pencereden atları gördüm.

Berlin’deydim, kıştı. Işık
Işıksızdı, gökyüzü yoktu gökyüzünde.

Havanın aklığı ıslak bir ekmek gibi.

Ve penceremden boş bir sirk
Kışın dişleriyle kemirilmiş.

Ansızın bir adamın yedeğinde
On at göründü sislerin içinden
Çıkarken titremediler, ateş gibi

O saate kadar bomboş olan
Evreni doldurdular gözlerimde. Görkemli, yangınlı
Uzun bacaklı on tanrı gibiydiler,
Yeleleri tuzun düşlerini andırıyordu.

Portakaldan ve evrenlerdendi sağrıları.

Baldı derileri, amber, yangın.

Boyunları gururun taşlarından
Oyulmuş kulelerdi.
Ve kızgın gözlerine güçlü bir dirim
Eğilmişti bir tutuklu gibi.

Ve orada sessizlikte, ortasında
Günün, kirli ve dağınık kışın
Haşarı atlar kan,
Uyum ve yaşamın kışkırtıcı gömüleriydiler.

Baktım, baktım ve yeniden yaşadım:
Kaynağın, altın dansın, gökyüzünün,
Güzellikte yaşayan ateşin
Orada olduğunu bilmeden.

O kapanık Berlin kışını unuttum.

Ama atların ışığını unutmam.

Pablo Neruda
-Dünya Şiir Antolojisi 2-

Çeviri: Hilmi Yavuz

Görsel: Bonnie Marris

DOĞUŞ – Pablo Neruda

select

Evet, der, adam
soruyu bile anlamadan,
ele geçirilir, derken alıp götürürler
ve bir daha çıkamaz kozasından,
böyledir: düşeriz her zaman
derin kuyusuna başka varlıkların,
dolanır bir kırnap boynumuza,
öbürü ayağımıza dolanır, yolu yoktur o zaman,
yolu yoktur kuyudan başka yere gitmenin:
kimse kurtaramaz bizi başkalarından.

Konuşmayı bilmiyoruzdur sanki,
sözcükler kaçıyormuş gibi olur,
ele geçmiyormuş; sanki gitmişler de
bizi kendimizle bırakmışlar, kapanlar,
kırnaplarla.

Ve birden burdadır işte, bilmeyiz artık
nedir olup biten, ama derindeyizdir
ve bir daha hiç göremeyiz
oyunlar oynadığımız çocuk gözlerimizle,
artık kapalıdır bize o gözler
doğar ellerimiz başka ellerden.

Yalnız kalırsın, o zaman, uyurken düşlerinde
koşarsın özgürce yalnız senin olan
bir düşün koridorlarında,
ah, izin vermeyin hiç, düşlerimizi çalmalarına,
izin vermeyin, ağla yakalamalarına bizi
yataklarımızda.

Bırakmayalım gölgeyi
görelim diye kendi karanlığımızdan
doğup yürüdüğümüzü el yordamıyla
duvarlar boyunca,
pusuya yatalım, yakalamak için ışığı,
bir kereliğine ve her zaman için
kendi ışığımız oluncaya dek,
her günün güneşi.

Pablo Neruda
-Kuruntular Kitabı-

Çeviri : Erdal Alova

Pablo Neruda (12 Temmuz 1904 – 23 Eylül 1973) Anısına saygı ve sevgiyle…

PABLO NERUDA SESSİZ OLMAK
SESSİZ OLMAK – Pablo Neruda

Şimdi on ikiye kadar sayacak
ve hep birlikte susacağız.

Bir an olsun toprağın yüzünde
konuşmayalım hiçbir dilde,
bir saniye duralım,
sallamayalım kollarımızı bu kadar.

Acelesiz, motorlarsız
ne mis kokan bir an olurdu,
birlikte hepimiz
apansız bir gariplikte.

İncitmezdi balinayı
balıkçılar soğuk denizde
tuz toplayan adam
bakardı yaralı ellerine

Yeşil savaşlar hazırlayanlar,
gazlı savaşlar, ateşli savaşlar,
yaşayanı kalmayan zaferler,
temiz giysiler giyerlerdi
yürüyüp kardeşleriyle
gölgede, bir şey yapmadan.

İstediğim karıştırılmasın
kesin eylemsizlikle:
ne yaparsa odur yaşam
bir işim yok benim ölümle.

Sürdürmek uğruna hayatımızı
bu kadar sıradan olmasaydık,
ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık,
belki dev bir sessizlik
yarıda kesebilirdi kederini
kendimizi hiç anlamayışımızın,
kendimizi ölümle korkutmanın,
belki de toprak öğretecek bize
ölü görünen her şeyin
aslında canlı olduğunu.

Şimdi on ikiye kadar sayacağım
sessiz olun, ben gideceğim.

Pablo Neruda
-Kuruntular Kitabı-

Çeviri: Erdal Alova

Aşk Şiirleri – Pablo Neruda

PAUL ELUARD AŞK ŞİİRLERİ 5

5.
Gökyüzünden yaklaştım
saçlarının kızıl parıltısına.
Toprak ve buğday ya benim yapım,
az daha yaklaşmaya göreyim
ateşin tutuşturur da kendini içimde
yakar kayaları ve unu.
Bu yüzden çıkacak gibi olur yerinden
ekmek olur kalbim
onu yutacak ağzına,
senin için saklanmış şaraptır benim kanım.
Sen ve ben toprağız meyveleriyle.
Ekmek, ateş, kan ve şarap
Dünyevi bir aştır bizi saran.

Pablo Neruda
-Ayaklarına Dokunurum Gölgede/
Yeni Bulunmuş Şiirler-

Aşk Şiirleri – Pablo Neruda

PABLO NERUDA

2.

Asla yalnız değilim
seninle yeryüzünde,
ateşlerden geçerken bile.
Yalnız değilim asla.
Toplarken
seninle şafağın
mahmur ışık oklarını,
baharın körpe yosununu.
Seninle,
seçmediğim
ama
biricik
savaşımda,
seninle caddelerde
ve de kumsalda, seninle
aşkım, yorgunluk,
ekmek, şarap,
yoksulluk ve kızgın güneşte,
yaralar, eziyet,
neşe seninle.
Olanca ışık, gölge,
yıldızlar,
biçilmiş buğday,
boylu ayçiçeklerin
taçları, kendi ağırlıklarıyla
eğilmiş, uçuşu
karabatağın, yarıp geçiyor
gökyüzünü
deniz haçı gibi
bütün uzay, güz, karanfiller,
asla yalnız değilim, seninle,
seninle toprak, seninle deniz, hayat,
ne kadarsam, ne katarsam ve ne denli çığırsam,
bu aşkın
özü toprak,
deniz,
ekmek ve hayat.

Pablo Neruda
-Ayaklarına Dokunurum
Gölgede/Yeni Bulunmuş Şiirleri-