Kader Denizi – Bejan Matur

BEJAN MATUR KADER DENİZİ V

V.Bölüm

Ölüme yüzen kolların
Açtığı uzay
Bir haritadır.
İzlense
Görülür insan.

Akdeniz’de
Bir dalga
Korkuyu sürükler,
İnadı sürükler
Bir dalga.

Kader kadar karanlık
Sular.
Senin bakışların
Soluğun karanlık.
Geldiğin Afrika
Burada işte,
Geride bıraktığın Asya
İçinde beklemenin.

Büyük dağları
Sayıklardın,
Uzun rüzgârları,
Kayalıkları yoklayan
Her kanadın
İzindeydin.
Bir çocukluk hevesi
Başka yerler,
Başka yerlerden
Başlar yakınlık.

Korku mu o an
Sularda büyüyen?
Derinlere inerken
Yükselen insandan,
Korku mudur?
Huzurdur belki!
Akdeniz’de
Çırpınan kolların
Senfonisi
Notalardan değil
Bakışlardan.

Bir müziğin
Yapamadığını
Yıldızlar yapar.

Bir müziğin
Eksik bıraktığını
Yıldızlar tamamlar.

Aynı nefesi tüketiyoruz
Daracık bir hücrede
Bir oluyoruz.
Çünkü bizden beklenendir
Karışmak,
Bir olmak
Biçilendir bize.
Çünkü aynıydık
Yola çıkarken
Yol oyaladı
Ve dağıttı bizi.
Ama aynıyız yine,
Aynı havayı soluyan
Ve aynı ölümle
Ölen.

Olmadı!
Duyulmadı sesimiz.
Varlığımız görülmedi.
Şimdi bu ıssızlıkta
Titriyoruz,
Korku içindeyiz,
Dünya bir heves.

Nefese indirenmiş
Kulaçlar
Anlatır;
Nasıl da bir maddemiz.
Korkumuz
Nasıl da bir.

Varlığın ipini
Kainatla
İnsan arasında
Sarkıtan
Biliyor.
O can çekişme,
Sahnesidir dünyanın.

Dağların ve çölün birleşmesi
İbadetse,
Sularla karışan
Açların soluğu
Vicdanıdır derinlerin.

Sarmalanmış hiçliğim
Huzur içinde!
Varlık benden çekilirken.
Çünkü harcadım
Gücümü.
Soluğumu harcadım
Son ana dek.
Buraya itilmişsem
Kalmanın anlamı
Tükendiğinden

Bejan Matur
-kader denizi-

Güz Ormanı – Bejan Matur

BEJAN MATUR GÜZ ORMANI

Bütün sözler
Penceremden uçup gitti.
Bana bakışın
Kollarında uyuttuğun sabahlar
Karışıp gitti rüzgâra.
Şimdi zaman bölünüyor
Geçmiş ve gelecek
Artık kime ait,
Hangimiz hangi yöne
Belli değil.
Sen uyurken
Usulca kapattım kanatlarımı
Sana verdiğim kalp
Ve dokunduğun ten
Şimdi bir güz ormanında
Bir dala tünemiş
Aşkı sayıklıyor
Kapanan kapıları ve de!

Bejan Matur
-aşk/olmayan-

Yıkılan Dağlar Sevgilim – Bejan Matur

BEJAN MATUR YIKILAN DAĞLAR SEVGİLİM

Yıkılan dağlar sevgilim
Yıkılan dağlar.
Kayaların yürek kadar büyümesi
Ve oynaması yerinden.
Çıktığın o yükseklik
Ne söyledi sana,
Rüzgâr kestiğinde yüzünü
Bakışın acıdığında ne?
Bir denize bakıyordun
Dalganın bir özgürlük vaadi olduğu
O sonsuzluğa.
Keske diyordun
Yanımda olsan
Ama uzaksın!
Tam o anda
Yüreğimde çatlayan bir nar tanesi
Sen!

Ve baktım
Uzak deyişine.
Aramızda evet
İki deniz
Binlerce nehir var
Buzulların rüyalara sızdığı
Bir kıyı ve de.
Taşların taş olduğu
Ve adımların
Her şeyden fazla tanrıya yöneldiği
Bir dağ duruyor aramızda.

O dağ oynadı yerinden.
Ve binlerce elin göğe uzandığı
O yüksekliken
Vadilere
Nar gibi çatlamış yüreğim
Ve açıldığıyla kalmış.

Dağlar sevgilim
Dağlar
Yürekte başlayan karlı bir gece
Ve sönmeyen ateş
Beraber duyduğumuz
Çocukluk sesleri.
Kahkahalar dağlardan yuvarlanırken
Uğuldayan geçmiş
Ve masmavi dolunay
Kimi bekliyor dersin?

Şimdi gidiyorsun
Dağın hatırı var.
Ve adımların
Bir inancın tekrarlanması gibi.
Kral yoluna dizilen
Bütün makiler
Tarih öncesinden bugüne
Titrerken
Sen kalbini uzaklaştırmayı seçtin
Sen çoraklığı
Başka kelimeleri…
Ben bir ağıtçı gibi bakıyorum rüzgâra
Bakışımı acıtan anların
Ağırlığına.
Ve zaman geçmiş.
İncilden bir sahne gibi
Uyuduğun o sessizliği hatırlıyorum.
Bir çoban
Bir eşek
Ve korku içinde bekleyen sen
Daha çocuksun
Dağlardan gelen korkunun
Taşlara sindiğini bilen.

Bejan Matur
-aşk/olmayan-

(C) Yuko Nagayama..

Kendimden Başlıyorum – Bejan Matur

BEJAN MATUR KENDİMDEN BAŞLIYORUM

O uzun günde
Uzaklık değişti.
Artık kendimden başlıyorum
Saymaya zamanı.
Bir
İki
Üç
Dört
Beş
Altı
Yedi.
Yedide duruyorum.
Bana vadettiğin kapılar
Bana fısıldadığın cennetler hâlâ taze.
Kendimden başlıyorum
Saymaya yeryüzünü.

Dünyanın kalbine bir taş düşüyor
Çok ağır dünya,
Senden uzaklaşıp giden
Kanatlarım gibi.
Zihne gelince
Toprağında senin hâlâ
Merak ediyor
Ne düşünür, ne yaparsın?
Saçlarım ise
Bir yaz göğü gibi
Açılmış
Dünyanın ucuna ilerliyor.

Bejan Matur
-aşk/olmayan-

Görsel : (C) Christian Schloe…

KADINLAR – Bejan Matur

BEJAN MATUR KADINLAR

Mavi dövmeleri
Ve bitmek bilmez yasların çürük izleriyle
Durup ateşe bakıyorlar.
Rüzgâr estiğinde hepsi ürperiyor
Göğüsleri değiyor toprağa.

Ellerinde yanan odunlar taşıyan kadınlar
Siyah kazanların pası çökmüş yaşlılığıyla
Dolaşıp duruyorlar.
Ateşin öfkesi kabardığında
Sesler artıyor.
Orada ateş hiç bitmiyor
Söndürmek bir bela.

Göğüsleri pörsüyen kadınlar
Ellerinin korkunç inceliğiyle
Tutacakları odunların sertliğini düşünmekte
Ve susmaktalar.
Sustuklarında yaşları farkedilmiyor
Toprak kokuyor bağırdıklarında.

Nereye yaslanacaklarını unuttuklarından
Gözlerini toprağa bırakıyorlar
Çünkü bulutlar gökte kalıcı değil
En içten
Toprağa veriyorlar kendilerini
Ve kokuyorlar ara sıra.

Bejan Matur
-Rüzgâr Dolu Konaklar-