KADINLAR – Bejan Matur

BEJAN MATUR KADINLAR

Mavi dövmeleri
Ve bitmek bilmez yasların çürük izleriyle
Durup ateşe bakıyorlar.
Rüzgâr estiğinde hepsi ürperiyor
Göğüsleri değiyor toprağa.

Ellerinde yanan odunlar taşıyan kadınlar
Siyah kazanların pası çökmüş yaşlılığıyla
Dolaşıp duruyorlar.
Ateşin öfkesi kabardığında
Sesler artıyor.
Orada ateş hiç bitmiyor
Söndürmek bir bela.

Göğüsleri pörsüyen kadınlar
Ellerinin korkunç inceliğiyle
Tutacakları odunların sertliğini düşünmekte
Ve susmaktalar.
Sustuklarında yaşları farkedilmiyor
Toprak kokuyor bağırdıklarında.

Nereye yaslanacaklarını unuttuklarından
Gözlerini toprağa bırakıyorlar
Çünkü bulutlar gökte kalıcı değil
En içten
Toprağa veriyorlar kendilerini
Ve kokuyorlar ara sıra.

Bejan Matur
-Rüzgâr Dolu Konaklar-

 

 

Zamanın İpleri – Bejan Matur

BEJAN MATUR ZAMANIN İPLERİ

Dökecek yaprağı olmayan ağaçların yorgunluğu
Karla örtülü dalların fısıltısıyla doluydu gece

Nedense üşümüyordum.

Çıplaktım ve saçlarımı rüzgâr için uzatıyordum.
Gövdemi yalayan rüzgâr,
“Dünya çoktan başladı artık konuş” diyordu
Dünya çoktan başlamıştı bilmiyordum.

Toprak sonsuz ve sarı
Yüzüm kederli ve uzun
Rengini arıyordu.

Bastığım yerde açtığım çatlak dipleri gösteriyordu
Dipte:Yankı buhar su ve yosun
Yankı sözcükleri inkâr ediyor,
Bölüyor, kutsuyor, acı çektiriyordu.
Buhar dolaşıp geldiği yerlerin adını bilmiyor
Bilse de söylemiyordu
Yosun gölgede suyla sevişiyordu.

Zaman gövdemi saran ipleriyle
Uçurumları gösteriyor
Yüksekte tutuyordu.
Uçurumlar sanki hep gülüşüyordu.

Çatlağı zorluyor toprağa girmeye çalışıyordum.
Burnum değince suların dibine
Birden yüzeye fırlıyordum.
Boğulsam son sözüm ne olur
Hangi yolculuk beni doyurur bilmiyordum.
Soluksuzluğun sorusu olmaz
Öğreniyordum.

Bejan Matur
-Rüzgâr Dolu Konaklar-

İKİ RÜYADA BÜYÜMEK – Bejan Matur

BEJAN MATUR İKİ RÜYADA BÜYÜMEK

Sen uykudan söz ederken
İki rüyada büyümüş biri gibi
Kalbim bölünüyor.
Duvara yansıyan ışığın
Yaptığı kelimeler,
O kelimeler
Uykuda geldiği için belki de
Hâlâ dönüyorlar etrafımda
Bana dağları anlatıyorlar
İnanmanın kanıyla ayakta duran
Dağları.

Çünkü bir sabahtır sonunda
Bizi uyandıracak olan.
Elimizden alınmış dünya ve doğumla
Bir dağ yolunda ilerlerken sen
Bacası tüten bir ev
Sulardan geçip gitmekte olan renk
Anlatmaz yine de
Olanı
Bize konuşanı
Kimdir?

Çünkü tarih açmıştır yaraları bir kez
Öfkenin başladığı kabuklar
İncelmiştir çoktan.

Artık yalnızca sese sığınıyoruz
Işıklı geceye.
Kime gideceğiz,
Hangi sözle anlatacağız acıyı,
Hangi dilde bağışlanmayı dileyeceğiz?
Bize saf bir başlangıç gerekli
Kelimelerin gün doğumunda
Ruha bağlandığı bir başlangıç.
Bize bir yuvanın şefkati gerekli,
Kıyısından geçerken bacası tüten bir ev ki
Affetmenin toprağında
Sığınılacak bir yurt zannedip
Susalım
Susalım.

Bejan Matur
-son dağ-

Yolağıdı – Bejan Matur

BEJAN MATUR RÜZGAR DOLU KONAKLAR

I
Haritaları
Taşınmayacak kadar büyük olan
Adamlar
Koklayarak buldular yolu.
Soyun devamı
Ateşin
Ve suyun
Başı için.

II
Bozkırın iyi tanrısı rüzgâr
Göğsümüzden geçerek
Kutsadı bizi.

III
Ateş yakmayı bilmeyen el
Tanrının üzerine olsun.

Şu doğan günün başı için
Diyordu annem
Şu doğan günün
Üzümün
Ve buğdayın
Sabrı için.

IV
Ateşi tanıyan el
Suyla yıkanan göz gibiydi gece.
Geldik
Ve sığındık ovaya.
Tarlamızda buğday
Kuyumuzda acı su.
Kazdık rahmini toprağın
Dilimizi verdik ona.
Bir ürpermeyle yitirdik aşkı
Yanmış o konağın kıyısında.
Yerle gök arasında tereddüt kuşlar
Artık mümkün olmayacak soyun devamı
Diyerek uçtular.
Kuşlara inandık.
Soyun devamı olmayacak
Diyen telaşa.

V.
Göçle gelen
Her kavmin
Titrek ruhuyla
Bakındık etrafa.
Önce dağlara
Sonra ovaya
Taşlara bakındık
Kaynayan suya.
Gördük ki
Hiçbir şey kıpırdamıyor
Yatağında.
O zaman
Hangi lanet
Hangi âh
Girdi kanımıza.
Neydi başımızda daralan göğü
Yazgımız yapan.

VI
Yapraklar gözleridir meşenin
Diyenlerin ardından
Tanrımız da
Gizlendi mağaraya.

Oradan üfledi ölümü
Denizin dibindeki karanlıktan.

VII
Şu batan gün bile
Gideceği zamanı bildi
Biz neyi bekliyoruz
Ne kadar sürecek daha?

VIII
Vakti geldiğinde
Gitmek kadar iyi olan ne varsa
Girdi uykumuza.
Kadına inandık
Soyun devamı olmayacak
Diyen bakışına.

IX
Kadındım o zaman
Bulaşmamıştım
Cinslerin o tuhaf karmaşasına.

Titreyerek sevdiğim her şey
Kesti kanımı
Gönül düşürdüğüm her şey kırılgan.

X
Anladım
Zaman geçiyor
Ne gitmek, gitmek olacak
Ne kalmak.

Sağır dilsizlerin
Diliyle gelip
Sözü düşünsem
Yerim olmayacak.

XI
Ama ruhum
Ruhum başındayken yolun
Safça inandı toprağa

Kadına inandı
O saflık uykusuna.

XII
Rüyada
Sol solum kırılsa
Çocukluğum

Su uykulu
Su dalgın
Aşktan

XIII
Toprak iyidir
Acıyı çeker
Diyor anem.
Kınalı saçlarıyla kapatıldığı ev
Yanmış.
Ama gözleri
Bazı geceler dağınık duran
Yıldızlara benziyor. Hareli.
Elleriyse toprak kokuyor.
Bunu tuhaf bulduğumda
Bana dokunsun istiyorum
Rahatlatmıyor.

XIV
Anladım zaman geçiyor
Anne olmak acısını anlamak başkalarının
Ve merak uyandırdığında gelir bahar.

Bense bir kış resmi içinde ilerliyorum
Yolumda selviler
İstasyon bekçisinin mutsuz karısı
Umudum uzakta
Güneşin acıtıp emdiği karda.

XV
Bakışım yumuşadı sonra
Taş avluda açan begonya
Pamukta oynaşan titrek beyaz
Güneşe akan ne varsa.

XVI
Çığlık çığlığa kuşlar
Vadiye doluşunca
Anne oldum
Seviştim bir adamla.

XVII
Resim içinde dalgın
Bekler
Olgunlaşır
Çürür zaman.
Putlara sövmeli
Putlara sövmeli
Daha ne kadar?

XVIII
Su: Ölü yağmur
Kalır kuyusunda rahmin
Soyumuz sürmedi
Tükendi.

Bejan Matur
– Rüzgâr Dolu Konaklar-