Batak – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BATAK

Gökteki uçurumdan başım dönse de,
Sokulurdum az daha, az daha.
Gömük yarı belimize kadar, büyük
Yarı belimizden öte, cıvık
Batakta. Bir sarmaşık gibiydi batak,
Bir tuz ki aşımıza karışmış,
Oyar köstebekleriyle etimizi.
Kelepçelidir kirpiklerimiz,
Acır bir ışığa dönsek yüzümüzü.
Aydınlığa versek elimizi.
Uzuyor koyu bir katranla yapışkan
Parmakların ucunda ip gibi.
Ak bir güvercin alsak avucumuza,
İnim inim karayel yerine,
Güvercinin tüylerinde batak. Batak
En uzak ışıltılı yıldızda.
Çektik kentin yorganını üstümüze,
Düşler kurduk, düşlerimiz batak.
Ve batak kişiler sardı yöremizi:
Suratları insana boyalı
Bütün o alıp satanlar, üleşenler;
İçimizde açan karanfili
Kara tırnaklı yaldızla kirleterek,
Sıkınca bir irin çıksın diye
Yalnızlığa gömenler, ün tacirleri,
Bağnazlar, despotlar ve ödlekler;
Havasız odalarda duman kişiler;
Yoksulun cebinden aşırılmış
Beşlikleri yutturanlar altın diye.
Durgun batak, leş kokulu batak!
Atımı getirin benim, kır atımı!
Bataktan dörtnala çıkmak gerek!

Oktay Rifat
-Bir Aşka Vuran Güneş-

KİLİM – Yetik Ozan

YİTİK OZAN KİLİM

El emeği, alın teri, göz nuru;
Bu kilimde üç çilenin yünü var;
Boşa değil şu kibiri, gururu;
Yedi iklim dört köşede ünü var.

Renk almış yaylanın çiçeklerinden,
Desen tutmuş buğday başaklarından,
Gökkuşağı ağmış saçaklarından;
Üzerinde bir ilkbahar günü var.

Her teli bir pınar olup akmada,
Her düğüm yar gözü gibi bakmada,
Biçimler el ele halay çekmede;
Sanki ortasında köy düğünü var.

Yetik Ozan
(1942-1978)

– Erken Ölümlü Şairler Antolojisi
Derleyen: Ahmet Günbaş-

HER ŞEYE RAĞMEN – A.Kadir

A.KADİR

Birden bakılınca
herkese benzer şeklin şemaîlin,
bir kafa, iki kol, iki ayak
ve bir gövdeden müteşekkilsin.
Bir yüreğin var ama
güneş renginde!

Ne bulutlarla dostluğun var
ne yıldızlarla konuşmuşluğun,
ne girdiğin var aynalardan içeri.
Kendi kendini nasıl seyreder insan, unutmuşsun,
görünce muazzam büyüklüğünü yeryüzünün
ve toprağın bereketini.

Yeryüzü büyüklüğüne büyüktür, evet,
ekmeği, yumurtası, tereyağı, üzümü,
balı, inciri karpuzu,
-hûlasa bütün zevkler-
bir çocuk türküsü gibi fışkırıyor topraktan.
Nasıl hayran kalmaz onlara
hepsinden mahrum bırakılmış
ve bir dost bakışından gayrı
verecek şeyi olmayan insan!

Gece yarısını vurur saatler.
Sen makina başındasın,
ben masa başında.
Uzaktayız birbirimizden demek.
Halbuki aynı şeylerdir düşündüğümüz:
Bütün şarkılardan güzel
bir parça peynir,
bir salkım üzüm,
bir dilim ekmek.
Ve yaşamak her şeye rağmen en önde!

A.Kadir
1942
-Bizim Sokak/Bütün Şiirleri-

başka eylül yok – Neriman Calap

NERİMAN CALAP BAŞKA EYLÜL YOK 1

1.
yarısı alaca günün… yarısı ışığa durmuş.
bir çocuk nesnellikten düşsel bir ortama koşuyor
kaygusuzca. o koca otobüsler, kamyonlar sıyırıp
geçiyor saçlarının ucunu. ölüm korkusundan uzak
dirimin olan gücüyle / umarsızlığa koşuyor
saydam bir görüntünün albenili ışığına.
aşıyor yolunu bilmediği kentleri.

gün akşama dolanırken
bir ikileme takılıp kaldığında bezgince
ağulanmış gibiydi yüreği. uzaklaşıverdi yine
o dönenceden… yanlış yaptım dedi korktu.
-ötesi yok-
siniverdi şiirin gölgesine…

gece tanrısı buldu onu. gözündeki buğulara uzattı
ince uzun parmaklarını. çok uzaklardan gelen bir sesle
“yine cam kırıkları doldurma yüreğinin
kıvrımlarına. sıyrıl ikileminden kaç ürkülerinden. bak
ben ve sen / gece ve şair görünmez alazlarla
birleşiyoruz. düşyazılarımızla yenip yenilgileri
kadife sabahlara dökülen bir esintiyiz”

Neriman Calap
-rüzgâr kanatlıydı gece-

Ayın Hilâl Vakti – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL AYIN HİLAL VAKTİ

suyun kayadaki şekli
ağaca çarpan yağmurun dirilişi
kalbimde bir avlu serinliği
kuşun yuvasını özlemesi
belki
sen gelince her şey anlam kazanıyor

birisi
bu minareyi
nasıl da uzatmış gökyüzüne
tanrının isteği
orada şekillenmiş
sanki
bir el ona uzanmak ister gibi
ayın hilâl vakti
şimdi
sularda geziniyor

Tuğrul Tanyol
-öncesi ve sonrası-

 

Sekme – Murathan Mungan

Neil Simone Tutt'Art@

Bir şey oldu
değiştim sessizliğin kınında
ben aynı bendim hem
yeni açan tanıdık bir gülümseme
Bir şey oldu
neye borçlandığımı bilmediğim
ilk İstanbul’a şiir kazıyan
birinin taşa yosuna sinmiş heyecanıyla
Ben hem bendim
hem kendimi böyle buldum birdenbire.

Şimdi
yetmez kanımın tanıdıklığı
diriliğimin gürültüsüne

iç içe zamanlarda yaşamak
sezdiğimle vardığım
yan yana aynı bedende

kendine katlandıkça
delinir çoğul tarih
sessizlikte birikenlerin hızıyla
kavuşur insan bir bilip bir bilmediğine

tılsımın sezgisi ya da telafi:
geçmiş dediğinle
gelecek dediğine

Bütün bunları içimin hızında bildim
herkesle konuşurken kendi kendime.

Murathan Mungan
-Uyku Otları/Solak Defterler-

(C) Neil Simone …

GÖNLÜ GÜVERCİNLİ KADIN – Tekin Gönenç

gonlu-guvercinli-kadin-tekin-gonenc-mb16068_5290828_r1

önce sesin geldi
aralandı kapılarım
ardında şaşkın bulutlar çıkmazı
sonunda sen
gönlü güvercinli kadın

köpüren simsiyah saçlarınla
günler boyu koşuşup durdun
içimin aykırı ırmaklarında

gamzelerinde gizlediğin
o binlerce yıldızı
döküp de şimdi üstüme
söyle nereye

artık herkes
tutsun da elinden kendi şiirinin
tersinden mi girsin
ölü kelebekler sokağına

sen bende daha bitmedin ki
gönlü güvercinli kadın

Tekin Gönenç
-Gönlü Güvercinli Kadın-

 

su…sun – Neriman Calap

NERİMAN CALAP SU SUN

yosun bağladı su
ağladı gökte yıldız / çakıl denizde
buz tuttu dağlar / soğudu türkülerim
yitiklerim uzak yıllarca şimdi
ben kendine kurulmuş tuzak
boşlukta yitirdim / en derin uykularda
karabasana dönüşmesin diye günler
gökçe duyguları yollarında yitirdim.

İç denizlerim kurudu günden güne
duvarlara çarpıp geri döndü söz
söz ki yitirdi anlamını
haykırabildiği kadar sustu.

bir şarkısın şimdi kulaklarıma sağır
sen döndüğüm gide gele aşındırdığım
yolsun / anladım yoksun artık
ben de. ağıtlar sürdükçe yıllara akacak
bir çığlık yüreğimde / su…su…sun!

Neriman Calap
– rüzgâr kanatlıydı gece-