balat – Selahattin Yolgiden

selahattin-yolgiden-balat-fener-balat

damarlarımda dolaşan kanım
arnavut kaldırımlarına akacak şehrin
bir hançer bulsam

“hani bazı zamanlar
dışarı çıkmak istiyorsun ya kendinden,
yolculuğun
kağıttan fenerlerle şenlenecek
konuşsan.”

hey deniz, dalgalarınla ferahlıyor
buradan bir nefes kadar uzak
bir sahilde, ağır adımlarla
yürürken hayatımın sureti

susuyorum durmadan bir ayna karşısında
işte yolculuk da başladı
balat’tan yayılan yangın kalbimde
birbiri ardına resimler yakmakta

işte sana liman,
kendini bir vapura gömmek istiyordun ya!

Selahattin Yolgiden
-Unuttuğum Limanlar-

Görsel: Fener/Balat – Bulgar Ortodoks Kilisesi.

Söyle be Ustam – Nuri Can

nuri-can-soyle-be-ustam

İçimdeki papatyalar yolundu
tomurcuklar kırıldı
ben kırıldım
en çok da sevdiklerime

Bir türküsü olmalı şu hayatın
bahar aylarına, gönül yaralarına
bilirim herkesin bir şiiri vardır bir de umudu
hangi iklimin kırılgan ağacıyım ben
küskünüm, güz acısı çekiyorum işte
söyle be ustam
yerim neresi bu çıkarcı dünyada
alıp başımı nerelere gideyim

Bak ustam
gözlerim ıslak, hüzün akıyor yüzümden
küskünüm, yaşam ağrısı çekiyorum
kederimle boğuşmaktayım sancılar girdabında
hayatın en sessiz matemindeyim
söyle be ustam
hangi metropol duvarına yazmalı adımı
kimim ben
yurdum neresi
mezarımı hangi ülkeye kazmalı

yaşama yaslanmak için
şiirin burçlarına tutunmak yetmiyor ustam
al götür beni buralardan o uzak diyarlara…

Nuri Can
-Almira-

MANASTIR KUŞÇUSU – Nihat Behram

nihat-behram-manastir-kuscusu

zor bir nakış gibi işliyorum
liseyi ve aşkı
hüzünden bir kanaviçeye

üveyikler ibibikler arıyorum
kandillerle gece çullukları
bana bir salgını çağrıştıran bıldırcınlar
lise öğretmenlerinin dolduğu odalardan
sarıasmalar ürküyor koştuğumda

kim bilir kuşların öldüğünü
rüzgâr geçerken selviler arasından
sepetime diken gülleri toplayıp
annemin güzelliğine üzgün
kuşlar vurduğumu benim
çağlalar çaldığımı
kim bilir hâlâ nasıl süslüyor beni
o yusufçuk sesleri

şimdi kumruların, angutların kaçıştığı
çocukların mavi serçeler topladığı
aile albümünden bir yüreği
hızla soyunuyorum
hızla soyunuyorum karanlık koynumdan
liseli kitaplarımı

Nihat Behram
-Hayatımız Üstüne Şiirler-

yol – Selahattin Yolgiden

selahattin-yolgiden-yol

bir gemiye binip de geri dönmeyen
ince bir kız tanıdım yirmi ikide
– düzdür dünya nereye gitsen
her şey peşinden gelir istersen –
diye başlayan eski bir şarkı
dudaklarımda bir izmir eylül’ünde

ayışığında yunus balıklarını öptüm
onlarla mercan kayalıklarında yattım
sarmaş dolaş
gidip de dönemeyeceklere ağladım durdum

üstü örtülü yalnızlıklar birikmiş
çeyiz sandıklarında, öpücüklerle
tütsülenmiş duvaklarda.
– öp beni sevgilim,
dayanamam uzun ayrılıklara –
diye devam eden bir şarkı selanik’te ekim’de.

gözlerimi yıldızlara diktim,
yıldızlar ki bekçileridir yaşamın
ormanlara hükmettim; uzaklara, seslere
sesler ki çıkıp bir et parçasından
hisleri kazıyandır belleklere.

ne çok acı birikmiş içimde
kendi göğsümü yardım, ağladım
– beni sakın unutma,
bütün hayatımı sana adadım –
diye biten bir şarkı napoli’de.

rüyalar hiçbir şeydir hem,
götürmüyorsa önceden gidilmemiş yerlere.

Selahattin Yolgiden
-Unuttuğum Limanlar-

YANKISI KALIR – Tuğrul Asi Balkar

tugrul-asi-balkar-yankisi-kalir-bir

bir

poyrazlandım
susadı deniz
dağlardan ve
ırmaklardan
çözüldü buzullar
sesin gibi

poyrazlandım
acıyla yıkanmış
gülüşünle
uzadı gün
pencerelerden
ve kentlerden
çözüldü buzullar
sesin gibi

sesin rüzgârgülü
gözlerin
uzak
ve her şeyi alıp götüren zaman

Tuğrul Asi Balkar
-Biriken-

GÜZ SONU ŞİİRLERİ – Ahmet Uysal

ahmet-uysal-guz-sonu-siirleri

Her şey hazır belki
yarın giderim
Yağmurun sesini de
alırım yanıma
Gömleğimin cebindedir
kuruyan otlar
Eski yerinde kalır gene
bozkır kokusu

Herşey hazır kesin
yarın giderim
Kırgın güz sokağı
uğurlar beni
Benim için rüzgâra
bürünür evler
Kapısını açık bırakırım
ıssız avlumun

Her şey hazır olamaz
hayal bunlar
Şehrini bulamaz bulanık
akan nehir
Savrulur derin vadilerden
düşer köpüğü
Kırık bir dal ucuna döner
kırgın şiirler

Ahmet Uysal
-Uzak Yazlarda-