Esmerliği bile – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN ESMERLİĞİ BİLE

Kendinden caymış duruşu,
değmiyor kenarından yürüdüğü hayatın bir yerine
esmerliği bile kuşkulu artık
kaçakçı yetimleri gibi uzak gözleri
minesi solmuş gülüşünün
sesine küsmüş, dudak payı var her kelimesinde
tutukluk çekiyor günü, dönmüyor gündeliğin sıradan gramerine,
sanki hiçbir imge açığa çıkaramaz artık onu
kâğıt üstünde

Çocuk gülüşlerinden ışık alan eski kartpostallardan tanıdığım çocuk,
Sana ne oldu böyle?

Murathan Mungan
2015
-Solak Defterler-

Gecenin İçinden Bitkilere, Hayvanlara Sesleniş – İlhan Berk

İLHAN BERK GECENİN İÇİNDEN BİTKİLERE HAYVANLARA SESLENİŞ

Biz yaşayanlar ayrı değiliz birbirimizden
Önce bunu söylemeliyim size
Sonra bütün güzel şeyleri sevmekte
Beraber olmalıyız derim
Değil mi ki bu dünya ailesindeniz
Bize bu düşer bu savaşta

Kötüye karşı hep bir olmalıyız
Bütün işlerin iyi gitmesinde bir
Ve şunu bilmeliyiz ki zaten
Bir başına yaşamak, yaşamak değildir
Bilsek nehirler bizden habersiz yaşarlar
Bilsinler ki hiç yaşamamışlardır

Sebepsiz değil iyinin yaşamasını istediğimiz
Karşı koymamız ölüme
Daha iyi bir hayat içindir şüphesiz
Şüphesiz bunun manası dünyamızda
Başka türlü anlaşılmaz elbet
Bunca çalışma bunca didinme

Ben size şunu derim ki kardeşler
Bizsiz güzel değil bu dünya
Bizsiz mesela gökyüzü genişlemez
Biz bugüne bugün dünyada
Güzel diye bildiğimiz ne varsa
Dört elle sarılmalıyız, o kadar.

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-

doğunun kalıtı – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ DOĞUNUN KALITI

biz üç güzel kardeştik ve ölüm,
ölüm en gencimizdi bizim

bize doğunun büyük şiiri kaldı

o bir nehir gibi ve kendimizin
nice ipek yollarına dökülüp
ve derin kollarına bir gonca
gül diye kapanıp ve tiftik,
safran ve kilim gibi onca
acılardan sonra, mağrur ve yitik
bir külliyeye benzer gurbetimizin
gide gide sonuna geldik

biz üç güzel kardeştik
ve ölüm, en gencimizdi bizim

bize doğunun büyük şiiri kaldı

sonra derviş defterimiz kapandı
gün kara koyun, gece oğlaktı
ve göçebe bir çeşme olan ikizim
şiiri bir oba gibi kaldırıp
dağ taş demeden, dizlerimizin
bir bir büküldüğü baharat yollarından
korkunç bir ağıt diye geçirip
bizi düzlüğe çıkardı

bize doğunun büyük şiiri kaldı

Hilmi Yavuz
-Doğu Şiirleri-

BASTONLU FOTOĞRAF – Nihat Ziyalan

NİHAT ZİYALAN BASTONLU FOTOĞRAF

Sol altta elyazısıyla:
21 Mayıs.1938
Mersin-Viranşehir
Yazılı.

Kaya parçası, tümsek
oraya yetiştirilmiş bir sandalye de olabilir.

Pardösüsü, koyu renk kaşkolu
keten takım elbisenin rengini iyice ortaya çıkarıyor.

Çorabı da açık renk.

Yürüyüş ayakkabısı mı
belli değil.

Bastonuna dayanmıyor,
sapı dizine takılı gibi;
bileğinin arkasında kalmış, görünmüyor.

Avuçlarının arasındaki
ter emmiş mendil;
sol paçasının üstüne düşen beyazlığıyla
elbise kırık beyaz diyor
gömleği tanık göstererek.

Arkasında konvoyla giderken;
hayatı gözünün önünden geçmeye başlayınca,
arabasını durdurup,
yolun kıyısındaki tarlada yanlız kalmak istemiş gibi.

Saçı bulutlu;
gözleri geçmişe bakışlı,
soluklanan bir oturuşta.

Bu yaşımda olmak isterdim o zaman;
hayatını gözünün önünden geçirmeye alışık biri olarak,
tepsiyle yanına varıp,
hazırolda söylerdim:

Kahveniz Paşam!

Nihat Ziyalan
Sydney, 2007
-Sözcükler D.
Mart/Nisan 2008-