Sone 43 – William Shakespeare

shakespeare-sone-43

Apaçık görüyorum gözlerimi yumunca.
Bütün gün gördüklerim taşımaz hiçbir değer,
Ama düşlerde hep sen varsın uyku boyunca;
Göz karanlıkla ışır karanlıkları deler.
Başka bütün gölgeler, gölgende ışık bulur;
Bedeninin gölgesi mutluluğu gösterir
Işıl ışıl gündüze saçarak daha çok nur,
Senin gölgen nasıl da kör gözlere fer verir.
Gözlerim kutlu olur seni seyrettikçe ben,
Canlı gün aydınlanır sendeki ışıklarda,
En karanlık gecede belirsiz güzel gölgen
Derin uykuda sönmüş gözlere can katar da.

Seni görmezsem olur her günüm gece;
Parlak gündüzdür gecem düş seni gösterince.

William Shakespeare
-Soneler-
Çeviri: Talât Sait Halman

Benim Aşkım – Sabahattin Ali

sabahattin-ali

Bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
Bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
Beni anlayamazsan gözlerime bakınca
Göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.

Daha pek doymamışken yaşamanın tadına
Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına…
Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına.
Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.

Sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran,
Sensin “Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.

Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye.
Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.

Sabahattin Ali
1934
-Bütün Şiirleri-

Ardıç Kuşu ve Sevda – Zerrin Taşpınar

zerrin-taspinar-ardic-kusu-ve-sevda

Yüzünü biriktiriyorum şimdi
çünkü ben, bir ardıç kuşu gibi
kendi ölümüyle beslenen
güncesi ayrılıklarla dolu
ve teni her yaz
ayrı güneşlerde yanan bir çocuğum.

Ne kadar alışkınım bilsen
yazılmayacak mektuplar için adresler alıp-vermeye
yılların yorgunluğuyla sararan
silik, umarsız, gizini saklı tutan
ve bir daha yaşanmayan resimlere.

Yüzünü biriktiriyorum. Çünkü yüzün
bir sevda tohumu şimdi.

Geçerken ürpertilerle karanlıklar içinden
tutsak ve ağzımıza sığmayan dillerimizle
geçerken gecenin pususunda bir ırmaktan
bütün özlemleri tadan, bütün romanlarda
yeniden dünyaya gelen o çocuk
ağlıyor arkamdan
beni bırakma… Bırakma beni…

Kaç kişinin gücü yetmiştir
yasaklanmış bir aşkı savunmaya…

Yüzünü biriktiriyorum şimdi.
Soyları kocalarının adında eriyen
göçmen kadınlar gibi, hüzünlü ve sesim titreyerek
ne kadar alışkınım bilsen
bütün kanamalara… gülümseyerek.

Bir ardıç kuşuyum ben
toprağa düşeceğim bir gün
içimde çimlenen tohum çatlatıp yüreğimi
ağaca dönsün ve yüzyıl yaşasın diye
hiç ardıma bakmadan öleceğim.

Yüzünü biriktiriyorum şimdi.

Zerrin Taşpınar
-Bir Ardıç Kuşuyum Ben-

CEVAPSIZ – Sennur Sezer

sennur-sezer

Ah şimdi kim anlatacak sevdayı?.. Akşamdır.
Ve benim akşamım gecedir kimilerine. Orada şafak mı söküyor?
Yoksa uzaklarda çöl sıcağından ürkenler mi çağırıyor geceyi:
Ya leyl! ya leyl! ya leyl!

Ah şimdi kim anlatacak durgun sularını sevdanın?
Yorgun gözlerim ışığını yitirdi. Tan yerine düşüyor
sevdalımın gölgesi. Bir düğün türküsü mü yas çığlığı mı duyulan:
Tililili… Tililili…Tililili..

Ah bırakacağım tek miras sevdadır. Anlamak sizin işiniz.
Bilin ki gün ağarırsa sevdadandır.
Sevdadandır dallar çiçeklenirse.
Ve endişe bir gün sevdasız kalmaktandır.
Ah ey lo lo lo.. Ah ey le le le..
Kim anlatacak kim? Akşamdır.

Sennur Sezer
-Akşam Haberleri-

 

ayrık otu – Arzu Demir

arzu-demir-ayrik-otu

şehir benim olmasın varsın,
yürümeye üşenmedim hiç

ayrık otu olmak zor
ayıklanmak
yeniden yeniden çoğalmak

sustum ama teslim olmadım

toprak damların yağmur korkusu
bilirsin
soğuk bir gece baharım diyor
eserek geçmişimden

gölge istemem güneş çarpmaz beni

ağlamam da
alışkanlık böyle şey
yalnız yutkunmak sızlatır
yüreğime inen yollardan

korkum ondan yoktur belki

kaybetmek öldürmüyor
tutunmadığım yürekten

gözlerine bakmam gerek
kırılmam sanırdım sözden
eziyetten

sevmişim, direncimin inceldiği yerden

Arzu Demir
-yalnızlık üşür-