ÇAKIR – Sabahattin Ali

SABAHATTİN ALİ ÇAKIR

Altın saçlarını sıkıca tarar,
Sonra iki örgü yana bırakır;
Ayağında pembe dallı mor şalvar,
Taze gelin gibi süzülür Çakır…

Beyaz ellerine kına yaraşır,
Mavi gözleriyle bir içim sudur.
Efeler onu el üstünde taşır;
Köyün bir tanecik orospusudur.

Çakır’sız olamaz hiç bir eğlence
Herkesingönlünü kaplar çünkü sis…
Bazan mâl olsa da iki üç gence,
Yine Çakır’ını ister her meclis…

Geniş meydanlarda yakılır çıra,
Çakır nazlı nazlı dokunur ‘def’e…
Süt gibi rakıyı sunar Çakır’a
Gür bıyıklı, ateş gözlü bir efe…

Gitgide açılır sırma cepkenler;
Kıllı göğüslerinden süzülür rakı.
Bazan birisinin bağrına girer,
Elma soymak için alınan çakı…

Çakır yılan gibi döner, kıvrılır
-Sırma saçlarında fildişi tarak-
Tabanca çekilir, bıçak sıyrılır,
O döner elini şıkırdatarak…

Yalnız bazı kere taze gelinler,
‘Bize kocamızı ver! …diye inler…
O zaman Çakır’ın gözü doludur…

O zaman gözünün önüne gelen
Cepheden şehitlik alıp yükselen
İncecik bıyıklı bir yavukludur…

Sabahattin Ali
-Güneş Sayı 15, Eylül 1927-

BEŞİK – Sabahattin Ali

SABAHATTİN ALİ BEŞİK

En iyi ağaçlardan güzel bir beşik yapın;
Ben oraya gürbüz bir çocuk yatıracağım.
Yok! İstemez… O kadar süslü olmasın sakın
Ben oraya öksüz bir çocuk yatıracağım…

Zavallı doğar doğmaz anası kaçtı gitti.;
Felek küçük kalbine bir yara açtı gitti,
Yavrucuk benden başka kimlere güvensin ki?

Beşik çok güzel olsun, her gören beğensin ki,
Yavrum melekler gibi bu beşikte yatacak;
Vefasız anasını bana hatırlatacak…

Of!.. Hadi, baltanızı, testerenizi kapın!
Yoksa ben ağaçları dişlerimle oyacağım…
Siyah abanozlardan bana bir beşik yapın:
Bu beşiğe ben öksüz aşkımı koyacağım.

Sabahattin Ali
-Kurbağanın Serenadı-

GURBET HAPİSHANESİ – Sabahattin Ali

Düşünme, gününü doldur
Gurbet hapishanesinde;
Günler yıllara bedeldir
Gurbet hapishanesinde.

Bahtım dağları aşırdı,
Yâdelde dama düşürdü.
Yine gözlerim yaşardı
Gurbet hapishanesinde.

Akşam gökler bulutlanır,
Demir kapılar kilitlenir,
Gönül her derde katlanır
Gurbet hapishanesinde.

Hâlini bilen bulunmaz,
Yüzüne gülen bulunmaz,
Kapıya gelen bulunmaz
Gurbet hapishanesinde.

Geniş ol, göklere bakın,
Çıkacağın günler yakın…
Yâr, beni unutma sakın
Gurbet hapishanesinde.

Sabahattin Ali
-Dağlar ve Rüzgâr-

Sabahattin Ali,(25 Şubat 1907 – 2 Nisan 1948) Anısına saygı ve özlemle….

KIZKAÇIRAN

KIZKAÇIRAN – Sabahattin Ali

Dağlar dik, çeşmeler kuru,
Yârimin benzi çok sarı;
Ölüm var, dönülmez geri;
Yürü yağız atım, yürü…

Dağlar geçilmiyor kardan;
Aman yok candarmalardan.
Ayrılamadım bu yârdan;
Yürü yağız atım, yürü…

Yârim bu gece yoruldu,
Kaçırdığıma darıldı;
Bak, daha sıkı sarıldı;
Yürü yağız atım, yürü…

Nasıl titriyor korkudan:
Kaldırdım onu uykudan;
Sesler geliyor doğudan;
Yürü yağız atım, yürü…

Peşime düştü takipler,
Boynumu bekliyor ipler
Zeybekler seni ayıplar;
Yürü yağız atım, yürü…

Sabahattin Ali
-Dağlar ve Rüzgâr-

Benim Aşkım – Sabahattin Ali

sabahattin-ali

Bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
Bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
Beni anlayamazsan gözlerime bakınca
Göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.

Daha pek doymamışken yaşamanın tadına
Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına…
Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına.
Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.

Sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran,
Sensin “Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.

Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye.
Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.

Sabahattin Ali
1934
-Bütün Şiirleri-