HAPİSHANE ŞARKISI – Sabahattin Ali

2 NİSAN 2019 HAPİSANE TÜRKÜSÜ 3

IV

Ey yâr, bu acı demlerde
Sen koru benim aklımı…
Karardım kaldım damlarda,
Aydınlat benim yolumu…

Nefesin esen rüzgârda,
Saçların savrulan karda,
Yerde, gökte, bulutlarda,
Ararım nazlı gülümü…

Karanlık göklerde aysın,
Kurak ovalarda çaysın,
Bir tek inandığım şeysin,
Uzattım sana elimi…

Düşmanlar gülüp sevinsin.
Dostlar arkasını dönsün…
Benim güvendiğim sensin,
Kırmazsın benim gönlümü…

Bir gün şu damlardan çıksam,
Gelip önüne diz çöksem…
Ağlayıp içimi döksem…
Anlatsam sana halimi…

Sabahattin Ali
1933
-Dağlar ve Rüzgâr-

 

Görsel: Tarihi Sinop Cezaevi..
Sabahattin Ali, 26 Aralık 1932 – 29 Ekim 1933 yılları arasında önce Konya sonra Sinop Cezaevinde tutuklu olarak kaldı…

Sabahattin Ali ( 25 Şubat 1907 – 2 Nisan 1948) Anısına saygıyla…

RUHUMUN DALGALARI 2 NİSAN 2019 KIZKAÇIRAN

KÖPRÜNÜN ÇOCUKLARI – Sabahattin Ali

Güneş karşı dağlardan çıkarken yavaş yavaş
Köprüde görülüyor hararetli bir telâş
Kemerlerden geçerken zerzevat kayıkları
Sislere gömülüyor Marmara açıkları.

Yeni gelen bir vapur çalıyor tiz bir düdük
Yanaşarak köprüye alıyor bir öpücük
Köprü yangınlığıyla bu hoyratça busenin
İnliyor tatlı tatlı… İnliyor derin derin…

Ufacık bir istimbot ötüyor canavarca,
Bu sesle sarsılıyor köprü dakikalarca…
Artık o da uykunun zincirini kırıyor…

Bu ihtiyar haliyle köprü barındırıyor
Nice sefil muhitin, sefil çocuklarını…
–Akıntı sürüklerken karpuz kabuklarını,
Mavnalarla dolarken boş kemerlerin altı–
Dubaların üstünde yığın yığın karaltı
Görülüyor ki, bunlar köprünün çocukları;
Bunlar işte hayatın, bugünün çocukları…
Bakın! .. Birisi yana eğerek kasketini,
Güneşe yalatıyor kabuk tutan etini…

Kimbilir ki bu çocuk ne işler işleyecek? ..
Belki üç kuruş için birini şişleyecek,
Yahut bir mağazanın delecek kasasını,
Bu vaka artıracak mücrim piyasasını:
Hemen kolundan tutup atacaklar hapse…

Fakat ya onun cürmü tamamen bizdeyse? ..
Çünkü o, cemiyetin, bizim mağdurumuzdur,
Onu bu hale koyan bizim kusurumuzdur…
Biz şüphelenmiyoruz mesuliyetimizden,
Fakat böyle sürünen bu çocuklar da bizden…
Bu zavallıların da kanı ve eti bizim,
Bu çocukların bütün mesuliyeti bizim…

Bir parça düşünelim biz de vazifemizi…
Çünkü bu nesil yarın tel’in edecek bizi…
Bu biçare sürüyü geliniz kurtaralım!
Biz onları bir öz kardeş gibi saralım…
Onlar kendilerine açılan bir aguşa
Nasıl atılacaklar bilseniz koşa koşa…
Ah! Onlar tutunacak birer el arıyorlar,
Bize yalvarıyorlar! .. Bize yalvarıyorlar…
Sırayla oturmuşlar dubanın kenarına
Güneş hayat veriyor köprü çocuklarına…

Sabahattin Ali
-Kurbağanın Seranadı-

Çocuklar Gibi – Sabahattin Ali

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı,
Kırlara yayılan ilkbahar gibi.
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı,
Göğsümün içinde ateş var gibi.

Bazı nur içinde, bazı sisteydim,
Bazı beni seven bir göğüsteydim,
Kâh el üstündeydim, kâh hapisteydim,
Her yere sokulan bir rüzgâr gibi.

Aşkım iki günlük iptilâlardı,
Hayatım tükenmez maceralardı,
İçimde binlerce istekler vardı,
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi.

Hissedince sana vurulduğumu,
Anladım ne kadar yorulduğumu,
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi.

Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigâr gibi.

Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir,
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.

Başını göğsüme sakla sevgilim,
Güzel saçlarında dolaşsın elim.
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi.
Sabahattin Ali
-Dağlar ve Rüzgâr-

NE KAZANDIK? – Sabahattin Ali

SABAHATTİN ALİ NE KAZANDIK ©MILLICENT SOWERBY

Siz daha sedefinde
Bâkir bir incisiniz;
Belki birincisiniz
Âşıklar hedefinde!

Siz bir bülbülsünüz ki
Sesine doyulmuyor.
Öyle bir gülsünüz ki…
Sararmıyor solmuyor.

Biz âşık olduk size,
Bilmem ki ne dersiniz?
Sanırım gülersiniz
Bu deliliğimize!..

Red göreceğiz belki
Arzu en güzelinden:
Biz bu sevda selinden
Nasıl kurtulalım ki!..

Daima sizi sandık
İlâhe, güzellikte!
Acaba ne kazandık
Gönlümüzü verdik de?

Sabahattin Ali
-Öteki Şiirler/
Bütün Şiirleri-

©Millicent Sowerby..

KUDURMAK – Sabahattin Ali

KUDURMAK 2019

Göğsümde gözlerinin sapladığı bir bıçak,
Beynimde hayaliyle alevlenen bir ocak…
İçerim bu haldeyken herkes garip bulacak:
Başımı sükûnetle taşlara vurduğumu…

Bu sükût çiğnenen bir muhabbetin yasıdır.
Bu sükût bir kömürün içerden yanmasıdır.
Bu sükût beynimdeki cinnetin potasıdır;
Görüp aldanmayınız sessizce durduğumu…

Ben de nihayet bütün bağları kıracağım;
Onu ıssız dağlara alıp kaçıracağım,
Etini bir canavar gibi ısıracağım
Ve, herkes seyredecek nasıl kudurduğumu.

Sabahattin Ali
-Kurbağanın Serenadı-

Sabahattin Ali (25 Şubat 1907 – 2 Nisan 1948) Anısına saygıyla …

FİRAR 2019

FİRAR

Meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım;
Kalbim hakikat diye bir ihtimale tapmış.
Ne manasız şeylere meğer bel bağlamışım;
Meğer benim peşinden koştuklarım serapmış…

Kimsede bulamadım menfaatsiz bir yürek;
Kadınlar bana yalnız soğuk bir deri verdi.
Bir kardeş sevgisini uzattığım her erkek,
Çamurladıktan sonra kalbimi geri verdi…

Anladım insanlardan geldiğini kederin;
Uzak, herkesten uzak bir hayat süreceğim.
Benim bu inzivama taarruz edenlerin
Yüzüne hakaretle, kinle tüküreceğim!..

Sabahattin Ali
-Kurbağanın Serenadı-

İLK BEYAZ SAÇ – Sabahattin Ali

SABAHATTİN ALİ İLK BEYAZ SAÇ

İnmiş sırtıma ömrün,
İnsafsız bir kırbacı.
Gördüm başımda bugün,
Beyazlaşan ilk saçı.

Şimdi bana hoş gelen
Bürümüş gibi aklar
Yarın öbürgü birden
Bire çoğalacaklar.

Beni okşa, sar diye
Bana yalvaran çiçek,
O gün ihtiyar diye
Başını çevirecek…

Fakat bu bir teamül
Kâinat kadar eski…
Boş yere üzül
Dünya buna değmez ki…

Biraz kalender olmak:
İşte hayatın ilmi.
Âlemde heder olmak
Pek tabiî değil mi?..

Elbet ihtiyarlayıp
Toprağa döneceğiz
Biz bir günde parlayıp
Bir günde söneceğiz.

Sabahattin Ali
1926
-Bütün Şiirleri-