Yaradana Mektuplar/ Üçüncü Mektup – Bedri Rahmi Eyüboğlu

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU YARADANA MEKTUPLAR 3

1.

Al gözüm seyreyle
Hep aynı hikâye
Hep aynı türküler
Hep aynı kinâye.

Sevaplara borazan
Günahlara tabut
Balıklara banka
Alıklara bulut
Sen bunu kırk gün kırk gece unut!

2 .

Al gözüm seyreyle:
Hep aynı hikâye
Mahpusa mendil kadar bir gök parçası
Şaire gökleri tımar için bir kaşağı
Ressama tosun gibi bir ebemkuşağı

3.

Al gözüm seyreyle
Hep aynı hikâye
Yine aynı Âdem
Yine aynı Havva
Yine aynı elma
Yine aynı armut
Kalanlara Yâsin
Gidenlere Mevlût
Sen bunu kırk gün kırk gece unut!

Fidana sormuşlar: – Niçin büyürsün?
– Tohum itiyor, demiş.

Tohuma sormuşlar: – Niçin itersin?
– Toprak rahat bırakmıyor! demiş.

Toprağa sormuşlar: – Niçin tohumla uğraşırsın?
– Sebebini toprak olduğun zaman kulağına söylerim, demiş.

Nara sormuşlar: – Tanelerin kaç tane?
– Yiyenler saysın bana ne, demiş ? …

Güle sormuşlar: -Niçin kokarsın?
– Bu benim ibadetimdir, demiş.

– Kavakağacı sen hiç dua etmez misin? demişler.
– Nasıl etmem demiş; benim boyumun yarısı toprağa gömülüdür. Benim topraktaki parçam dua eder; ben secde ederim!

Kavağın dibini kazmışlar. Kavak devrilmiş ve devrilirken kavak ağacının dua ettiğini duymuşlar.

Bir buluta sormuşlar:
– Güzel bulut, sen niçin ele avuca sığmazsın?
– Ele düşersem beni ata benzetenler arabaya koşar. Bakraca benzetenler kuyuya atar. Ayıya benzetenler oynatır. Mendile benzetenler burunlarını silerdi! demiş.

Yıldızlara sormuşlar:
– Niçin bizden bu kadar uzaklarda yanar tükenirsiniz?
– Ya sizin göz bebekleriniz demişler, niçin biz açılırken onlar kapanır?

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Yaradana Mektuplar/
Dol Karabakır Dol-

 

EYFEL DESTANI – Bedri Rahmi Eyüboğlu

bedri-rahmi-eyuboglu-eyfel-destani

Cebimizde beş on para harçlık
Başımızda kuştüyü yastık
Bir yanımız badem
Bir yanımız fıstık.
Ama… nerede arkadaşlar
Nerde arkadaşlık
deyu
Paris şehri şirininde
Sızlanıp dururken
Bir bulut havalandı Küçükyalı’dan.
Bir kuş havalandı arkasından.
Gelip kondu yüreğimin başına
Tepeden tırnağa sevgi
Tepeden tırnağa selam
Hani şu çerden çöpten
Hani şu gökyüzü kadar büyük
Gökyüzü kadar bedeva olan.
Bir kuş havalandı Küçükyalı’dan.
Mis gibi arkadaşlık
Ve iyilik kokuyordu…
Sıcaktı
Dokunsan ağlayacaktı.

Bir kuş havalandı Küçükyalı’dan
Mis gibi mimoza
Marmara, meltem
Azcık anason
Azcık çiroz
Azcık ızgara köfte.
Haa… bir yerinde Eren uyuyordu.
Bir yerinde Zeynep büyüyordu.
Çok uzaktan “mor kuşaklı bir taka” geçiyordu
“Altın tasta gül kuruttum” türküsü
Çayda şeker gibi eriyordu.

Bir kuş havalandı Küçükyalı’dan
Geldi kondu Eyfel Kulesi’nin tepesine.
Azcık çakırkeyifti kuş…
Azcık sallanıyordu.
“Atma” dedi hemen
Sabri Reis… “Atma böyle…
Sallanan kuş değil, kule…
Kaç tane cin içtin, söyle…”
Ama şu Eyfel Kulesi’nin aklı olsa
Galata kulesine varırdı…
Bir sürü çocukları olurdu.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Paris, 15 Eylül 1959
-Yayımlanmamış Şiirlerinden/
Dol Karabakır Dol

SARHOŞUM – Bedri Rahmi Eyüboğlu

sarhosum-bedri-rahmi-eyuboglu-kir-kahvesi

Sarhoşum çok şükür dilediğim kadar
Bir ben yok artık benden içeri
Onunla göz göze diz dizeyiz
Sarhoşum, sarhoşum, sarhoş
Çok şükür bir bizeyiz.

Sarhoşum
Caddenin göbeğine oturmuşum
Aklıma eserse sırt üstü yatabilirim
Nâra atabilirim
Kem gözler umurumda değil
Ben kendi gözlerimden kurtulmuşum.

Sarhoşum, sarhoşum, sarhoş
Doğrudur
Bırakın bağırayım avazım çıktığı kadar
Görüp göreceğim rahmet budur

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Karadut-

Görsel: Bedri Rahmi Eyüboğlu / Kır kahvesi

 

Ağaç Dili – Bedri Rahmi Eyüboğlu

bedri-rahmi-eyuboglu-agac-dili

Sabah oldu.
Ağaç
Her günkü yerine
oturdu,
bekliyor.
Ne güzel biliyor
Beklemesini ağaç
Ne kadar telaşsız
Ne kadar emin.

Rüzgâr giriyor koluna
Serçe konuyor dalına
Doymadan alına moruna
Balta saplanıyor beline…
Baltanın sapı da ağaç…
Gülüyor mu?.. Ağlıyor belki…
Neyleyip etmeli
Ağaçça dilini
Sökmeli!..

Bedri Rahmi Eyüboğlu
3 Şubat 1975
-Yayınlanmamış Şiirler/
Dol Karabakır Dol-

Sen Büyürken – Bedri Rahmi Eyüboğlu

bedri-rahmi-mehmet-hamdi-eren

Sen yumruk kadarken koptu Mehmedim kızılca kıyamet
Baban olacak kişi de askerdi
Seni bir nar çiçeği gibi kundağında bırakır
Çantasına bir kaç roman
Ve bir kaç paket Serkldoryan koyup
Müstahkem mevkie giderdi
Her gidişinde kendisine şehitlikte münasip bir yer ayırır
Senin yaşaman için dua ederdi
Sen büyürken Mehmedim koptu dananın kuyruğu
Ve uyandı birden içimde
Arzuların en zorlusu, en kalleşi: YAŞAMAK.
Yaşamak sen büyürken yanıbaşında
Yaşamak otça, böcekçe, yaprakça sade yaşamak.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Karadut-      

Görsel: Bedri Rahmi, Mehmet Hamdi ve Eren (Ernestine) Eyüboğlu.

GEÇTİ GİDER – Bedri Rahmi Eyüboğlu

bedri-rahmi-gecti-gider-ceyhundan
Bulut yağmurunu yağdı geçti
Deniz dalgaların serdi geçti
Ömrüm gözlerime değdi geçti
Ömrüm vaitleri verdi gider

Toprak bir sadaka verilmiş durur
Gökler davul gibi gerilmiş durur
Yollar yüzükoyun serilmiş gider

Serin yıldızlarla çevrilmiş içim
Yine serden geçip devrilmiş içim
Devrilmiş göklere boşanır gider

Gurbet çırılçıplak bahçemde durur
Mevsimler giyinir kuşanır gider.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Yaradana Mektuplar-

 

BÜYÜK ŞEHİR – Bedri Rahmi Eyüboğlu

bedri-rahmi-eyuboglu-buyuk-sehir

Bir değil hallerin beş değil
Nasıl anlatsam hepsini bir bir
Nasıl bağlansam sana nasıl, büyük şehir.
Yüz tane kolum olsa kucaklamaya yetmez.
Tepeden tırnağa dudak kesilsem bitip tükenmezsin.
Anten misali gerilse bütün damarlarım
Nasıl duyarım semt semt bucak bucak seni
Nasıl sararım?
Büyük hastanelerinde yatarım insan dolu,
Büyük gemilerine binerim mahşer.
Hanların dolu, hamamların dolu…
Gel gör ki her Allahın günü
Göz göze, diz dize
Tramvayda, sinemada, meyhanede, mabette.
Herkes kendi murdar karanlığına gömülmüş
Herkes gurbette.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Tuz-

Görsel : Ara Güler

KÜÇÜK RESSAM – Bedri Rahmi Eyüboğlu

bedri-rahmi-eyubolu-kucuk-ressam

İçimde renkler uçuşur
Al yanar yeşil tutuşur
Ne sihirdir ne keramet
Ne de el çabukluğu marifet
Bu bir ressam oğlu ressam işidir
Sağ yanımda usul usul
Morla turuncu konuşur
Beri yanda kuzgunî siyahlardan
Ödü patlamış beyazlar
Ötede çil yavrusu gibi dağılmış pembeler
Kenarda yüzlerce senedir
Özlediği kahverengine kavuşmuş bir sarı
Beride Bursa çinilerine değmiş
Yunmuş yıkanmış bir memleket rüzgârı
Bazan ılık bazan serin
Işıl ışıl yanıyor mavilerin
Dilerim Allahtan dert görmesin
İki kocaman çiçek gibi açılmış gözlerin
Minicik ellerin.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Dol Karabakır Dol-

ZİNDANI TAŞTAN OYARLAR – Bedri Rahmi Eyüboğlu

Sılanın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor

Bugün efkârlıyım açmasın güller
Yiğidimden kötü haber verirler
Demirden döşeği taştan sedirler
Yatak diken diken yastık batıyor
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor

Bir şubat gecesi tutuldu dilin
Silaha bıçağa varmadı elin
Ne ana ne baba ne kız ne gelin
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor

Ne bir haram yedin ne bir cana kıydın
Ekmek kadar temiz su gibi aydın
Hiç kimse duymadan hükümler giydin
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor
Döşek melil mahzun yastık batıyor

Mezar arasında harman olur mu
Onüç yıl hapiste derman kalır mı
Azrail aç susuz canın alır mı
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor
Döşek melil mahzun yastık batıyor

Zindanı taştan oyarlar
İçine bir yiğit koyarlar
Sağa döner böğrü taşa gelir
Sola döner çırçıplak demir
Çeliğin hası da yiğidim aman böyle bilenir
Döşek melil mahzun yastık batıyor
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor

Dilinde dilimi bulduğum, gücüne kurban olduğum
Anam babam gibi övdüğüm
Dayan aslan ustam yiğidim dayan
Dayan hey gözünü sevdiğim
Bügün efkârlıyım açmasın güller
Yiğidimden kötü haber verirler

Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun
Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün
Şiirin gökyüzü gibi herkesin
Sen Kızılırmak’casına bizimsin
En büyük demircisi dilimizin
Canımız ciğerimizsin

Bugün burdaysa şiirin yarın Çin’dedir
Bütün hışmıyla dilimiz
Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir

Bugün burdaysa şiirin yarın Çin’dedir
Acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla
Bir yanı nur içinde tertemiz
Bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir

Bugün burdaysa şiirin yarın Çin’dedir
Bütün hışmıyla dilimiz
Kökünden sökülmüş bir çınar gibi yüreğimiz içindedir

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Nazım Hikmet için Şiirler-