CEHENNEME DOĞRU – Tuğrul Tanyol

—Cehennem boş ve tüm şeytanlar burada!
Shakespeare/The Tempest

gözyaşlarımızla eriyen toprak
rüzgârla savrulan sel
zor çabalarla dikilen çatı

her şey bir boşluğa doğru uçuyor
atların kaçışan nal izlerinden
görüyoruz bunu
birbirinden giderek uzaklaşan
bir halkız biz
görmediğimiz
bir kanla bölünmüş ekmeğimiz

her gün kıyıdan birkaç
kaya parçası daha koparan deniz
üzerinde yaşanacak
yer bırakmıyor bize
lanet olsun! lanet olsun size!
toprağın yedi kat altına gömüldü sevgimiz

kendi zebanilerine âşık
bu cehennemde
yanmaya mahkûmuz hepimiz

Tuğrul Tanyol
-ansızın yaz-

ırmağın adı – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL IRMAĞIN ADI

I
kim bilir kaç kez geçtim buradan
yolun eskime payı
daha küçük hayattan
ne adımlarım, ne aklım
anlıyor uzayan mesafeleri

hayat bir mum alevi
kısaldıkça büyüten gölgeleri
eskiyi daha iyi bilmemiz bundan
elin duvara vuran hayali
bir oyundur, gözer çarpar hani
anımsamak gibi
geçtiğim yolun sonuna geldiğini
hissetmek ve bilmek
tam bittiği yerde biri
karşılayacakmış gibi beni

II
şuraya hemen uzanmak
istediğim günler oluyor
“ört üzerimi” demek yakın birine
zaman
suyun ışığı bir gömlek gibi
sıyırıp attığı yerden sesleniyor:
“bekle vakit var daha”
akmak onunla birlikte
artık orada olmayan bir zamana

kim hatırlar bizi zaten
gözlerimizdeki ırmağa yansıyan
hayatımızdan başka

III
bir deriye benziyoruz hepimiz
ruhun altına sığındığı çatı
kendi benzerlerimizi
ararken kayboluyoruz
kendi gözlerimizle arıyoruz
çünkü kendimizi

aynaları sevmemiz bundan
içimizde Tanrı’dan kalan
parçaya bakıyoruz orada
orada yıkanıp durulanıyoruz
günahlarımızdan
her şeyin tersi olan
kendimize bakarken

IV
gençliğimde dolaştığım
yerleri dolaştım gene
adımlarım aldırmıyor geçmişine
gitmek istiyor kendi bildiği gibi
anımsıyor aklın anımsamadığı yeri

şurada durmuştum
yağmurlu bir günde elimden tutmuştun
beni çıkarıp kendi içimden
gözlerindeki nehre atmıştın

ben akıp gittim yıllarca
kaynağını arayan bir su gibi
kendi çığlığının peşinden
nehrin sorup durduğu ismi
kimse duymadı neden

V
nereye gitti onca zaman
bir saman yığını, havalanan
her bir parçası
rüzgâra asılmış duran

tek tek bakmak mümkün mü
günlere, saatlere, dakikalara
ayırmak hayatı parçalarına
her anı kutsaldı, her an
tatlı bir sızı gibi akıyor
hâlâ açık duran yaradan

VI
başkasını düşündüğümü
sanırken bile
seni düşünmüşüm
uyandım işte
içimdeki aynadan

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

UNUTMAK İYİDİR – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL UNUTMALIYIZ
bir ara unutmalıyız her şeyi
unutmak biraz ölmek gibi
ama yeniden öğrenebiliriz sevmeyi

unutmalıyız her şeyi bir ara
ruhunu satmak gibi şeytana
diktiğimiz yelken artık dayanmıyor rüzgâra

görmeliyiz, hiçir şey istediğimiz gibi değil
unutmak güzel, umutla çizdiğimiz sahil
izler silinince, sayfada boş bir şekil

her şeyi bir ara unutmalıyız
içimde çıkmaz bir sokak, buz
tutmuş saçak, aşkla çağırdığımız kız

hepsi unutuldu aslında ve bu iyi
bazen gerçekten düşünmeliyiz ölmeyi
kayıp bir yıldız

belki o zaman bırakır üşümeyi

Tuğrul Tanyol
-ansızın yaz-

 

©Daniel Korjonov

UZAK – Tuğrul Tanyol

UZAK - Tuğrul Tanyol

tuhaf bir gün
bir çığlıkla uyanmışım
aynada uzak bir yolculuk var
ellerimde kirli bir sabah
sokaktaki suskun kalabalık
herkes bir şey bekler gibi

oradan fırlayan biri
zihnime yerleşik bir çocuk belki
kocaman gözleriyle sıradan
bir günü bayrama çevirirdi

koşmak şimdi
kendi rüzgârında çoğalan
bir kısrak gibi,
üzerimden sıçrayan kedi
sürdürür aynadaki yolculuğunu

biliyorum, bana hâlâ
söylenmemiş şeyler var
yaşlanırken, gözlerin
aynada takılı kalması bundan

ah! mercanlara tutun, kanasın ellerin
içine aksın sızı, tuzla ovulsun yara
hiçbir şey sorulmuyor rüzgâra
söyleyin söyleyin bana
neden güzel olan her şeyde bir acı var

Tuğrul Tanyol
-ansızın yaz-

SONATİNA – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL SONATİNA

bir gitar sesiyle güldün bana
güllerin arasındaki mavi yonca
bir keman sesi eşlik etti ona
sen ilk kez bana bakınca

gökyüzündeki kırlara uzandık
bir flüt üflemesiyle ürperdi sarmaşık
güllerin arasındaki mavi yonca
saçları gün ışığıyla yıkanınca

gerilerde, çok uzak bir yerde
boşluğa düşen bir düşünce gibi
klavsenin sesi uzadı gitti
seni tam öpecektim ki

ansızın yaz bitti

Tuğrul Tanyol
– ansızın yaz-

hafıza – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL HAFIZA ©

kendime bakmaktan nicedir korktum
aynaların arasındaki boşluğun
içinden kayacakmışım gibi
başımı saçlarından tuttum

gördüm ki boşunaymış
başın altındaki beden
benden
uzaklaştıkça
müzik sarıyormuş her yeri
tanrının acuçlarından
süzülürmüş gibi
uzun upuzun trillerin ardından
boşluğun borusunu duyan beden
başla buluşuyor yeniden
ve boşlukla başbaşa kalan ayna
kırıyor kendini kıskançlıkla

boşluk göremez artık kendini
onu ona anlatacak biri
olmalı
onun için belki
yalnızca bir söz vardı başta
“ol” dedi
gerisi yalnızca hafıza

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-

© Bing Wright.

büyük ağaçların altında – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL BÜYÜK AĞAÇLARIN ALTINDA

büyük ağaçların altında uzandık
gözlerden uzak el ele, rüzgârın
hafifçe salladığı dalların
arasından görünen gökyüzünü geniş
kıyıları okşayan bir deniz sandık

içimizden yukarılara doğru sıçrama isteği
kalbin özlediği yol, gidilmemiş toprak, bakir unutuş
ve bakır renkli bir kuş olan sürgün
saatin kırık zembereğinde donarken gün

sana baktım, bir kısrağın
ayışığına benzeyen gözlerinden süzüldü güz
giysilerin çıplaklığından kurtulduğumuzda
utanmayı öğrenmemiştik henüz

büyük, çok büyük ağaçların altında öpüştük
yüzyıllar geçmiş gibi bakarken birbirimize
uykuyla uyanıklık arası bir yere düştük

biz aşkı el yordamıyla aradık
bulduğumuzda
… bir daha uyanmadık

Tuğrul Tanyol
-gelecek günlerin şarabı-