ÇİNGENELER – Ahmet Telli

33691402_1900608916615894_5452548874482745344_n

Gün biterken çingeneler
inecek ovaya çengilerle
Ateş yakılacak ve birer 
yalım düşecek kızların yüzüne

Dinle ve sorular sor kendine
Doğayı, insanı ve geceyi
neydi güzelleştiren böyle
Yolculukları güzelleştiren neydi

Tan atımına gelince vakit
istersen bir kolunu dağların omuzuna at
Unutma geceyi bütün bir ömür

Buruşturulup atılıvermiş
uzak ve anısız bir bakış
uzak bir buluttur şimdi keder

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-

9.VI… – Ahmet Telli

33764367_1901728363170616_8426851960761614336_n

Günlüğü tutulmaz bugünün
Hiçbir saniyesi tükenmeden
yaşanıp duracak ömür boyu

Nerde, nasıl, nelere karşı…
Sorular yok, anlamsız olan
hiçbir şey yok çünkü bugün

Günlüğünü tutmayacağım bugünün
Sadece bir tarih düşeceğim
ömrümün tenha bir sayfasına

Cumartesi, dokuz haziran

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-

VEBA – Ahmet Telli

AHMET TELLİ BU KENT ÖLDÜ DİYORLAR.jpg

VII/BU KENT ÖLDÜRÜLDÜ DİYORLAR

Bu kent öldürüldü diyorlar
kurşuna dizildi bir gece yarısı

Hayaletler geziniyormuş şimdi
sokak aralarında ve caddelerde
baykuş tüneği olmuş alanlar
ve yarasalar uçuşuyormuş

Silah ve esrar kaçakçıları
altın çağını yaşarlarken
artıyormuş bir yandan da
kumarhaneler, meyhaneler

Borsa oyunları, hileli iflaslar
birbirini kovalayıp dururken
nasıl çıkmışsa pek bilinmiyor
yaygınmış şimdilerde rus ruleti

İntiharların sayısı bilinmiyor
çoğalıp duruyormus fahişeler
ve artık bunların hiç biri
olay bile sayılmıyormuş şimdi

Bu kent öldürüldü diyorlar
bahar gelmez artık buraya

Ahmet Telli
-Su Çürüdü-

VEBA – Ahmet Telli

AHMET TELLİ VEBA IV KÜL İZİ

VI/ KÜL OLAN

Bu kentte sorular yasaklanmıştır
böyle diyorlar fısıldarcasına ve ürkek
ve diyorlar ki gidip anlatılsın bir kez
çare düşünsün tarih denilen bilici

Gidip anlatılsın beklenen yolculara
aşklar küllenmeden ve beynimizi
büsbütün kemirmeden veba
yetişsin durmadan yolu gözlenen

Bu kentin sorusunu yanıtla ey yanılmaz olan
kahret ya da ışıklandır ve de ki:
—Siz ki yangın yıllarından geliyorsunuz
umuda bağlanmak umutsuzluktur ancak

Ve sen ey bilici, de ki:
—-Bu masal çok anlatıldı önceleri
çocuklar da susturuldu her defa
karartıldı evlerin bütün ışıkları

—Ve direnmeyi bilmiyorsanız
kül olun savrulun dağlara taşlara
belki hayat yeniden fışkıracaktır o zaman
bu kentin ışıksız varoşlarından

Bir sfenksten söz ediliyor durmadan
yakınmış kahredilmesi

Ahmet Telli
-Su Çürüdü-

DAĞ – Ahmet Telli 

AHMET TELLİ DAĞ

Bir dağın tarihi nasıl yazılır
kurt, kuş ve çakal sesleriyle mi
yoksa uçurumların uğultusunda
bir çoban yalnızlığıyla mı
Nasıl yazılır bir dağın tarihi

Çınarların köknarların dilini
gelip anlatır mı o yaşlı bilge
serer mi yalnızlığın atlasını
bir ceylan postu gibi önümüze
bir dağın tarihi nasıl yazılır

Sevinç ve keder aynı patikada
geyik sesleri tutmuştur kayalıkları
Eşkıya sessizliği bir yamaçta
öteki yamaçta ateş böcekleri
Bir dağın tarihi nasıl yazılır

Ozanlar anlatır belki yine de
dağın ruhunu, soluk alışlarını
Birer aşiretmiş eskiden onlar
sevda türküleriyle yaşarlarmış
Bir dağın tarihi nasıl yazılır

Gelip yine efsaneye bağlanır
ne kadar anlatılsa da yaşanan
Aşklar birer efsanedir şimdi
dağ dorukları birer efsanedir
Nasıl yazılır bir dağın tarihi

Uğultular burgaçlanırken varoşlarda
kimliği saklı kalandı o, ve bir kentin
karnında patlayacak vakteriştiğinde
acı dinecek aşklar kalacak yalnızca
Bir dağın hayatı nasıl yazılır

Nasıl yazılır bir dağın tarihi
(ki dağ mıdır bunca anlattığım)
Ömürler yetmiyor ve hep
eksik kalıyor bir şeyler
Bir dağın şiiri nasıl yazılır

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-

KIYIDA – Ahmet Telli

AHMET TELLİ KIYIDA

Yaprakların hışırtıları, börtüboceğin
Hiç dinmeyen sinir bozucu sesleri

Yılan ıslığı, gittikçe koyulaşan sığlık
Tarazlandıkça yayılan yosun kokusu

Deniz mi kamaşıyor göz kararması
Dalgaların ve ufkun harelenmesiyle

Uyku, rüya, kâbusla sıçrayan beden
Zonklayan kalbin fırlayan bozuk ritmi

Sarmal bir yansı beyin uyuşma hâli
karıncalanan zaman, derin bulantı

Kıyıda, bırakılmış yahut unutulmuş
Çürüdükçe belleğini yitiren enkaz

Bir ülkenin yakın tarihi

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

UMUT KÜSKÜNSE EĞER – Ahmet Telli

AHMET TELLİ UMUT KĞSKÜNSE EGER

Çiçeklenirken umut
hayatın dal uçlarında
sarınırken yangın sevgisine
ilk yaz güneşinin
sessizce dönerek köşeyi
başlamışsa eğer yanılgılar yeli
ürperir hayat
ürperir varoluşunda
damıtık sevinci doğanın
ve usul usul birikirken özsuda
yapışkan devinimi gecenin
yeni bir savaşçı gibi
kıvrılır köşesinde umut
solar yaprakları

Şehvetle kıvrılıp güllerin arasından
Sevdanın yatağına çöreklenen yılan
ele vermiş umudu
ve apansız sarılmış düşman süngüleriyle

Akışkan sevdalar çiçeği
güleç yüzlü umut
aldatılmş bir sevgili gibi küskün
acılı
ve yeniktir
yabancıdır artık hayata
ve kendini doğuran bahara

Artık bakır çalığına dönmüş
bir hüzündür zaman
sessizce devinirken damarlarında yılgınlık
korkak bir bezirgân gibi
sızar yüreğe ölümün ekşimiş kokusu
kapanır sessizce
kapısı aşkın

Ve artık
gelmene gerek kalmamıştır
ey zulüm

Ahmet Telli
-Yangın Yılları-