Siyahkâr – Ahmet Telli

Siyahkâr - Ahmet Telli

Siyahkâr kelimeler sızıyor aklımın
Dehlizine ki önceleri serin sözler
Dingin yalnızlıklardı oyalandığım
Yaz bitti de onun içindir diyor biri;
İlk kez bitmiyor yaz, hayat çoktan
Farkında bunun akşamlar apansız
İniyor geceyi siyahkâr kılmak için
Hançer birdenbire saplanıyor, güz
Usulca örtüyor masumiyetin üstünü

Zifirî kelimeler sızıyor yazın bittiği
Göçmen bir kuşun yolunu şaşırdığı

Ağır bir ağrı gibi ağıyor sözlerin
Burgacına vedâ: Yaz yine bitti.
Şarkılardan öğrendiydik: Sevdâ
Sitemkâr bir vedâ idi ömür gibi
Hâtırası için kitabın bir yerinde
Saklı bir söz düşülür belki de.
Mecaza dönmüşse vefânın enkâzı
Sükûnet gerekir unutmak için
Hatırlamak içinse yeni bir yaz

Ki unutuldu sanılsın diye bu öykü
Bir aşkın kelimelerle sürüp gittiği

Söz de ürperiyor kalın ve soğuk
Karanlığa gömülüp giderken şiir
Bizi kendine çeken dip, oradaydı
Yazın bittiği ve siyahkâr bir aşk
Öyküsünün anlatıldığı yerde
Ufkun kalbine çöktüydü tuhaf yaz
Unutuşun uçurumuna düşmüştü
Şimdi yine zifirî kelimeler sızıyor
Düşünsem hatırlarım dediklerime

Ki unutuldu sanılmasın dünkü öykü
Hani bir aşkın güzle solup gittiği

Ahmet Telli
-Nidâ-

©Bruno di Bernardo

Gittin Ya – Ahmet Telli

AHMET TELLİ GİTİN YA

I
Gittin ya; denizlerin çekilmesi
Dalların eğilişi; turnaların göçü
Bunu anlattı bana, bir rüzgâr
Bunu fısıldadı geçip giderken

Bekle dediydim, gör yelkovan
Ürperişini ve getirdiği müthiş
Rüyâyı: o çümbüşü, çengiyi;
Hepsi esmerdi, çok esmerdi

Bir esmerlik kaldıydı sesinden
Bir de kum saati, çöl akrebi;
Billûrun parçalanış anıydı, ki
Yüzüne sızdıydı ışk’ın şeraresi

Suyu fısıldıyan çıkrık koyu
Yalnızlığa dalmıştı ve orada
Birikmişti zamanın esmer bir
Vedâya benzeyen hikayesi

Gittin ya
Daha çok özleniyorsun şimdi

II
Gittin ya, bulutun dağa, dağın
Yamaca dediği şuydu galiba:
Mecnun çöle döndürür kalbin
Yurdunu, Leyla ise bir vâhaya

Belki sayıklamaya benzeyen
Sözler kalır ayrılıklardan, ki
Uzun uzun ulur içindeki kurt
Zamanı kemiren uzaklığıyla

Hayat ile zaman bir muamma
Olup hazırlıyor ya aldanışları
Unutmak dediğimiz kör ışıltı
Orada sızıyor kalbin yurduna

Ah, yine de sitemsiz bir tayın
Gölgesi düşüyor dağ geçidine
Sağrısında mahmuz yaraları
Eşkininde uğultulu bir uçurum

Gittin ya, âzâd edilen eşkîya
Boşluğa düştü rüyadaydı güyâ
Sonra yürüyüp gittiydin işte
Dilinde kül tadı, geçmişinde
Sevdakâr bir hikaye bırakarak

III

Kedisi sokağa kaçmış
Biriyim ben ve içimde
Kekeme bir kuş
Ötüyor ötüyor ötüyor

Ve son günlerde durmadan
Yalpalıyor bütün sözler
Birisi adımı sorsa meselâ
Dilim sürçüyor

Ahmet Telli
-Nidâ-

ÇİNGENELER – Ahmet Telli

33691402_1900608916615894_5452548874482745344_n

Gün biterken çingeneler
inecek ovaya çengilerle
Ateş yakılacak ve birer 
yalım düşecek kızların yüzüne

Dinle ve sorular sor kendine
Doğayı, insanı ve geceyi
neydi güzelleştiren böyle
Yolculukları güzelleştiren neydi

Tan atımına gelince vakit
istersen bir kolunu dağların omuzuna at
Unutma geceyi bütün bir ömür

Buruşturulup atılıvermiş
uzak ve anısız bir bakış
uzak bir buluttur şimdi keder

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-

9.VI… – Ahmet Telli

33764367_1901728363170616_8426851960761614336_n

Günlüğü tutulmaz bugünün
Hiçbir saniyesi tükenmeden
yaşanıp duracak ömür boyu

Nerde, nasıl, nelere karşı…
Sorular yok, anlamsız olan
hiçbir şey yok çünkü bugün

Günlüğünü tutmayacağım bugünün
Sadece bir tarih düşeceğim
ömrümün tenha bir sayfasına

Cumartesi, dokuz haziran

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-

VEBA – Ahmet Telli

AHMET TELLİ BU KENT ÖLDÜ DİYORLAR.jpg

VII/BU KENT ÖLDÜRÜLDÜ DİYORLAR

Bu kent öldürüldü diyorlar
kurşuna dizildi bir gece yarısı

Hayaletler geziniyormuş şimdi
sokak aralarında ve caddelerde
baykuş tüneği olmuş alanlar
ve yarasalar uçuşuyormuş

Silah ve esrar kaçakçıları
altın çağını yaşarlarken
artıyormuş bir yandan da
kumarhaneler, meyhaneler

Borsa oyunları, hileli iflaslar
birbirini kovalayıp dururken
nasıl çıkmışsa pek bilinmiyor
yaygınmış şimdilerde rus ruleti

İntiharların sayısı bilinmiyor
çoğalıp duruyormus fahişeler
ve artık bunların hiç biri
olay bile sayılmıyormuş şimdi

Bu kent öldürüldü diyorlar
bahar gelmez artık buraya

Ahmet Telli
-Su Çürüdü-

VEBA – Ahmet Telli

AHMET TELLİ VEBA IV KÜL İZİ

VI/ KÜL OLAN

Bu kentte sorular yasaklanmıştır
böyle diyorlar fısıldarcasına ve ürkek
ve diyorlar ki gidip anlatılsın bir kez
çare düşünsün tarih denilen bilici

Gidip anlatılsın beklenen yolculara
aşklar küllenmeden ve beynimizi
büsbütün kemirmeden veba
yetişsin durmadan yolu gözlenen

Bu kentin sorusunu yanıtla ey yanılmaz olan
kahret ya da ışıklandır ve de ki:
—Siz ki yangın yıllarından geliyorsunuz
umuda bağlanmak umutsuzluktur ancak

Ve sen ey bilici, de ki:
—-Bu masal çok anlatıldı önceleri
çocuklar da susturuldu her defa
karartıldı evlerin bütün ışıkları

—Ve direnmeyi bilmiyorsanız
kül olun savrulun dağlara taşlara
belki hayat yeniden fışkıracaktır o zaman
bu kentin ışıksız varoşlarından

Bir sfenksten söz ediliyor durmadan
yakınmış kahredilmesi

Ahmet Telli
-Su Çürüdü-

DAĞ – Ahmet Telli 

AHMET TELLİ DAĞ

Bir dağın tarihi nasıl yazılır
kurt, kuş ve çakal sesleriyle mi
yoksa uçurumların uğultusunda
bir çoban yalnızlığıyla mı
Nasıl yazılır bir dağın tarihi

Çınarların köknarların dilini
gelip anlatır mı o yaşlı bilge
serer mi yalnızlığın atlasını
bir ceylan postu gibi önümüze
bir dağın tarihi nasıl yazılır

Sevinç ve keder aynı patikada
geyik sesleri tutmuştur kayalıkları
Eşkıya sessizliği bir yamaçta
öteki yamaçta ateş böcekleri
Bir dağın tarihi nasıl yazılır

Ozanlar anlatır belki yine de
dağın ruhunu, soluk alışlarını
Birer aşiretmiş eskiden onlar
sevda türküleriyle yaşarlarmış
Bir dağın tarihi nasıl yazılır

Gelip yine efsaneye bağlanır
ne kadar anlatılsa da yaşanan
Aşklar birer efsanedir şimdi
dağ dorukları birer efsanedir
Nasıl yazılır bir dağın tarihi

Uğultular burgaçlanırken varoşlarda
kimliği saklı kalandı o, ve bir kentin
karnında patlayacak vakteriştiğinde
acı dinecek aşklar kalacak yalnızca
Bir dağın hayatı nasıl yazılır

Nasıl yazılır bir dağın tarihi
(ki dağ mıdır bunca anlattığım)
Ömürler yetmiyor ve hep
eksik kalıyor bir şeyler
Bir dağın şiiri nasıl yazılır

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-