Bakışın Senin – Ahmet Telli

AHMET TELLİ BAKIŞIN SENİN ..by Akira Ota
 
Bakışın senin: çatılara yuva yapmış kırlangıç hızı
Ağustos denizinin çırpınışı, bahçeye inen çocuk
Bir romanın ilk cümlesi oluyor alnına düşen saç
Ulusal müzeye kabul edilmeyen aykırılıksın sanki
 
Bakışın senin: kavakların rüzgârla kıpırdanışı
Bir kamaşmayla ürperişi zeytin ağaçlarının
Tam orada dur şimdi, gözbebeklerinin hayret
Nidâsıyla hârelenmesine tanık olsun zaman
 
Zaman kelimeler gibi sekiyor bakışında senin
 
Tanelenen buğday başakları ve güz ve şiir
Galiba bakışında kuruyorlar çadırlarını
Hadi çekil artık bu tablodan rengin soluyor
Su değirmenleri çağına dönüyor hayatımız
 
Pencereme konmuş ürkek serçe, soğuk
Kış günlerinde bahçeyi ısıtan gül fidanı
Gecikmiş bir mektubun üstündeki puldan
Sen miydin gölgelenen, o eski aşklar mı
 
Küllerin altındaki közdü bakışın senin
 
Unut ve öyle gel mi diyor bakışın senin
Hatırla atlas yatağındaki derin uykuyu
Şüphe ve sır, huzursuzluk ve endişe ve tam
Aklıma gelmişken dilimde acılaşan soru
 
Ödünç hüzünler kadar alıngan bir kuyudan
Çıkrık sesini al, suya değebilir mi şavkın
Gölgesiz kalınca hayat da karıncalanıyor
Susunca konuşan mevsim mi demeliyim
 
Şikâyetsizdir ve füsunkârdır bakışın senin
 
Ahmet Telli
-Bakışın Senin-
©Akira Ota..

YOL – Ahmet Telli

AHMET TELLİ YOL

Dalgın yahut telaşlı
Bir yolcunun unuttuğu
Şu bir demet çiçek
Yer alabilir mi istasyonun
Kayıp eşya listesinde

Anımsar mı şaşkın yolcu
İner inmez trenden
Neyi unuttuğunu geride
Avuçlarındaki kıvılcım
Tutuşturur mu bir ormanı

Yolculuk uzun bir cümledir
Ezberini bozar kimilerinin
Derin yüzmek nefesini tutmak
Ve bir de anıları daima
Yanınıza almak gerekir

Kaybolan nedir, solgun
Bir bahçe anlatır bunu
Unutulan bir demet çiçek
Açık kalmış bir kitap anlatır
Yarım kalan bir cümle

Yol unutturur kimilerine
Daha istasyondayken birşeyleri
Vedanın sıcaklığı yele dönüşür
Üşür bir demet çiçek o an
Kapanır içimizdeki kapılar

Vefa dışarıda kalır

Ahmet Telli
-Barbar ve Şehlâ-

ISRAR – Ahmet Telli

AHMET TELLİ ISRARPapatyaya sığınan arı bile
Bozguna uğratabilir şiiri
Dağın yakın göğünse çok
Uzak görünmesi yolcuya

Dağın yamacındaki sürü
İyi tanır çobanını, köpeğini
Bir de ay doğunca büyüyen
Çok büyüyen karanlığı

Testisi kırılan çocuk suyun
Sesini doldurur avuçlarına
Balık pulları gibi ışıldar ses
Bocalatır türküdeki kırık sesi

Bir sigara içimi ötede yolcu
Şaşırabilir belki yolunu
Bekleyeninse gözü takılır
Bir buluta ya da kuş kanadına

Çünkü ısrar ediyor hayat
Metalden kuş tüyüne, şehirden
Kelebeğin ağırlıksız imgesine
Kurarak bir asma köprüyü

Ahmet Telli
-Barbar ve Şehlâ-

KALEMKÂR – Ahmet Telli

kalemkÂr - ahmet telli

Her hecesini ayrı bir kalemle
Yazarken kızıl renkli o şiiri
Sesini bakır levhaya işlemek
İçindi bedestenden aldığın
Çekiç ile yivli çelik kalem

Dünya durdukça yaşayacağını
Sanan çocuktun bir zamanlar:
— Ölümsüz sanma kendini, ey
Kalemkâr, bakır durmadan
Bunu anlatmıyor mu sana!

Anlatmıyor mu sana!

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

KALEMKÂR – Ahmet Telli


Her hecesini ayrı bir kalemle
Yazarken kızıl renkli o şiiri
Sesini bakır levhaya işlemek
İçindi bedestenden aldığın
Çekiç ile yivli çelik kalem

Dünya durdukça yaşayacağını
Sanan çocuktun bir zamanlar:
— Ölümsüz sanma kendini, ey
Kalemkâr, bakır durmadan
Bunu anlatmıyor mu sana!

Anlatmıyor mu sana!

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

© S.Budak..

KARA BİR ÜTOPYA – Ahmet Telli

Neredesin! Cehennemin dibindeyim desem
Cudi’nin yamacında elbombasının piminde
Kalemin mürekkebinde sitemin ilk harfinde
Şarabın dip tortusunda aynanın kırık yerinde
Kayboluşun ortasındayım desem ne farkeder

Say ki dağın öte yüzündeyim sesinin hiç
Sızamadığı dingin bir koyakta, yıldızlı bir
Gök altındayım, atlarımı suluyorum nehirde
Bir de değirmen buldum suları köpürten
Kötü hâtıraları hâfızadan silmekte

Say ki bulutum yağmurunu esirgemeyen
Farzet ki fiilini yitirmiş bir cümleyim
Faili öksüz bir cümle de diyebilirsin
Kekemeliğim bundandır belki, her köşede
Beni tökezleten bir kadın gölgesi yahut
Kendini kâhin sanan bir şair bulunur

Peki sen kimsin desem gereksiz bir soru
“Karanlıkta yüzen” gerçeksin galiba
Ölü heceler pıtraklanıyor sözcüklerinde
Yürüdüğün sokaklarda kimliği belirsiz
Hayaletler görüyorsun ürperen kalbinde

Belli ki seninki kara, kapkara bir ütopya

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

Siyahkâr – Ahmet Telli

Siyahkâr - Ahmet Telli

Siyahkâr kelimeler sızıyor aklımın
Dehlizine ki önceleri serin sözler
Dingin yalnızlıklardı oyalandığım
Yaz bitti de onun içindir diyor biri;
İlk kez bitmiyor yaz, hayat çoktan
Farkında bunun akşamlar apansız
İniyor geceyi siyahkâr kılmak için
Hançer birdenbire saplanıyor, güz
Usulca örtüyor masumiyetin üstünü

Zifirî kelimeler sızıyor yazın bittiği
Göçmen bir kuşun yolunu şaşırdığı

Ağır bir ağrı gibi ağıyor sözlerin
Burgacına vedâ: Yaz yine bitti.
Şarkılardan öğrendiydik: Sevdâ
Sitemkâr bir vedâ idi ömür gibi
Hâtırası için kitabın bir yerinde
Saklı bir söz düşülür belki de.
Mecaza dönmüşse vefânın enkâzı
Sükûnet gerekir unutmak için
Hatırlamak içinse yeni bir yaz

Ki unutuldu sanılsın diye bu öykü
Bir aşkın kelimelerle sürüp gittiği

Söz de ürperiyor kalın ve soğuk
Karanlığa gömülüp giderken şiir
Bizi kendine çeken dip, oradaydı
Yazın bittiği ve siyahkâr bir aşk
Öyküsünün anlatıldığı yerde
Ufkun kalbine çöktüydü tuhaf yaz
Unutuşun uçurumuna düşmüştü
Şimdi yine zifirî kelimeler sızıyor
Düşünsem hatırlarım dediklerime

Ki unutuldu sanılmasın dünkü öykü
Hani bir aşkın güzle solup gittiği

Ahmet Telli
-Nidâ-

©Bruno di Bernardo