KALEMKÂR – Ahmet Telli

kalemkÂr - ahmet telli

Her hecesini ayrı bir kalemle
Yazarken kızıl renkli o şiiri
Sesini bakır levhaya işlemek
İçindi bedestenden aldığın
Çekiç ile yivli çelik kalem

Dünya durdukça yaşayacağını
Sanan çocuktun bir zamanlar:
— Ölümsüz sanma kendini, ey
Kalemkâr, bakır durmadan
Bunu anlatmıyor mu sana!

Anlatmıyor mu sana!

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

KALEMKÂR – Ahmet Telli


Her hecesini ayrı bir kalemle
Yazarken kızıl renkli o şiiri
Sesini bakır levhaya işlemek
İçindi bedestenden aldığın
Çekiç ile yivli çelik kalem

Dünya durdukça yaşayacağını
Sanan çocuktun bir zamanlar:
— Ölümsüz sanma kendini, ey
Kalemkâr, bakır durmadan
Bunu anlatmıyor mu sana!

Anlatmıyor mu sana!

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

© S.Budak..

KARA BİR ÜTOPYA – Ahmet Telli

Neredesin! Cehennemin dibindeyim desem
Cudi’nin yamacında elbombasının piminde
Kalemin mürekkebinde sitemin ilk harfinde
Şarabın dip tortusunda aynanın kırık yerinde
Kayboluşun ortasındayım desem ne farkeder

Say ki dağın öte yüzündeyim sesinin hiç
Sızamadığı dingin bir koyakta, yıldızlı bir
Gök altındayım, atlarımı suluyorum nehirde
Bir de değirmen buldum suları köpürten
Kötü hâtıraları hâfızadan silmekte

Say ki bulutum yağmurunu esirgemeyen
Farzet ki fiilini yitirmiş bir cümleyim
Faili öksüz bir cümle de diyebilirsin
Kekemeliğim bundandır belki, her köşede
Beni tökezleten bir kadın gölgesi yahut
Kendini kâhin sanan bir şair bulunur

Peki sen kimsin desem gereksiz bir soru
“Karanlıkta yüzen” gerçeksin galiba
Ölü heceler pıtraklanıyor sözcüklerinde
Yürüdüğün sokaklarda kimliği belirsiz
Hayaletler görüyorsun ürperen kalbinde

Belli ki seninki kara, kapkara bir ütopya

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

Siyahkâr – Ahmet Telli

Siyahkâr - Ahmet Telli

Siyahkâr kelimeler sızıyor aklımın
Dehlizine ki önceleri serin sözler
Dingin yalnızlıklardı oyalandığım
Yaz bitti de onun içindir diyor biri;
İlk kez bitmiyor yaz, hayat çoktan
Farkında bunun akşamlar apansız
İniyor geceyi siyahkâr kılmak için
Hançer birdenbire saplanıyor, güz
Usulca örtüyor masumiyetin üstünü

Zifirî kelimeler sızıyor yazın bittiği
Göçmen bir kuşun yolunu şaşırdığı

Ağır bir ağrı gibi ağıyor sözlerin
Burgacına vedâ: Yaz yine bitti.
Şarkılardan öğrendiydik: Sevdâ
Sitemkâr bir vedâ idi ömür gibi
Hâtırası için kitabın bir yerinde
Saklı bir söz düşülür belki de.
Mecaza dönmüşse vefânın enkâzı
Sükûnet gerekir unutmak için
Hatırlamak içinse yeni bir yaz

Ki unutuldu sanılsın diye bu öykü
Bir aşkın kelimelerle sürüp gittiği

Söz de ürperiyor kalın ve soğuk
Karanlığa gömülüp giderken şiir
Bizi kendine çeken dip, oradaydı
Yazın bittiği ve siyahkâr bir aşk
Öyküsünün anlatıldığı yerde
Ufkun kalbine çöktüydü tuhaf yaz
Unutuşun uçurumuna düşmüştü
Şimdi yine zifirî kelimeler sızıyor
Düşünsem hatırlarım dediklerime

Ki unutuldu sanılmasın dünkü öykü
Hani bir aşkın güzle solup gittiği

Ahmet Telli
-Nidâ-

©Bruno di Bernardo

Gittin Ya – Ahmet Telli

AHMET TELLİ GİTİN YA

I
Gittin ya; denizlerin çekilmesi
Dalların eğilişi; turnaların göçü
Bunu anlattı bana, bir rüzgâr
Bunu fısıldadı geçip giderken

Bekle dediydim, gör yelkovan
Ürperişini ve getirdiği müthiş
Rüyâyı: o çümbüşü, çengiyi;
Hepsi esmerdi, çok esmerdi

Bir esmerlik kaldıydı sesinden
Bir de kum saati, çöl akrebi;
Billûrun parçalanış anıydı, ki
Yüzüne sızdıydı ışk’ın şeraresi

Suyu fısıldıyan çıkrık koyu
Yalnızlığa dalmıştı ve orada
Birikmişti zamanın esmer bir
Vedâya benzeyen hikayesi

Gittin ya
Daha çok özleniyorsun şimdi

II
Gittin ya, bulutun dağa, dağın
Yamaca dediği şuydu galiba:
Mecnun çöle döndürür kalbin
Yurdunu, Leyla ise bir vâhaya

Belki sayıklamaya benzeyen
Sözler kalır ayrılıklardan, ki
Uzun uzun ulur içindeki kurt
Zamanı kemiren uzaklığıyla

Hayat ile zaman bir muamma
Olup hazırlıyor ya aldanışları
Unutmak dediğimiz kör ışıltı
Orada sızıyor kalbin yurduna

Ah, yine de sitemsiz bir tayın
Gölgesi düşüyor dağ geçidine
Sağrısında mahmuz yaraları
Eşkininde uğultulu bir uçurum

Gittin ya, âzâd edilen eşkîya
Boşluğa düştü rüyadaydı güyâ
Sonra yürüyüp gittiydin işte
Dilinde kül tadı, geçmişinde
Sevdakâr bir hikaye bırakarak

III

Kedisi sokağa kaçmış
Biriyim ben ve içimde
Kekeme bir kuş
Ötüyor ötüyor ötüyor

Ve son günlerde durmadan
Yalpalıyor bütün sözler
Birisi adımı sorsa meselâ
Dilim sürçüyor

Ahmet Telli
-Nidâ-

ÇİNGENELER – Ahmet Telli

33691402_1900608916615894_5452548874482745344_n

Gün biterken çingeneler
inecek ovaya çengilerle
Ateş yakılacak ve birer 
yalım düşecek kızların yüzüne

Dinle ve sorular sor kendine
Doğayı, insanı ve geceyi
neydi güzelleştiren böyle
Yolculukları güzelleştiren neydi

Tan atımına gelince vakit
istersen bir kolunu dağların omuzuna at
Unutma geceyi bütün bir ömür

Buruşturulup atılıvermiş
uzak ve anısız bir bakış
uzak bir buluttur şimdi keder

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-

9.VI… – Ahmet Telli

33764367_1901728363170616_8426851960761614336_n

Günlüğü tutulmaz bugünün
Hiçbir saniyesi tükenmeden
yaşanıp duracak ömür boyu

Nerde, nasıl, nelere karşı…
Sorular yok, anlamsız olan
hiçbir şey yok çünkü bugün

Günlüğünü tutmayacağım bugünün
Sadece bir tarih düşeceğim
ömrümün tenha bir sayfasına

Cumartesi, dokuz haziran

Ahmet Telli
-Belki Yine Gelirim-