KOVULDUĞUM BÜTÜN KAPILARA – Ahmet Erhan

SÜREYYA BERFE BİR ENKAZDAN GELEN 8

Kovulduğum bütün kapılara geri dönüyorum
Yurdum için, alnımda yaralarla
Ellerinde taşlarla bekliyor herkes beni
Benimse aklım yitip giden dostlarda

Onca insan niye öldü-sormuyorum artık
Ölüm bile kılık değiştirmişken şimdi
Hâlâ yaşıyor olmanın şaşkınlığı var üstümde
Sanki her doğan gün bir bağış gibi

Geçtim herkesin geçtiği yollardan
Ne yerineceğim bir şey var, ne bir övüncüm
Öyle yalın çıksın istiyorum ki sözcükler ağzımdan
Acısı acı olarak adlandırılsın bu ömrün

Kardeşler, size yine şiirler getirdim
Unuttuğumuz kimi duygulara ilişkin
Kırık dökük bir takım anımsamalar…
Hiç değilse şunu düşünün, nasıl geldi bu adam,
bugünlere kadar?

Ahmet Erhan
1983
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ – Ceyhun Atuf Kansu

köyenstitü

“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün
çiçeklerini buraya getirin!”
Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın son sözleri.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya.
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya.
Son bir ders vereceğim onlara.
Son şarkımı söyleyeceğim.
Getirin getirin…ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları.
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini.
Avluların pembe entarili hatmisini.
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim.
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum.
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya.
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Ceyhun Atuf Kansu
1951
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Anahtar – Ceyhun Atuf Kansu

CEYHUN ATUF KANSU BAĞIMSIZLIK GÜLÜ

Bak ben sana bir caddeyim
Üzerimden geçtiğin her sabah,
Bir ağacım ben sana , bir akasya
Gölgemde otobüs beklediğin.

Adın nedir adını söyle,
Sokak başlarına yazayım,
Yitirdim kendimi senin kentinde,
Adındır benim sokağım.

Evin nerde evini söyle,
İkindileri mi seversin akşamları mı?
Gelip kapını çalayım
Aç bana, gizli bahçeni göster bana,
Gözlerinin kilidini ver bana.

Gözlerinin kilidini ver bana,
Kapayayım dünyayı üzerimize,
Bak, sana bir anahtarım,
Aç kendini, aşktır gelen, gizleme.

Ceyhun Atuf Kansu
1960
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Gök Yüzünü Çevir Bana – Enver Ercan

ENVER ERCAN GÖKYÜZÜNÜ

Bende bulduğun benim de aradığımdı
Sarmaşıp inceldiğimiz o nokta
Hadi tut elimden gezdir sokaklarını
Ansızın yakalan sağnağıma

Akşam kendini karartırken geliyorsun
Komşular kim bilir ne diyor
Günü soyunup beni giyiniyorsun
Parmakların ışıkları dinlendiriyor

Gök yüzünü çevir bana
Gezinsin tutkunun alevden dili
Uçarken çıkardığın o ses var ya
Bütün sözcüklerin özeti gibi

Tanrı bu geceyi korusun

Enver Ercan
1990
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

BEYAZ KARANLIKTA – Mahmut Temizyürek

MAHMUT TEMİZYÜREK BEYAZ KARANLIKTA

Yamaçlarda yeşil beyaz benekler
Göğ toprağın süt kokuyor çiyi buharı
80’i geçtin nasılsa, 90’ı da, sürdün 2000’e dal
Bu kaçıncı diriliş. Ustalaştın ağaçları tanımakta

Gördün her durumunu akarsuyun
Kaba şafakta kurum kurum akıp geceyi
sürükler, berrak bir nefese dönüşür ince şafakta
Güneşle birlikte sularda hem sevinç var hem keder
Sevinç güneşten, kederse hep aynı akıştandır olsa olsa

Gün güne değişir kuzeyle güneyin farkı
Ansızın sararıp solar doğudan batıya yüzler
Güneş, dağlar ardından duyulan o gurbet şarkısı
Ovalardan atlar geçer ya da ruhumuzdan atlar geçer ovaya

İçimde yitip gitmek arzusu o esmer
kadının ağzındaki beyaz karanlıkta

Mahmut Temizyürek
2003
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

ÇATLAK DUDAK – Bâki Ayhan T.

BAKİ AYHAN T .ÇATLAK DUDAK

kurtulmuş: kendine çıkmışsın zamanın çatlağından

duydum: ruhunu bir deli ırmağa adamışsın
arındırsın diye sana yüklediğim günahlardan

batacaksın, çıkacaksın, batacaksın, çıkacaksın
sana batıp çıkacak o bitimsiz ve tutkulu an
kanayacaksın, kanayacaksın, kanayacaksın, kan

ikimiz: dipsiz ve uğultulu uçurumlara adanan
savruk ses, yersiz gülüş, gergin damar!
onarılsa da aramızda çatlayan duvar
hiçliktir derin çatlaklardan zamana sızan

batacaksın, çıkamayacaksın! son batışın olacak
yanında keskin bir sessizlik, zengin bir acı
adandığın deli ırmağa seni unutturacak

nereye eklemek istesen bozgun gülüşlerini
bir acı sızacak çatlamış dudaklarından

kurtulamayacak: bana çıkacaksın zamanın çatlağından

Bâki Ayhan T.
2002
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

KENDİNİN PORTRESİ – Eren Aysan

EREN AYSAN

her gün aynanın içinden geçen yüzüm
bir parçasını kaybetmiş puzzle gibi
kendini tenhalarda arıyor
ne zaman alkolden gözünü açsa
perişanlıktan kurtulmanın yolu
– bkz: yeşilay bülteni, sayı: 1 diyor

yok sokak köpeklerinin benden korkusu
kanımda ehven, şer, biraz da hakikat
ne zaman bir boşluk bulsa
beyaztürkler gibi kameraya gülümsüyor
elimden inmeyen saydam örümcek
yalnızca mor menekşeyle besleniyor

buldum diyorum yeni baştan
bir uçurum kurulu dükkânımı
altından halıyı çekince
her şey üstüme devriliyor
önünde sıfır model cadillac
silince cilası dökülüyor

ortalık kıtlıktan çıkmış gibi kar
çamaşır iplerinde sürekli inceliyor
suya yazılı beyhude geçmişim
beni yeniden eline geçiriyor
sevgilim dalında bir üzüm kadar mutlu
sabahları vesikalık fotoğrafımı çekiyor.

Eren Aysan
2005
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Ada’da – Kadir Aydemir

RENE CHAR RÜZGARA İZİN

Ada’da bir evin önündeyiz senle
Duvarda kırık bir ayna
Bir düğün hediyesi belki
Denizi dinleyen suskun merdiven
Kuşların son sözleri, büyüyor işte her şey
Bulutlara bak, yağmur gelecek
Bir çiçek koparıyorum küskün bahçeden
Bir martı yüzünü dönüyor ansızın
Sızlıyor ezik perdelerde rüzgâr
Yosunlar yanmaya başlıyor
Kendi kendine titreyen
Denizle tuzlu saçının arasında
Yeniden kokuyor mimozalar
Ayaklarını suya uzattığında.

Kadir Aydemir
2005
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

şahane serseri – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN ŞAHANE SERSERİ

yolumdan çekil yavrum
bağlasalar duramam
demir asa demir çarık dedim
neyleyim!
yolculuk dedim
ağaçlara tünedi yine akşam kargalarla bir
rüzgâr kendini yerden yere vuruyor
kırık dökük, yıldızlar belirli uzaktan
telsiz mevceleri ardım sıra koşturuyor
anamdan yolcu doğmuşum:
yedi dağın yolları kalbimden geçer
salkım salkım mısralar gelir içimden
dudaklarımda yağmur damlaları
alır beni yollar beni alır gider.

anamdam yolcu doğmuşum:
nehirlerle birlikte denizlere kavuştum
akşam dedim
şu koca dünya dedim
ağlasam dedim

yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir
ekmeğin ve şarabın peşinden,
turnaların peşinden.
büyük şehirler, büyük aşklar
çığlık çığlığa terkedilir.
ben
çocuklar gibi sevdim, devler gibi ıstırap çektim
damarlarımda dünyanın bütün rüzgârları
harplere, açlıklara, yalnızlığıma rağmen
anamdan yolcu doğmuşum
neyleyim!
gurbet dedim
vatan dedim
hürriyet dedim.

Attila İlhan
1949
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

İTHAF – İlhan Berk

ARA GÜLER FOTO  İLHAN BERK İTHAF

Size kocaman hattı-üstüva ağaçlarının
Acaip, lezzetli yemişlerini tattıracağım çocuklar…
İçimde bir çırpıda genişleyen iklimlerin
Hasad ayını müjdeleyen seslerini duyuyorum.
Sizin için sandık sandık boncuk ayırttım
Duvarınıza resimler; adınıza mühür kazıttım.

Beni de aranıza alın çocuklar…
Size ip atıp düşüreceğiniz yıldızları düşürürüm,
Göz aynama değen gökleri kat kat eder
Bir yumak yapıp elinize veririm.
Cumartesi günleri sizi cinlerin en meşhurlarıyla tanıştırırım.
Su yollarına köprü kurmasını öğretirim
Her yanı bir göz aralığı kadar yırtık mendilimin
Size, bir ucunu niçin düğümlediğimi söylerim.
Dört yana dal budak salan arzuların
Kıvrım kıvrım gerinişlerinden bahsederim.
Nihayet bir leğende bir memleket düşünürüz:
Kâğıt gemiler yapıp yüzdürürüz….
Beyaz evler kurdururum uçsuz bucaksız
Ben bir dağdan bir dağa ünlerim
Size kuyudan ayı çıkarmaya yardım ederim.

İlhan Berk
Ekim 1940
-Varlık Şiirleri Antolojisi-