ŞAPKAMDA YAĞMUR – Ergin Günçe

OYA UYSAL

Şapkamda yağmur içli bir şarkı söylüyor
Nasıl da söylüyor dudaklarıyla
Zenci gökyüzünün yıldızları ötmüyor
İşimiz artık ıslanmış horozlarla

Küçük adamlar gelmiş kentin batı kapısından
Annem şimdi şaşırmış kocaman gözleriyle
Uykusundan uyandırmış kedileri, kuzuları
Köşelerde uygunsuz açık saçık yatan

Ben bir gün bu kasabadan giderim.
Yağmur da benimle gelir mi bilmiyorum
Şapkamda yağmur içli bir şarkı söylüyor
Oturmuş şarkıyı dinliyorum

Ergin Günçe
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

YILDIZLAR İLE BOŞLUKTAKİ ADAM – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN YILDIZLAR İLE BOŞLUKTAKİ ADAM

Hep ondan çoğalır kâğıtlarda
Hep o Meryemsi duruşundan
Döker el kadar Avrupalı yüzünü
Paylaşır milyonla aç adam

Masal ister milyonla aç adam
Soylu ister kral ister -Değildir kendi-
Ve gelsin bir kral kral pazarından
Ve gelsin üç prens kral pazarından
-İlginç olur masalları soylu kişilerin-

Bir ergen odanın kolay köşesinde
Acıkmaz usanmaz umutsuzlanmaz
Yoncasının dört yaprağı vardır
Binlerce gözüyle boşluktaki adam
Uzanır düşsel bir incelikten
Onu kendi gecesine alır

Gülten Akın
1959
-Varlık Şiirleri Antolojisi

KOVULDUĞUM BÜTÜN KAPILARA – Ahmet Erhan

SÜREYYA BERFE BİR ENKAZDAN GELEN 8

Kovulduğum bütün kapılara geri dönüyorum
Yurdum için, alnımda yaralarla
Ellerinde taşlarla bekliyor herkes beni
Benimse aklım yitip giden dostlarda

Onca insan niye öldü-sormuyorum artık
Ölüm bile kılık değiştirmişken şimdi
Hâlâ yaşıyor olmanın şaşkınlığı var üstümde
Sanki her doğan gün bir bağış gibi

Geçtim herkesin geçtiği yollardan
Ne yerineceğim bir şey var, ne bir övüncüm
Öyle yalın çıksın istiyorum ki sözcükler ağzımdan
Acısı acı olarak adlandırılsın bu ömrün

Kardeşler, size yine şiirler getirdim
Unuttuğumuz kimi duygulara ilişkin
Kırık dökük bir takım anımsamalar…
Hiç değilse şunu düşünün, nasıl geldi bu adam,
bugünlere kadar?

Ahmet Erhan
1983
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ – Ceyhun Atuf Kansu

köyenstitü

“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün
çiçeklerini buraya getirin!”
Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın son sözleri.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya.
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya.
Son bir ders vereceğim onlara.
Son şarkımı söyleyeceğim.
Getirin getirin…ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları.
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini.
Avluların pembe entarili hatmisini.
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim.
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum.
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya.
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

Ceyhun Atuf Kansu
1951
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Anahtar – Ceyhun Atuf Kansu

CEYHUN ATUF KANSU BAĞIMSIZLIK GÜLÜ

Bak ben sana bir caddeyim
Üzerimden geçtiğin her sabah,
Bir ağacım ben sana , bir akasya
Gölgemde otobüs beklediğin.

Adın nedir adını söyle,
Sokak başlarına yazayım,
Yitirdim kendimi senin kentinde,
Adındır benim sokağım.

Evin nerde evini söyle,
İkindileri mi seversin akşamları mı?
Gelip kapını çalayım
Aç bana, gizli bahçeni göster bana,
Gözlerinin kilidini ver bana.

Gözlerinin kilidini ver bana,
Kapayayım dünyayı üzerimize,
Bak, sana bir anahtarım,
Aç kendini, aşktır gelen, gizleme.

Ceyhun Atuf Kansu
1960
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Gök Yüzünü Çevir Bana – Enver Ercan

ENVER ERCAN GÖKYÜZÜNÜ

Bende bulduğun benim de aradığımdı
Sarmaşıp inceldiğimiz o nokta
Hadi tut elimden gezdir sokaklarını
Ansızın yakalan sağnağıma

Akşam kendini karartırken geliyorsun
Komşular kim bilir ne diyor
Günü soyunup beni giyiniyorsun
Parmakların ışıkları dinlendiriyor

Gök yüzünü çevir bana
Gezinsin tutkunun alevden dili
Uçarken çıkardığın o ses var ya
Bütün sözcüklerin özeti gibi

Tanrı bu geceyi korusun

Enver Ercan
1990
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

BEYAZ KARANLIKTA – Mahmut Temizyürek

MAHMUT TEMİZYÜREK BEYAZ KARANLIKTA

Yamaçlarda yeşil beyaz benekler
Göğ toprağın süt kokuyor çiyi buharı
80’i geçtin nasılsa, 90’ı da, sürdün 2000’e dal
Bu kaçıncı diriliş. Ustalaştın ağaçları tanımakta

Gördün her durumunu akarsuyun
Kaba şafakta kurum kurum akıp geceyi
sürükler, berrak bir nefese dönüşür ince şafakta
Güneşle birlikte sularda hem sevinç var hem keder
Sevinç güneşten, kederse hep aynı akıştandır olsa olsa

Gün güne değişir kuzeyle güneyin farkı
Ansızın sararıp solar doğudan batıya yüzler
Güneş, dağlar ardından duyulan o gurbet şarkısı
Ovalardan atlar geçer ya da ruhumuzdan atlar geçer ovaya

İçimde yitip gitmek arzusu o esmer
kadının ağzındaki beyaz karanlıkta

Mahmut Temizyürek
2003
-Varlık Şiirleri Antolojisi-