OYUK – Ahmet Ada

AHMET ADA OYUK

Sessizlik, yalnızca sessizlik yalın
bir anlaşma oluyor aramızda. Gölgenin
sarnıcı, ışığın yağmuru, umutsuzluğun
olanakları büyüyor ruhumda. Sararıyor,
yosunlu bir dil oluyor kendime
dönük sefil yazı. Denizi okuyorum
gümüş aynasında gecenin. Kurtulup
katı karanlık taşlardan ve köpek
havlamalarından.

Kırık bir rüzgâr örtüyor
ruhumda açılan oyukları.

Ahmet Ada
-Sözcükler Denizi-

 

AŞK XII – Ahmet Ada

AHMET ADA XII BAKİ KARAKOÇ

bir fincan mırra hatırlatır Mardin’i
şal ipek cam kesme taş
dört dil avlularda eyvanlarda
konuşulan rüzgârla yarışan at

telkâri bir türküdür Sarı Gelin
dört dilde söylenir
damlarında güvercinlerin uçtuğu
bir yol aradığı göklerde

aşktır bu kentte dudaklarda
tanelenen dua

kıpır kıpır uzaklıklar
gözler birleştirir kör duyguları
alıp verdiğimiz bir şeydir
dört dilde söylenir, aşktır
gülün delik deşik kokusu

aşktır bir arada yaşama görgüsü
taşın çıdamı toprağın ağzı
ışıklarla aydınlanan ağaç
yazla gelen kuş

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

Görsel: Baki Karakoç / Mardin..

AŞK XXI – Ahmet Ada

AHMET ADA AŞK XXI

ah sevgili, bu dünya bu hayat
için ne demeli? sadece acı
veriyor dil bile hatta, kirpikler,
yarım güneşin varoluşu üzüyor yüreğimi

bilmiyorum, gidebileceğim uca kadar
gittim, bulamadım acı vermeyen
bir ülke, hatta beyaz atlar
umar arayan izler bıraktılar

ah sevgili, üzdüm, acı verdim
hep sana, döne döne yazdıklarım,
biliyorum dönüşüyor mavi
bir aleve, bağışla, tek sapağım
tek güzergâhımsın benim

küçümsenemez bir yol aldık gene de
acıyı göğüslemede ey sevgili
yüzümüzde akarsuyun eli
ağzımızda kırların nefesi

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

Yaz sevincim – Ahmet Ada

AHMET ADA YAZ SEVİNCİM PEACH TREE
Boş birkaç çömlek yanık, saksılar çiçekli çiçeksiz, şaşkın karıncalar, şeftali ağacının dalında kuşlar bana mı bakmaktalar? Ne yaptım ben, yakamı bırakmıyor sözcükler? Sözcüklerle bakıyorum çevreme. İnce güzellikleri gördüğümde yaz oluyor sevincim. Nesneler, kuşlar duvar kovuğu gövdemin parçası. Beklemiyorum hiçbir şey onlardan. Konuşmalarını duyuyorum denize bakan bahçede, geri istiyorlar ayazda kesilen ağaçları. İç çekiyor deniz kabukları. Şaşkınlıkla bakıyor kıyıdaki köpek göğe. Kayalar uyuyor içimde, kıpırdıyorum.

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

Hevesle yazdım – Ahmet Ada

AHMET ADA HEVESLE YAZDIM

dağılan taş, yiten yıldız, köşeli buz
varlığınızı sümbüllerden bildim
hayretle uyandım her sabah
kıyıyı iten denizi gördüm

gördüm türkü söylediğinde otun inceliğini
kanatlıydı yüreği yaz geldiğinde
rüzgârlı bir balıkçı anladı

benden bildiler yapılan büyüyü
beyaz güller, menekşeler, karanfiller
bir akşam üzeri bu yüzden
gözlerim deli gözleri

dökülen ışık, kırılan yürek bendim
benden sordular okul kaçağı çocukları
sinemaya gittiler dedim
ellerine hohlayıp koca kışı

Ahmet Ada
-uçurum otu-

Sözcükler – Ahmet Ada

AHMET ADA SÖZCÜKLER

sözcükleri masaya koy, özgürlüğüne
kavuştuğu ânı akarsu sözcüğünün
açıklık kazanır aktığında
defneler salkım söğütler arasından
özleyişin ırmağına

ağırbaşlı, onurludur, açıklığı sever
barış sözcüğü, yanına koy
eşitliği adaleti yürekleri ısıtan-
taşırlar insanı olmanın eşiğine

taş sözcüğünü koy, tekerleğin sesini,
kardeştir at sözcüğüne nal
odur geçen
amaca götüren uzun yolu

haydi koy kardeş sözcüğünü
tekerleğin yanına, birlikte
sürsünler tarlayı, eksinler
saya saya binlerce yıldızı

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-

Aşk XXIV – Ahmet Ada

ahmet-ada-xxiiv

senin kalbindir güz yaprağı
güneş yanığı çömlek, testilere
dolan su, berrak saf, öyküsü
olan su

çıkıp geliyorsun bahçemize
bir su akar akar akarken sümbüllere
kalbimdir akan yeryüzüne
uzak yıldızları çağrıştıran

kalbindir ey sevgili, ey çalan
saat, ey sessizliği bölen çiçek
ey yaşama çığlığı, ey başeğmez
derin sümbül

özenle katladığım kâğıt kalbindir
gülleri yazdım yelleri buğdayları
kalbindir diye, büyük olsun,
aşk olsun diye bu saf ilişki

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

KADINLAR – Ahmet Ada

ahmet-ada-kadinlarimiz-ii
II

kadınlar ah kadınlar, yolunuz
gökkuşağıdır, gider ana yaparlar,
sokak ortasında dayak yer,
cezaevine koyarlar güzelliğinizi

kadınlar ah kadınlar, ot çeker,
odun kırar, pamuk toplar
bembeyaz elleriniz, parıldar
âşık olunca gözleriniz

her şey sizin için, sizi bekliyor
acılar, oğul acısı, aşk acısı
sakın çıkmayın sokaklara
taciz kelepçe cop biber gazı

kadınlar ah kadınlar, acılarınız
çifte kırmızı, geceleriniz soyunuk
uyku girmez kirpiklerinizden
onurunuz boyun eğmez doru

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

Aşk IV – Ahmet Ada

ahmet-ada-ask-iv

bir gün anlıyor insan
kar taneleriyle yıkanmış yüzün,
yumuşak saçın, evin çevresindeki
bir dizi kavağın kıymetini

ah, damarlarımdan akıyor kıpırtısı
dünyanın, gürültüsü kuşların,
sokaklar sokaklar ah sokaklar
anımsıyor kar taneleriyle yıkanmış
yüzünü

nasıl da sıkıca bağlanmıştım
uçuşan karların, kar gibi,
parlayan gözlerin ışığına
korkuyu yatıştıran, kumu taşı
uyandıran

ah işte batıyor kayığım,
göl uzaklaşıyor evin çevresinden
artık yoksun ya yanımda
paramparçadır kayığım

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

Köyde Akşam – Ahmet Ada

ahmet-ada-koyde-aksam-2017-mustafa-kemal-gezer

Günün solgun ışıkları sönünce
göze görünmez oldular:
Telefon direkleri, iri gövdeli ağaçlar,
Şahinin gözü, iri damarlı bitkiler,
horozların kırmızısı.

Işık ve gölgenin yokluğunda içimdeki
oyukları taşa soruyorum.

Uzakta, balıkçılar ağlarını kurutuyor
rüzgârda.

Ruhum, akşamın alacasında,
ipe asılı çığırtma.

Ahmet Ada
-Sözcükler Denizi-

© 2017 – Mustafa Kemal Gezer