BOŞLUKTA – Ahmet Ada

00

yanımdaki masada üç genç kız
üç güzel kız sarı saçları
bir beyzbol kepinin altındaydı
uzak bir şehre eğimliydi gözleri
cep telefonları çaldı çalacaktı

denize sokulan küçük beyaz ayaklar
gibiydi oturuşları duruşları
hiçlikte kaybolmuştular
belki kimselerin arayacağı yoktu
belki sevgileri acı tadındaydı

bir kırlangıcın yuvadan uçup gitmesi
gibiydi can sıkıntıları
yatılı okul mezunuydu acıları
evlerinden uzaktaydılar
belli ki bir boşlukta kaybolmuştular

yanımdaki masada üç güzel kızı
öylece buldum bir beyzbol kepinin
altındaydı sarı saçları
kalkıp gittiler boşlukları kaldı
sevdaları kimbilir neyin ardındaydı

Ahmet Ada
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

 

Kadınlar – Ahmet Ada

AHMET ADA KADINLAR I
gökyüzünün maviliğinden
kuşlar dönüyor
kadınlar var çiftlik yolunda
kadınlar kuşlara bakıyor

kadınlar kuşlar yaz
biraz uzun bir gün galiba
günebakanlar tarlalarda çılgın
gökyüzünü duruluyor

kadınlar, ah kalbimiz
gelmişler biber toplamaya
ellerinde bir deste gelincik

kadınlar, ah kadınlar bütün gün
gözlerim üstünüzde kalıyor

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

GÜZ – Ahmet Ada

AHMET ADA GÜZ

Ey hüzünler bırakan güzel şövalye
Bir zaman gökyüzüne açılmış şemsiye
Gibi yaşadın uğultulu ve yalnız
Kalbin rüzgârlı bir kuşhaneydi her gece

Yağmura çıktın çoğu zaman
Yarım kalmış çocukluğunu yaşamak için
Çocuklar sokakta yoktular
Belki de Akdeniz’e uçan göçmen kuştular
Güz, her yerde yalnız güzdü
Gitsen de hüzünler bıraktın
Sakladın çoğu kez gam yükünü yağmurdan
Yağmur ki bir güz türküsüydü şapkanda
Usul usul okyanusları taşıran

Güze çıktın ölü bir zaman
Alnında kuş gölgeleri, yüzünde yağmurun elleri
Bir gülümseme gibi yağıyordu yağmur
Islandın sen ey kendine süvari

Sokakta kediler vardır, yalnızdır
Bir kat daha yalnız boştagezer insanlar
Bilirsin işte yaramaz intiharlar
Ne camların ardında ne uçurumlarda
Kalbin yaşamak için vardır

Ahmet Ada
-Varlık Şiirleri Antolojisi,
Nisan 1991-

 

Ses – Ahmet Ada

AHMET ADA SES

“Bir zaman sonra benim
Bir ses olduğum anlaşılacak
Denizin ağacın kuşun sesi”
Böyle demişti ozan

“Sizden önce de vardı dünyada
Ölümsüz sevdanın sesi
Hüzünlü ayrılıkların sesi”
Böyle demişti ozan

“Balıkların yazı var sesinde
Soyunur yaz yağmurunu gök
Bir zaman böyleydi kırmızı da”
Böyle demişti ozan

Öldü bir gün, ölümsüz sesi kaldı
Sardunyada gülde menekşede
Güvercin teleğine karıştı
Yere göğe sığmadı.

Ahmet Ada
-Derin Göller Kalbindir-

Aşk VI – Ahmet Ada

AHMET ADA AŞK VI

zamanıdır kiraz çiçeklerinin
artık yerleşecektir bakışlarına yaz
taşı suyu denizi menekşeyi
taşıyacaktır göz pınarlarına

benim bir yanım göçük sevdadan
zamanıdır yarım sevinçleri uçurmanın
düş kurmanın sen olurken ben
midye kabuğunda

ey suskunluğumun rengi, ey yiten
çıdamın iğnesi, zamanıdır aşkı
buğday ile ölçmenin

işte kıyısındayım yine ince
sevdanın, yollar kapanmış kardan
zamanıdır yitmediğini görmenin
umudun parıltısını kara gözlerinde

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

KANTO I – Ahmet Ada

AHMET ADA KANTO 1

Çimen biçme makinesinin sesi yükseldiği zaman
Çimen kokusunun dünyayı tuttuğunu söylediler
Biz onlara yakıp yıktıkları kuleleri gösterdik
Denizin merdivenlerini, balığın ışığını
Denizin anahtarını yitirdiğimizi söyledik
Denizden dağlara doğru yürüdüğümüz zaman
– Yürümesi bile güzel –
Duyduk yenilenlerin yapraklanmış adımlarını
Toprakları gözyaşlarıyla lekeli
Öykülerini dinledik üç deniz üzerinde

“Ama onlar bir türlü anlamıyorlar
Işığa koşan ağaçların da olduğunu”

Göğün boş olduğunu söyledikleri zaman
Biz onlara üç denizi gösterdik
Kesik haykırışlarını duymalarını istedik
Yaz ikindisi kumun ve çakıl taşının
Bize dünyanın ücra bir yalnızlık olduğunu söylediler
Duraçlı yonuları, eski kemerleri,
Sümbül demetlerini gösterdik
Söylemesi bile güzel
Arka bahçeyi gösterdik
Ama bunlar yaz ılgımı dediler
Gelip geçer, asıl olan mutsuzluk

“Ama onlar bir türlü anlamıyorlar
Hüznün de bir ölçü olduğunu”

Ahmet Ada
-Yeni Kantolar-

Yitik görünüm – Ahmet Ada

AHMET ADA YİTİK GÖRÜNÜM

Her gün bir su ışıltısıdır hayat
Çubukları kütükleri sürükleyen
Bir nehirdir suları hiç durulmayan
Bakarım uzun uzun yatağına

Bir kuş olur bir bakış göklerden gelen
Her gün her güzelliği barındıran
Rüzgârın teyeli korkutur ağaçları
Erken döker yaprağını, erdemlidir

Gelgeç bir heves değildir saka kuşu
Küpe çiçekleriyle var olur yoksul evde
Yağmurlar, çinko damlar altında
Sıcacık bir bazlama derin solur

Hergün uçacak sanki kalbim
Kalbim oturduğum evden ötede
Esmer tarla kuşlarıyla uçar
Bir rüzgârla geçer, dokunur örtülere

Ahmet Ada
-Derin Göller Kalbindir-