Aşk VI – Ahmet Ada

AHMET ADA AŞK VI

zamanıdır kiraz çiçeklerinin
artık yerleşecektir bakışlarına yaz
taşı suyu denizi menekşeyi
taşıyacaktır göz pınarlarına

benim bir yanım göçük sevdadan
zamanıdır yarım sevinçleri uçurmanın
düş kurmanın sen olurken ben
midye kabuğunda

ey suskunluğumun rengi, ey yiten
çıdamın iğnesi, zamanıdır aşkı
buğday ile ölçmenin

işte kıyısındayım yine ince
sevdanın, yollar kapanmış kardan
zamanıdır yitmediğini görmenin
umudun parıltısını kara gözlerinde

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

KANTO I – Ahmet Ada

AHMET ADA KANTO 1

Çimen biçme makinesinin sesi yükseldiği zaman
Çimen kokusunun dünyayı tuttuğunu söylediler
Biz onlara yakıp yıktıkları kuleleri gösterdik
Denizin merdivenlerini, balığın ışığını
Denizin anahtarını yitirdiğimizi söyledik
Denizden dağlara doğru yürüdüğümüz zaman
– Yürümesi bile güzel –
Duyduk yenilenlerin yapraklanmış adımlarını
Toprakları gözyaşlarıyla lekeli
Öykülerini dinledik üç deniz üzerinde

“Ama onlar bir türlü anlamıyorlar
Işığa koşan ağaçların da olduğunu”

Göğün boş olduğunu söyledikleri zaman
Biz onlara üç denizi gösterdik
Kesik haykırışlarını duymalarını istedik
Yaz ikindisi kumun ve çakıl taşının
Bize dünyanın ücra bir yalnızlık olduğunu söylediler
Duraçlı yonuları, eski kemerleri,
Sümbül demetlerini gösterdik
Söylemesi bile güzel
Arka bahçeyi gösterdik
Ama bunlar yaz ılgımı dediler
Gelip geçer, asıl olan mutsuzluk

“Ama onlar bir türlü anlamıyorlar
Hüznün de bir ölçü olduğunu”

Ahmet Ada
-Yeni Kantolar-

Yitik görünüm – Ahmet Ada

AHMET ADA YİTİK GÖRÜNÜM

Her gün bir su ışıltısıdır hayat
Çubukları kütükleri sürükleyen
Bir nehirdir suları hiç durulmayan
Bakarım uzun uzun yatağına

Bir kuş olur bir bakış göklerden gelen
Her gün her güzelliği barındıran
Rüzgârın teyeli korkutur ağaçları
Erken döker yaprağını, erdemlidir

Gelgeç bir heves değildir saka kuşu
Küpe çiçekleriyle var olur yoksul evde
Yağmurlar, çinko damlar altında
Sıcacık bir bazlama derin solur

Hergün uçacak sanki kalbim
Kalbim oturduğum evden ötede
Esmer tarla kuşlarıyla uçar
Bir rüzgârla geçer, dokunur örtülere

Ahmet Ada
-Derin Göller Kalbindir-

OYUK – Ahmet Ada

AHMET ADA OYUK

Sessizlik, yalnızca sessizlik yalın
bir anlaşma oluyor aramızda. Gölgenin
sarnıcı, ışığın yağmuru, umutsuzluğun
olanakları büyüyor ruhumda. Sararıyor,
yosunlu bir dil oluyor kendime
dönük sefil yazı. Denizi okuyorum
gümüş aynasında gecenin. Kurtulup
katı karanlık taşlardan ve köpek
havlamalarından.

Kırık bir rüzgâr örtüyor
ruhumda açılan oyukları.

Ahmet Ada
-Sözcükler Denizi-

 

AŞK XII – Ahmet Ada

AHMET ADA XII BAKİ KARAKOÇ

bir fincan mırra hatırlatır Mardin’i
şal ipek cam kesme taş
dört dil avlularda eyvanlarda
konuşulan rüzgârla yarışan at

telkâri bir türküdür Sarı Gelin
dört dilde söylenir
damlarında güvercinlerin uçtuğu
bir yol aradığı göklerde

aşktır bu kentte dudaklarda
tanelenen dua

kıpır kıpır uzaklıklar
gözler birleştirir kör duyguları
alıp verdiğimiz bir şeydir
dört dilde söylenir, aşktır
gülün delik deşik kokusu

aşktır bir arada yaşama görgüsü
taşın çıdamı toprağın ağzı
ışıklarla aydınlanan ağaç
yazla gelen kuş

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

Görsel: Baki Karakoç / Mardin..

AŞK XXI – Ahmet Ada

AHMET ADA AŞK XXI

ah sevgili, bu dünya bu hayat
için ne demeli? sadece acı
veriyor dil bile hatta, kirpikler,
yarım güneşin varoluşu üzüyor yüreğimi

bilmiyorum, gidebileceğim uca kadar
gittim, bulamadım acı vermeyen
bir ülke, hatta beyaz atlar
umar arayan izler bıraktılar

ah sevgili, üzdüm, acı verdim
hep sana, döne döne yazdıklarım,
biliyorum dönüşüyor mavi
bir aleve, bağışla, tek sapağım
tek güzergâhımsın benim

küçümsenemez bir yol aldık gene de
acıyı göğüslemede ey sevgili
yüzümüzde akarsuyun eli
ağzımızda kırların nefesi

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-

Yaz sevincim – Ahmet Ada

AHMET ADA YAZ SEVİNCİM PEACH TREE
Boş birkaç çömlek yanık, saksılar çiçekli çiçeksiz, şaşkın karıncalar, şeftali ağacının dalında kuşlar bana mı bakmaktalar? Ne yaptım ben, yakamı bırakmıyor sözcükler? Sözcüklerle bakıyorum çevreme. İnce güzellikleri gördüğümde yaz oluyor sevincim. Nesneler, kuşlar duvar kovuğu gövdemin parçası. Beklemiyorum hiçbir şey onlardan. Konuşmalarını duyuyorum denize bakan bahçede, geri istiyorlar ayazda kesilen ağaçları. İç çekiyor deniz kabukları. Şaşkınlıkla bakıyor kıyıdaki köpek göğe. Kayalar uyuyor içimde, kıpırdıyorum.

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

Hevesle yazdım – Ahmet Ada

AHMET ADA HEVESLE YAZDIM

dağılan taş, yiten yıldız, köşeli buz
varlığınızı sümbüllerden bildim
hayretle uyandım her sabah
kıyıyı iten denizi gördüm

gördüm türkü söylediğinde otun inceliğini
kanatlıydı yüreği yaz geldiğinde
rüzgârlı bir balıkçı anladı

benden bildiler yapılan büyüyü
beyaz güller, menekşeler, karanfiller
bir akşam üzeri bu yüzden
gözlerim deli gözleri

dökülen ışık, kırılan yürek bendim
benden sordular okul kaçağı çocukları
sinemaya gittiler dedim
ellerine hohlayıp koca kışı

Ahmet Ada
-uçurum otu-

Sözcükler – Ahmet Ada

AHMET ADA SÖZCÜKLER

sözcükleri masaya koy, özgürlüğüne
kavuştuğu ânı akarsu sözcüğünün
açıklık kazanır aktığında
defneler salkım söğütler arasından
özleyişin ırmağına

ağırbaşlı, onurludur, açıklığı sever
barış sözcüğü, yanına koy
eşitliği adaleti yürekleri ısıtan-
taşırlar insanı olmanın eşiğine

taş sözcüğünü koy, tekerleğin sesini,
kardeştir at sözcüğüne nal
odur geçen
amaca götüren uzun yolu

haydi koy kardeş sözcüğünü
tekerleğin yanına, birlikte
sürsünler tarlayı, eksinler
saya saya binlerce yıldızı

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-

Aşk XXIV – Ahmet Ada

ahmet-ada-xxiiv

senin kalbindir güz yaprağı
güneş yanığı çömlek, testilere
dolan su, berrak saf, öyküsü
olan su

çıkıp geliyorsun bahçemize
bir su akar akar akarken sümbüllere
kalbimdir akan yeryüzüne
uzak yıldızları çağrıştıran

kalbindir ey sevgili, ey çalan
saat, ey sessizliği bölen çiçek
ey yaşama çığlığı, ey başeğmez
derin sümbül

özenle katladığım kâğıt kalbindir
gülleri yazdım yelleri buğdayları
kalbindir diye, büyük olsun,
aşk olsun diye bu saf ilişki

Ahmet Ada
-çiçek kokan ağzı-