Bir Enkazdan Gelen Duyulur Duyulmaz Sesler – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE

6

Ayrılık ne?
Tokat mı, dayak mı
işkence mi? yoksa
genelgeçer adıyla acı mı?
Bilmiyorum
bilenlere soruyorum
ayrılanlara
ayrılığı yaşayanlara
zırt pırt ayrılanlara
ayrıkotlarına da soruyorum
aptallık bende. Onların tabiatı bu.

Altı boşsa arama aşkı.
Nasıl geçineceğiz?
Masraflar?
Gelirin? Gelirim?
Giderler? Gidenler?

Zırvalıyorum.
Altında fazla kalmışım
bilemedim, mevsimi sapıttım.

Süreyya Berfe
-çıkrık-

Bir Enkazdan Gelen Duyulur Duyulmaz Sesler – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE BİR ENKAZDAN DUYULURDUYULMAZ SESLER 9

9.

Ufka bakmak istedim hep
Dünya’nın değil
göğün ufkuna..
Benim değil senin ufkuna..

Çünkü, o zaman doğuyor
Güneş’in battığı yerden
aklımızı kaybetmek istemediğimiz
delirmekten korktuğumuz yerden
sessizlik, hiç yoktan sessizlik.

Ona bile tahammülümüz yok
her geçen gün
beynimize de..

Off! Ne gereği var?
Uçurumlara gidip bakalım
bakalım ne var ne yok.

Şu yazdığımı da
şiir sanıyorum
hale bak.

Sen, ufkum sen
sar beni, bizi
sonsuzluğa bırak.

Süreyya Berfe
-çıkrık-

DEĞİŞMEZ – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE DEĞİŞMEZ

Bu yılları boşuna beklemişim
günler solup giderken damlarda, odalarda.
Gençliğim
göster yüzünü bana:
Bakarım
korkularım, kuşkularım silinir.

Nedir bu kitaplar, bu şiirler?
Nedir kayalaşmış sıkıntılar, uçup giden sözler?
Nedir aklımın ermediği şu olup bitenler?

Buduyor, zaman dalları, acıları.
Hayatım, kapalı bir hava
açılmıyor.
Geldiğim yerlere kayıyor gözlerim.

Çocukluğum
ver elini bana.
Kuşat kökleri, geleceği.
vaadlarla gelme, karlarla gel
kızaklarla gel, faytonlarla…
Senden uzakta eridi gençliğim.

Ölümüm
duy çığlığımı.
Duyur kendini bana.
Tanıyamıyorum bu çağı.
Belli ki erken gideceğim.

Süreyya Berfe
-Ruhumun-

SEVİŞİM- Süreyya Berfe

sureyya-berfe-sevisim

Dolunayın doğdu
doğacağı yere
yürümek istiyorum
sevişim kadar..

“Şart mı
şu sigarayı içmen” dedim.
O denizde
o yolda
o karayelde.
“Şart” dedin.
Zor söylenenler birikmiş
sevişim gibi..

Attım
geçen yılların ağırlığını.
Tutamadım kendimi
yola çıktım.
Sana gidiyorum
sana bakmaya.
Sevişim gibi..

Yakası dar bir ceket
hafif belli, ince pantalon..
Acem armudu hareli
şal desenli gıravat..
Sıcak altın ya da
dramatik fırtına karanlığı saat..

Bunlar yakışmaz mı bana?
Gül
yaşlansın yüzün.
Sevişim gibi..

Rüya mı gördü
n’aptı kırlangıcımız?
Uyku mahmuru
sesler çıkarıyor.

Belki
dişisini uyandırmağa çalışıyor.
Seni sevişim gibi..

Fırtına, gökgürültüsü, yağmur..
Gecenin bildiğimiz hali
bizim bilmediğimiz halimiz..

Uyandım
İşte yazıyorum.
Sevişim gibi..

Süreyya Berfe
-çıkrık-

Düz Yoldan Kestirmeler – Süreyya Berfe

sureyya-berfe-duz-yoldan-kestirmeler-46-hawthorn
46.

“Sabah olunca yüzüne
yüzünün her yerine, her şeyine
bakarım” diyorum ama
nerede yüzün, sen neredesin?

Yıllardır hiçbir yerde rastlamadığım
alıç ve üvez çıktı karşıma
baktım baktım baktım
o, alıç ve üvez.

Şimdi, neyi nasıl yaşarım?
Alıç ve üvez
Bütün hayatımı kaplayana kadar
Neler doğru, neler yerinde olur?

Bilmiyorum
çünkü bilmiyordum
son otobüse yetişecekmişsin
saate bakmadım
seni geçirmeye gelmedim.

Süreyya Berfe
-Düz Yoldan Kestirmeler-

YORGO SEFERİS’E İSKELE IŞIKLARI – Süreyya Berfe

sureyya-berfe-iskele-isiklari-23-ctamer-pakben-karantina-adasi-izmir-urla

23

Dolunay yükseliyor
kendinden geçip
yağmur bulutlarının hâlelerine sarılıyor
ışıklarına renklerine daldım
yağmura yakalandım
Karantina Adası da yakalandı

İçleri boş tuzlu
kefeke tutmuş sesler
sürükleniyor aynı anda
burada ve orada

Süreyya Berfe
-Seferis ile Üvez-

Görsel : Tamer Pakben, Karantina Adası – İzmir – Urla

DUYGUSAL BİR GÜZ AKIMI – Süreyya Berfe

sureyya-berfe-duygusal-bir-guz-akimi

Şehri iplerinden çözen ağır kanatlı hayvanlar
Fayton sürücüleri
Çatanası bir dalgaya kıstırılmış geceden
Şehre iniyor
Uykusuz saatlerin soğuk sesinden

Uzansa elim
Şehrin buğulu giysisi
Uzun ve derin sarhoşluk
Bir falcı kadından edinilmiş gözlerimi sektiren
Çığlıklarıyla gövdeme sarılan o büyülü yollar
Sarhoşluk

Kim hatırlar şimdi uğursuz iskelede dolaştığımı
Çivit renkli ikindileri
Rıhtımda soluksuz koştuğumu
Bir kalkar bir konardı
Tuna’nın Macar gemileri
Üstüme vurulan kilitler
Kara gökler örerdi bana
Kim hatırlar bunları şimdi

Çünkü yaşadığım değil
Sızlandığım bir gün
Boğazımda düğümlenen ıssızlık
Büyüyen ıssızlık
Ama yine de duygusal bir güz akımıdır
Şehirle aramdaki

Süreyya Berfe
Aralık’65
-Kalfa-