İYİ YOLCULUKLAR MARİKA – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE İYİ YOLCULUKLAR MARİKA

—Costa Ferris’e, Dionisis Tsaknis’e*

Gitmek istiyorsan git.
Ama duvarların kireci kurumadı daha
yeni evliler balayından dönmedi.

Dudaklarınla dişlerinin arasındaki
derin deniz rengi
güneş batarkenki köpük
kulağımın ucunda bir S sesi

Aklın o kadar hayattaydı
hayatta kaldı ki
seni, çalıp söyleyerek
toprağa verdik
Rebetiko okuyordun, inandık.

Yıllar sonra gelmişsin
duman içinde ortalık.
Bende kalktım:
Gömleğim ıslandı, kol düğmesi koptu
düğmeyi aramaya çıksam, ayılmasam
düğme değil, başka bir şey koptu
sana düştü, ayılmasam.

Yanmış çocukluğunu
yoksulluğunu
müşteri sayısını
düşünmek bize düştü.

Sana bahşiş
Yorgo’ya randevu vereni
düşünmek kimseye düşmedi.

Senin miydi
İzmir’de gördüğüm ilk gülümseyiş?
Senin miydi
Selanik’te gördüğüm ilk margarita?
Senin miydi
gördüğüm ilk acı?

Gittin.
Yıkıldı.

Demek ki kirliymiş.
Boyandı, insana göre oldu.
Oldu ama, sallandık Marika
yaralandık, öldük, kucaklaştık.

Şiir bitti.
Kafam çalışmıyor.
İyi yolculuklar Marika.

Süreyya Berfe
-Nâbiga-

*Costaş Ferris, unutulmaz Rebetiko filminin yönetmeni,
Dionisis Tsaknis, “Türk ve Yunan hükümetleri birer savaş uçağını satsınlar,
gelirini felaket bölgesine (1999 Atina depremi)  göndersinler” diyen ses sanatçısı.

 

SABAH SABAH – Süreyya Berfe 

SÜREYYA BERFE SABAH SABAH

—Turgay Fişekçi’ye

Her günkü yolumun üstünde
kauçuk yaprakları:
Seni düşünmeye yelteniyorken
ağır bir şey yaşamış
öyle olmuş
çok yorulmuş
kauçuk yaprakları.

Masanın üstüne serpsem..
Evcil bir
kış sonu yaşasam onlarla…

Bırakmaz ki genç işsizler:
Kumlayıp ağartacaklar bluejeanleri
çiğerleri tahrip olana kadar
kuruyana kadar, ölene kadar:

Biz de ses çıkarmadan
giyeriz ciğerleri genç ölüleri.

Bu renk poyraz 5-7
bu kıvrım, karayel 8-10
Açılsak bahara..

Bırakmazlar ki:
Şu kadar PKK’lı
etkisiz hale getirildi,
Şu kadar şehit,

Sabah sabah
her günkü yolumun üstünde
kumlanmaktan düşmüş
çiğerleri sönük
kayruk hayatlı
bluejean yaprakları…

İçime sinmek üzereyken yazdıklarım
temize çekip Turgay’a fakslayacakken
Meclis Başkanı Köksal Toptan’a
1 trilyon 300 milyarlık makam arabası…

Duymaz olaydım:
dökülmeye başladı şiirin
hiçbir şey ifade etmeyecek yaprakları

Kapıyı zorlayıp girdi içeri
genç ölüler, yeni arabalar
alaca bulaca utançlar
ve yapraklar

Süreyya Berfe
-Sözcükler D.Temmuz-Ağustos 2008-

DİYALEKTİK – Süreyya Berfe

OKTAY RİFAT GÜNDELİK

Kaçış geri dönüştür
ölümden ve hayattan.
Bak, kaçıyor işte
gideceğinden, geleceğinden.

Kaçan, bazan geri bile dönemez
olduğu yerde durur, kalır
kaçma korkusundan.
“Kaçan bir kaçaktır
Korkan bir korkak.”
Böyle diyorsunuz.

Bana kaçmayı, sığınmayı öğrettiniz
Bana korkmayı, korkutmayı öğrettiniz.
Kaçtım.
Korktum.

Kaçtı bir toprak, büyütemeyeceği gülden
Korktu bir su, geçemeyeceği denizden.

Kaçtı bir insan, bir insandan.
Korktu biri, korkulmayacak birinden.

Sabah, geceden kaçtı.
Gece, sabahtan korktu.
Hiçbirimizin akledemeyeceği kadar.

Süreyya Berfe
-Ruhumun-

GÜNE DOĞRU – Süreyya Berfe

GÜNE DOĞRU SÜREYYA BERFE
Ay alkol kokulu yatağıma giriyordu
Kıskanç bir kelebekti yüzü kaçtı elimden
Yaşlı bir memur olan güneş geldi
Gece bir kertenkele oldu kaçtı elimden

Şehri bekleyen bulut beni bekleyen gelin
Kuşan yumuşak beline geceyi günü unut
Yarın yine gel otur derin sedirine
Islatsın dağ başını beyaz göz yaşın

Ben gidiyorum yıldızları unutma
Otobüsler geçiyor şehir bağırıyor
Sar sen onu geniş işlemeli duvağınla
Şimdi bana güneşin harmanında rastlanır

Süreyya Berfe
-Kalfa-

 

Bir Enkazdan Gelen Duyulur Duyulmaz Sesler – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE

6

Ayrılık ne?
Tokat mı, dayak mı
işkence mi? yoksa
genelgeçer adıyla acı mı?
Bilmiyorum
bilenlere soruyorum
ayrılanlara
ayrılığı yaşayanlara
zırt pırt ayrılanlara
ayrıkotlarına da soruyorum
aptallık bende. Onların tabiatı bu.

Altı boşsa arama aşkı.
Nasıl geçineceğiz?
Masraflar?
Gelirin? Gelirim?
Giderler? Gidenler?

Zırvalıyorum.
Altında fazla kalmışım
bilemedim, mevsimi sapıttım.

Süreyya Berfe
-çıkrık-

Bir Enkazdan Gelen Duyulur Duyulmaz Sesler – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE BİR ENKAZDAN DUYULURDUYULMAZ SESLER 9

9.

Ufka bakmak istedim hep
Dünya’nın değil
göğün ufkuna..
Benim değil senin ufkuna..

Çünkü, o zaman doğuyor
Güneş’in battığı yerden
aklımızı kaybetmek istemediğimiz
delirmekten korktuğumuz yerden
sessizlik, hiç yoktan sessizlik.

Ona bile tahammülümüz yok
her geçen gün
beynimize de..

Off! Ne gereği var?
Uçurumlara gidip bakalım
bakalım ne var ne yok.

Şu yazdığımı da
şiir sanıyorum
hale bak.

Sen, ufkum sen
sar beni, bizi
sonsuzluğa bırak.

Süreyya Berfe
-çıkrık-