İncir Ağaçları – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE İNCİR AĞAÇLARI

Sevinen
zafer muştusu olup yükselen güneş
soğumuş
sönüyor
atmışlar kanlı bir kuyuya…

Ben hangi şiiri yazacaktım?

Daha dün
yatağını bulmuş bir dereydim
bazen çağlıyor
doymuyordum kendi kaynağımla.
Büyük sulara kavuşmaktı dileğim
geniş topraklara…
Nerde dinledim?
“Oğul bu muydu sadıklığın
Vala yedirdin kurda beni”.

Ne zaman anladım bu uzun havayı?

Sarıldı dört bir yanım incir ağaçlarıyla.
Uç verdi kurumaya yüz tutmuş çıbanlar.
Toprakta kaldı ilkyazın körpe çığlığı.
Oğlum beni adam yerine koyacak mı?

Kalktı dünyanın bir ucundan
nişan aldı halkıma, suçsuzluğa.
Bütün türküler ölümü söyledi
yurdumun yarasından doğan şehitleri.

Kimleri gördüm, kimleri göremedim?
Ne gitti ne kaldı?
“Kuş uçtu yavru kaldı”
kayalardan her şafak vakti
yuvarlandı kalbim.

Göründüğümden genç miyim yaşlı mı?

Dallarda kanadı kırık bir yavru çırpınıyor
kıyımların kapısını aralayan
yorgun bir haberci.
Onu dinliyorum.
Karanlık
güneş kara, gök kara.
Babaların boynu bükük sabrını.
Kardeşlerin sevgililerin yeri var
gönlümüz, yolumuz kadar yüce.

Oğullar…

Her gün konuşacağız onları
başakla harman arasında
ateşle çelik arasında
anayla çocuk arasında…

Nelere gülüyor nelere ağlıyorum?

Söyleyin kederle dolu kondular
yaslı köy evleri
silinmiş mi parçalanmış mı gömleklerdeki izler?
Yeryüzü mekikleri
savrulan güzel günler
umudun sütünü emen yarınlar silinmiş mi?
Dilimin ucunda söylemek istediklerim
ne sağ ne ölü.

Bu kadar yükü yaşıyabilecek miyim?

Halkım!
Soluklarımız kıvılcıma dönüşecek
kanlarımızın süzüldüğü imbikten damlayacak…

Daracık bir dünya
küçük bir pencere:
Oradan boy atacak gelecek bahar.
Sarmaşık kollu inancım
seni çalamayacaklar yere.

Süreyya Berfe
-Savrulan(1971)-

İYİYİZ – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE İYİYİZ Engin_Topal__Bebek1

İyi bir apartman dairesinde oturuyoruz.
Komşularımızla tanışıyor, iyi geçiniyoruz (!)
Karımın bütün tırnakları bakımlı; uzunca, ojeli.
Saçları boyalı ve möbleli.
Çocuğumuz sınıfında, okulunda, her konuda birinci.
Hava durumunu
fotoğraflı ve görsel şeyleri merak ediyoruz.
Sözcükleri boza boza espriler yapıyoruz.
Arkadaşlarla, kahkahâlârla gülüyoruz.
Kafamızı da çalıştırıyoruz “fırsatımız” olursa.
Hafta sonları birer blucin
birkaç cin-tonik çekiyoruz altımıza.
İkimiz de kadın-erkek eşitliğine inanıyoruz.
Amma…
Sesimde tuhaf bir incelme, tükürüklenme
Karımınkinde tuhaf bir kalınlaşma, kuruma
Gittikçe…
Nedense?

Süreyya Berfe
-Sen Basmasın-

©Engin Topal

15-16 Şubat 2014 – Süreyya Berfe

SÜREYA BERFE DOLUNAYIM

Zamansız rüzgâr yağmur
döktü çiçeklerini
baharındaki ağacın

Bahçe neşeli Dolunay parlıyor

Üzülmüyorum

*
Dalgalarla akıyor gidiyorsun Dolunay’ım
can çekişen karaya doğru

*
Dalgalı denizi genişletirsin
Dalgaları da Dolunay’ım

*
Rüzgâr yok
sana bırakmış

Biliyormuş gibi yükseliyorsun

*
Işığından alıp
başucuma koyarım

Gece geceye benzer
rüya rüyaya

*
O da görmüştür
herhangi bir halini

Olsa da söylese

*
Peki canım
peki Dolunay’ım git

Ama beni terk etme

*
Dolunay’ım
yalnızım
Bir tek sen
boşuna beklenmezsin

*
Yarın hava güzel
inanırım

Sen söylüyorsun doğuşunla
renginle ışığınla

*
Canın
en çok gölgeleri
kuytuları çekiyor

Yanılıyorsam söyle

*
Rüzgâr arttırıyor hızını
gidiyorsun

Gidiyorsun
arttırıyor rüzgâr hızını

Ah gizli
ezeli ebedi sevgilim
vazgeçemem

Peşin benim

*
Sen gidince
rüzgâr hüzünlü
deniz sakin

*
Geç kaldın
ben de geç kaldım

Yatakta
yer bırakmamış ışığın

Dünya dönüyor
şimdi inandım

Süreyya Berfe
-her gölge titrer(2015)

Sevgiyle Başlarız İşimize – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE SEVGİYLE BAŞLARIZ İŞİMİZE DEMİRCİ

3.
Altı üstü bir demirciyim
içim başlayacak yangınlarla dolu.
Düşlerim bir gelincik ormanı
büyüdüğüm bahçelerden çıkagelmiş
utangaç bir gelincik ormanı.

Sevgiyle başlarım işime.
Ocak yanmış
korlar tutmuş her yanı
sıcağını yaymış.
Sevinçle başlarım işime
ateş ırmağı bir sevinçle.

Demir işlenmezden önce kan gibidir
benim emir erimdir.
İlkin ocağa sürülür
ordan örsün başına gelir
balozlar iner kalkar.
Bir ben bir o
yuvarlanır, yassılır
tavlanır demir.
Bir ben bir o
kaslarımız gerilir
vuruşlar yavaşlar
soğumaya başlar demir.
Nasıl unuturum:
Babam Halit
Kilis’te
hastalıklı bir ciğerle
geçmiş ocağın başına.
Duman, sıcak ve coşku…
Yalnız silah onarmış
silah yapmış
Emperyalizmi dağladığımız savaşta.

Ham demiri
gelecek için atarım ocağa
terim bir demir tomurcuğudur
parlar örsün üstünde.
Gün gelir, zorlar köyü, kenti
dağı, ormanı.

Bu günler bana göre değil.
Ereğli Demir-Çelik bana göre değil.
Ocak hiç sönmüyor.
Babamı ve o kutsal savaşı unutmuyorum
emekçi güneş unutmuyor
toprağı, suyu ve havayı sürüyor ileri
kara yarık ellerimle kollarımla
inip kalkan balyozlarla
üretilen demirle
zamanı ve insanları itiyor ileri.
Ben demirciyim inanırım bunlara
sevgiyle başlarım işime.

Süreyya Berfe
-Savrulan-

Sevgiyle Başlarız İşimize 2 – Süreyya Berfe

jale-yasan-1921-1994-halc4b1-dokuyan-kc4b1zlar-1

2.

Topu topu halıcı bir kızım
içim bahar dalı
dokuduğum halılardan kalma
yüreğimde açılan bir bahar dalı.

Sevgiyle başlarım işime.
İplikler dizilmiş
halı tutmuş yarıyı
direzler tel gibi.
Sevinçle başlarım işe
alaşafaktan örülü bir sevinçle.

Önce tezgâh kurulur
direz çözülür.
Mastardan çıkarım yola.
Beşikte uyuyanımız
gün geçtikçe erir
ağzından solucan gelir.
Mastardan çıkarım yola.
Sıçan dişlerini teker teker dizerim
bir bacım bir ben
topraklığı da çıkarırız aradan
bir ilmek bacım bir ilmek ben.
Güller açılmaya başlar
Kuşlar dallara konar
Yıldızlar kayar
Yürür halı.

Yerimiz karanlık
El kadar bir pencere.

Bir bacım bir ben
çığırırız türküleri
hâlây, düğün, imece…
Gönlümüz ışır
ışır odamız
durur halının üstünde
umudumuzun renkleri.
Ağladıkça sallarız canımızı
beşikte sızlayanımızı.
Ve ilmekler bir bir yazar yazımızı.
Vururuz kirkiti
sıralar sıklaşır
akşam olur.

Güçlü ve becerikli ellerimizle
çalarız öküzün altını
durmaz, yazar derdimizi kınalı ellerimiz
yaramızı işler.
Sevip de varamadığımız oğlanları…
Yatıp da kalkmayan anamızı…
Etimizi kanımızı
gözümüzü gönlümüzü işler.
Kınalı ellerimiz halı dokur ama
ezer geçer bizi yaralı dünya
ezer geçerler.

İlmeği gelecek için atarız sıraya.
Göz pınarımız buğu olur
karışır havaya
usulca durur yaprağın yeşiline
buğdayın sarısına.
gün gelir
oynatır yerinden köyü kenti
dağı ormanı.

Kınalı ellerimiz unutmuyor
çürüyen kızlığımız
unutmuyor solan gözlerimiz
büyük ateş unutmuyor.
Toprağı, havayı ve suyu sürüyor ileri.
Kollarımızla
işleyen kirkitlerle
zamanı ve düzeni itiyor ileri.
Biz halı dokuruz
inanırız bunlara
sevgiyle başlarız işimize

Süreyya Berfe
-Savrulan-

© Jale Yasan

RUHUMUN GECELERİ DE GÖRÜLEBİLEN YAPRAKLARI DÖKÜLMÜŞ AĞAÇLARI – Süreyya Berfe

62637069_2480579368618843_4414186285237796864_o
Bulutlar neden ufuklarda durur?
Ruhumun gözbebeği, gönlümü kilitleyen
ruhumun ummadığım anda açan çiçeği
gölgem ol, bulutum ol, konuş biraz
Neden ufuklarda durur?

Güz gelse
herkes sarardığını sansa.
Neyin mi? Bilmem
herkese sormalı.
Derler ki, herşeyin.

Güneş düşer güze, içine
dinlenir yazın gözyaşında
ben, özlerim.

Gökyüzü güzden sonra
karlarla dolu bir bahçedir
ben, özlerim.

Kuş, o kuş değil
dalda bir yuva, bakar sabaha
ben özlerim.
Ruhun ve ruhum şaşırmışsa
nâşa kavuşamadan daha
ben, özlerim.

Yetişmeyeydim seni görmeye
yatağımı değiştireydim
daha az su almak için.
Küstü o su akmaz oldu.
Kar körlüğüne yakalandım
duranı yürüyor sandım
özlerim elbet, kaçaktım, yakalandım.
Yaşlı bir gençtim
kemiklerim zayıftı.
Nerden bildin beni?
Nerden gösterdin? Bakar mısın, dedin.

Ağaçların ve kokun
burnumun ucunda titriyor.
Düşlerim tutuluyor.
Bana baktığını sezince
hayat yeniden başlıyor.

Hüznü, umutsuzluğu, yalnızlığı
yeisi, elemi, çaresizliği
kendi başına bırak
yalnız bırakma beni.

Süreyya Berfe
-Şiir Çalışmaları 1998-