ESKİ ŞEYLER – Melih Cevdet Anday

MELİH CEVDET ANDAY ESKİ ŞEYLER

Eski şeyler toplamıştı şurdan burdan
Toplayıp eve taşımıştı, oraya buraya koymuştu,
Sonra da unutmuştu,
Ne bilsin, ya da alışmıştı,
Birinden birini buluveriyordu arasıra,
Buldukça da bilinmedik bir zaman geçmiş gibi
Geliyordu ona.
Uçları püsküllü perde iplerini gördü bir gün
Kimi pirinç çerçeveli aynalara dolanmış,
Kimi merdiven başlarındaki yeni dünyalara.
Bir gün de oymalı bir tavandaki
Kuş resimlerini gördü,
Sanki hiç görmemişti, şaşılacak şey,
Yaldızlar için de böyle oldu bir ikindi vakti,
Eski kitapların meşin ciltlerindeki yaldızlar için.
Tanıyamıyordu artık hiçbirini.
Bir gün dolabın birinde mum makasları buldu
Unutulmuş, paslı, bir ikisi kırık,
Kışlık giysilere sinmiş naftalin kokusu çıktı
Bir dolaptan,
Oysa hiç giysi yoktu dolapta.
Kaba kâğıtlara sarılı teller, çiviler de buldu,
Buldukça üzülüyordu,
Belleğinde hiçbiri kalmamıştı,
Ne ecza dolaplarının çiçekli camları
Ne eski tespihler, çekecekler, boş kolonya şişeleri.
Tuzluk, çay kavanozu, şeker, un gibi şeyler,
Çorba tabakları, tencere sürahi, bardak.
Ne çok şey toplamıştı gereksiz yere…
Eski bir saat tıkır tıkır işliyordu.

Melih Cevdet Anday
– Güneşte-

Kolları Bağlı Odysseus – Melih Cevdet Anday

DlxHYE4XoAAjZsw

Sözlerim varsa
Var demeksin

Birinci Bölüm

1.
Ağır bir zamandı sürekli ve anısız
Gözden önceki göz içinde yalnız
Somut hayvanlar yürürdü hayvanlarla
Ağaçtan önceki ağaçlar büyürdü
Açardı hasatsız gökyüzünü
Ustan önceki sabah kanlarla
Bulut tapınağında bir yıldız

2.
Evreni tostoparlak uyur böcek
Düşünde gökleyin kocaman
Gök mü yoksa böcek mi önce
Duruşur bir anda geçmişle gelecek
Geyik akarsuları özlediğince
Hem su hem geyiktir akan
Düşle gerçekleyin iç içe

3.
Bildik bakışları ile süzerdi beni
Aynasında sarılaştığım nehir
Çekirgelerle büyürdüm üç adımda bir
Çekirgeler kuru yıldızları yerdi
Acıkmış bir güneşin öğle dikenleri
Çıngıraklarla havayı titretir
Tanrısal uykularını bilerdi

4.
Ey çocukluk, mutluluk simyacısı!
Alevini bul getir yanmış bakırın
Batı bulutundaki alı indir yere
Ne oldu tomurcuğun içindeki ısı
Kırmızı yıldızla mı damladı altın
Saydam sapın özündeki ambere?
Bul getir korkusuz büyücü, gizci başı!

5.
Yerin üstünde gördük bunu unutma
Herkes yeniden başladı ve unuttu
Kalıntılarla uzak anılarla yakın
Kendi görütünde bir kırmızı karaca
Ne güzel yangındı o yangın
Herkes yeniden başladı ve unuttu
Yaktığımız mutluluğu unutma

6.
Ey doğa, büyük doğa, sağır kral!
Tasında mermer yaz yağmuru
Kesik bacağında güneş halhal
Çağırıyorsun eski bahçene çocukluğu
Sendin senin mutlu uyruğundu
Sonra baktım pencereme vuran dal
Görünüp görünüp yok oldu

7.
Ekşi salkımdan şarabı çıkaran kim
Toprağı ateşten, ateşi sudan
Bitkiyle, böcekle, benimle oluşan
Sonra kitaplarda okuyup öğrendiğim
Görünmez ışınlar, iç içe yörüngeler
Bensiz mi yanar, bensiz mi döner
Yasaların içgüdümdü benim

8.
Unutamam o güz ikindisini
Her yanda alı al bir mutluluk
Terli bir at gibi gülümseyiverdi
Düşle gerçek arası dörtnala
Bir koşudan sanki çoğala çoğala
Gelip yitivermişti çarçabuk
Beyaz kulelerle bayraklar ortasında

9.
Şimdi ondan ne ki kaldı
Unutulmuş bir kapı belki kaldı
Değişmez biçim, arı renk, ölümsüz birlik
O zorunlu kendiliğindenlik
Anılarla geldi gitti kaldı
Duyularda bir ürperti kaldı
Artık eski bahçelerde değildik

10.
Duyular eski ağaçlarım benim
Her gece bütün kuşlarını yiyen
Alaca bulaca fener alayı
Unutup gidilmiş körebelerim
Bilinçsiz bir inatla yeniden
Yeniden boyuna yeniden
Kurup kaldırıyorsunuz bu sofrayı

Melih Cevdet Anday
-Kolları Bağlı Odysseus-

BALIKLARIN GÜNEŞİ – Melih Cevdet Anday

Balıkların güneşi yapın beni
Yosunlar arasında parlayayım
Batık bir eski para gibi.

Bulutların ikindi çanı yapın beni
Rüzgârla yedi kez soluklanayım
Asma yaprağının değdiği.

Ağaçların belleği yapın beni
Kuşlarla her gün tükeneyim
Çiğ tanesinden dara gibi.

Gökyüzünün bağcısı yapın beni
Şarabın bayrağını taşıyayım
Yıldızların delik deşik ettiği.

Taş gibi maviye boyayın beni
Zakkumların dibine atın beni
Irmağın güncesine alın beni.

Melih Cevdet Anday
-Ölümsüzlük Ardında Gılgamış-