Göl Kıyısında – Melih Cevdet Anday 

MELİH CEVDET ANDAY GÖL

Gün doğuyordu erken erken,
Uyuya kalmış üç martı var gölde,
Dikaçı bir üçgen yapmışlar,
Üç beyaz nokta, kımıltısız.
Bir karabatak ha bire dalıyor,
Sular aydınlandı ya, balıklar uyanır,
Bir bir yukarı çıkarlar, yüzeye.
Dört serçe havalandı yerden,
Görmemişim, bodur çama kondular.
Ortalık öyle sessiz ki, bir karga
Bağırdı, sıkılmış olacak

Melih Cevdet Anday
-Sözcükler/Toplu Şiirler-

SESSİZLİK TAŞLARI – Melih Cevdet Anday

 

 

Akşam senin katırlarla çıkılan köyündür
Gördüm tuzunu ununu davarını
Sallabaş bir tırtıl gibi karartı
Çıtırdıyor çekirdeklerinde göğsünün
Topluyor görüntünü parça parça
Düş de ağır geliyor insana yaşam da
Güzelliğinin azıklarını çıkar bir bir
Kuş sürüleri gibi uçuşan eteğini ser yanıma

Eski resimlerini gördüm gözlerinin,
Yağmurun ve denizin, tanyeri ile dopdolu
Gördüm karadaki ve denizdeki direkleri
Eski ormanları buzların koruduğu
Bende kalsın efendilik yeter bana
Bakışlarının bir ırmak gibi doldurduğu
Sessizlik taşlarını dizeceğim şimdi
Dizlerinin baş döndürücü doruklarına

Melih Cevdet Anday
-Göçebe Denizin Üstünde-

Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915 – 28 Kasım 2002) Anısına saygıyla…

MELİH CEVDET ANDAY KUNDURA BOYACISINA KİRAZ AĞACINA ÇİNGENE KIZINA DAİRKUNDURA BOYACISINA,
KİRAZ AĞACINA,
ÇİNGENE KIZINA DAİR – Melih Cevdet Anday

Sabahleyin evden çıkıyorum
İnsanın işi var gücü var
Gidip bir parka oturuyorum

Bir boyacı dikiliyor der demez
Bakar da bakar potinlerime
Ne bakıyorsun bre
Keyif benim değil mi?
Boyatmayacağım işte.

Nesini boyatacaksın diyor içinden
Bir yandan da kaşını kaldırarak
“Şu yerdeki senin mi ağabey?” diyor
Bakıyorum, ayağımın ucunda leş gibi pis bir tarak,
Alıp tarağı gidiyor.

Derken işsizin, tembelin, haylazın biri
Karşımdaki sıraya oturuyor
Sadece otursa iyi
Oturmuş bir de düşünüyor.

Ne düşünüyorsun be adam?
“Ağaçları düşünüyorum, diyor
Ağaçların da yaşadığını düşünüyorum,
Kökler dallar çiçekler…
Kulağımı gövdeye dayıyorum
Ağaçta gürültüler…”

Bakındı düşündüğü şeye
Sen kim ağaç kim efendi
Sen iş bulmaya bak kendine
Önce inzibat, itaat, disiplin
Sonra düşünme.

Herif vurdum duymaz
Boyuna düşünüyor

Bir kadın diyor
Bir pencere , diyor
Kiraz ağacı, diyor

Hay Allah diyorum
İnsanın işi var gücü var
Kalkıp başka parka gidiyorum

Bir çingene kızı çıkıyor bu sefer
Falına bakayım diyor
Senin düşmanların var diyor

At bakalım çingene kızı

– Senin arkadaşların var diyor At bakalım çingene kızı

At bakalım çingene kızı

– Senin sevgilin var diyor
At bakalım çingene kızı

Derken o işsiz tembel haylaz herif
Gene gelip karşıma oturuyor
Neler de neler düşünüyor
Hem korkmadan sevgiyle düşünüyor

Memleket, diyor
İnsanlar, diyor
Barış, diyor

Adamın ayakları yerde
Başı göklerde
Düşünüyor.

Melih Cevdet Anday
-Yanyana /Güzel Düş-

Güneşte – Melih Cevdet Anday

melih-cevdet-anday-guneste

Çünkü saatler dardır, her şeyi almaz
Güneşte çözülür ve kayarlar bir yana.
Mısırlar güçlükle büyürken yağmursuzluk
Kaygılandırır dilsiz bahçıvanı.
Sessiz kuşlar, bir keçi, ağır iğde ağaçları.
Bir araba geçti incelmiş yoldan
El salladı biri, belki tanıdık,
Belki değil, süreksizliğin eşanlamı.
Ve denizin yorgun çağındaydı çocuklar
Çığlıkları titretir balkondaki sarmaşığı,
Çünkü dardır saatler, sığmaz biraraya
Dalgınlık, deniz ve sardunya.
Rüzgâr alıp götürdü balıkçı teknelerini
Uzaktaki kılıçlara, ki bilemeyiz
Hangi derinlikte dölleyerek denizi
Gidiyorlar öyle ağırbaşlı, doğuya.

Ve ocaktan çorbanın kokusu geldi demin
Burun deliğine kedinin ve köpeğin.
Rafta kitaplar, mavi bir şişe ve gül
Donmuş kalmışlar tek başlarına.
Duvarda bir resim, resimde kalabalık
Köy alanı, çocuklar, çember ve zaman.
Breughel nasıl da toplamış bunca
Ortaklığı ve uyumu biraraya,
Çünkü saatler dardır, sığdırılmaz.
Güneşte her şey çözülür gider bir yana.

Melih Cevdet Anday
-Güneşte 1959-

Görsel: Yalçın Gökçebağ

Ukde – Melih Cevdet Anday

melih-cevdet-anday-ukde

Bir gün ışığa döner yaprak,
Üzümler kızarır kütükte,
Elbette diner bu sağanak,
Kaybolur içimdeki ukde.

Sandalımı bırakmıyor su,
Silinmiş dönüp baktığım iz,
Çoktandır kaybettiğim arzu,
Boşuna çırpındığım deniz.

Dudağımı ıslatan zemzem
Testisinde çökmesin dibe,
Rüzgârla dağılacak madem,
Bu yolu kapayan eksibe.

Bir gün ışığa döner yaprak,
Üzümler kızarır kütükte,
Elbette diner bu sağanak,
Kaybolur içimdeki ukde.

Melih Cevdet Anday
-15 Kasım 1936 Varlık D. yayınlanan ilk şiiri-

Melih Cevdet Anday ( 13 Mart 1915 – 28 Kasım 2002) Anısına Saygıyla….

melih-cevdet-anday-kapi-13-mart-1915-28-kasim-2002-anisina-saygiyla

KAPI

Güvercinler gülüşünü buldum dün
Biri yitmişti kızıllıkta
Birinde ay elmaları

Sallanıyordu defne bakışların
Kırılmış amyant yatağımda
Sabahçıl kamçı yatağımda

Ne yanıma dokunsam sevda
Kapasam gözlerimi büyür
Gümüşsü gezegeni acının

Sus a kapıyı bulamazsın
Bir yanımda düşün tutsak yağmuru
Sabrın boz taşları öte yanımda

Asmalar sesini duydum dün.

Melih Cevdet Anday
– Lirik Şiirler-

AĞAÇ OLDUM – Melih Cevdet Anday

melih-cevdet-anday-agac-oldum

Bir ağacın altından geçiyordum
Ne olduysa oldu bir anda
Ayrılıverdim kendi kendimden.

Haşhaş çiçeği oldum güneşte eğik,
Kaplumbağa kabuğu, düğün evi,
Sayıklama oldum, bir dolu ad.

Kör bir Tanrı gibi rüzgârı yeden
Taç yaprağı oldum, yüzyıl oldum,
Bir böcek gibi küçücük bir an

Bir ağacın altından geçiyordum
Ağaç oldum kendi kendine giden
Gördüm toprağa batmış birini

Melih Cevdet Anday
-Göçebe Denizin Üstünde-

BAŞ DÖNMESİ – Melih Cevdet Anday

MELİH CEVDET ANDAY BAŞ DÖNMESİ

Çiçeklenen bir denizden taşarak
Her şey orman olacak bir gün,
Kuşların dallararası yumuşak
Saatıdır artık gördüğün.
Bekle, bekleyen tanrıyı ki
Güneş kızıl çamlar üstünde eğlenecek
Büyük geceye dek.

Bir gün her şey olacak ses, bir ses ki
Buluta yıldızdan, yıldıza yerden,
Çın çın öterek yayılır elipsi.
Sen bu halkaları gözlerken
Bekle sesi sesler arasındaki,
Birdenbire kıl kanatlı ay görünecek
Orglardan geçerek.

Ben rüzgâr içinde yaşadım,
Gün oldu baş dönmesi yalnız, yalnız
Uzak taşlardı yalvaçlarım.
Ne ses, ne orman, tek başıma, ıssız
Bir yağmur avutur benliği.
Yoksa ormanda bir tanrı gibi beklemek
Ses işitebilirsek.

Melih Cevdet Anday
-Güneş Saati-