GÖZLERİN – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ GÖZLERİN

Bazı gözler konuşmak içindir
seninkiler susuyor

Hiç bir ülkenin diliyle söyleyemeyecek
ölüm acısını
Hiç bir nehirden mutluluk sesi gelmeyecek
çocukluğun üstüne

Gözlerin soyamaz artık
bir kadını hayalinde bile
Dişi elmalara hasret ömrünü
bir oya gibi işleyemez gönlünce

Oysa türkü yakılırdı bizim ülkede gözlerine
Bir başka ülkede destanlar

Haydi bütün kitaplara bakalım
Hayat nefesini bulmaya
Haydi bütün şiirleri yakalım
Halimizi anlatmaya
Bir sözcük yok ki içinde

Bazı gözler susarak anlatır herşeyi
Senin gözlerin konuşuyor

Utançla eğdim başımı
Ne değişir her şafakta suç işlerken çağım
Vatanı biziz öldürdüğümüz çocukların

Ah! bir çift gözün narına yandım ey dünya
gözyaşı kirpiğinde donmuş
o yavru ceylanın

Yelda Karataş
-Kitabe/hüzün suretleri-

YELDA KARATAŞ GÜLKURUSU

~~Turgut Uyar’a saygımla

Galata’dan yokuş yukarı gülkurusu
Ceneviz taşları ipe serili çamaşırların boynunda üşümüş
Naylon da tükendi gülün yerine ne koyacaklar?
Kan kırığı bir ay doğuyor üzgün gözlerine tersanelerin

Şairler uykuda

Ansızın deli bir sustalı ışıltısı
Hayatın sırtına bembeyaz delik açan
Yanık entarili gelinlik kızların türkülerine çarparak
Kızıl süte boyuyor gül kokulu sokakları

İstanbul suskun

Her çağın üstüne kapanan Venedi rahlesi çarpık
Geceye açık uçurtmaların kesik ipuçları
Şakağıma dayalı ölüm bile naylon
Yalan bir gün batıyor esmer yüzüne Kasımpaşanın

Şiir uyanıyor

Yelda Karataş
2007
-hüzün suretleri-

EN UZUN GECE – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ EN UZUN GECE

kavaklar büyürdü rüzgârın önünde
hep özlenen buğusu bir sabahın
kokusu yeşil göğsünde kuşlar uyur
gözlerine ısırganlar sürse de
bir gülüşe yapraklar havalanır.

kavaklar ağlardı rüzgârın önünde
ölümü sorardı kaç geceye göğsünü açmış bir kadın
taşıdı gençliğini bir su gibi elden ele
bedeli bir yaşamsa gerçeğin
bugün hangi taşta kimin izi bulunur.

kavaklar suskun rüzgârın önünde
şimdi herkesin yüzünde o sevmediğim hüzün
içten bir gülüşün bedeli ne zaman sorulur bir gün
döner umuda yüklediğimiz herşey keder içinde
ama ömrümüz ya en uzun geceyse

Yelda Karataş
-Ürperme-

YORGUNLUK – Yelda Karataş

yelda-karatas-yorgunluk

Bir boşluğu doldurmaktı bütün zamanlar
özgürlüğünden korkan kalbin
özgürlüğünü öldürmesiydi
belki bunun için
günün anlamını aradım ey sevgili

günün sesini dinledim
hayat
kaç kişi için aynı
yaşanıyordu işte
rengi ve sesi bile aynıydı “an”ın

herkesin yalnızlığı sevdiği
bu dünya
bilseler ki kimsesizdi
ruhunu aramaktan yorgun
öylece bakıyordu ellerinden akan güneşe

ve yıldızlar ilk kez
o uzak pırıltılarından sıyrılıp
yanağımı okşadılar

yüreğimin yerini bulamadım.

Yelda Karataş
-hüzün suretleri-

Karadeniz – Yelda Karataş

 

Ne çok benziyor kaşını saf atmış o çocuk saçların yaz güneşine
kuş cıvıltıları sabırsız şafağın bakışından çalınmış bir umut mu. yoksa.
ak mendili oyalı şarkı, bir aşk mı varsa
dalgaların sesi bayramın ışıltılı penceresinde. sabırsız
susmak yakışır mı şimdi o saf gözlerine.
birden bire açılırken yelkenin kızıl ipleri hırçın Karadeniz mavisine.
hayat gererken unutkanlığını ömrümüze.
yüreğimde köpükler açarken hani.
bir sabah kendimi asmayacağım herkese inat.
parmağıma deniz kokusu saracağım, yani fırtınaya inat.
göndere kalbimi gereceğim
çakıltaşları kollarımı acıtıyor. evet. gerçeğe dayanmak
her yolcunun gerçeğine
iyi gelmiyor.
göğsümde büyüttüğüm ağlar yavaş yavaş geriliyor
ama diyorum sevgilim
senin bana özlemin ne çok benziyor inci avcılarının sesine.

Yelda Karataş
-Ten Divane-

BİRLİKTE – Yelda Karataş

yelda-karatas-birlikte

Önce şarkı söylemeyi öğrendik
birlikte
sesimiz uyumlu sokaklar dar
en büyük ezginin en kutsal çocuklarıydık
birlikte
andımız vardı
güneşi ve ay’ı sevdik insan kaçınılmazdı.

Sonra ruhumuzu astık bir söğüt dalına
birlikte
bütün eski şarkıları yeniden yazdık
gözlerimizi unutarak

denizin rengi karpuzun çekirdeği. biz hiç kimse
bozguna uğradık
birlikte
hayatı tek başına tanıyamadık.

Yelda Karataş
-Hüzün Suretleri-

BİR İSTANBUL KAHVESİ – Yelda Karataş

yelda-karatas-bir-istanbul-kahvesi

~ Sevgili Haydar Ergülen’e

Bir kahvede oturuyorduk
Hayat gibi
Birazdan kalkacak birimiz
Sırtında ışığın silueti
Gölge olacak bir kaç dizede
Sarhoş bir masanın üstüne düşüvermiş el gibi
Bir penceredir hayat
Çok seviyorum bu şiiri dedin
Kim kime şiiri sevdiğini söyledi kaç yüzyıldır
Bilemedim
Nereye gider o dostluklar, seviyorumlar
Salıncaklarda ipini sonsuza uzattığımız
O sevgili şarkılar
Hayat gailesinde kaç gemi batar sessizce
Söylemedin
İmdi kara kara bakmasın gözlerin
Gönülden yaralı gidiyor her şair
Bir İstanbul kahvesince yok hatırımız
Ey Haydar
Bir başka şiire kadar hoşça kal

Yelda Karataş
-Kitabe-

EKİNOKS’A GÜZELLEME – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ EKİNOKSA GÜZELLEME

‘Yabancı bir canın yaşarlığını duymak köşe başlarında…’ Turgut Uyar

gözün alamadığı kadar uzakta
kaybolmuş zamanların çocuk şarkısı
kanıyor ne kalmışsa aşk adına masalarda

mevsimler ummadığın kadar acıtır oldu
gelen her yaz üşütüyor
yenisini hatırlatır eski bir atkı
bahara söz vermiş o kayıp ateş
avuçlarımızı delip geçti ansızın bir sabah
kum dolu bir gerçek

konuşsun artık atların acıyan boynu
unuttun mu
sana nasıl sarılmıştım o Büyük Saat’in altında.

Yelda Karataş
-Sabır Masalı-