İŞTE BULUŞTUĞUMUZ YER – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN İŞTE BULUŞTUĞUMUZ YER

İşte buluştuğumuz yer
ölülerimizle, eski sevgililerimizle,
yaprakları savrulan çınarın altında.
Şimdi daha solgun
karşı kıyıdaki mor dağlar,
sıvası dökülmüş saat kulesi bile
vazgeçmiş zamanla yarışmaktan.

Oysa biz yeniden anlatmak için
burdayız
ezberimizdeki masalları,
yeniden yeşertmek için yangının yakıp
kararttığı ormanı. Aşırı bir iyimserlikle,
kar, bora, fırtına ve bu kara kış gününde bile,
hatırlamak için o yaz sabahlarımızı
mavisini ipek böceklerinin dokuduğu
ve kuşların, çiçeklerin dilini konuşan.

Bizi şaşırtacak yollara çıkmak için
işte buluştuğumuz yer. Ama sen
yitirmek istemiyorsun yolunu,
eskilerin dediği gibi,
yum gözlerini ve yürü, karanlıkta
yürüyebildiğin kadar.

Cevat Çapan
-ara sıcak-

  © Rich Lasinski

BİR İLKYAZ DÜŞÜ – Cevat Çapan

EDİP

Haziran gelincikleriyle gelirdin her yaz,
pencerenin pervazına yaslanır beklerdim seni,
gelincikler arasından uçuşarak gelişini
kelebeklerle yarışırcasına.

Oysa bütün kış yağan karı seyrettim aynı pencereden,
kar altında göğün mavisini unutan suskun denizi.
Kıyıdan uzak evlerin ışıklarını gördüm gecede,
dağlardan inen aç kurtların parlayan gözlerini.

Sen gelmeden annemin topladığı otların
adlarını yazacağım bu deftere sana öğretmek için,
salkımsöğütlere neden ağlayan söğüt dediklerini
yaban ellerde, narın ağladığını, ayvanın güldüğünü
bile bilmediklerini.

Sen gelince, deniz kıyısından tepelere yükselen
zeytinlikleri göstereceğim sana ve güneşleri
zeytin tanelerinin içine gizlenen. Akşamları
denize karşı oturduğumuzda, Sappho’nun
şarkılar söylediği o eski bahçeleri anlatacağız birbirimize.

Ve herkes unutmaya başlamışken
biz canlandırmaya çalışacağız renklerini o eski bahçelerin.

Cevat Çapan
-son duraktan bir önce-

TEN AKILLA BULUŞUNCA – Cevat Çapan

ten akılla buluşunca cevat çapan

“Eğer son menzilimizse gece,”
yaşartıyorsa gözlerimizi rüzgâr
masalların kırkıncı odasının
kapısında buluştuğumuzda
bir yaz yağmuru gibi ışırdı camlarda
içimizdeki ateş.
Gençtik, anılarla değil,
geleceğin düşleriyle esriktik,
coşkuyla sarmaş dolaş.

Öyle saatlerde,
kendi sessizliğini biriktirirken uzakta orman,
bahçenin bir köşesinde susmuş,
denize bakan yaşlı adam
yavaşça aramıza karışır,
“Yolculuklara çıkın,” derdi, “korkmayın.”
Sanki her akşam yinelenen bir sahneydi bu çağrı
o gizemli oyunda.

İşte ten akılla buluşunca başlardı o uzun yolculuklar.
gün olur dev dalgalarla boğuşurdu kimimiz,
kimimiz çöllerde yol alırdı susuz,
karlı dağları aşanlar
bağlık bahçelik düz ovalarda buluşurdu habersiz.

Tut ki sen Buda’dasın şimdi, ben de Peşte’de,
boz bulanık akan Tuna’yı seyrediyoruz ayrı kıyılardan.
Hani “vakit biraz akşamdı,” der ya Turgut
Büyük Saat’inin üç yüz elli altıncı sayfasında,
işte öyle bir saatte, bir sabit kalem çıkar da cebinden,
ıslatıp kurumuş diline uzun bir mektup yaz bana,
haber ver geriye hiç dönmeyenlerden.

Cevat Çapan
-son duraktan bir önce-

 (C) Trey Ratcliff..

YENİDEN O KIYIDA – Cevat Çapan

1Kasim2017-cevat-capan

Sisin dağılmasını beklersin ya sabahın ilk saatlerinde
öyle bir sabırsızlık içindeydik hepimiz,
uzun bir yola çıkmak için
burnundan soluyan atlarımızla.
Bizi bekleyenleri tanımıyorduk daha,
nasılsa anlaşırız diyorduk, aynı olmasa da dilimiz.
Yol uzun sürdü umduğumuzdan,
sis hemen dağılmadı,
eşkiyalarla vuruştuk dağ başlarında,
korkup geri dönenler oldu içimizden,
üstelik kimse beklemiyordu bizi,
yanılmışız.

Tepemizde dönenen kartallarla
bir kıyıya ulaşmıştık sonunda.
Her şeye yeniden başlamak,
yeniden tanımak doğayı,
rüzgârları ve suların akıntılarını :
sayfaları tertemiz bir deftere
önce bunları yazdık
ve başladık kıyıda bulduğumuz
ağları onarmaya

Cevat Çapan
-son duraktan bir önce-

 

SİS DAĞILINCA – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN SİS DAĞILINCA

Denizi dolduruyorlar molozlarla
o uçsuz bucaksız denizi.
Ne yapsak belli bir aşamaya gelmişsek
bu uzun yolculukta? Unutsak mı
yanıla yanıla bütün öğrendiklerimizi?
Yoksa aşkla, yeni yenilgilerle
öğrenmeye mi çalışsak görmezden
geldiklerimizi?
Gökleri karartıyorlar gökdelenlerle
hızla gelişmekteyken kalbimiz.

Sis dağılınca daha da yakınlaşıyor
karşıki ada, nerdeyse seçebiliyorum
Manoli’yi mermer masada
balık ayıklarken sıcak bastırmadan,
yardımcısı mezeleri hazırlama telaşında:
ahtopot iyice dövülmeli, ölçüsü kaçırılmamalı
taratorun ceviziyle sarmısağının.
“Mayonez de, deniz börülcesi de hazır!”
diye bağıyor mutfaktan Aliki.
Bu sesler yankılanınca kulağımda,
ara veriyorlar süregiden karabasana,
gözden kaybolan hafriyat kamyonları.

“Ah,” diyorum kıyıda ağlarını onaran
Rifat Aga’ya
“Şimdi Midilli’de olmak var,
ayazmanın başında!”

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Kasım Aralık 2017-

Görsel : Midilli Adası

BELLEĞİN ÖZGÜRLÜĞÜYLE – Cevat Çapan

SÖZCÜKLER 66

İçerde
akşam ağır ağır karartırken
dört duvar arasındaki yalnızlığını,
içinin sönmeyen ateşiyle
ve belleğin özgürlüğüyle
gene de aydınlatıyorsun
çıkacağın düşsel yolculukları.
Yıllar sonra yeniden
Cimin, Cencige, Hah,
adları çoktan değişse de,
buğulu üzümlerini tatmış,
su içmiştin gözlerinden,
Keklik Pınarı’ndan, Avakpunik’ten;
uzanmış eski dostları anmıştın
gölgesinde çamların.
Varırdın kapılarına
yorgun olmasaydı atın.

Bu küçük ışığın aydınlığında
yeniden düşüyorsun yollara;
birbirine karışıyor geçmişin
yıllarıyla ayları.

Büyüdüğün şehirde artık
ne o köşkler, bahçeler,
ne de o bahçelerde açan
çiçeklerin kokusu var havada.
Çıldırarak sevmekten söz ediyor bir ozan,
bir kadının bütün özelliklerine
duyduğu sınırsız hayranlıkla
o araba gezintilerinin
bize kadar gelmiş uzak serpintilerinden.

Belli bir İstanbul düşü bu,
denize inen sokaklarında
büyülü Boğaz köylerinin
ve tek avuntun
bir mermer çeşmenin aynasında
solgun yüzünü seyreden kız kardeşin.
Bir de yedi cephe artığı
bir avuç okuryazar
bu işe başlarken
esin kaynağın olan yol arkadaşların.
Bu yüzden ben neden içerdeyim diye
aklına gelmiyor sormak.

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Mart/Nisan 2017-

Uzak Deniz – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN UZAK DENİZ

İşte sana sonunda
bu pembe deniz kabuğu içinde
o uzak denizin sesini getirdim.
Belki de köpükten vilaneldi
gizlice yazmak istediğim.
Ama fırtına çıktı birden,
alabora oldu teknem,
düşlerle yetiştirdiğim
cezayir menekşeleri,
hindistan cevizleri,
korsan artığı baharat,
türlü ipekli kumaş
taa Çin’den ve Maçin’den,
hepsi o ıssız adada kaldı.

O eski yaz akşamları
çardağın gölgesinde
babamın anlattıkları
ve anlatamadıkları
o ıssız adada kaldı.

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2008