SİS DAĞILINCA – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN SİS DAĞILINCA

Denizi dolduruyorlar molozlarla
o uçsuz bucaksız denizi.
Ne yapsak belli bir aşamaya gelmişsek
bu uzun yolculukta? Unutsak mı
yanıla yanıla bütün öğrendiklerimizi?
Yoksa aşkla, yeni yenilgilerle
öğrenmeye mi çalışsak görmezden
geldiklerimizi?
Gökleri karartıyorlar gökdelenlerle
hızla gelişmekteyken kalbimiz.

Sis dağılınca daha da yakınlaşıyor
karşıki ada, nerdeyse seçebiliyorum
Manoli’yi mermer masada
balık ayıklarken sıcak bastırmadan,
yardımcısı mezeleri hazırlama telaşında:
ahtopot iyice dövülmeli, ölçüsü kaçırılmamalı
taratorun ceviziyle sarmısağının.
“Mayonez de, deniz börülcesi de hazır!”
diye bağıyor mutfaktan Aliki.
Bu sesler yankılanınca kulağımda,
ara veriyorlar süregiden karabasana,
gözden kaybolan hafriyat kamyonları.

“Ah,” diyorum kıyıda ağlarını onaran
Rifat Aga’ya
“Şimdi Midilli’de olmak var,
ayazmanın başında!”

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Kasım Aralık 2017-

Görsel : Midilli Adası

BELLEĞİN ÖZGÜRLÜĞÜYLE – Cevat Çapan

SÖZCÜKLER 66

İçerde
akşam ağır ağır karartırken
dört duvar arasındaki yalnızlığını,
içinin sönmeyen ateşiyle
ve belleğin özgürlüğüyle
gene de aydınlatıyorsun
çıkacağın düşsel yolculukları.
Yıllar sonra yeniden
Cimin, Cencige, Hah,
adları çoktan değişse de,
buğulu üzümlerini tatmış,
su içmiştin gözlerinden,
Keklik Pınarı’ndan, Avakpunik’ten;
uzanmış eski dostları anmıştın
gölgesinde çamların.
Varırdın kapılarına
yorgun olmasaydı atın.

Bu küçük ışığın aydınlığında
yeniden düşüyorsun yollara;
birbirine karışıyor geçmişin
yıllarıyla ayları.

Büyüdüğün şehirde artık
ne o köşkler, bahçeler,
ne de o bahçelerde açan
çiçeklerin kokusu var havada.
Çıldırarak sevmekten söz ediyor bir ozan,
bir kadının bütün özelliklerine
duyduğu sınırsız hayranlıkla
o araba gezintilerinin
bize kadar gelmiş uzak serpintilerinden.

Belli bir İstanbul düşü bu,
denize inen sokaklarında
büyülü Boğaz köylerinin
ve tek avuntun
bir mermer çeşmenin aynasında
solgun yüzünü seyreden kız kardeşin.
Bir de yedi cephe artığı
bir avuç okuryazar
bu işe başlarken
esin kaynağın olan yol arkadaşların.
Bu yüzden ben neden içerdeyim diye
aklına gelmiyor sormak.

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Mart/Nisan 2017-

Uzak Deniz – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN UZAK DENİZ

İşte sana sonunda
bu pembe deniz kabuğu içinde
o uzak denizin sesini getirdim.
Belki de köpükten vilaneldi
gizlice yazmak istediğim.
Ama fırtına çıktı birden,
alabora oldu teknem,
düşlerle yetiştirdiğim
cezayir menekşeleri,
hindistan cevizleri,
korsan artığı baharat,
türlü ipekli kumaş
taa Çin’den ve Maçin’den,
hepsi o ıssız adada kaldı.

O eski yaz akşamları
çardağın gölgesinde
babamın anlattıkları
ve anlatamadıkları
o ıssız adada kaldı.

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2008

GİRİT – Cevat Çapan

376088-svetik

Akşamları
kapı önünde oturur konuşurduk
bekleyen yaşlı kadınlarla.

Bir daha döner miyiz diye
sorar gibi bakardı gözleri
koparıp savrulduğumuz yerlerden
kök saldığımızı sandığımız
topraklara?

Bu esen yel
zaman denizinde
uzaklaşan adanın
tuzunu taşırdı çakıllı kıyılardan.

Turuncun rengi solardı
örtüleri havalandırmak için
çeyiz sandıklarını açtıklarında,
cibinlikler
denizin nemiyle
salınırdı balkonda…

Bir gemi belirir
kaybolurdu ufukta.

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2011-

SAYIKLAMALAR – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN SAYIKLAMALAR

Otuz Yıl Savaşları, Büyük Veba Salgını
netameli bir sınava çalışırken
defterin bir ucuna yazmış olmalıyım
bu dokunaklı konu başlıklarını.
Bunu izleyen sayfalarda aristokrasinin
şehir meclislerine orta sınıfın girmesine
lütfen mi, metazori nedense izin vermesi
-hoca burayı açık seçik anlatmamış olmalı.-
O yıllar tarihçi olmayı düşlemiştim,
ama bir türlü öğrenemedim
Arapçayla Farçayı,
bir de çok elzem olan Venedik İtalyancasını:
bu yüzden yıllarca bir başka çadırında çalıştım
Akademik sirklerin sıradan cambazlarıyla.

Kaldırıma çıkarılan bir mermer kahve masasında
kendimle sonu gelmez bir nehir söyleşi yapıyorum
şimdi:
okuduğum bütün o akil insanlar, kanaat önderleri,
onların o alçak gönüllü övünmelerinden esinlenerek,
büyük bir titizlikle gereken dipnotları ve kaynakça
açıklamalarıyla.

Az sonra anlıyorum bu işin bana göre olmadığını,
hiçbir şey olması gerektiği gibi değil çünkü,
bir sahafa uğrayıp sessizce Melling’in gravürlerinde
önce Boğaz’ın yalılarını seyrediyorum hayranlıkla
oradan geçmişin İçerenköyü’ne yöneliyorum
kulağımda o eski baharların bülbül sesleri.

Cevat Çapan
-Sözcükler D.69/Eylül-Ekim 2017-

 (c) MELLING, Antoine Ignace..

ESKİ TAKVİM – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN ESKİ ZAMAN

Aylardan Hazirandı hep bizi yaza taşıyan
yazın bereketli hasadına, kutsal buğdayına;
açlık yokmuş gibi geceleri damlarda yattığımız
yıldızlarla ışıyan lacivert göklerine.

O güzel devedikenini ödünç almıştım
bir pazartesi akşamı senin o bozkırı çağrıştıran
saman sarısı defterinden,
seni unutamadığın için kumsalı okşayan
o tenha Eylül akşamında.

Dağlar hep yaşlı görünürdü Eylül sonunda,
kışın uzun bir uykuya dalarlar, geçmişin karabasanları
geleceğin sönmeyen umutlarıyla koyun koyuna,
şaşırtıcı bir uyanışa hazırlanırlardı baharda.
Doruklarındaki eriyen karlarla çoşkulu ırmaklara
dönüşürdü yazın dirilen doğa.

Eski bahçedeki evin penceresinden bakıyorum bu sabah
kıpkızıl gün doğarken yıllar önce çıktığın yola.
Dolana dolana dağlara tırmanıyor yorgun bir kalabalık.
Ama nerede sevdiklerimiz? Dünya artık çok daha tenha.

Cevat Çapan
-Sözcükler D.Temmuz-Ağustos 2017-

BİR ZAMANLAR AVRUPA’DA – Cevat Çapan

ÇEVAT ÇAPAN BİR ZAMANLAR AVRUPADA

~~John Berger’e

Dağların eteklerine akşam inerken
kapın çalınırsa, bil ki, bizizdir gelen.
İçerenköy’ün eski köşklerinden ney
ve tanbur sesleri yükselir ya
geçmişten geleceğe uzanan zamanda
çam kokulu yaz gecelerinde
birbirinden ayrılmayan iki uyurgezer
hâlâ o kayıp adreslerde dolaşan.

En son bir filmde gördük seni:
“Bana Bir Şey Çal”.
İşkoçya’da bir adada,
Mestre’de geçen bir öykü anlatıyordun
uçak bekleyen yolculara.
Otları biçme zamanı, diyorsun mektubunda,
kışın yazar, yazın ırgat!
Kitaplarında da biçilen otların,
bellenen toprağın kokusu: “Hınzır Toprak”,
“Bir zamanlar Europa’da”,
şimdi de “Leylak ve bayrak”.

Baharda
dağların eteklerinden kar kalktığında,
kapın çalınırsa, beklenmedik bir anda,
bizizdir gelen:
yedinci adam,
yedinci kadın–
leylaklar ve bayraklarla.

Cevat Çapan
-Sevda Yaratan-