Furuğ Ferruhzad – (5 Ocak 1935 – 13 Şubat 1967), Anısına saygıyla…

FURUĞ FERRUHZAD KURMA BEBEK 13 ŞUBAT 18

Kurma Bebek

çok daha fazla, ah evet
çok daha fazla, susabilir insan

saatlerce
ölülerin bakışları misali kıpırtısız bakışlarla
bir sigara dumanına dalabilir insan
bir fincanın biçimine ya da
renksiz bir çiçeğe, bir halıya
düşsel bir çizgiye, duvara.

kuru pençelerle
perdeyi bir kenera çekip insan görebilir
sokak ortasında delice bir yağmurun yağdığını
bir çocuğun renkli uçurtmasıyla
bir balkonun altında durduğunu
eski bir at arabasının boş alanı
gürültü aceleyle terk ettiğini

olduğu gibi insan yerinde durabilir
perde kenarında, ancak kör, ancak sağır.
haykırabilir insan
korkunç yalancı, korkunç yabancı bir sesle
“seviyorum” diye
bir adamın güçlü kolları arasında
güzel ve sağlıklı bir dişi olabilir.

deriden sofra bir gövdeyle
iri sert iki memeyle
bir sarhoşun, bir delinin, bir serserinin yatağında
kirletebilir insan bir aşkın masumiyetini.

kurnazca aşağılayabilir insan
şaşılası her bulmacayı
sadece bir tek bilmecenin çözümüyle uğraşabilir
sadece boş bir yanıtın bulunuşuyla avunabilir
boş bir yanıt, evet beş yada altı harflik.

bir ömür diz çökebilir insan
öne eğik başla, soğuk bir türbenin eşiğinde
bilinmez bir mezarda tanrıyı görebilir
değersiz bir kaç bozuklukla inanabilir
bir caminin odacıklarında çürüyebilir
mezar duaları okuyan bir ihtiyar gibi
bir sıfır gibi, eksilmede, arttırmada, çarpımda yahut
hep aynı sonuca varabilir

kahrının kozasında senin gözlerini
eski bir ayakkabının uçuk düğmesi sanabilir
su gibi kendi çukurunda kuruyabilir insan.
bir anın güzelliğini utangaçlıkla
gülünç şipşak bir resim gibi
sandığın dibinde saklayabilir
boş kalmış çerçevesine bir günün, insan
bir hükümlü, bir yenik, yahut
çarmıha gerilmiş birinin resmini koyabilir
bir duvarın yarıklarını suratçıklarla kapatabilir
daha anlamsız resimlere karışabilir.

kurma bebekler gibi olabilir insan.
camdan boncuk iki gözle kendi dünyasını gören
kadife bir kutu içinde
saman dolu bir gövdeyle
yıllarca tül ve boncuk ortasında uyuyabilir
tüm hercai ellerin her baskısıyla
nedensiz haykırabilir:
“ah, ben pek mutluyum”

Furuğ Ferruhzad
-Ses, Ses, Yalnız Ses-
Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

 

Kurbanlık – Furuğ Ferruhzad

FURUĞ FERRUHZAD KURBANLIK

bu akşam görkeminin eşiğindeyim
gına gelmişim bu çabadan telaştan gına
ilhamın dürtüsüyle allak bullakım
ey şiir ey kan emen tanrıça

ne zamandır fısıldamıyorsun
kulaklarıma tanrısal şarkılar
yine kana susamışsın bilirim
ama yeter aldığın bu kurbanlar

bilemezsin bencilliğinle sen neler
kuluna öfkeyle sen neler yaptın
sevdanı kalbine koyunca
onu her şeyinden koparıp attın

ne acı ki sana güldüğüm günden beri
beni üzmeğe uğraştın
gözyaşlarım kan oldu ve sen
döktün kadehlerine içtin

attın beni lekeler tuzağının eteklerine
adımı ayaklarına atınca
umut aynamı taşlara çarpan
o kimdir ah ey tanrıça

günah dolu öpüşlerin kokusunda
senin alevli düşlerini gördüm
tatlı bir hüzünle senin
suskunluk tapınağında dans ettim

ne yazık ki bardağımda benim
hasret ve acı vardı sadece
ey sonbahara ermiş umutlarım
adımın çiçek dolu tacı nerede?

benden alabileceğin ne kaldı
yaşlarla dolu bu iki gözden başka
yeter artık bu kurbanlıklar
ey şiir ey kan emen tanrıça

Furuğ Ferruhzad
-Yaralarım Aşktandır-

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

Furuğ Ferruhzad – (5 Ocak 1935 – 13 Şubat 1967) Anısına saygıyla…

ibrahim-golestan-min

Güzellik şarkısı – Furuğ Ferruhzad

omuzların senin
sert ve gururlu kayalar
saçımın dalgaları eğiminde
göğüs kabartan aydın çağlayanlar

omuzların senin
koca kalenin burçları
saçlarımın ondaki dansı
meltemin avuçlarında söğüdün dansları

omuzların senin
demirden burçlar
kan ve yaşamın şaşılası yansıması
rengi bakır tepsinin rengine çalar

devinimli uyurum senin yanında
istek tapınağının sessizliğinde
yılan yangılı diş izleri var
omuzlarındaki öpücüklerimin yerinde

omuzların senin
yakıcı, görkemli güneşin curcunasında
ışıyor dağların zirvesi gibi
sıcak ve aydın ter damlaları altında

yakaran gözlerimin kıblesi
omuzların senin
namazımın taştan mührü
omuzların senin

Furuğ Ferruhzad
-İsyan-

Çeviri : Haşim Hüsrevşahi  

Görsel: Furuğ Ferruhzad – İbrahim Golestan

GAZEL – Furuğ Ferruhzad

furug-ferruhzad-gazel

benim sesimi taşlarca dinliyorsun
taşsın hemen dinlediklerini unutuyorsun

ilkbahar sağanağısın ve pencerenin uykusunu
dürtü darbeleriyle kaçırıyorsun

okşayışın yeşil dalı olan elimi
ölü yapraklarla seviştiriyorsun

şaraptan daha sapkınsın ve gözü
yalazlara oturtuyor döndürüyorsun

ey kanımın bataklığının altın balığı
hoş olsun sarhoşluğun beni içiyorsun

sen günbatımının mor derelerisin ve gündüzü
göğsüne bastırıyor söndürüyorsun

gölgelerde, oturdu senin Furuğ’un ve uçuklaştı
gölgelele onu neden karaya bürüyorsun?

Furuğ Ferruhzad
-Yaralarım Aşktandır-

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi

AKBABA – Furuğ Ferruhzad

FURUĞ FERRUHZAD AKBABA

tepemde bir akbaba
hırsla ölmemi bekliyor
ben ise düşünüyorum
nasıl bir tuzak kurayım ki
bana yaklaşsın da
onu vurayım

soluk almak için
oturmaya kalksam
işte yıkıldı diye
saldırıyor yüzüme
onu vurmak için
anlayınca fırsat beklediğimi
hızla dönüyor gökyüzüne

kuşaktan kuşağa
onca insanlar öldü,
yem olarak şu ihtiyar akbabaya
deneyimlerim sesleniyor ki
bitimindeyiz zamanın
yaklaşan bir sonu var
ya senin, ya ihtiyar akbabanın

bu cadı, bu kocamış
leş yiyenin yazgısı, sana bağlı
başaramazsan eğer
sıran geldi demektir

tepemde bir akbaba
hırsla bekliyor ölmemi
vay eğer
fırsatı ben kaçırırsam

Furuğ Ferruhzad
-Dünya Şiir Antolojisi II-

Çeviri: M.Babek

Sonraları – Furuğ Ferruhzad

FURUĞ FERRUHZAD SONRALARI

bir gün benim de ölümüm gelir çatar
ışıklarında bir bahar gününün
tozlu dumanlı bir kışın ya da
haykırışsız şevksiz bir güzün

bir gün benim de ölümüm gelir çatar
birinde bu acı ya da tatlı günlerin
başka günler gibi boş bir günde
gölgesinde bugünün, ayrı günlerin

yanaklarım soğuk mermer
gözlerim karanlık dalanlara dönecek
ben boşalacağım acıdan haykırıştan
ansızın bir uyku beni çalacak

şiirin büyüsünden habersiz ellerim
defterim üzerine usulca süzülür
anımsarım ellerimde benim
bir zamanlar yalazlanırdı şiir

toprak her an beni kendine çağırır
gömsünler beni diye yoldan gelirler
mezarıma bir dal çiçek bırakırlar
ah belki yarı gece o sevgililer

benim hayatımın karanlık perdeleri
benden sonra her biri bir yöne çekilir
benim kağıtlarım ve defterlerim üstünde
tanımadık gözler süzülür

küçük odama adım atar
benden sonra anılarımdan habersiz biri
bağrımda ayna durur
bir tarak bir tel saç bir elin izi

kendimden ürkerim kalırım,
benden arda kalan her şey dağılır
ruhum bir kayığın yelkeni gibi
ufuklarda uzaklaşır, saklanır

günler, haftalar, aylar
birbiri ardınca hızla geçer
dalıp durur yollara senin
gözlerin mektubu bekler

benim soğuk vücudumu ancak
bağrına basmıştır toprak
benim kalbim çürür orada, sensiz
senin kalbinin çarpmasından uzak

sonraları ben adımı yağmur ve rüzgâr
usulca taşın yüzünden yıkayacak
mezarım adsız kalacak yol kenarında
arın, ayıbın söylencesinden uzak.

Furuğ Ferruhzad
-Yaralarım Aşktandır-

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi