ROMANCERO – İlhan Berk

İLHAN BERK ROMANCERO I YAŞADIÖÇA

I
YAŞADIKÇA
Yaşamalıyız mutlaka
Büyümesi için peşin çocukların
Bin bir keyifle akan suyun
Hatta çiçekteki ağacın hatırına

Bir şey var ki biz dünyadakiler için
Boyuna üzülmesi
Boyuna dayanması düşüyor
Yaşadıkça altın yüreğinin

Bu pırıl pırıl dünyayı
Bizimle yaşar her şey sonsuz bir sevinç içinde
Bizimle hiç şüphesiz
Alabalıklar, dereotları

Hiçbirşey daha güzel değildir herhalde
Dünyada hiçbir şey
Bizim ona baktığımız
Duyduğumuz kadar yüreğimizde

Mutlaka yaşamalıyız
en çok da rüzgârda bir ağaç gibi hür
En çok keder içinde
En çok yaşamasını istediğimiz

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-

 

BİR ORMAN – İlhan Berk

İLHAN BERK BİR ORMAN

Hanginiz aklınıza getirdiniz.
Benim bir gün insanlığımı
Bitkilere hayvanlara kadar
Bir gün tutup genişleteceğimi
Bütün bu dünyaya saracağımı sonra da

Şu esen rüzgâra bıraktım işte
Yaşayan duyan her şeyimi
Onların hesabına yaşayacaklar bundan sonra
Ellerime saçlarıma kadar
Her şeyim dünyada

İlk defa bu kadar iyi farkediyorum
Bu yüreği param parça uçan kuş
Bu çamur gibi gökyüzü
Bu deniz, bu garip karınca
Cihanda ümit ölmez deyip yaşamışlar

Her şey bir başına yaşamış bundan önce
Toprakta bir başına yürümüş kökler
Gecenin içinde bir başına uzamış ovalar
Yalnızlıklarını duyurmayacağım bundan böyle
Bir daha hiçbirine

Yeni yeni anlıyorum
Her şey şu gecelerin içinde oluyor
Aydınlığa her şey hazır çıkıyor
Su geceleyin yürüyor dikkat ettim
Geceleyin biz uyurken ağaçlara

Hiç unutmam bir gün geç vakit
Tam benim geçtiğim zamana rastlamıştı
Büyüme saati bir ormanın
Şöyle iyice dinlesem sanırım artık
Bütün ormanları büyürken duyarım

Beni beklemişler kardeşçiğim
Beni bu ağaçlar, nehirler, gökyüzü
Geleyim anlatayım diye bir gün kendilerini
Bir kere girdikten sonra şiirlerime
Bilmişler bir daha ölmeyeceklerini

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-

DÜNYA BİR YANSIMADIR – İlhan Berk

İLHAN BERK DÜNYA BİR YANSIMADIR

Sana bakıyordum. Gök akşama hazırlanıyordu. (Akşam durudur.) Bir yaprağı kopardın.
— Bu yaprak Bizans resimlerinde var! dedin.
Yalın, diri, korkunç yeşil bir yapraktı ve ben ilk görüyordum. (Yeşil korkunçtur.)

Birden akşam düşüverdi. Hiç Bizans’ta olmadığımı düşündüm. Üç kuş birbiriyle çarpıştı, yitti. (Yitiş sonsuzdur.) Yaprağı elinden bıraktın. Kalktık.

Neden sonra bir taş kabarmasında aynı yaprağı göreceğimi nereden bilecektim? (Dünya bir yansımadır.)

Yapraklara çıkıyordun.

İlhan Berk
-Delta ve Çocuk-

©Tim Holte..

SABAHLARI – İlhan Berk

İLHAN BERK SABAHLARI UgurayTaskin_bogaz

Sunu

Ben bu şiiri bin dokuz yüz kırk dokuzda yazdım
Derdim başımdan aşkındı
Ellerim cebimde İstanbul’a bakıyordum
Önümden bir yığın atlar geçti
Vücutları kan ter içindeydi
Senin gücün aklıma geldi, hiçbir şeyim kalmadı
Senin küheylanım
Senin al kısrağım
Bütün gün atlar önde ben arkada İstanbul’u dolaştım.

SABAHLARI

20 Haziran 1949
Bir Pazartesi sabahı seni düşündüm
Ağaçlara ve gökyüzüne bakarak
İstanbul gözlerin gibi pırıl pırıldı
Denizin dibinden geçen balıkları gördüm.
Sen düşündüm de ağlamak geldi içimden
Sonra beni elimden ayağımdan
Sonra beni bu kadar senden eden İstanbul’a
Dönüp merhaba dedim.

23 Aralık 1949
Günaydın İstanbul
Günaydın 23 Aralık 1949 sabahı
Çin’deki, Birmanya’daki, Pasifik’teki sabahlar günaydın
Günaydın çiğerköşem

1 Şubat 1949
Döne döne uçan kuşlardan belli
Elimin, ayağımın halinden anlıyorum
Akşamüstleri geliyor
Gülüm, yaprağım

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-

Görsel : UgurayTaşkın -Boğaz

İSTANBUL, SEN VE HATIRIMA GELENLER – İlhan Berk

İLHAN BERK İSTANBUL SEN VE HATIRIMA GELENLER Necdet_Cevahir_Galata_Koprusu_001

Nihayet soğuk pis yağmurlu gecelerden sonra
Paydos vakti oturmuş dinleniyor insanlar
Yeni bir işten çıkmışlar terlerini siliyorlar
Lokomotifler arabalar adamlar geçiyor
Yeni bir işe hazırlanıyorlar

Günlerce ötede İstanbul
Günlerce öteden ufacık ellerin havai halinle
Sokaklar evler dükkânlar arasından
Sıcak yorgun bir havanın içinden
Birdenbire aklıma geliveren sen

Hiç şüphesiz orada da sabah olmalıdır
Dükkânlar birer birer açılıyor
Sen sokağı döndün, fabrikanın önündesin
Daha iş başı düdüğü çalmadı
Daha geride yığın yığın gelenler var

Bu ne durgunluk İstanbul’un üstündeki
Ben onu hiç böyle görmemiştim
Böyle bir kenara çekilsin yaşasın
Onu ben ekmeğe aşka düşkün bilirdim
Bu halini hiç ama hiç aklıma getirmezdim

Bir cıgara yaksam daha iyi hatırlar mıyım dersin
Seni, Köprü’yü kısaca İstanbul’u
Geçerler mi önümden sırasıyla Cibali işçileri
Fatih, Şehzadebaşı, Küçükpazar kahveleri
Görür müyüm lodoslu denizini İstanbul’un

Hep öyle tıklım tıklım mı Mercan Yokuşu
Mezat başladı mı ki Balıkpazarı’nda
Bir gürültüdür geliyor
Köprü açılmış olmalı
Şüphesiz onlar bu geçenler

Bu ne kalabalık caddelerde
Yine birini mi astılar dersin
Ya sana ne oluyor nedir bu halin
Böyledir işte insanlar
Bir türlü sevmeyi bırakmazlar dünyayı

Demin oturan işçiler kalktı şimdi
Motorlar hazır sahilde
Denizden korkulmaz bu kollar varken
Rüzgâr onları bekliyormuş
Şimdi neredeyse bir şarkıya başlayacaklar

İlhan Berk
-İstanbul/EŞİK,
Toplu Şiirleri-

Görsel. Necdet Cevahir/Galata Köprüsü..

AŞKLAR II – İlhan Berk

İLHAN BERK AŞK II Maria Magdalena Oosthuizen

SENİ İLK GÖRÜYORDUM

Seni ilk görüyordum. Deli otlar gibiydin. Gövdeni daha tanımıyordum. Öğrenilecek bir ders gibi olan gövdeni. Dünyamıza düşmüştün. Bir suyu çevirmiş, bir yarı düzeltmiş gelmiştin. İtmiştin bunluğu, ezinci. Kulluğu sürmüştün. Yalın, yabanıl bir aşk koymuştun. Kalmıştın. Bir taşlıktın yürünen, keçiyollarıydın bizim bu ıssız bizim bu yalnız dünyamızda. Daha duvarlarını çıkmamıştın. Koymamıştın sınırlarını. Göğünü buruşturmamıştın. Buraların taşlı, kusursuz girit evleri gibi beyazdın. Sendin. Seni ilk görüyordum. Pruvamıza vuruyordu deniz. Yüzün düşmüştü. Geçmişti çaylaklar. Yunuslar köpürtmüştü suları. Bir yalazdı gövden. En eski cumhuriyetlerdi. Açık kapıları. Böyle sürdü durdu beyazlığın gecemde. Çıktı isli sokaklara. Kapalı evleri açtı. Karıştı dünyanın kalabalığına. Tanyerini tuttu elinden.

Yeni bir aşk adınaydı gövden.

İlhan Berk
-Atlas/Aşklar-

Görsel:  ©Maria Magdalena Oosthuizen..