Ben Acıyım – İlhan Berk 

BEN ACIYIM İLHAN BERK

Ben acıyım. Yani senin bazan düşen yüzün. Umarsız
Boynun bazan. Bazan ağzın, gölgeli gözlerin.

Yani çocukluğun. Bursa’da bir sokak yani
(Bursa’yı hiç görmemişim gibi gelir bana)

Bir akşam yaktığın mum sonra bir kilisede
Daha hiç bilmediği bir yüz için ölümün.

Sen ki hep bir yüze dönüşürsün bende
Bir yüze.
Hem geceyi, hem tanyerlerini taşır kendinde.

Ben ki bir yıkıntınım senin, senin büyüttüğün
Acının el yazısında.

İlhan Berk
-Bir Yüzün Tarihi/Kül-

Turgut Uyar ( 4 Ağustos 1927 – 22 Ağustos 1985) Anısına saygıyla…

İLHAN BERK GÜZEL DEVEDİKENİ

GÜZEL DEVEDİKENİ – İlhan Berk

~~ Yüzüm küçük, ufak, öyle sanırdım./Turgut Uyar

Bir yüz. Turgut Uyar. Güzel devedikeni.

Bir Edirnekapılı*. Öyleyse, fukara, umarsız bir sokak: Vaiz Sokak. Numara 70.
(*Böyle de diyebiliriz. Değil mi ki bir Edirnekapılı güzelliği vardır.)

At pazarları, bahçe kahveleri, develer ve yeşil, soluk tramvay vagonları: hep bu fakir sokak için.

Bir çocuk, içli, kırılgan. Daha o zamandan. ‘Ben sıkıntıyım!’ diyordur.”**
(Bir posta arabasına mı benzetiyordur kendini?)

Tanaş Usta, oğlu Toma, Kömürcü Eda Hanım. Ve Bakkal Topal Halit. (Bu Topal Halit her gün Karagümrük’e gidip saçlarını taratır.) İlk yüzler.

Artık uzun bir yolculuğa hazırdır yüzü. Bütün büyük küçük
kentler

Ve Posof.

Çünkü şiir dağlardan Zanerhev köyüne inmiştir. Ceketi ve atın
dizginleri yağmur altındadır.

Posof’taki bir fotoğrafta uzanmış kendi yüzünü öpüyordur.*
(*Bir ev çünkü durup dururken ovaya özeniyordur.)

Bir yaya.** “Bütün mümkünlerin kıyısında!”
(** Sanki kırlardan şiir gezintilerinden dönüyordur…)

Bir baba, ağırbaşlı, saygılı. Hep at, hep atın üstünde ( bu sessiz,
dikkatli babanın elini tutarak yürüyecektir.)*
(* Atından indiğinde kendi kendine ut çalacak, Latin harfleriyle de Ankara’nın ilk sokak tabelalarını yazacaktır.)

Ankara’da mı doğar bu çocuk? Demek ki bronz bir gök.**
(Bu bronz gök hiç eksilmeyecek, hep yazılacaktır.)

İlk sorduğu soru: “Meksika’ya hiç yağmur yağmaz mı?”

İlk kitap: Jules Verne

İlk sigara: Hanımeli

İlk gördüğü ağaç : Çitlembik. (Elinde bıçak soğan soyuyordur.)***
(*** Değil mi ki her şeyden bir şey kalıyordur.)

Bir bilge, doğadaki nesnelerin sayılarını, ağırlık ölçülerini bulmuştur.

Adı, bir beyazlık.* Sığınak kendine. Kendi külüne.
(* Biraz önce sanki yağmur yağmıştır.)

Sözcükleri ana rahminin sözcükleri. Hep evetle hayır arasında gidip gelecektir.**
(** Bunun için midir sözcükler onda bir ilçe üzüncü taşırlar.)

Dili, acının tarihi. Bir tanıklık, çağına.

Anladınız, oturunca niçin ölümü yanına alır oturur,
kalkınca niçin birlikte kalkarlar.

Sunu
Bir gün lambasını söndürdüğünde: “Şiir korumaz.
Her şeye karşı bir aykırılıktır.” dedi.

Ve suçlu bir deniz gibi ekledi: “Hızla gelişecek kalbimiz”

Böyle dedi ve çekildi.

Şimdi lambası, Büyük Saat’i, bütün çocukların ezberinde.

İlhan Berk
-Dün Dağlarda Dolaştım
Evde Yoktum III/
Akşama Doğru-

SES – İlhan Berk

İLHAN BER SES

Merhaba diyor bir ses deniz dipleri duruluğunda
(sesin bu bir yaprak duruluğunda)

Bir ses yeni açılmış caddeler sokaklar duruluğunda
(sesin bu bulutlu gözlerin duruluğunda)

Bir ses ağaçlar ormanlar akşamüstleri duruluğunda
(sesin bu eski zamanlar duruluğunda)

Bir ses senin bazen gölgeler düşün yüzün duruluğunda
(sesin bu sevdiğim sözcükler duruluğunda)

Bir ses adını yazdığım kâğıtlar duruluğunda
(sesin bu bulut bilmez gökler duruluğunda)

Bir ses sessiz sedasız otlar duruluğunda
(sesin bu ipek duruluğunda)

Bir ses sabahlar, batık göl nilüferleri duruluğunda
(sesin bu su duruluğunda Merhaba diyor)

İlhan Berk
-Delta ve Çocuk/
Akşama Doğru-

DÜN DAĞLARDA DOLAŞTIM EVDE YOKTUM – İlhan Berk

Akşama Doğru-140x215

Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz. Şeylerin yalnız adı var. Ve” Ad evdir.” (Kim söyledi bunu?) Dün dağlarda dolaştım, evde yoktum. Bir uçurum bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda. Buydu bizim kendine sonsuz olanı duyduğumuz. Nesneler ki zamanda vardır. Terziler çıracısı Hermüsül Heramise’nin pöstekisi her bahar ayaklanırdı. Yağmur yağmamazlık edemez. Taş, düşmemezlik.

Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkılmaz. Kurşunkalem kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. Seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya. Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz budur.

Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum. Ölüme, o büyük tümceye çalışacağım.

İlhan Berk
-Akşama Doğru
Toplu Şiirleri III-

RÜZGÂR – İlhan Berk

İLHAN BERK RÜZGÂR

Bir rüzgâr ilk bakışta belli
Gökyüzünü çocukları büyütmüş
Denizle kuşlarla evlerle var
Dünyaya aşk diye hürlük diye
En yavuz gerçek tohumlar ekmiş
Bir rüzgâr yosunlar kadar eski

O rüzgâr nerde olursak olalım
Ana eli gibi her zaman yanımızda
Bir anda dolaşan gökyüzünü
Tüm silip süpüren kötülüğü
Aşkı kardeşliği asıl kılan
Her gün bu gökyüzü genişliğinde

Bu rüzgâr dünyalar kadar eski
Anaların çocukların gözlerinde
Toprağa suya öyküsü işlemiş
Dolaşmış nice insan yüreğini
Köroğlu’nda asıl yerini bulmuş.

İlhan Berk
-Köroğlu-

HİKAYELER – İlhan Berk

İLHAN BERK HİKAYELER

Senin için ötesi yok bir yolculuk düşünüyorum
Evimizi barkımızı bırakıp arkamızda
Başımızı alıp kaçacağımız bir yer yok olacak burası
(Biliyorum, düşünmedik henüz bunu ne sen ne ben)
Belki bir kertenkele kadar uzanıp rahat ederiz orada
Belki çocukluğundan beri düşündüğün bol direkli bir liman olacak.
(Çıplak şimal çocuklarının boylu boyunca uzandıkları ıslak ve
esmer bir kumsal, açık hikâyeler anlatan ihtiyar kızlar)
Belki sade hareketini seveceğimiz bir yer
İşlenmedik günahlara hazırlanacağız
Belki ne o, ne bu olacak
Fakat biz seninle bir ömre dek yolculuğa çıkacağız.

***
Ve sen bir yığın tutan ilaç şişelerini kıracaksın
Ne tütüne ne esrara ihtiyaç kalacak
Salkım salkım yıldızlar bize bütün sarhoşluklarını dökecek
Diz dize geliriz eski günahlarla
bütün geriyi düşünmez oluruz
Uçacaklardır, aslı yok sabahların ile kuşlar avuçlarına
Ve serseri çocuklar avuç avuç getirecekler
Bize hiç işitilmedik hikâyelerini

İlhan Berk
1939
-İlk Şiirler/Eşik-

Gecenin İçinden Bitkilere, Hayvanlara Sesleniş – İlhan Berk

İLHAN BERK GECENİN İÇİNDEN BİTKİLERE HAYVANLARA SESLENİŞ

Biz yaşayanlar ayrı değiliz birbirimizden
Önce bunu söylemeliyim size
Sonra bütün güzel şeyleri sevmekte
Beraber olmalıyız derim
Değil mi ki bu dünya ailesindeniz
Bize bu düşer bu savaşta

Kötüye karşı hep bir olmalıyız
Bütün işlerin iyi gitmesinde bir
Ve şunu bilmeliyiz ki zaten
Bir başına yaşamak, yaşamak değildir
Bilsek nehirler bizden habersiz yaşarlar
Bilsinler ki hiç yaşamamışlardır

Sebepsiz değil iyinin yaşamasını istediğimiz
Karşı koymamız ölüme
Daha iyi bir hayat içindir şüphesiz
Şüphesiz bunun manası dünyamızda
Başka türlü anlaşılmaz elbet
Bunca çalışma bunca didinme

Ben size şunu derim ki kardeşler
Bizsiz güzel değil bu dünya
Bizsiz mesela gökyüzü genişlemez
Biz bugüne bugün dünyada
Güzel diye bildiğimiz ne varsa
Dört elle sarılmalıyız, o kadar.

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-