RÜZGÂR – İlhan Berk

İLHAN BERK RÜZGÂR

Bir rüzgâr ilk bakışta belli
Gökyüzünü çocukları büyütmüş
Denizle kuşlarla evlerle var
Dünyaya aşk diye hürlük diye
En yavuz gerçek tohumlar ekmiş
Bir rüzgâr yosunlar kadar eski

O rüzgâr nerde olursak olalım
Ana eli gibi her zaman yanımızda
Bir anda dolaşan gökyüzünü
Tüm silip süpüren kötülüğü
Aşkı kardeşliği asıl kılan
Her gün bu gökyüzü genişliğinde

Bu rüzgâr dünyalar kadar eski
Anaların çocukların gözlerinde
Toprağa suya öyküsü işlemiş
Dolaşmış nice insan yüreğini
Köroğlu’nda asıl yerini bulmuş.

İlhan Berk
-Köroğlu-

HİKAYELER – İlhan Berk

İLHAN BERK HİKAYELER

Senin için ötesi yok bir yolculuk düşünüyorum
Evimizi barkımızı bırakıp arkamızda
Başımızı alıp kaçacağımız bir yer yok olacak burası
(Biliyorum, düşünmedik henüz bunu ne sen ne ben)
Belki bir kertenkele kadar uzanıp rahat ederiz orada
Belki çocukluğundan beri düşündüğün bol direkli bir liman olacak.
(Çıplak şimal çocuklarının boylu boyunca uzandıkları ıslak ve
esmer bir kumsal, açık hikâyeler anlatan ihtiyar kızlar)
Belki sade hareketini seveceğimiz bir yer
İşlenmedik günahlara hazırlanacağız
Belki ne o, ne bu olacak
Fakat biz seninle bir ömre dek yolculuğa çıkacağız.

***
Ve sen bir yığın tutan ilaç şişelerini kıracaksın
Ne tütüne ne esrara ihtiyaç kalacak
Salkım salkım yıldızlar bize bütün sarhoşluklarını dökecek
Diz dize geliriz eski günahlarla
bütün geriyi düşünmez oluruz
Uçacaklardır, aslı yok sabahların ile kuşlar avuçlarına
Ve serseri çocuklar avuç avuç getirecekler
Bize hiç işitilmedik hikâyelerini

İlhan Berk
1939
-İlk Şiirler/Eşik-

Gecenin İçinden Bitkilere, Hayvanlara Sesleniş – İlhan Berk

İLHAN BERK GECENİN İÇİNDEN BİTKİLERE HAYVANLARA SESLENİŞ

Biz yaşayanlar ayrı değiliz birbirimizden
Önce bunu söylemeliyim size
Sonra bütün güzel şeyleri sevmekte
Beraber olmalıyız derim
Değil mi ki bu dünya ailesindeniz
Bize bu düşer bu savaşta

Kötüye karşı hep bir olmalıyız
Bütün işlerin iyi gitmesinde bir
Ve şunu bilmeliyiz ki zaten
Bir başına yaşamak, yaşamak değildir
Bilsek nehirler bizden habersiz yaşarlar
Bilsinler ki hiç yaşamamışlardır

Sebepsiz değil iyinin yaşamasını istediğimiz
Karşı koymamız ölüme
Daha iyi bir hayat içindir şüphesiz
Şüphesiz bunun manası dünyamızda
Başka türlü anlaşılmaz elbet
Bunca çalışma bunca didinme

Ben size şunu derim ki kardeşler
Bizsiz güzel değil bu dünya
Bizsiz mesela gökyüzü genişlemez
Biz bugüne bugün dünyada
Güzel diye bildiğimiz ne varsa
Dört elle sarılmalıyız, o kadar.

İlhan Berk
-Günaydın Yeryüzü-

KİLİM – İlhan Berk

İLHAN BERK KİLİM

Sabahın içinde bir Sivas kilimi
Pembe pembe gülüyordu

Almış parıltısını nehirlerin ırmakların
Pul puldu

Ovada pamuk ovada tütün ovada iğde
Onsuz karanlıktı

Onsuz bir yalnızlık çocukların gözlerinde
Bakınca görülürdü

Dünya güzeli mavisi karışmalıydı bütün kilimlere
Bütün kilimlerde yaşamalıydı

Yaşamayı daha haklı gösteremezdi
Sivas üzerinde başka hiçbir şey

Bir Sivas kilimi sabahın içinde
Bilinsin istiyordu bütün kıtalarda
Bahtiyar rengi

İlhan Berk
-Türkiye Şarkısı-

TOHUM – İlhan Berk

ilhan-berk-tohum

Kurtulmuşum kıl çuvaldan
Değmiş ıslak toprağa vücudum
Kök salmışım bir gecede
Bir gündüzde değmişim maviliğe
Durmadan büyüyorum

Görür gibi oluyorum şimdi
Bütün ev halkını
Yedi kişi aç susuz kaldılar da
Beni aş etmediler
Koca kış kıyamette

Aklımda işte bütün konuşulanlar
Bir gün bir toprağımız olur da
Kıl çuvaldan kurtarıp beni
Toprağın sıcaklığına
Tutup koyuveririz dedikleri

Sunu
Karşı yola güneş vurdu
Ver elini gökyüzü
Bundan böyle işim gücüm yaşamak
Kötüyü iyi kılmak
Ölüme gülüp geçmek

İlhan Berk
-Türkiye Şarkısı-

Aşklar İçinde Bir Kentin Herhangi Bir Kentin – İlhan Berk

ilhan-berk-asklar-icinde-bir-kentin-herhangi-bir-kentin

I
Benim yüzüm bir bayram telaşıdır
Küller ve biraz da deniz artıklarıyla

Ben ki çocuklarla büyüdüm ve
(Bu yüzden uzundur ya biraz kollarım)

Bir denizde bir akşam gittim ölümü
Yosunlar rüzgârlar gözleriyle balıkların

Hâlâ saçlarıma takılmış bulurum
Bir balığın pullarını ve tuzu

Şimdi bir yolu yürüyoruz ya seninle
Birden üçüncü sınıf bir lokantadayız işte

Bir kadın senin ağzınla gülüyor ve
Ne mutlu ne mutsuz.

Nedir mi mutluluk diyorsun
Bir eylülü gitmek belki de böyle
(Eylül ki en kanayan aydır tarihte)

Ve birden o adam gösterisine başlıyor
Yırtılan sesiyle.

Sanki sarı beyaz kara
Sanki bütün ırklar birlikte bağırıyorlar
Ve sanki insanlığın hali.

Ve soruyorum kendi kendime
Lokantalar neden insanlığın haline benzer

Böyle bir dünyadayız işte yürüyoruz yürüyoruz

Ağzımdan diyordum daha çok ağzımdan öp beni
İnsan yaşarken bilmez yaşadığını.

II

Böyle çıktık sonra akşama akşam dediğimize
Bir denize bir denizin birdenbireliğine

Ben aklımdan ağaçlıklı ağaçlıksız yolları geçiyorum
Bir çocuğun yüzünde sanki bir öğle sonuyum

Tam neredeydi şimdi bir türlü çıkaramıyorum
Bir sokak unutmuş sokaklığını gidiyordu

Belki bir resimde yaşamaktan sıkılıp çıkmış geliyordu
Belki de Dul Bayan Suzan Adoni’nin ayininden dönüyordu

Diyordum herhalde bu ikisinden biri olmalı
Bir sokak da çünkü her zaman kendinde değildir

Susuyoruz ve
Sanki dergilerde kalmayı seçmiş şiirler gibiyiz

Hem gün gelir şiirler de eskir biliyorsun
Kalır ama bir yerlerde bir eylülün eylül olduğu

Ben ki dikkatli bir su gibi yaşadım
Seninle ve küllerle.

III

İlk kar Toroslara yağdı diyor bir ses
Yağmış gibi anafor gözlerine

Oturdum sonra gözlerini düşündüm gözlerini buldum orda
Bir deniz gibi uzandım içlerine

Çakıllardan en harlı ateşler yaktım bıraktım
Kaldım öylece uzun çayırında saçlarının

Dedim ki hatırla hatırlamaktır zaman
Bütün dillerde.

Yüzün de odur
Yüzün ki bir ormanın sayısız en sık yerinde
Bir akşamın akşam olduğudur bende

Hem bak tarih de kabarmış bir anıdır
Zaman da. Çarşı gül ağzında

Geçtik denizi öylece indik sonra geceye
Geçmiş gibi bir göğü bir baştan bir başa

IV

Senin bütün bir gün bir sokağı seyrettiğin olmuş mudur
Bir kentin herhangi bir kentin

Şimdi bu kenti tepiyoruz ya
Her kent bir yaradır bende

Bir elmayı ısırıp bırakmak gibi çürümeye
(Belki de sadece bende benim uzun yüzümde)

Bak işte bu sokaktır senin ruhun diyorum
Sokakların da ruhu vardır çünkü (varsa ruh)

Bir kez göçüp gitmiştim de o zaman anladım
Ben bunu. O zaman buldum kendimi

O zamandan beridir her yerdeyim
Bir denizkabuğunda örneğin parçalanışında bir taşın

Böyle oldu işte su yüzüne vurması gibi bir batığın
Benim aşkta aldığım bu upuzun yol

Ağzımdan diyordum daha çok ağzımdan öp beni
İnsan yaşarken bilmez yaşadığını.

İlhan Berk
-Gökkuşağı/Deniz Eskisi-

 

 

İTHAF – İlhan Berk

ARA GÜLER FOTO  İLHAN BERK İTHAF

Size kocaman hattı-üstüva ağaçlarının
Acaip, lezzetli yemişlerini tattıracağım çocuklar…
İçimde bir çırpıda genişleyen iklimlerin
Hasad ayını müjdeleyen seslerini duyuyorum.
Sizin için sandık sandık boncuk ayırttım
Duvarınıza resimler; adınıza mühür kazıttım.

Beni de aranıza alın çocuklar…
Size ip atıp düşüreceğiniz yıldızları düşürürüm,
Göz aynama değen gökleri kat kat eder
Bir yumak yapıp elinize veririm.
Cumartesi günleri sizi cinlerin en meşhurlarıyla tanıştırırım.
Su yollarına köprü kurmasını öğretirim
Her yanı bir göz aralığı kadar yırtık mendilimin
Size, bir ucunu niçin düğümlediğimi söylerim.
Dört yana dal budak salan arzuların
Kıvrım kıvrım gerinişlerinden bahsederim.
Nihayet bir leğende bir memleket düşünürüz:
Kâğıt gemiler yapıp yüzdürürüz….
Beyaz evler kurdururum uçsuz bucaksız
Ben bir dağdan bir dağa ünlerim
Size kuyudan ayı çıkarmaya yardım ederim.

İlhan Berk
Ekim 1940
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

 

III. SAINT-ANTOINE’IN SEVİŞME VAKTİ – İlhan Berk

İLHAN BERK SAINT ANTOINE IN SEVİŞME VAKTİ

Bu gökyüzü
Her gün böyle değildir Saint-Antoine’in üstünde
Belli sevişme vakti
İşte pencereler ilk kollarını açtı
Karıncalar yuvalarından çıktı
Yosunlar uyandı
Gerildikçe gerildi gökyüzü
Dikiş diken kız penceresinde ilk kez mutlu
Denize bakan evler kahveler ilk kez mutlu
Hiç korkmamalı artık Lambodis
Eleni hiç korkmamalı
Bütün güvercinler havalandı kimse korku nedir bilmiyecek
Herşeyin uyandığı bir saatte
Aşk başlayacak
Herşey duracak
Bir kızın elleri elbisesine uzanmışken duracak
Saint-Antoine ilk sandukasından çıkıp deniz kıyısı bir yere gidecek
Onunla tüm sandukalar, evliya resimleri, İsa’nın kendisi
arkasından gelecek
Herşey yerini aşka bırakacak
Sandalya aşka
Pencere aşka
Saint-Antoine’in tavanı bir başka tavana doğru yürüyecek
Kapı bir başka kapıya doğru
Hiçbir şey küçüleyim demiyecek
Daha bir büyüdüğünü göreceğiz gökyüzünün
Daha bir mavi denizi
Gözlerden gözlere bir esmerlik halinde o aşk gidecek
En güzel şarkılarla şimdi İstanbul’a gelen o
Şimdi herhangi bir yerde kızın elleri ağzı onun için büyüyor
Bir çocuk annesinin memesini onun için bırakmıyor
Saint-Antoine’in güvercinleri
Onun için havada
Şiirde bu düzen kaygusu onun için
Bu gökyüzünün başka anlamı olamaz.

İlhan Berk
-Galile Denizi-

ODA – İlhan Berk

İLHAN BERK ODA (C) Cemal Çakan

Evin doğası sessizliktir.
Odalar, sofalar, merdivenler,döşemeler sessizlik eğirir.

SESSİZLİK İSTER EV.

Ev keçiyolları yumağıdır. Bu keçiyolları besler onu.
Böyle bir sessizlik, sınırsızlık saçar.

Her şey de bu sessizliği dolu dolu yaşar.
(Evde paylaşılan tek şey de budur.)

Odadır ev.

Bir ada
(Kendi halinde)
Bir içe çağrı
Kapalılığa, yalnızlığa övgü.

Ama biz bir evi görürüz hep.
Oysa ev seyircidir.
Gezinir, yokmuş gibi yaşar.
Açar kapar kapıları.
Evde her şey birbiri için vardır
(Kapalılık bunu gerektirir.)
Oda yalnız kendisi için yaşar.
Her durumda düşe çekilir ev.
Oda hep uyanıktır.
Her şeyi konuşur oda.
Her şeyin de bir anlamı vardır.
(Hiçbir şey anlamdan kurtulamaz)

İnsan bir adadır.

Oda: Bir dünya.

İlhan Berk
-Bir Yeryüzü Tanığı-