GECE İNMEDEN ÖNCE – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU GECE İNMEDEN ÖNCEBen Goossens - Tutt'Art@ (70)

bir başıma yürümekten ıslandım
sesime dolanmamış şarkılarla
aşkım, ne çok aradım seni
nerelerde aradım
yüreğimi serip patikalara

gün oluyor, bir surete giriyorsun
geldin sanıyorum, seviniyorum
ellerim birbirine karışıyor
bana kağıttan bir gül uzatıyorsun
sen değilsin, anlıyorum
hüzünleri kimse toplamıyor kaldırımlardan
yapayalnız kalıyorum

yeryüzünün tanrıları çürümüş
gül hatmi arıyorum maçka parkında
gecesefaları üşüyor
aşkı da pek umursayan yok üstelik
ölüm gibi bir şeyi yaşıyoruz
yaşam gibi bir anın gerçeğinde

sen zamansın, avuçlarımda ırmak
doğmamış çocuğumsun
güneşe dönük yüzüm
yıkılmış köprülerde haykıran keder
ateş renkli tutkumsun

akşamla siliniyor yüzündeki gölgeler
aşkım seni bulmalıyım gece inmeden
karışmadan yüreğim çimenlerin yasına
sana dokunmalıyım
bütün aşkımla

aşkım benim, sen varsın
olmalısın
bir kuşun kanadında
bir yağmur damlasında
eğilen dalda, düşen yaprakta
insanda
ille insanda

Ayten Mutlu
-Seni Özledim 1991-

@Ben Goossens..

Aşk Onarır – Ayten Mutlu 

33691402_1900608916615894_5452548874482745344_n

söylediğin yalanlara dönerse bir gün
söyleyemediğin bütün sevgiler
kırılırsa incecik dallar gibi
yarınlara ertelediğin düşler
aşk onarır

kalbindeki günlerin çan kulesi
yıkılmışsa aldanışın fırtınasında
rüzgârın savurduğu kum taneleri
gibi kanarsa zaman avuçlarında
aşk onarır

konukları kendisini sevmeyen
bir otel odası gibiyse yalnızlığın
çıkıp gidemiyorsan çivilenmiş gölgenden
paslanmışsa kilidi sığındığın anların
aşk onarır

geçtiğin yollardaki bütün ay perileri
terk ettiğin sesinin şarkısını söylerse
ve hayat birdenbire bir veda resmi gibi
yırttığın albümlerden çıkıp geliverirse
aşk onarır

kanındaki ateşler tenini yakmıyorsa
unuttuysan şarabi gecelerin rengini
sevişmenin elması artık parlamıyorsa
elinde kırılmışsa dokunuşun kadehi
aşk onarır

aynalarda bıraktığın suretine benzerse
içindeki delinin bütün yüzleri
her gidişin bir dönüşün eviyse
o varmayan yolları, o yaralı deliyi
sadece aşk onarır

Ayten Mutlu
-İstanbul’un Gözleri-

 

ANLAM – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU ANLAM-rebecca-vincent

Toprağı kazıyorum.
Avucumda milyonlarca yaşam. Başlıyor, sürüyor, bitiyor…
Zaman, her yaşamın kendi sınırlarında doğan ve ölen bir şey.
Sadece o varlığa özgü ve onunla sınırlı.
Kafamızı karıştıran belki de, evrenin yaşam süresi yanında
böylesine kısa olan ömrümüz.
Oysa zamanı ve sonsuzluğu biz yaratmadık mı
insan zihni değil mi bunca masum ve suçlu olan.

İşte avucumda, göremediğim, bilemediğim ama hissettiğim kıvıltı.
Kendi düzeninde akan devinim.
Canlı cansız her şey; şaşılası uyumlu,
şaşmaz bir saatin kadranında izlerini sürüyor genlerinde çizili
patikaların…

— Toprakta -benim algımın ölçüleriyle- saniyenin
milyonda biri kadar sürede, devrini tamamlayan
bir ömürlük zamanı, bir minicik canlının…
ona göre benim varlık sürem sonsuz değil mi?
Öyleyse benim ruhum neden bunca doyumsuz?
Sonsuzluk benim olsa, başka bir sonsuzluğun daha ardına
düşmeyecek mi hırsım?

ANLAM burada mı yoksa,
insan ruhunun mirası olan
HIRS’ın çelik kanatlarıyla uçan
varoluşun bir avuç toprağında mı?

Ayten Mutlu
-Yitik Anlam Peşinde-

Görsel : Rebecca Vincent..

ne zaman – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU NE ZAMAN

ne zaman geceye koysam başımı
sana akar yastığımdaki nehir
şehir yıkar bütün köprülerini
anılar kilitlenir

ne zaman soluğunu getirse rüzgâr
ay kendini derin göllere atar
titreyerek söner bir yıldız daha
öksüz kalır çocuklar

ne zaman sesine karışsa yağmur
çayır kuşlarının şarkısı biter
sürer atlarını uçurumlara
bütün göçmen kavimler

ne zaman saçların gelse aklıma
ellerimi koyacak yer bulamam
yanar zaman, çıplak kalır içimde
vahşi orman

ne zaman bir serap seni getirse
kervanların yolu ıssıza düşer
çölde yalnız kalır kumral bir kadın
kuma resmini çizer

ne zaman sana benzer bir yolcu görse
ardına takılır gider trenler
yollara çığ düşer kaybolur izin
üstüme yıkılır bütün tüneller

Ayten Mutlu
-Çocuk ve Akşam-

çağırmamıştın – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU ÇAĞIRMAMIŞTIN

I

çağırmamıştın, geldim
bir kucak yıldız ışıltısıyla
ağaçlardan kovulmuş bir rüzgârla

yüzümde aynı saklı bakışı
nice yangınlardan yığılmış küller
kalbimde parçalanmış heykel kırıklarıyla
gövdemi suretimden ayırıp geldim

binlerce yıl okunmamış bir kil tablet sabrıyla
uzun bir yol yürüyüp ıssızlığın sırında
sesi sessizlikten çağırıp geldim

II
yağmurun ürperen yapraklarını
tenimde birikmiş yalnız kadını
yaraları çınlayan bir hayatı
avuçlarıma doldurup geldim

zamanın sırrını anlatan öyküleri
taşlardan dinlediğim efsaneleri
mağaraların suya çizdiği ellerimi
kendimden gizlediğim kendimi alıp geldim

silip geldim adımı anımsayan harfleri
beklemesin dönüşümü anılar
kayaları arayan dalga intiharları
bensiz gömsün kumlara denizyıldızlarını

bilmediğim şarkılar söylemek için
bilmediğin şarkılar söylemek için
kayan bir yıldızdan ödünç aldığım
gecenin sesini getirdim sana

açacak mısın bana kapını?

Ayten Mutlu
-Taş Ayna-

 

Güz Kuşları Uçmadan – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU GÜZ KUŞLARI UÇMADAN (C)Adem Karaduman

şimdi gidip yağmurları bulayım
ıslanayım güz kuşları uçmadan
ben bu şehirlerde duramam artık
usandım yabancı yaşamalardan

herkes kendine gitti, çürüdü hüzün bile
aşk belki de hiç yoktu, bir düştü anımsanan
yarım kaldı şiirlerim evrak masalarında
yoruldu sesim dönüp kendini aramaktan

kimseye bir şey olmaz, bırakın beni
saatler yine çalar kırılır uykuların elması
yine kusar minibüsler şarkılarını
sekiz vapuru bensiz de ayrılır sabahlardan

yapmayın, çocukları salmayın eteğime
bezginim çalan zillerden, telefonlardan
ben bu masaları koyar giderim işte
“iyi günler”iniz bile hüzünlenmez ardımdan

gitmeliyim o yağmurlar dinmeden
çekip gitmeden rüzgâr o düş sağanaklarından
bırakın yüreğimi aşklar böyle yaşanmaz
yaşanmaz keder bile sırılsıklam olmadan

Ayten Mutlu
-Kül İzi-

(C) Adem Karaduman..