FEMİNA – Ayten Mutlu

FEMİNA - Ayten Mutlu

I
nasıl bir ayin gerek bu lanete Femina
yaşamının kırıkları birleşsin diye
hangi büyülü ezgiyle dans edeceksin
yeni günün şafağında?

bin yılların laneti bu Femina
başka gün yok başka dünya
hadi dans et, elinde bir tas zehir
ayak bileklerinde demirden halkalarla

sıkılgan hecelerin sedef çiçekleriyle
kanırt çivisini tüm kutsal kitapların
Femina dans et ince topuklarınla
sars kızıl opalini toprağın

uzun kürklü hayvanların ininde
soğuk yıldızların ince yılanı
gibi kıvrıl Kybele ananın suretinde

başka gün yok başka dünya
boyun eğişlerin gururlu zilleriyle
çal bin yıllık aldanışı Femina

II
içinde eskil ritim, yırtılan etin sesi
umarsız sessizliğin iç çekişleri
eşlik edecek senin dansına

işaret bekleme sim gölgeler çağından
ışığın içindeki gölge gibi gel
ballı şerbetleri yudumlar gibi
iç aykırılığın saf içkisini
yaz buğusunda yanan ülke gibi gel

aklın deliliğe çarpan kıyılarından
bay tanrının yatağından
sisten çık gel siyah tüller içinde

siyah güller içinde
dantel tencerelerin kızgın köpüklerinde

hadi dans et, çoktan başladı ayin
büyülü ellerinle çal aşkın zillerini
Femina, uysallığın çılgın gelini

dans et, siyah iplik gününde parlak taşların
dans et, lanetli çığlığıyla bataklık kuşlarının
dans et, usanmış askeri gündelik savaşların
dans et, çağıran ritmiyle kaybolmuş hayatların

başka gün yok başka dünya
yeni günün şafağında
Femina
dans et

Ayten Mutlu
-ateşin köklerinde-

Anılar da… – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU ANILAR DA

dallarımı soyundum
savurdum yaprakların çanlarını rüzgâra
kuru otlar taşıdım uzak yıllardan
diyordum, büyük olmalı ateş
yakılan bir kalbin ormanlarında

sessiz taşlarsa günler
kapının eşiğinde
kestiyse damarların mavi sokaklarını
kahkahası duyulmalı yalnızlığının
havai fişekler gibi döne döne yanmalı
bir ağacın çıplaklığı şafakta

büyük olmalı ateş
anılar da küllenir aşkın mezarlığında

Ayten Mutlu
-Çocuk Ve Akşam,1999-

BARİ SEN – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU BARİ SEN

pimi çekilmiş bir hayatla
kardelen
ansızın
acının şarkısından göğe

kutsanmış
ve de lanetlenmiş sokakların birinde
öfke
“şimdi bir makineli olsa elimde…”
ah çocuk
neyin kaldı verecek
canından başka…
dur!
sen
bari sen
anla

iyidir ışığa bakmak
karanlığı vurmaktan
ve bağışlamak
kendinden başka her şeyi
çünkü gölge
düşebilir önüne
gecenin ardından yürüdüğünde

yanlış sokaklara
gömülmek şimdi
ve gömmek
ne kaldıysa eskimiş denilen
suçluluk kuyularına
ah!

unutma
kanatsız korku
ve masumiyet
gecenin bekleyeni
o yarasa
kanatlandığında yüreğinde
dışarda kalır gövden
hangi kapı kilitlense

pişmanlık
kırık oyuncak
yanlış cesaret
tuzla buz ayna
kendini bile gösteremeyen
kendine

ve aşk
aşk belki savaşmak sadece
ruhu örten gövdeyle
öğretilmiş gündüzle
gecenin gölgesiyle
sen olmayanla
seninle

durma
orda bayraksız
ve yanlış çığlıklarla

gömüldü ses
yanlışlıklar yurduna
mezar derin
derinden daha derin
zihne kazılan mezar
olsun!
göksel bir alışkanlıktır yanılmak
ve tanır yaprağı gün gelir ağaç
ama yaprağı işte

yaprak olmak da bir şeydir kış ağacında

olsun
gök aynı yerde
zulüm de
ve bayrak, bayraktır yine de
göğü delen bir mızrak
karı delen bir çiçek kış ortasında

şimdi sen
ansızın bir kardelen
gibi sen
bir tek sen
üstelik sen
bari sen!

Ayten Mutlu
-(Akköy Dergisi-2006)

SESSİZLİKTE – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU SESSİZLİKTE

“sihir asla sona ermez
o altın vadisinde ışığın”

yenik düşmüş bir kalbin sessizliğini
acıdan başka duyan yok şimdi

bir gülü büyüyordu boşluğun yüzü
yaprağın şarkısını söylerken dünya
“sihir asla sona ermez” diyordu bir büyücü

çizerek vadiye bitmemiş resimleri
yaralı bir geçmiş oldu macera
sustu erken yazın bütün renkleri
bir gülü soldu boşluğun yüzü
ışığın şarkısını söyleyen rüya
eski bir fotoğraf gibi hüzünlü

cehenneme çiçekler taşıyor bak gün
masumiyet çağını yitirdi dünya
kırıldı kanatları acemi göğün

yalnızım sokakta bırakılmış bir çığlık gibi
işte silahsızım ey mevsimin kaynağı
çekildi hayatımın bütün seyircileri

“dinle dalgın deniz kabuklarını”
diyor hâlâ acının o eskil büyücüsü
“derin dünya içinde büyüyen haykırışı”

“acıyla sulanır boşluğun gülü
ışık, o asi kuş, kendi kanında
ateşle yıkayarak külünü”

oysa büyücü bile bilmiyor hâlâ
acının da sessizlikte çürüdüğünü

Ayten Mutlu
-ateşin köklerinde-