BAŞKASI GİBİ – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU BAŞKASI GİBİ

bu gece bırak beni
kırılmış dal gibiyim
suskun güz birikimi

yorgunum
savrulmuş harman yeri
bitti
yitirdim birşeyleri

yitirdim evet
içimde parıldayan o ateş söndü
kirlendi ellerimin inci gergefi

aşklardı
yalnızlığın kendine varan sesi
aldanışlar
boşuna yatağını arayan nehir
sürükleyen dünleri

hiçbir şey avutamaz beni bu gece
yürüdüm o çizgiyi
ve bitti

kapat geceyi artık
birşeyler ört üstüme ve git
yarın yine gülümserim
başkası gibi

Ayten Mutlu
-Kül İzi-

Yol Ayrımında – Ayten Mutlu 

Yol Ayrımında - Ayten Mutlu 

hüzün ikizidir aşkın
birlikte otururlar yol ortasında

ah serkeş güzelliği elmas sevişmelerin
çağırmasın beni artık çılgın krallığına
diş izi çoğaldıkça bitiyor elma

kayalık dalgalarınla dinle beni
deniz çıplak uzanır tuzun beyazlığına
sen kendi düşlerinden asıldın mı hiç
hadi durma
yeni bir çığlık öğret yanıtlarına

hüzün derindeki izidir aşkın
birlikte susarlar yol ayrımında

Ayten Mutlu
-Kül İzi-

 

YALNIZ DEĞİLDİR İNSAN – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU YALNIZ DEĞİLDİR İNSAN.jpg

gece
ipince bir yağmur gibi indi,
sustu sular 
yıldızlar savurarak gümüşten saçlarını
toprakla öpüştüler

ufkun ulaşılmaz çizgisinde yer
yasladı yorgun başını göğün geniş göğsüne
bin yılların sevdalısı dalgalar
çakıltaşlarında harelendiler

titriyordu kirpikleri
uykusunda gülümseyen çocuğun
usul usul fısıldarken
sonsuzluğun o gizemli ezgisini rüzgârlar
samanyolu’nda bir yerde
yalnız değildi insan
yalnız değildir insan

Ayten Mutlu
-vaktolur-

 

©Daniel Korjonov.

temmuz yangını – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU TEMMUZ YANGINI by Salome Rits

harlanmış güllere iniyor akşam
sen sularımda sisten bir kuğu oluyorsun
yağmurun atlıları gözlerimde dörtnala
billurdan acıların konuğu oluyorsun

aysız bir göl seriyorum ayaklarına
yüreğimde gizden bir kuğu oluyorsun
uzun bir çöl gecesi dansediyor ruhumda
yitik zamanlar içinde gülümsüyorsun

yaslı yıldızlar gibi ölüyor akşam
is kokan bir gemiden el sallıyorsun
hep o gamlı gülüş dudaklarında
kum denizinde çiyden bahçeler arıyorsun

gözlerimde dörtnala yağmurun atlıları
ansızın ateşten bir kuğu oluyorsun
yanıyor su değdikçe kanatlarına
seslerin küllerine karışıp gidiyorsun

Ayten Mutlu
-çocuk ve akşam-

©Salome Rits

HAYAT – Ayten Mutlu

gül ve güneş kokuyor gölge
bir bulutun gözlerine bakarak
rüzgârı içine çekiyor yaprak

eski sulardan kalan
gün ve tohum kokuyor akşam
bir ağacın gözlerine bakarak
yağmuru içine çekiyor toprak

ilkyaz gibi geçiyor bütün mevsimler
işte burda, ne varsa unuttuğumuz
gür otlar ve şarkılar arasında

hayat sermiş bütün sevinçlerini
mutlu bir yaşam diliyor çocuklarına

Ayten Mutlu
-ateşin köklerinde-

YOLDA – Ayten Mutlu

yürüyorum
sesi yitmiş yollarda
ufukların yağmuru arayan eli
bir sır gibi
dolaşıyor alnımda

şimdi bir ben
bir toprağın uykusu
ve derinden derini
şakaklarımı döven
zamanın uğultusu

yüzümde
adını unutmuş derin izlerde
yaşanmış sabahların buğusu

yürüyorum
dostlarla içilen eski şaraplar gibi
yudum yudum tadarak
yalnızlık duygusunu

Ayten Mutlu
-ateşin köklerinde-

gidelim- Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU GİDELİM
I
uzaklara gidelim, yağmurun çanlarına
ışığına gölgeler kralının, suyun çıplaklığına
yürüsün yol, uysal ve inatçı bir yoldaş
yanımız sıra, biz gidelim, çoğalan arzusuna
patikaların, kanın çığlıklarına
 
dursun zaman, biz gidelim
seke seke gidelim
göğün suretini çizen denize,
kımıldayan taşların şarkılarına
yeraltı madenine kardeş dağların
çağrılı bir konuk gibi gidelim
ırmakların soluksuz yankılarına
altın bir muştu gibi soluk soluğa
 
morötesi sözcüklerle gidelim, yalanların
ürkünç gece kuşlarının uğramadığı orman
yalınlığına, art arda örülmüş duvarların
ötesine geçelim, okşayan yalımına
otların, karanlık sokakların kıvılcımına
içimize gidelim ateşin ve külün barıştığı toprağa
 
II
çocuk yüzlü sabaha
direncine delikanlı çağların
kurumuş dalların içindeki yaprağa
bekleyen rüzgârına çöl yıllarının
kızıl bir nar olup çatlasın güneş, biz gidelim
üzüm buğularına
yıldız kavşağına haritaların
 
ufkun yatağını sersin gökyüzü, çıngırak seslerine
bilge hayatın, dans ederek kanın mağarasında
dönsün mavi bir buğu gibi dünya
biz oraya gidelim, elma kokularına
yitirilmiş ne varsa çağırsın aşk
adımızı güzelliğe sora sora gidelim
 
saf mücevher günlere
mor sümbül gecelere, ömrün köpüklerinde
açan o kızıl güle
çamurun kalbindeki acıyla yakıp meşaleleri
unutulmuş saflığın izlerini süre süre
gidelim
 
biz nereye gidelim?
o yakut ülkesine yüreğimizin
hadi gidelim
 
Ayten Mutlu
-çocuk ve akşam-