haykırı – Sennur Sezer

sennur sezer haykırı ©Nikolay

—Nehrin denize kavuşuvermesi
orda, fırtınaların dindiği yerde

Uzat ellerini
Ellerin ellerim ellerimiz
Uzat ellerini yalnız değiliz

Bak bu kaçıncı göz uykuya aç
Kirpik kirpik sancısı
Bu kaçıncı çığlık
Kalakalmış topraklar üstünde —kıraç mı kıraç—
Bak bu kaçıncı gerçek saklanmış kıyı bucak
Gel haykıralım
Duyuralım
Yoksa suç bizim olacak

Gel bu nehir kurumasın akmadan
Dallar var çiçeklenecek tomur tomur
Gel uyan
Uyku nasılsa uyunur

Gel gel gel
Yalnız değiliz

Sennur Sezer
-gecekondu-

özet – Sennur Sezer

SENNUR SEZER ÖZET

Mor akşamlar ve deniz
Batan güneş
Son tiren
Hiç olmadı – ne gülünç –
Hiç olmadı – biz sevdik üşenmeden –

Hiç olmadı
Karides, kırmızı aptal huysuz
Masamızda ne gülünç
Az şekerli bir ölüm
“Az şekerli bir kahve” gibi rahat kaygusuz
Söylenmedi garsona

Belki gecikmiş bir kuş
Biraz yağmur
Ve ansızın bir çocuk

Yetti bize
Senin biten romanın
Benim bitmeyen borcum
Utanmalı mıyız hiç

Sennur Sezer
-Yasak-

 

Sennur Sezer (12 Haziran 1943 – 7 Ekim 2015) Anısına saygıyla ..

12 HAZİRAN 2019

diken ezgisi

Bozkır çağırır
Yalın ayaklarda diken yaralarından
Ağır bir sızıda
Bozkır
Kıraç alınlarda ter
Ter kokmıyan kızların
Ve ipek çamaşırların kentinden alır
Derinden bir masal
Bir masal ayrılır durur:

—Sevmek,
Usul denizleri serin rüzgârları çoğaltıp
Bey işi
Ve çobanların
Peynir tulumlarına kesip koyunları
Bir tutam tuz tattıkları akşam
Denizleri
Durulmaz —

Durulmaz
Kır çağırır
Yalın ayakların çağırır
Sevdaya uzayan bıyıklar
Çarşaflar çiçek kokan
Acemi ellerimi
İnce ayaklarımı çağırır
Erken uyanmalara
Çalı toplamaya
Ve elekten geçen un
Yorgun bir ekmek kokusu
Tarhana

—Otlar ve kadınlar
Kısacık duyarlar ilk yazı
Güneş uzar tepelerinde
Kızgın ve acımasız
Ve kar ansızın basar —

Ağar bir yıldız
Dipsiz geceden
Biz
Her akşam bir işçi kanını
Bir yudum şarap diye tatmadık
Dinmeli bu ağrı
Ağaran bozkır
Diken

Sennur Sezer
-Direnç-

 

bülbüle sitem – Sennur Sezer

SENNUR SEZER BÜLBÜLE SİTEM
 
Şakıyıp bütün gece
Güllerin açtığı saatte
Düşermiş uykuya bülbül.
 
Öyle anlatırdı annem
 
O eski bahçelerde
Yaprağı yere düşmeden
Güneşle toplanırmış
Yalvaç terinden doğan
Derde deva kokulu gül.
 
Gözlerini silerdi ninem
 
Hangi dileği gömerdi
Çömleklerle Hıdrellezde
Gül dibine kızlar bilmem
Maniler de söylemezdi
 
Gül derenler duymadı
Güllere vurgun sesini
Kuytulara uğramadın
Güller dallarında soldu
Küçük bahçeler kurudu.
 
Şimdi yol kenarında
Tozlu sepetlerde
Müşteri bekliyor güller
Kanarya zillerde tutsak
Türkülere uyak sümbül
 
Artık ne övünürsün bülbül.
 
Sennur Sezer
-sesimi arıyorum-

volta – Sennur Sezer

volta - Sennur Sezer

—Her insan tutsaktır kendi duvarlarına
ve ne yazık adımları orda tükenir

Bir adım üç adım beş adım
Beş adım üç adım bir adım
Bir sağda bir solda
Uzayan
Ayaklarda

Ceplerle büyüyen güvenci
Avuçların
Ve bitmeyişi bekleyişlerin
Hatt’a
Rüyalarda

Üç gün bir saat beş dakika
Dakikalara sığmaz bir korku
Omuz başında
Bir ıslık özlemi
Dudaklarda

Bir adım üç adım beş adım
Beş adım üç adım bir adım
Beş korku üç kıskançlık bir ürperti
Tutsak yürüyüşü
Volta

Sennur Sezer
-gecekondu-

©Christine Ellger ..

Kalabalığın gücüne övgü – Sennur Sezer

Kalabalığın gücüne övgü - Sennur Sezer

Bırak güvercini… dalgalansın soluğumuzla… ve gözlerini sil. Günü değil daha.
Ne çığlıklar durdurabildi, ne gözyaşları. Gördük kırımları. Kırıldı kalemler ve gözlükler, tebeşirler… ve kan kurumadı.
Bırak güvercini dalgalansın soluğumuzla. Duy gücünü yan yanalığın. Yas değil tüten…
yas değil, acısı bir yürek eksik olmanın.
Ağlamayı güzel günlerin şafağına bırak, yediverenlerin tomurcuklarına… günü değil daha
Yürü, izi kalsın caddelerde adımlarının. Burası değişmenin kapısıdır ve elbet değiştirmenin.
O yazdıklarını kanıyla imzaladı. Ve kalabalıklara inandı. Şimdi kalabalıklar gücünü kanıtlamalı.

Eski, çok eski çağlarda bu kalabalık diriltebilirdi öleni. Kimse öldürülmesin diye yan yana, omuz omuza, yürek yüreğe şimdi…

Sennur Sezer
-izi kalsın-