Nazım Hikmet..

NAZIM HİKMET
***
Fasulya gibi yaşıyorum son zamanlarda
kuru fasulya gibi
kuru fasulyanın pilakisi yapılır
benden o da yapılmaz.

31 Mayıs 1962, Moskova

***
Yoruldun ağırlığımı taşımaktan
ellerimden yoruldun
gözlerimden gölgemden
sözlerim yangınlardı
kuyulardı sözlerim
bir gün gelecek ansızın gelecek bir gün
ayak izlerimin ağırlığını duyacaksın içinde
uzaklaşan ayak izlerimin
ve hepsinden dayanılmazı bu ağırlık olacak.

31 Mayıs 1962, Moskova

Nazım Hikmet
(1902-3 Haziran 1963)
-Son Şiirleri-

CEZAEVİNİN 56. AKŞAMINDA – Nazım Hikmet

Nazım Hikmet’in ilk kez yayınlanan bir yazısı.

“Cezaevinin 56. Akşamı”nda yazıldığı belirtilen metin, Nazım Hikmet’in 17 Ocak 1938 gecesi gözaltına alındığı düşünülürse, elli altı gün sonra, 14 Mart 1938 günü yazılmış olmalı. Ozan, o sırada Ankara Merkez Komutanlığı Cezaevinde tutuklu olarak yargılanmayı bekliyordu.

-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2011-

nazım hikmet

nazım hikmet 3

nazım hikmet 2 (2)

 

 

 

1 Ekim 1945 – Nazım Hikmet

nazım hikmet 1 ekim 2945

Dağın üstünde :
akşam güneşiyle yüklü olan bir bulut var dağın üstünde.
Bugün de :
sensiz, yani yarı yarıya dünyasız geçti bugün de
Birazdan açar
kırmızı kırmızı :
gecesefaları birazdan açar kırmızı kırmızı.
Taşır havamızda sessiz, cesur kanatlar
vatandan ayrılığa benzeyen ayrılığımızı…

Nazım Hikmet
-Piraye için yazılmış
Saat 21-22 Şiirleri-

LÂDES – Nazım Hikmet

LÂDES - Nazım Hikmet

Lâdes tutuşalım seninle diye
Dün gece yalvardım şen sevgiliye
İmalı bir eda verip sesine,
Sevgili dedi ki: “Söyle nesine?”
Dedim: “Aldatırsam eğer ben seni,
Bir kere öpeyim beyaz enseni;
Aldanırsam üç gün yüzüme bakma!
Saçını önümde çözüp bırakma!…”

Görelim yenecek diye kim kimi,
Güldü, kabul etti bu teklifimi.
Artık her sözümden bir hile seçti…
Dakikalar geçti….Saatler geçti…
Ne onu aldattım, ne de aldandım,
Bu böyle senelerce sürecek sandım…
Onun dalgınlığı benden de derin,
Eski bir şark işi ipek minderin
Bir ucunda kendi, bir ucunda ben,
Gözlerimiz yerde düşünüyorken
Ne hile bulalım diye yarına,
Birden o saçını omuzlarına
Tel tel dağıtarak başımda durdu.
Sonra dizlerime düşüp oturdu
Dedi ki: “Yakınlaş! Yakınlaş! Eğil'”
Artık ben ladesi cezayı değil
Bütün varlığımı unuttum bir an…
Bu beklenmeyen iltifatından
Binlerce ihtimal gelirken akla.
Dedi: “Şu fildişi ince tarakla
Saçlarımı tara hiç incitmeden!”
Daha tarağa elim gitmeden
Güldü “lâdes” diye yerinden kalkarak :
Düştü parçalandı yerlerde tarak….

Nazım Hikmet
-İlk Şiirler-

18 Ekim 1945 – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET SABAHATTİN KAYIŞ

Kale kapısından çıkarken ölümle buluşmak üzre,
son defa dönüp baktığımızda şehre,
sevgilim, şu sözleri söyleyebileceğiz :
“- Pek de öyle güldürmedinse de yüzümüzü,
çalıştık gücümüzün yettiği kadar
seni bahtiyar
kılalım diye.
Devam ediyor bahtiyarlığa doğru gidişin,
devam ediyor hayat.
İçimiz rahat,
gönlümüzde hak edilmiş ekmeğine doymuşluk,
gözümüzde ışığından ayrılmanın kederi,
işte geldik gidiyoruz
şen olasın Halep şehri…”

Nazım Hikmet
-Piraye İçin Yazılmış
Saat 21-22 Şiirleri-

Görsel: Sabahattin Kayış..

 

İRFAN KIZIMA MEKTUB – Nazım Hikmet

Nazım Hikmet’in bugüne dek yayımlanan şiir kitaplarında yer almayan
“İrfan Kızıma Mektub” adlı şiiri Kemal Tahir’in ilk eşi Fatma İrfan’a yazılmıştır.

1938 yılında Nazım Hikmet’le birlikte tutuklananlardan bir de Kemal Tahir’dir.
Aynı davada Nazım Hikmet, toplam 28 yıl 4 ay, Kemal Tahir ise 15 yıl hapse hüküm giymiştir.

Bu ağır hapis cezalraına hüküm giyenlerin çoğu eşlerinden ayrılma yolunu seçmişlerdir.

Kemal Tahirle, 1933’te evlendiği Fatma İrfan hanım da bu olaylar sırasında boşanmıştır.

Nazım Hikmet’in Fatma İrfan’a yazdığı mektup bu ayrılma olayına ilişkindir.

Mektubun altında Kemal Tahir’in eski yazısıyla şu notu yer almaktadır:

Anlayana sivrisinek saz
Anlamayana davul zurna az
Bu da benden
Seni çok seven
Kemal Tahir

****

İRFAN KIZIMA MEKTUB – Nazım Hikmet

İki dizinin üstüne düşmüşsün kızım
yüreğin avuçlarının içindedir
ve ona korkuyla eğilen başın
kocaman ve karanlık bir çiçek biçimindedir.
Yüreğin erdi:
etin ermedi daha.
Yüreğin bir yeşil mücevherdi
yontuldu kıldan ince kalemtıraşlarla.
Fakat henüz
gençtir etin
hamdır;
bir meyus ifrite uyup
isyan edebilir
ve yalnız nefsi nefisini mihnetzede sayıp
felekte
başını alıp dağlara gidebilir.

Etin gençtir kızım
hamdır
ve ben o insanla – ki
senin etinde yüreğinde saltanat süren adamdır –
konuşup bu bahsi kaç akşamdır
bir mühim
karara geldim:
“Mektebte arka sokakların çocukları vardır,
Onlar senin yüzüne
küçük çıplak ayaklarıyla bakmaktalardır,
Sona ermek üzredir onların kederi.
Senin onlara bağlanacaktır kaderin.”

Kararım bu kadardır.
Selâm Niğdeye bizden
bakir insanlarına ve toprağına selam.
Ablan ve ben
kara gözlerinden
öperiz kızım…

Nazım…

-Sözcükler D. Mart-Nisan 2009-

 

İLK ROMA AKŞAMIM – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET İLK ROMA AKŞAMIM

Sarı sıcak kocaman ıslak bir çiçek
kırmızı balıklar yosunların arasında
karıncalar pırıl pırıl, kara gözlü telâşlı karıncalar
ve çınarlarla taş beygirler sırılsıklamdı
bir kadın gördüm
elleri kalçasında başında çamaşır sepeti
bir kadın gördüm
cıgara içiyor 60 modeli ford arabasında
bir kadın gördüm
otobüs durağında gözleri kapalı, dokunsan ağlayacak
dört bir yanım ışıl ışıl camdı
ve camlar hep birden bağırıp çağırıyordu
nisandı, akşamdı
yağmur yağıyordu, esmer ayakları çıplak bir yağmur
yağmur yağıyordu ömrümün ilk Roma akşamında
ve ilk şemsiyesine ömrümün
şemsiyem ihtiyardı
bana onu genç bir sosyalist verdi
sarışın sol bir sosyalist
bir komünist mitingine gidiyordum
şemsiyem bahtiyardı, bahtiyardım
Roma ıslak bir duvardı
ve artık bu duvarda bir tek afiş vardı; gittiğim mitingin afişi.

Nazım Hikmet
Nisan 1960, Roma
– Son Şiirleri –