Şehitler – Nazım Hikmet

31453885_1872811692728950_624179909136220160_n

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—Sakarya’da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
—Dumlupınar’dakiler de elbet
—ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
—yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—siz toprak altında derin uykudayken
—düşmanı çağırdılar,
—satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
—kalkıp uyandırın bizi!
—uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—mezardan çıkmanın vaktidir!

Nazım Hikmet
1959
-Son Şiirleri-

BOSTAN DOLABI – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET BOSTAN DOLABI

—Halil Nihat’a

Yaz akşamı, bağlarda bekliyorken rüzgârı,
Hüzün verir gönlüme şu bostan dolapları

Dökülen sularında günün rengi sönerken,
Boğuk gıcırtılarla o zayıf at dönerken

Her adım atışında bir inilti yükselir;
Bu yalvaran feryadın uzaktan aksi gelir.

Beyazlanmış yelesi sürünürken rüzgârda,
Bağlanmış gözleriyle sonsuz karanlıklarda

İnleyip, inleterek döner zavallı döner…
Geçtiği aynı yoldur, yorulduğu aynı yer.

İşte biz de böyleyiz: Gözlerimiz bağlıdır,
Gönlümüze yalvarır, gönlümüz dualıdır,

İnleyip inleterek senelerce döneriz,
Aynı yerde başlarız, aynı yerde söneriz.

Deriz ki ilerledik, aynı yoldur geçilen,
Bu ebedî zulmette bir saraydır seçilen.

Nihayet bir gün gelir açılır gözlerimiz,
Kurtuluruz dönmekten son sözü söyleyip biz.

Nazım Hikmet
1921
-İlk Şiirler-

“Bence Sen de Şimdi Herkes Gibisin” – Nazım Hikmet

NAZİM HİKMET BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Nazım Hikmet
1918, Kadıköy
-İlk Şiirler, 8. Kitap-

SEYAHAT NOTLARI – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET SEYAHAT NOTLARI BAKÜ

Hareket

Çaldı birinci kampana :
koşuşmalarla doldu istasyon.
Çaldı ikinci kampana
sarsıldı penceresinden baktığım vagon.
İkinci kampana
son kampana,
son…

Götürmüyor beni
bu Kafkas tireni :
“Kislavotsk” un maden sularına,
gidiyorum neftin diyarına,
kafamda nefte hayran mısraların yükü,
biletim Rostof üstünden “Moskova-Bakü”!..

Yolda
Birinci Akşam

Tıkırdıyor tirenin
rayda tekerlekleri,
Yarı belime kadar uzandım pencereden,
suya girmiş gibi serinledim
Tiren sesiyle dolan havaları dinledim…

Havalar yaz denizleri gibi mavi
Yaz denizleri gibi serin…
Arkamızda kalan şehrin
çizgileri karışıyor birbirine,
renkleri siliniyor.
Batan bir gemi gibi ağır ağır iniyor
iniyor ağır ağır altına ufkun,
ufkun kızıl şeridinde gölgelenen Moskova…
Önümüz
arkamız
dört yanımız ova,
ova dümdüz
uçsuz bucaksız bir ova!!!

Bir baş uzandı omuzumdan pencereye
genç bir kadın başı.
Sırtımda sert ve sıcak teması geniş göğsünün,
çarpıyor gözlerime çırpınan ucu örtüsünün
kızıl bir kuş kanadı gibi.
İçimde âşık olmak arzusunun tadı var
taze mayhoş
bir yemiş
tadı gibi…

Tıkırdıyor tirenin rayda tekerlekleri,
devrilerek geçiyor telfgıraf direkleri.
Düşüyor altımızdan kaçan
toprağın üstüne
sarı parlak ışıkları sıra sıra camların.
Yürüyen bir ışık kervanıyız
koynunda beyaz akşamların…

İkinci Gün

Bugün ikinci günü yolculuğumuzun
Menzile bir gün daha yaklaştık.
Menzil yaklaştıkça, bana
yollar uzun geliyor, günler uzun…

Okuyor, yüksek sesle birbirini yolcular
meraklı bir kitap gibi…
İki günde dost oldular
kırk yıllık ahbap gibi…
Belki tesiridir bu
aynı yolda gitmenin,
aynı sulardan içip
aynı ufku seyretmenin…
her yoldaşlık gibi fakat
bu dosluğun da bakası var :
yollar ayrılana kadar…

Bir bıçak gibi girip çıkıyoruz,
çam ormanlarının içine,
gömleklerimiz reçine kokuyor
reçine…

Bugün ikinci günü yolculuğumuzun.
Günler uzun geliyor, yollar uzun…

Üçüncü Gün

Geçmedeyiz yanından bugün :
Kızgın güneşte
zenci bir pehlivan gibi parlıyan “Donbas”ın!..* (kömür havzası)
“Donbas”ta kara giymek delili değil yasın!..
Sağımız kömür, solumuz kömür
kömür ilerimiz, gerimiz.
Kömür tozlarıyla sürmelendi gözlerimiz!..
Gördük kömür payıtahtı Rostof şehrini.
Asma köprülerden atladık “Don” nehrini,
Şimalî Kafkastayız!..
Kuban kazakları traktörlerle ekin biçiyorlar.
Traktörlerin üstünde votka içiyorlar…

Dördüncü Gün

Bugün son günü yolculuğun, son!
Bu dört gün içinde vagon
kaç kere doldu boşaldı?
Kaç yolcuyu yolda bıraktık.
Gidenlerin ardından gülümseyip baktık,
gidenlerin yerini gelenler aldı…

Vagonumuz bugün :
Muazzam kuzu kalpaklarının altında
yanık tahta heykeller gibi oturan,
ince parmaklarıyla kara kaytan bıyıklarını buran
Kafkas köylüleriyle dolu…
Yan gözle pencereden dışarı bakıyorlar
ölçmek istiyorlarmış gibi geçtiğimiz yolu.

Geçtik yanından uçsuz bucak neft vagonlarının
İçtik çamurlu sularını Dağıstan istasyonlarının.

Sıcak, sıcak, sıcak!
Kumun ufkuda erimiş kurşun gibi Hazer denizi.
Sıcak, sıcak, sıcak!
Beyaz kıvılcımlar yakıyor gözlerimizi!…

Dördüncü ve Son Gece

Birdenbire durdu tiren
karanlığın ortasında.
Sıcak ve yumuşak
kumun üstüne indim.
Oturmaktan uyuşan
vücudumla gerindim…

—Neye durduk?
—Ne bekliyoruz?
—Karşıdan gelecek Bakü postasını…

Birden
tutuştu siyah ipekl bir kumaş gibi
karanlıklar alt ucundan.
Kum kızardı.
Yandı raylar.
Karşıdan gelen tiren
kızıl sırma sorgucundan
havalara ateş parçaları bırakıp geçti.
Sırtı pul pul ışıldayan bir yılan
hışırdıyarak kumun üstünde akıp geçti…

—Saat kaç?
—Sekiz
—Üç saat sonra Bakü’deyiz..
—Hayır iki saat
—Hayır bir saat sonra!..

Muvasalat

Geldik..
Bizi nefte getiren
bu uzun boylu tiren
neft yakarak yüreğinde
aştı dört aylık yok dört günde…

Geldik…
Pırıl pırıl yanan Bakünün karşında ben
bir dağın dibinden dağı seyreder gibi hayranım.
Yıldızların altında tek başıma
gider gibi hayranım.
İçimde hiç durmadan koşmak
yüksek sesle konuşmak
haykırmak arzusu var.
Yağ kokulu, kara gözlü Bakülüyle öpüşüp
neftin toprağına yüzüstü düşüp
avuçlayıp nefti
siyah şarap gibi içmek istiyorum.

Nazım Hikmet
-Seyahat Notlarından/
Şiirler 1-

Görsel: Nazım Hikmet Bakü’de

Kavak – Nazım Hikmet 

NAZIM HİKMET KAVAK

Ağaç gece seyredilir.
Suda gümüşten servidir
İstanbullu Nedim için.

Ak bedenli gelinleri.
Melûl mahzun kayınları
Sever Riyazanlı Yesenin.

Bende bir kavak ürperir,
Nerde olsam sesi gelir
Muhacirliğimden beri.

Her ağaç gibi kavak da
Ömrünce durur ayakta
Gözler durur bir şeyleri.

Gözler şose boylarını,
Anadolu köylerini
Sarı sıcak yaz gününde

Beni de gözledi kavak,
Geceleri haykırarak
Hapishanenin önünde.

Şahit ayıplarımıza,
Şahit kayıplarımıza,
Umudumuzun şahidi.

Şahit bitlenişimize,
Topraktaki işimize,
Hey gidi kavak, hey gidi.

Kavaklarını övmekten,
Kuru kuruya sevmekten
Ne çıkar ki memleketim!

Kara toprağa eğilip,
Yüzümün terini silip
Bir tek kavak dikemedim.

Nazım Hikmet
(Stockholm, 9 Mayıs 1956)
-Yeni Şiirler-