GAYYA KUYUSU – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET GAYYA KUYUSU

Seydi Fakıllı köyünde kadınlar art arda dizilmiş su çekerler
art arda bağlanmışlar bir tek ipe
su çekerler gayya kuyusundan,
su çeker taş devri kadınları
otuz metre altından yerin.
Güneş yağar
toprak ölü
su uyur otuz metre derinde karanlık ve çamurlu

Kadınlar art arda bağlanmış bir tek iple su çekerler.
Yorgunluk filân değil
dışında yorgunluğun bu
kederin de, umutsuzluğun da , açlığın da,
bilirim, bu kahrolası şeyin böylesini duymadılar
insanlar insan, öküzler öküz,
aletler alet olalı beri.

Kımıl böcekleri tahılı yedi
kahvenin önünde banka memurları
toprak ölü
su uyur otuz metre derinde ve çamurlu
yıllık taksit 15 lira verilemedi
Seydi Fakıllı köyünde kadınlar su çeker gayya kuyusundan
Uyan Anadolu’m uyan ölüm uykusundan.

Nazım Hikmet
30 Ağustos 1962
-Son Şiirleri-

Alarga Gönül – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET ALARGA GÖNÜL

Alarga gönül:
Demir al…
Kırmızı bir amiral
gibi kaptan köprüsüne çık…
Karşında deniz:
kaşı çatık
sana bakan
kocaman
mavi bir göz…

Alarga gönül,
palamarı çöz…
Amiral
demir al…

Gönül kaptan köprüsüne çık…
Çayır kokusu alan
bir tay gibi kokla açık denizleri…
Çevirmesin senin kafanı geri
geride kalanlara doğru giden
dümen suyunun köpüklü izleri…

Alarga gönül,
palamarı çöz…
Amiral
demir al…

Sür gemiyi dalgaların gözüne…
kulak asma Fikretin sözüne…
Çocuğun anan
olan:
denize inan…

Alarga gönül
daha alarga
daha alarga
daha
daha!

Alarga gönül
alarga…

Nazım Hikmet
1930
-835 Satır/Şiirler 1-

 

Nazım Hikmet

embalse-de-rosarito-candeleda
***
Bitkiler ipeklisinden dallı budaklısına
hayvanlar tüylüsünden pullusuna
evler kıl çadırından betonarmesine
aletler uçağından tıraş makinesine kadar 
bir de denizler bir de bardaktaki su
bir de yıldızlar
bir de dağların uykusu
bir de her şeyle her yerde karmakarışık insan
yani alınteri
yani kitaplardaki yalan
yani doğru yalan
yani dost düşman
yani hasret sevinç keder
gelip geçtim kalabalığın içinden
gelip geçen kalabalıkla beraber.
Nazım Hikmet
14 Ağustos 1959
– Son Şiirleri-

 

Şehitler – Nazım Hikmet

31453885_1872811692728950_624179909136220160_n

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—Sakarya’da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
—Dumlupınar’dakiler de elbet
—ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
—yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—siz toprak altında derin uykudayken
—düşmanı çağırdılar,
—satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
—kalkıp uyandırın bizi!
—uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
—mezardan çıkmanın vaktidir!

Nazım Hikmet
1959
-Son Şiirleri-

BOSTAN DOLABI – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET BOSTAN DOLABI

—Halil Nihat’a

Yaz akşamı, bağlarda bekliyorken rüzgârı,
Hüzün verir gönlüme şu bostan dolapları

Dökülen sularında günün rengi sönerken,
Boğuk gıcırtılarla o zayıf at dönerken

Her adım atışında bir inilti yükselir;
Bu yalvaran feryadın uzaktan aksi gelir.

Beyazlanmış yelesi sürünürken rüzgârda,
Bağlanmış gözleriyle sonsuz karanlıklarda

İnleyip, inleterek döner zavallı döner…
Geçtiği aynı yoldur, yorulduğu aynı yer.

İşte biz de böyleyiz: Gözlerimiz bağlıdır,
Gönlümüze yalvarır, gönlümüz dualıdır,

İnleyip inleterek senelerce döneriz,
Aynı yerde başlarız, aynı yerde söneriz.

Deriz ki ilerledik, aynı yoldur geçilen,
Bu ebedî zulmette bir saraydır seçilen.

Nihayet bir gün gelir açılır gözlerimiz,
Kurtuluruz dönmekten son sözü söyleyip biz.

Nazım Hikmet
1921
-İlk Şiirler-