Gitanjali – Rabindranath Tagore

Gitanjali Rabindranath Tagore

LXXIII

Benim için kurtuluş dünyadan vazgeçmede değil.
Ben özgürlüğün kucaklayışını hissediyorum
hazzın binlerce ilmeğinde.

Sen, bu toprak kaseyi, her boşaldıkça,
dolduruyorsun ağzına kadar;
Her defasında değişik renklerde,
Değişik rayihası olan buz gibi soğuk şarabınla.

Benim küçük dünyam yüzlerce çeşit kandilini
Senin alevinle yakacak ve senin tapınağındaki
sunağın önüne koyacak.

Hayır, duyularımın kapılarını asla kapamayacağım.
Görmemin, işitmemin, dokunmamın verdiği hazlar
senin gökçe zevklerini taşıyacak bana.

Evet, bütün aldanışlarım, bütün yanılgılarım,
Neşenin aydınlığında yanıp kül olacak —
Tüm arzularım olgunlaşıp,
aşkın meyvesine dönüşecek.

Rabindranath Tagore

Çeviri: Cahit Koytak

Veda Şarkısı – Rabindranath Tagore

RABINDRATH TAGORE VEDA ŞARKISINDAN 502364-mountains-landscape-Banff_National_Park-748x421
….

Ey güzel, görkemli sabah yıldızı!
Dağları tepelerinden aşarak,
Gecenin ucunda göster kendini
Bu yolunu kaybeden yolcuya.

Yerle göğün birleştiği yerde
Bekliyor, oyalanıyorum,
Yarı uyanık bir Ay’ım ben,
Karanlığın bağrında,
Yarısı gölgede kalmış,
Bir kapı aralığıyım, gönüle açılan.

Kâinat, derin bir uykuda
Benim daha yüce bir gök katına
Çıkmamı bekliyor;
Bense, rüyalara dalmışım,
Ve onun uykusunun yüzeyini
Dalgalandırmak için
Sazımı tıngırdatıyorum.

Yavaş adımlarla yaklaşıyorum sahile,
Yolculuğum bittti
Sesim şarkı söylerken titriyor,
Bacaklarım yorgunluktan kırılıyor

Ey güzel, görkemli sabah yıldızı!
Gece bitmeden, ne olur, gel!
Gel ve rüyalarımızda yarım kalan konuşmayı
Uyanık saatlerimizde tamamlayalım.

Gecenin derinliklerinden
Bulup çıkarın sözcükleri
Ve onları şafağa adayın.
Karanlıkta kaybolmuştu konuşulanlar;
Şimdi, bırakın gün ışığında
Parıldasınlar.
Uyuşukluğun gözden silindiği yerde,
Gökçe ezgilerin işitildiği yerde,
Ben de kendi şarkımı sunuyorum
Ben, yarı uyanık Ay.

Rabindranath Tagore
Veda Şarkısı’ndan

Çeviri: Cahit Koytak

Gitanjali – Rabindranath Tagore

RABINDRANATH TAGORE GİTANJALİ XXXV

xxxv
Aklın korkusuz olduğu
Başın yüksekte tutulabildiği yerde,

Bilginin ve kavrayışın özgür olduğu yerde,

Dünyanın daracık yerel ya da ulusal duvarlarla
Birbirinden kopuk parçalara ayrılmadığı yerde,

Sözün, gerçeğin yüreğinden kopup geldiği yerde,

Yorgunluk vermeyen çabanın,
Kollarını kusursuzluğa uzattığı yerde,

Düşüncenin, arı duru sularıyla akarken,
Ölü âdetlerin meşum çöl kumları içinde
yolunu kaybetmediği yerde,

Aklını senin rehberliğinle,
gittikçe genişleyen düşünceye,
Ve eyleme yönlendirildiği yerde—
İşte o özgürlük cennetinde, ey Tanrım,
izin ver ülkem uyansın.

Rabindranath Tagore
-Gitanjali/Tanrı’ya Adanmış Şiirler-
Çeviri: Cahit Koytak

Gitanjali – Rabindranath Tagore

TAGORE GİTANJALI LIX .by Vijay Sangle

LIX

Evet, elbette biliyorum, ey gönlümün efendisi,
Senin aşkından başka bir şey değil bu gördüklerim;
Yaprakların üstünde dans eden bu altın ışık,
Gökte uykulu uykulu yüzen bu bulutlar,
Serinliğini alnıma bırakıp geçen bu hafif rüzgâr…

Sabah ışığı gözlerimi aldı, ışığa boğdu onları
Bu senin mesajındı gönlüme, biliyorum.

Yüzün yukarılardan eğilmiş bana,
Gözlerin gözlerime bakıyor,
Ve yüreğim ayaklarına kapanmış, senin.

Rabindranath Tagore
-Gitanjali-

Çeviri: Cahit Koytak

Gitanjali – Tagore

tagore-gitanjali-xviii

XVIII
Bulutlar, bulutlara katılıyor ve hava karardıkça kararıyor.
Ah, aşk! Niye izin veriyorsun, benim böyle dışarıda,
kapının önünde yapayalnız beklememe?

İşin gücün yoğun olduğu öğle saatlerinde
Ben de kalabalığın içinde oluyorum, fakat
Günün bu ıssız ve karanlık saatlerinde
Beraber olmayı istediğim yalnız sen oluyorsun,
umut ettiğim yalnızca sen.

Bana yüzünü göstermeyeceksen eğer,
Beni bütün bütün bir köşede bırakmak istiyorsan eğer,
Bilmiyorum, nasıl geçecek bu yağmurlu,
upuzun saatler.

Gökyüzünün ölgün ışığından gözümü ayırmıyorum;
Yüreğim, huzur nedir bilmeyen rüzgârla
aynı şarkıyı mırıldanarak dolaşıyor,
seni daha yoğun hissettiğim yerlerde.

Tagore
-Gitanjali-

GİTANJALİ – Rabindranath Tagore

RABINDRANATH TAGORE GİTANJALİ  LXXXIII

LXXXIII

Anne, keder gözyaşlarımdan
Bir inci gerdanlık yapacağım sana,
Boynuna takmak için.

Yıldızlar, senin ayaklarını süslemek için
Kendi ışıklarından halhal yaptılar,
Fakat benim yaptığım takı gerdanın için.

Zenginlik de, şöhret de senden geliyor;
Onları bahşetmek ya da çekip almak
senin işin.
Fakat çektiğim elem koşulsuz
bana ait;
Bunun için ki, ne zaman adak olarak
onu getirsem sana,
Cömertçe ödüllendiriyorsun beni.

Rabindranath Tagore

Çeviri: Cahit Koytak

 

ÇİÇEK OKULU – Rabindranath Tagore

TAGORE ÇİÇEK OKULU  california

Fırtınanın topladığı bulutlar
gökyüzünü kaplayıp da
haziran sağanakları başladığında
nemli rüzgâr
fundalığın üzerinden
hızla geçerek
bambu ağaçlarının arasında
gayda körüğünü
şişirmeye başlar.

İşte o zaman,
nereden çıktığı bilinmeyen
çiçek sürüleri, çiçek orduları
otların üzerinde coşkuyla
ansızın dansa koyulurlar.

Ben çiçeklerin cidden
yer altı okuluna
gittiklerini düşünüyorum, anne,
ne dersin buna?

Bu dans derslerini
kapalı kapıların ardında
yapıyorlar;

ve eğer paydostan önce
oyun için dışarı çıkmak isterlerse,
sınıfın köşesinde
tek ayak üstüne
durdurtuyor onları öğretmenleri.

Yağmurlar başlayınca
onların tatilleri de başlıyor.

Ağaçların dalları
birbirine giriyor ormanda,
yaprakları savuruyor hırçın rüzgâr;
Rüzgârın topladığı bulutlar
dev ellerini şaklatıyorlar
sağa, sola, ileri, geri.

Seğirtip duruyorlar
pembe, sarı ve beyaz
elbiseler içinde yavru çiçekler.

Onların evlerinin
gökyüzünde,
yıldızların olduğu yerde
olduğunu biliyor musun, anne?

Oraya varmak için
ne kadar istekli olduklarını
görmedin mi hiç?
Niçin bu kadar acele ettiklerini
bilmiyor musun, peki?

Kolarını kime doğru
kaldırdıklarını,
kuşkusuz
tahmin edebiliyorum ben;
onların da anneleri var
benimki gibi.

Rabindranath Tagore
-Ayın Bitmeyen Çocukluğu-