AĞIRLIK – Tozan Alkan

tozan-alkan-agirlik

Yıllar var ki yün ören
kadınlar kadar geçmişim kendimden
parkeleri küflenmiş bir evin
uçuruma açılan koridorlarında
nefesimi tuta tuta ölüyorum
vaktin ağrılarını içime çekerek

bağışlanmak için çok geç,
bağışlamak içinse erken
iki bayram arasında hayatla yüzleşilmez
kendime sakladığım her masum söz
beni yaralar ilk, yani hiç kimse
daha gerçek değil gölgesinden

bundan böyle hiçliğin hükmü sürecek
neyi anlamaya çalışsam anlamsız
yağmur kirpiktir, deniz kara, çocuk kum saati
bir yerlerde taze bir sabah var
günaydın iyi kuşlar,
gidip o sabahı beklemem gerek.

Tozan Alkan
-Ve Rüzgâr-

Ve deli ve divane ve meczup – Tozan Alkan

TOAZAN ALKAN VE DELİ VE DİVANE VE MECZUP

Ağaçlar uyanınca uyanıyor aklın
aklının içindeki kimsesiz çocuk.
acılar güzel kalbine dikiş tutturmuş
sesindeki o kırılgan iğneyle.

Aşkların çekildiği bir mesafeden
hem tam isabet, hem ıska geçiyor adın
tarçın kokuyor çünkü çürük pervazlar,
çünkü gül de tutar deniz gibi adamı.

Zamanı kayıtlarından düşmüşsün yine,
kimlerden alacaklısın kime günahlı.
tutunacak sesin de yok, son nefesin,
harflerin harflerle seviştiği yalnızlık.

Hayat sende krizantem ve kasımpatı,
hayat sende deli divane meczup.

Tozan Alkan
-sana şehir gelecek-

 

Bugün yurtyeri olsa da acılara
Kayaların en sarp yerlerindeki
Kırlangıç yuvalarını andıran alnın
Bir gün terli bir gelecek uçuracak
Sabahlardan akşamlara kadar
Gözyaşları da çiçek açar

Başını dayadığın ağaç dalı
Bak hafifçe eğildi toprağa doğru
Uyuyan bir çocuğun soluk alışını
Dinler gibi kendini vererek
Yaklaş yüzünü örse de acılar
Boynundan ter boşalan herkese
Gözyaşları da çiçek açar

Yaklaş, yüzünü örse de acılar
Ve nasıl yakalarsa toprağı kök
Suları renk, dalları kiraz
Sen de öyle yakala hayatı
Yürü kol kola canıma değsin
Gözyaşları da çiçek açar

Abdülkadir Bulut
-Gözyaşları da Çiçek Açar-

AÇIK KAPI – Tozan Alkan

TOZAN ALKAN AÇIK KAPI

Dayanmış duvara gölgeler
kuru otların sessizliğini dinlerken
hızla bir ölü geçiyor önlerinden
haziranın içinden aylar yıllar geçiyor
inceliyor suyu nehirlerin
anılarımız henüz ıslak

Bir top beyaz kâğıttan geriye
bazı sözcükler kalıyor okunaksız
bazı sözcükler, çevrilmesi imkânsız
ihanetler, mezarlar, mezar kazıcıları
iç içe geçmiş halkalar gibi
ölüler kemik kemiğe

Bir baba öldüğünde sözcükler yetim kalır
evdeki bazı eşyalar gibi
koltuğa şiirin adı yazılar
aynaya annenin, masaya oğulun, kızın
torunun adı yazılıdır tel dolaba
Bir baba öldüğünde kapı açık kalır (*)

Tozan Alkan
-Açık Kapı- (*) Milan Kundera, Bir Buluşma kitabından..

(c) Waheed Nasir..

 

Sahaf – Tozan Alkan

TOZAN ALKAN SAHAF

İşte bu dudakları buldum ben sahafta
devrik bir cümle gibi yaslandım
bir şey yapmak istedim, öptüm,
“bu benim!” dedim
“bir çığlığa sığınan suskunluk,
kırık cam, kırılgan ses”

Sınır boylarında kuşlar vardı göçebe
erguvanlar, tramvaylar, dehlizler
izlediğin filmler, attığın ilk slogan
boynundaki alıç, boynundaki yağlı urgan
– başla desen başlayacaktı zaman
bit desen bitecek –

İşte bu dudakları ayıkladım ben tarihten
ben – nümismat, ben filatelist
eskiyen yaraları yenileyen ah ben!
sisyphus gibi düştüm her uçurumu
çıktım her uçurumu, tanrılarla aramda
ne bir alacak kaldı ne bir verecek.

Tozan Alkan
-Sözcükler D, Temmuz 2015

 

şerh – Tozan Alkan

TOZAN ALKAN ŞERH

Acılarıma fener tutma sakın
ben de çok mutsuzum mutsuz olmaktan
gel kapısına dayanalım kör tarihin
taş devrimi yapalım çağları yarıp
kadimim, ey benim hep hayır diyenim

Gidersek söz saplanır ahşabın kalbine
gitmeyip kalalım dünya güzel bir yerdir
vakitsiz gidersek de dağlara gidelim
her halkın bir isyan şerhi vardır
hayırsızım, suskunum, sırlara karışanım

Ellerini göster bana hünerli ellerini
aşk dokuyan hasır ören o cânım ellerini
ellerin ne şahane akdenizleri var
bahçelerinde gerilla, bahçelerinde atlar
şibilim, tılsım perim, göçebe portakalım

Ey akılsız aklım!

Tozan Alkan
Varlık, Mayıs 2013

-Varlık Şiirleri Antolojisi-

 

Komşunun şiiri – Tozan Alkan

TOZAN ALKAN KOMŞUNUN ŞİİRİ

Ağıttır zaman, kör
bıçaktır göğüste
kül olmuş ateş, pir
sultan içimizde

ağıttır zaman bir
zeytin tanesinde
aşk başına vurur
rakı beyazında

Ağıttır zaman, dil
buziki sesinde
çınlar akropol
komşunun evinde

Ağıttır zaman yar
bu kıyıda yüzün
sürgündür maviye
kırk gün kırk gece

Tozan Alkan
-sana şehir gelecek-

Şehir – Tozan Alkan

TOZAN ALKAN SANA ŞEHİR GELECEK

~~ Kavafis’e

Sana şehir gelecek uzaklardan
esmer bir aşkı yüklenerek gelecek

Kimsesiz bir ağacın dallarından
acısını dut gibi dökerek gelecek

Yıllar sonra buğulu bir sabah vakti
kapına yaralı bir at gibi gelecek

Kâğıdın kalemin tozlu sunağından
beyaz kefenini yırtarak gelecek

Aşkta kaybedilmiş bir eli kazanıp
geçmişini unutmaktan gelecek

Dilin terkisinden, harflerin hızından
söze küskün kelimelerden gelecek

Sana şehir gelecek uzaklardan
bir halkın içinden geçerek gelecek.

Tozan Alkan
-sana şehir gelecek-

Oğulları eksilen analar – Tozan Alkan

TOZAN ALKAN OĞULLARI EKSİLEN ANALAR

Rüzgârlı oğullar yetiştirir analar
dağlara sırtlarını versinler diye
bir ateş harlanır durur tarlada
bir başak oracıkta ikiye böler
küskün mezrayı

İnsem aşağılarına mezranın
kuytusunda çatlak iki göz, iki diken
nasıl toplar insan şimdi eğik bir yüzü,
nasıl toplar ırmağın
göğ’eren suyunu

Kaybolan bir iğne mi gece yarısı
dağlardan sesi gelir yusufçuk kuşunun
trenler gelir geçer duymaz
ben iğnemi ararım dağlarda
dağlara kar yağar

Kar durmaz.

Tozan Alkan
– Sana Şehir Gelecek-