Ağıt – Kemal Özer

annem mi bir kadın
geciken bir kadın gece yatısına
ölüm kendini göstereli babamın saçlarından
günü birlik bir kadın
üsküdar’la istanbul arasında

babamdı sakalıydı babamın
bir akşam göle batırdı
çıkmamak üzere bir daha
hepsi de ekmek kokardı
sayısı unutulan parmaklarının

Akşam bir attır bütün ülkelerde
serin esmer bir attır
terkisine çocukların bindiği

Kemal Özer
-Gül Yordamı-

ayak basmadan daha.. – Kemal Özer

Ayak basmadan daha seni yaratan topraklara
biliyorum en küçük bir ayrıntıda bile bulacağımı
şimdi her seslenişte yüreğimi kamaştıran adını,
birer birer devşireceğim izlerin çıktıkça karşıma

Biliyorum bulacağım geçtikçe Avon ırmağı kıyısından
dalgın ayak seslerini, dolaşırken günbatımına yakın
ve son ışıklarla parlayıp sönen saçlarının
[bıraktığı sarışınlık yeniden yansıyacak sularda bir an

Bir cam yansıtacak biliyorum gözlerinin maviliğini
dağılınca külrengi bulutlar gökyüzünden
durup baktığım bir cam, anarak bir şarkının ilk
sözlerini

Sesin inecek cıvıltılı bir öğrenci otobüsünden
ilk kez okşasam da bir ağaç kabuğuna çizdiğini
ürperecek o duygularla ellerim, yıllardır tanıyorum
dedirten

Kemal Özer
-Sınırlamıyor Beni Sevda-

aylı karanlık – Kemal Özer

KEMAL ÖZER AYLI KARANLIK

saklı tuttun saklı tutmanı sevdim
en karanlığa açılan kapını sevdim
yüzümü döndürmek için az mı
denizler dalgalar az mı yangınlar bulutlar
geldi savruldu üstüme geldi yıkıldı

bir nice batık taşlara gemilerim
yıkılmış ağaçlara bir nice gölgelere
gemilerim dedim beni alır götürür
onun kıyısına bırakır onun ülkesine
koskoca bir uykunun ardında
bir ormanın ardında karıncaların

olmadı mı en çok onu sevdim
saçlarını kurutmağa yaz güneşi
olmadı mı ellerini sevdim gülüşlerini
ateşler yaktım ısındım karanlığında
yoluma çıktıkça gözlerinin akşamı
ne ürkek ne büyük olduklarının akşamı

sevdim çağrıladım ben seni geceler
günler yalnız olduğumun kıyılarında
aydınlığı sürüp giderken yan yana gelmelerin
dedim elleri kim bilir kimin elinde
saçları dudakları kim bilir kimin

Kemal Özer
-Gül Yordamı-

 

her şeyin bir nedeni vardır – Kemal Özer

KEMAL ÖZER HER ŞEYİN BİR NEDENİ VARDIR

Bir üzüntü mü saplandı yüreğime?
Ne bırakırım kendimi
ne geçmesini beklerim sabırla—
ararım kaynağını hemen
nerden besleniyor, nedeni ne?
Girişirim o nedeni değiştirmeye.

Başıma bir dert mi açtılar?
Bilirim bir çaresi bulunacak.
Ama kurtulmak değil yalnızca
o derdi yok etmenin çaresi,
Ararım nedenini hemen
girişirim o nedeni değiştirmeye.

Kaynağını buldum mu bir kez
kalkarım her zorluğun altından —
hiçbir acı tutunamaz içimde,
en güçlü engel bile aşılır.
Yok ederim buldum mu nedenini —
bir daha üremesin diye.

Gel gör ki kolay değil her vakit
karşıma çıkan düğümü çözmek.
Bakarım kökleri derin ve çetrefil,
ne nedenini bulmak mümkün,
ne de savaşmak tek başına,
el ele vermeli, derim o halde
çözmeye uğraşanlarla aynı düğümü.

Kemal Özer
-Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya-

artık ne semahları ne çocukları seyredebilirim diyen babanın şiiri – Kemal Özer

KEMAL ÖZER

Tanımak demekti semah dönmeler
tanımak demekti ayaklar altında
döne döne sınandığını dünyanın
savurmak demekti tohumda uyananı
rüzgârda bekleyeni başaklarda devşirmek

Ayaklar ayakları çoğaltırdı onlar döndükçe
eller ellerde açılıp kapanırdı
soluklar kanatlanıp uçardı göğüslerden
deyişler deyişlere değdikçe hızlanırdı
biçilenler doğrulurdu biçildikleri yerden

Daha neler öğrenecekti kimbilir
semah dönen çocuklardan bu yürek
birer kırlangıçtılar ilkyazın habercisi
her biri bir yolculuk olacaktı gökyüzü denizine
kurtulup çıksalardı yalazın öksesinden

Kemal Özer
-Temmuz İçin Yaralı Semah-

bir insan, bir düş – Kemal Özer

KEMAL ÖZER BİR İNSAN BİR DÜŞ bir-mubadele-gocmeninin-anilari-198

Kentler tanıdım, yaprakları
her sabah sokak sokak açılan
aydınlık bir çiçeğe benzer,
Kentler tanıdım, diz çökmüş
kendini seyretmek için bir ırmakta,
yüzü hâlâ yanar durur
başına gelenlerin utancıyla,

insanlar tanıdım, birbirlerine
sırt dönecek kadar ilgisiz,
aynı dertleri paylaşsalar bile.
İnsanlar tanıdım, yaşam boyu
yetecek kadar sevecenlik dolu
bir daha karşılaşmayacağı birine.

Ve tanıyana dek Madam Ella´yı
bilmezdim bir insanın
yüzünde bir kenti taşıyacağını.
Uzaktık karşılaştığımızda
ikimiz de yaşadığımız ülkeden,
kalabalığı arasında bir toplantının.

Önce gözlerini tanıdım,
öylesine yumuşak ve kederli.
Yıllardır dağılmayan bir sis
dağılmaya başlamıştı sanki,
yeniden görüyordu karşısında
yıllardır görmediği birini.

Sonra sesini tanıdım,
alabildiğine ürkek ve dokunaklı.
Türkçe sözcükler iki yanında
iki örgü saç gibiydi yüzünün
özenle saklamıştı okul çantasında
ve söylerken onları yedi yaşındaydı.

Yedi yaşındaydı elli yıl önce
bırakıp giderken İstanbul´u.
O günkü gibi duruyordu belleğinde
düşmanlığı barındırmayan mahalle,
birbiriyle yardımlaşan komşular,
Anadoluhisarı´ndaki çocukluğu.

Anladım ki yüzüme bakarken
beni değil İstanbul´u görmüştü.
Madam Ella için İstanbul
anladım ki yıkılmayan bir düştü,
özlemiydi kardeşçe yaşamanın.
Bu kanlı, bu kıyıcı, bu haksız dünya
elinden alamamıştı bir türlü.

Kemal Özer
-Kimlikleriniz Lütfen/
Ozanın Gezi Günlüğünden-