Eski Çocuk – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN ESKİ ÇOCUK ©Sergii Vidov

“Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
hiçbir yere gitmiyor” * dizesi yarısıdır çocukluğun,
yarısı çocuk olan biri söyleyebilir bunu ancak
galiba az çok böyle bir şey şiir yazmak
yarısı sözcüklerin uçurtmasını uçurmak
yarısı uçurtmanın kuyruğuna yenilerini takmak
yeni… de ne, yeni sözcükler mi yalnızca
yeni sözcükler evet yeni misketler gibi pırıl
yeni bulutlar ki nereye giderlerse gitsinler
her yer onlarla gökyüzü olur hepyeni bir gök olur
ama çocukluk gibi işte hep şuramızda durur
şuramız deyip geçmeyin şuramızdır şunca’azdır
şiir zaten, ne olacak ki hem çocukluktan güzel
şiir mi var, yok, nerden mi biliyorum yine
şiirden yine çocukluktan yine kendimden de
bilseydim keşke, yarısı çocuk olmaya çalışıyorum
şiir yaz, âşık ol, çocuk yap, dünyayı gez hep hepsinde de
insan çocukluğuna yetişmeye çalışıyor işte
hem de o hiçbir yere gitmemiş olan çocukluğuna
o zaman yavaş diyor insan kendine dur biraz
sen eski bir şehirli eski çocuksun bu gökyüzü
bu çocukluk nerede var, duyuyorum, duruyorum,
çünkü insan anca durursa yetişebilir çocukluğuna
biraz da siz büyüyün öyleyse ben bir yere gitmiyorum!

Haydar Ergülen
-sen güneş kokuyorsun daha!-

* Edip Cansever

©Sergii Vidov …

YARIN GECE – Haydar Ergülen 

YARIN GECE - Haydar Ergülen 

Yarın gece gideceğim bu kentten
Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok 
Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri

Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği

İçimde acıyla yürüyorum yolları
Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
Yorulsam da bir daha binmem o trenlere
Kimse karşılamasın istasyonlarda beni

Kuşsuz bir kent gizli uzayan saçlarımda
Aşktan ve anılardan bir avuç külüm şimdi
Ardımda usulca akan küçücük sular
Bir onlar uğurluyor varacağım ırmağa

Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği

Sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
Kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
Söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı?
Sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı?

Haydar Ergülen
-hafız ile semender-

Şiirin Kralı – Haydar Ergülen

0000000550653-1-horz

—80 Kuşağı’ndan Cevat Çapan’a


kediler geçiyor bahçeden
nar ayıklıyorum ben de
ve kralı gibi hissediyorum
kendimi bu kedili bahçenin,
eski kral, John Berger’in
yazdığının türkçesi gibi,
pabucumun kralı yani

bir yolculuk ceketi ilişiyor gözüme
nice yolculuklardan sonra kurumuş kalmış mı
yoksa rüzgâra mı bırakılmış
içine bir kral bekliyor olmalı
bir yolculuk kralı

ben yolculukların kralını yaparım, diyorum
ve der demez bu şiir bir Cevat Çapan
şiirine benzesin istiyorum öyle benzesin ki hem
okuyanlar ‘ne güzel yolculuktu aklımdan çıkmaz’
desinler benim bu şiirime bakıp bakıp da
bakıp da bakıp…

ama bunun için biraz daha
kedi geçmesi gerekiyor bahçeden sanırım
ve benim de biraz daha Elitis
okumam gerekiyor ‘çılgın nar ağacı’na
çıkıp çıkıp da
çıkıp da çıkıp…

“Böyle nice yolculuklara çıktım,
büsbütün dönmüş de sayılmam
gittiğim çoğu yerden”
okuyorum, duyuyorum bu yolculuğu
Cevat hoca’nın ‘su sesi’nden

kediler, nar, John Berger, Cevat Çapan, Elitis
eh bir şiirde bunlar geçiyorsa
o şiir de şiirin kralı gibi gelir insana,
bilhassa “kainatça tanınmış Türk Şiir Kralı”
Florinalı Nazım’dan sonra …

Haydar Ergülen
-sen güneş kokuyorsun daha!-

Giden – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN GİDEN © Şule Gürler

Güneşler asılı damlarında
gurbet hâlâ iki adam mıdır
birinin yüzü eski yollara dönük
birinin kapısız berber dükkânlarında
kâkülleri uzağa düşer gibi

Gurbet; bayramlarda uykusuz göz
yok—babasına içinden bakan
kolu kırık dönen pikaplarda
bir şarkıyı ortasında bırakan

Akşamüstü yüzüdür gurbet
karanlığa dağılmış geç mektuplar
yakasız gecede gömlek
yastıkların saklısında doyçemark
aynalarda vakitsiz ceylan güzelliği
—bir fotoğraf: “Hayim’de arkadaşlarla”—

Gurbet mi, büyümüş çocuk sergisi
burada dur
ağlayan var: Çözülme
yoksa o da gurbet mi?

Haydar Ergülen
1968 Eskişehir
-sen güneş kokuyorsun daha!-

© Şule Gürler

“Nehir” – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN NEHİR SIVAS ERMENİ EVLERİ

Eski öykülerin kahramanları eski cümlelerde kalır
nehre bakmaktan “gölgeli yeşil gözler” kalır
bir deniz mülazımevveli dolaşır sayfalarda
nişanlar atılır, sular değişir, tangolar yarım kalır

Sevişilmemiş odalarda limonun soğumuş kokusu kalır
nehre ağlayarak bakan kalmış Ermeni evleri kalır
gözlerini yumsan da, koyu üzüm salkımları tavanda
nehir hayvan ölüleriyle kabarırken geçmiş soğuk kalır

Haydar Ergülen
-Parasız Yatılı/
sen güneş kokuyorsun daha!-

 

Eksikler Sözü – Haydar Ergülen

Eksikler Sözü - Haydar Ergülen

“Kitabımı yitirdim”
dedi bir adam
şimdi akşamlarda basar korkular
gül suları süzülemez kuşkudan
ak selviler boy veremez zorbadan

“Yaşamaları bitirdim”
dedi bir adam
şimdi renk alamaz saksıda çiçek
evlenemez ak evlerin kızları
güneşsizlik basar çocuk yazları

“Gözlerim de onunla gitti”
dedi bir adam
şimdi ayaklara dolaşır yorgan
halılarda kalır ceren sesleri
yaşlı ölenlerin eksikdir sözü

Haydar Ergülen
-sen güneş kokuyorsun daha!-

Pelerin – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN PELERİN

yüzünü ben saklıyorum sakın düşme,
bir daha düşme, küçük tebessüm valsi,
oyunda kalmış bir kıza geciktikçe
her anneyle yeniden vedayı yaşıyorum

aşkı sen kazandın küçük kız
ama aşk dolduramaz bu güzelliği

uçuruma vaktin yoktu, yürüyüp gittin
aramaya vaktin yoktu, bulmaya gittin
çocukluk uykularından düşen pelerinini

yolcusu küçük bir kız olan balkonlar
düşleri yaşayanın değil düşleyenin adresi
ondandır açılan bir yaraya alışmak
kimselere açılmayan bir gülü besler gibi

aşktan yeni çıkmış bir intihar annesizdir
herkes birbirinden kaçar, konuk gidilir
ve balkon kimseyi almaz olur güzelliğine

çünkü anılarla ölmeyecek kadar eskidir
güz balkonlarında bir düşün içgeçirmesi

aşkı sen kazandın küçük kız ve güzelliğin
bir vedayı kazanacak kadar tehlikeliydi.

Haydar Ergülen
-nar/Sokak Prensesi-