VE İSTANBUL’A YAĞMUR YAĞIYORDU – Ümit Yaşar Oğuzcan

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN VE İSTNBULA YAĞMUR YAĞIYORDU

Ve yağmur yağıyordu İstanbul’a
Günlerden bir gün
Mevsim sonbahardı
Katar katardı bulutlar
Gök kurşuni bir efkârdı
Dolup dolup boşalan içimizde
Bir hüzündü anlatılmaz
Büyüdükçe büyürdü
Uzadıkça uzardı
Günlerden bir gün
Yağmur yağıyordu İstanbul’a
Mevsim sonbahardı.

Seninle bir ormandaydık akşam vakti
Unutulmuş bir zamandaydık
Bilmem hatırlıyor musun
Bin sincap geçti yakınımızdan
Tüyleri pırıl pırıldı yağan yağmurdan
Uzun, kırmızı bir kuyruğu vardı
Çocuklar gibi sevinmiştin görünce
Üzerinde ıssız ve ıslak otların
Keyfince oynuyordu
Yağmur yağıyordu istanbul’a
Ve ben İstanbul’u seviyordum
Yaşamayı seviyordum seninle
Seni seviyordum

İstanbul’a yağmur yağıyordu
Kapkara kirpiklerin ıslaktı
Sular sızıyordu saçlarından
Ellerin durmadan üşüyordu
Kederliydin, ağlamaklıydın
Uzak mıydın, yakın mıydın bilmiyorum
Bildiğim yüzünde yanıp yanıp sönen
O belli belirsiz hüzündü
Islaktı kapkara gözlerin
Ve yaprak yapraktı yerler
Ağaçlar ağlıyordu
Ve sen
Ve yer
Ve gök en güzeldiniz
İstanbul’a yağmur yağıyordu.
Bir daha
İstanbul’a ne zaman yağmur yağsa
Hep o günü hatırlayacağım
Bir daha
İstanbul’a ne zaman yağmur yağsa
O küçük sincabı ve seni hatırlayacağım
Ağlayacağım.

Ümit Yaşar Oğuzcan
-Şiir Denizi I-

Uzak Deniz – Cevat Çapan

CEVAT ÇAPAN UZAK DENİZ

İşte sana sonunda
bu pembe deniz kabuğu içinde
o uzak denizin sesini getirdim.
Belki de köpükten vilaneldi
gizlice yazmak istediğim.
Ama fırtına çıktı birden,
alabora oldu teknem,
düşlerle yetiştirdiğim
cezayir menekşeleri,
hindistan cevizleri,
korsan artığı baharat,
türlü ipekli kumaş
taa Çin’den ve Maçin’den,
hepsi o ıssız adada kaldı.

O eski yaz akşamları
çardağın gölgesinde
babamın anlattıkları
ve anlatamadıkları
o ıssız adada kaldı.

Cevat Çapan
-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2008

YÜZÜNDEKİ IŞIK – Mehmet Yaşın

MEHMET YAŞIN YÜZÜNDEKİ IŞIK

Her sabah araba sürdüğün o yol değil bu,
nergis demeti uzatıyor sana her dönemeçte çocuklar
ve güneşten ellerini sallıyor
arabana binmek istercesine altıntoplar.
Dikizaynasından seni seyreden
bir başkası gibi bakıyorsun kendi yüzüne.
Ve çalışma-odana vardığında
sekreter farketmiyor senin geldiğini.
Nasılsa pencereden girivermiş beyaz bir güvercin
süzülüyor yüzündeki ışıkla
ilkyaz göğü altındaki bir aynaymışçasına…

Mehmet Yaşın
-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2008

RÜZGÂRA EMANET – Aslı Durak

ASLI DURAK RÜZGARA EMANET

aşk diyorum sözcükler soyunuyor
silkiniyor ağaçlar tohumlarından
kalın duvarların rahminde uyuyanlar
duymuyor haykırışını hayatın

dolunay yıldız döküyor
bıraksak ilk adımlarını atacak aşk
sen! hayallerinden yorulan!
evren nefes alıyor duyuyor musun?

poyraz bir bahçeden geçiyorum
yabancılaşmış tohum
oysa gülümsüyor adımlarıma toprak
hayat titreşiyor bak! her doğum çıplak!

dört mevsimi yeşil
çam ağacı değilim
ki onlar bile
bir kerecik ışık giyinmek için
feda edebilirler köklerini bir yılbaşı gecesi

eski seçimlerimin sevgili esareti
vazgeçiyorum senden
vazgeçercesine köklerimden

ve rüzgâra emanet ediyorum küllerimi

Aslı Durak
-Aslı Gibidir-