Örümcek – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN ÖRÜMCEK

Terliymiş mavi gök, bıkkınmış akşamüstü
balkon yorgunmuş, yel söylenecekmiş.
Hariçmiş badem dünyadan, sardunya
daha şımaracakmış. Kerem edecekmiş taş,
mayalanacakmış çöl, düze çıkacakmış çukur.
Hah hah ha…
Sağ sağrımda aşk tozu birikiyor
gamzemde lirik hatıra.

Karnımın üstündeki çiyden duyuyorum dünyayı
Her ayağım bir başka yöne işaret ediyor.

Durmadan değişiyormuş dünya
Örümcek bağlıyormuş hatıra…

Ruhumdaki sarkaç bir atıyor beni
cesaretin beyaz atına, bir çekiyor içeri
ağulu korkuya.
(Ben üretmişim kuşkuyu, benim ipliğimmiş
korku! hah.)

Örümcek bağlıyormuş hatıra
hah hah ha.

İpim indirsene beni dünyaya
ha.

Birhan Keskin
– Yeryüzü Halleri-

Parmağımda bir mavi yüzük – Birhan Keskin

Artık bu kazakları giymeyeceğiz sevgilim,
Böyle içi ekose böyle montlu.
Bakarken artık her şey böyle rüyalı,
Böyle şapkalı şallı,
Böyle büyülü, artistik olmayacak.
Gittiğimiz yollardan geri dönülmüyor sevgilim
Şimdi dünya çok acı.

Artık kış bize eski fotoğraflar gibi sevgilim,
Rüzgâr kuzeyden fena kuvvetinde,
Dünya bize eski zambaklar gibi Çin.
Dünya bize çok acı sevgilim.

Eski sevgilim fotoğraflar eski kışlar gibi,
Eskide kalmış, okkadar Çin.
Kirpikleri karlı bir dünyamız vardı bizim
Parmağımızda mavi yüzükler sevgilim.

Kirpikleri karlı bir dünya görmüştük,
O dünya bize şefkatle bakmıştı, içeriden
Sevgilim beni yoğumdan var ettiydin
Varlıktan yo’ğun, sonra sonra
Sonra bir gün her şey karbon sevgilim.

Bir kitabımız vardı bizim
Neyden oluşmuşsa tabiat
Yüzüğümüzde o yazıyordu;

Neyden oluşmuşsa tabiat
Ondan oluşsundu bizim rüyamız da
Oluşsundu yeterince beklemekten.

Bir gün her şey karbon sevgilim.

Birhan Keskin
-fakir kene-

MIH I & II – Birhan Keskin

25488169_1736888039654650_5258973860338781894_o
Mıh I

Kalbimden ayağınaydı yolum,
Gördüm, hep seni gördüm
Kara gecede, kara uykuda yürüdüm.
Bomboştu her şey, elimde bir dünya tarağı
Gök ağlıyordu, ben zülfünü ördüm.

Kubbem yok ki benim, bir tepsinin kenarında uykum
Dönersem, aşağ’sı çok yüksek
Düşeceğim nasılsa gördüm.
Dünya beni sarmazdı sarmalamazdı döndüm.
Gök ağlıyordu , ben zülfünü ördüm.

Mıh II

Kalbimin günbatısı, bu buz kesiği
bendeki lal, bu bendeki mıh,
söktüm senindir, sana bağışladım
ağaran saçımı, senindir, al.

Birhan Keskin
– Soğuk Kazı-

 

AT – Birhan Keskin

BEJAN MATUR AT

Var idiyse eğer, ve yapılabilecektiyse ve yapılmadıysa
Atlarım bil ki bu sebepten dağa bayıra vurmuştur,
her biri başka yolu koşmaya, dağılmaya kendilerini.

Yeşil bir çayır hayali okşasındı yeterdi, onları
Çok şey değildi istediğim, akşamları eski bir ninniye
koysunlardı başlarını.

Bilmezsin sen nasıl yorulup aldandığımı kendime,
atlarıma, onlara neler anlattığımı yol boyunca.

Bana da onlara da at oynatan dünya, duydun mu?
Yaz atı, kış atı, kiang, tarpan… hepsi gittiler
Bir benatı kaldı benimle şimdi; boz atı, kır atı
Onun da sebebi var;
başında mavi çekim, ayağında demir bukağı.
İmdi, bunca yıl içimde taşıdığım atlar, onlar
boşaldılar benden.
Dünya, söyle bakalım, benden gidenleri
nerene sokacaksın şimdi?

Birhan Keskin
-Yeryüzü Halleri-

Yağmur – Birhan Keskin

birhan-keskin-yagmur

Çağımın aklında plastik çiçekler açıyor,
gülüyor ve seviniyorlar buna. Oysa yağmur
durmadan yağıyor. Biz bir odanın ışığını
açana dek yağacakmış.
İki kişilik bir sessizliği buluşturana dek,
bir ritmin içinde tekrar. Yağacakmış, hayatı
oluşturana dek, tekrar.
Sık sık camdan dışarı bakıyorsun, odaların dışına
kaçıyorsun, kalmak istediğin bir yerin yokmuş,
içindeki ses kaygıyla tanıştırıyormuş seni.
Yağmur: Sessizliğiniz huzursuzluğunuzun sesi
diyormuş size. Yankılanıyormuş yağmur:
Ömrün birşey anlatıyor sana, ama sen anlamıyorsun!
Yağmur durmadan yağıyormuş
Hiçbirşey rastgele değildir.
Hiçbirşey rastgele değildir.

Ben anlıyorum ama, onlar anlamıyorlar daha,
içlerindekini çoktan unuttular. Yağmur da
sevmiyor artık bizi. Ama terk etmiyor,
unutmuyor yine de; Yağmur yağacakmış daha:
Buluşturana dek içimizdeki kopuk ritmi,
cılız sesleri dönüştürene dek rüzgâra.

Çağımızın aklında bombalar patlıyor, kaçıyor
ama dönüyorlar aynı yıkık yerlere.
Silinebilir mi bu yazı?
Bu uzun anı unutulabilir mi?
Eski bahçe acı çekiyor benim yerime.
Ben silinebilsin, unutulabilsin diye
dua ediyorum yağmurla birlikte.
Yağmur yağıyor: Bilmiyorsun diyor, toprak nedir,
eski bahçe ne, niçin söküldün ordan ve
sıkıntıya aitsin, neden?

eski bahçe, hey! hayatın ritmini,
yağmurun sırrını saklayan,
bizi bir zaman şımartan kucak, kayıtsız şefkat.
bir ömür nasıl yaşanır, fısılda bize
nasıl yanar hayatın ateşi içimizde?

Yağmur yağacakmış,
Ömrün anlatacakmış daha.

Birhan Keskin / 20 Lak Tablet
-Kim Bağışlayacak Beni-

Gölgede, Serin – Birhan Keskin

birhan-keskin-golgede-serin

Bütün manzarayı dolanır da güneş, vurur.
(Tek tek ağaçlarına ovanın,
Bir fırfırlı eteğine suyun, bir uzağına nehrin,)
Bir derdim var vurmaz dibine
çok mu saklı derdim, çok mu derin
çağırmadı dilim, dönmedi bunca zaman,
bekliyor dilsiz taşın üstünde,
üşümüş uzun uzun, hepsinden serin.

Birhan Keskin
-Y’ol-