MIH I & II – Birhan Keskin

25488169_1736888039654650_5258973860338781894_o
Mıh I

Kalbimden ayağınaydı yolum,
Gördüm, hep seni gördüm
Kara gecede, kara uykuda yürüdüm.
Bomboştu her şey, elimde bir dünya tarağı
Gök ağlıyordu, ben zülfünü ördüm.

Kubbem yok ki benim, bir tepsinin kenarında uykum
Dönersem, aşağ’sı çok yüksek
Düşeceğim nasılsa gördüm.
Dünya beni sarmazdı sarmalamazdı döndüm.
Gök ağlıyordu , ben zülfünü ördüm.

Mıh II

Kalbimin günbatısı, bu buz kesiği
bendeki lal, bu bendeki mıh,
söktüm senindir, sana bağışladım
ağaran saçımı, senindir, al.

Birhan Keskin
– Soğuk Kazı-

 

AT – Birhan Keskin

BEJAN MATUR AT

Var idiyse eğer, ve yapılabilecektiyse ve yapılmadıysa
Atlarım bil ki bu sebepten dağa bayıra vurmuştur,
her biri başka yolu koşmaya, dağılmaya kendilerini.

Yeşil bir çayır hayali okşasındı yeterdi, onları
Çok şey değildi istediğim, akşamları eski bir ninniye
koysunlardı başlarını.

Bilmezsin sen nasıl yorulup aldandığımı kendime,
atlarıma, onlara neler anlattığımı yol boyunca.

Bana da onlara da at oynatan dünya, duydun mu?
Yaz atı, kış atı, kiang, tarpan… hepsi gittiler
Bir benatı kaldı benimle şimdi; boz atı, kır atı
Onun da sebebi var;
başında mavi çekim, ayağında demir bukağı.
İmdi, bunca yıl içimde taşıdığım atlar, onlar
boşaldılar benden.
Dünya, söyle bakalım, benden gidenleri
nerene sokacaksın şimdi?

Birhan Keskin
-Yeryüzü Halleri-

Yağmur – Birhan Keskin

birhan-keskin-yagmur

Çağımın aklında plastik çiçekler açıyor,
gülüyor ve seviniyorlar buna. Oysa yağmur
durmadan yağıyor. Biz bir odanın ışığını
açana dek yağacakmış.
İki kişilik bir sessizliği buluşturana dek,
bir ritmin içinde tekrar. Yağacakmış, hayatı
oluşturana dek, tekrar.
Sık sık camdan dışarı bakıyorsun, odaların dışına
kaçıyorsun, kalmak istediğin bir yerin yokmuş,
içindeki ses kaygıyla tanıştırıyormuş seni.
Yağmur: Sessizliğiniz huzursuzluğunuzun sesi
diyormuş size. Yankılanıyormuş yağmur:
Ömrün birşey anlatıyor sana, ama sen anlamıyorsun!
Yağmur durmadan yağıyormuş
Hiçbirşey rastgele değildir.
Hiçbirşey rastgele değildir.

Ben anlıyorum ama, onlar anlamıyorlar daha,
içlerindekini çoktan unuttular. Yağmur da
sevmiyor artık bizi. Ama terk etmiyor,
unutmuyor yine de; Yağmur yağacakmış daha:
Buluşturana dek içimizdeki kopuk ritmi,
cılız sesleri dönüştürene dek rüzgâra.

Çağımızın aklında bombalar patlıyor, kaçıyor
ama dönüyorlar aynı yıkık yerlere.
Silinebilir mi bu yazı?
Bu uzun anı unutulabilir mi?
Eski bahçe acı çekiyor benim yerime.
Ben silinebilsin, unutulabilsin diye
dua ediyorum yağmurla birlikte.
Yağmur yağıyor: Bilmiyorsun diyor, toprak nedir,
eski bahçe ne, niçin söküldün ordan ve
sıkıntıya aitsin, neden?

eski bahçe, hey! hayatın ritmini,
yağmurun sırrını saklayan,
bizi bir zaman şımartan kucak, kayıtsız şefkat.
bir ömür nasıl yaşanır, fısılda bize
nasıl yanar hayatın ateşi içimizde?

Yağmur yağacakmış,
Ömrün anlatacakmış daha.

Birhan Keskin / 20 Lak Tablet
-Kim Bağışlayacak Beni-

Gölgede, Serin – Birhan Keskin

birhan-keskin-golgede-serin

Bütün manzarayı dolanır da güneş, vurur.
(Tek tek ağaçlarına ovanın,
Bir fırfırlı eteğine suyun, bir uzağına nehrin,)
Bir derdim var vurmaz dibine
çok mu saklı derdim, çok mu derin
çağırmadı dilim, dönmedi bunca zaman,
bekliyor dilsiz taşın üstünde,
üşümüş uzun uzun, hepsinden serin.

Birhan Keskin
-Y’ol-

İskelede bir çırak – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN İSKELEDE BİR ÇOCUK İLK PARAG. FAKİR KENE DEN

Ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
Ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
Ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
Bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
Öyle mi?
Oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
Bizim köydeki gibi.
Allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
Oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.

……

Birhan Keskin /İskelede bir çırak
-fakir kene-