Aganta Burina Burinata – Tuğrul Asi Balkar

TUĞRUL ASİ BALKAR AGANTA BURİNA BURİNATA

bir sessizlik oldu uzun ve oldukça sıkıntılı – –
her sabah yağmur yağacak düşüyle taşıdığım şemsiye usandı ıslanmamaktan
sıçrayan her damlayı durgun bir göle fırtınalar biriktirmeye harcadım
yine de yorgun bir günü tökezlenmeden geçirecek kadar hırçın yüreğim
– aganta,

şimdi gemiler var limanlara güvenli
gemileri yelkenli açık denizlerin
– burina,

son isteği deniz açılmaktı karada boğulan çocuğun
türküsüyle
-burinata.

Tuğrul Asi Balkar
-bir sevinç depremi-

 

YALNIZCA KIRLANGIÇLAR BİLMELİ GÖÇ ETTİĞİMİ – Tuğrul Asi Balkar

TUĞRUL ASİ BALKAR YALNIZCA KIRLANGIÇLAR BİLMELİ GÖÇ ETTİĞİMİ

I.
(dedem ben küçükken ölmüştü*
dedemin evi vardı eski bir rum evi iki katlı denizi kaleyi gören
şirin bir bahçesi umutsuzlar için dilek kuyusu çiçekleri iki mandalina ağacı
pencerelerini açarlardı yazın bunaltıcı sıcaklarında
saçakaltına yuva kuran mübadil kırlangıç yavruları doluşurdu odama
dedem “pedimu, mino paluko, bırak kuşlarla oynamayı” derdi
ama ben yalnızca bakardım oynamazdım doyamazdım
daha fazlasını anımsamamalıyım
dedem ben küçükken ölmüştü)

kırlangıçlar göç edermiş yaz sonu göremezdim

*ölüm seni benden ayırabilir ama
aramızdaki sevgiyi asla

 

II.
(erkenden uyanmalıyım sabah vardiyası işçileri yola düşmeden
doğrulmalıyım yatağımda geceden gördüğüm düşleri hayra yormalıyım
kalkmalıyım yüzüme bol bol su çırpmalıyım
çay suyunu koymalıyım ocağa kalanıyla traş olacağım
pencereleri açacağım geçen günkü doludan arta kalan
erik çiçeklerinin kokusu doluşsun odama
bir güzel kahvaltı yapmalıyım haberleri dinlemeliyim radyodan
en temiz giysilerimi giymeliyim sırt çantamı açmalıyım
içine bunca yıl yaptığım yanlışları doldurmalıyım
-alır mı acaba-
ve ağzını sıkıca düğümlemeliyim, dağ çiçeklerine, pınarlara, denizlere
özüme başlayacak sarp bir yolculuk olacak
fırtınaları boran olup karşılamaya yürümeliyim koşar adım)

yalnızca kırlangıçlar bilmeli göç ettiğimi
sevgilimden bile gizlemeliyim

kırlangıçları görürsem söyleyeceğim

Tuğrul Asi Balkar
-Biriken-

BAŞTAN SONA – Tuğrul Asi Balkar

TUĞRUL ASİ BALKAR BAŞTAN SONA BİR

bir

yankılandım.
yankılanan dalgalar koşuyor kıyıya
iz bırakmadan
yankılanan unutulmuş ve uzak
bir şarkının son dizeleriydi anımsa
anımsa canlara vuran
yağan kardı bütün bir gece
gider mi gider gitme desen de

göçebe bir güvercin
o, kanatsız belki sevdalı
kim hayır diyecek
kim yadsıyacak
tek ışık gözlerimizdi
tek sıcaklık soluğumuz
sözlerimiz yorgun
düştü, kim kaldıracak
kim tanık bir an mı
kim tanık bir yaşam mı
bütün zamanları birden
bütün acıları birden
yaşamanın zorunluluğu
gider mi gider gitme desen de

Tuğrul Asi Balkar
-bir sevinç depremi-

Bir Kars Anısı – Tuğrul Asi Balkar

tugrul-asi-balkar-bir-kars-anisi

savrulan kuruyan yapraklar mıydı yoksa sesim mi?
ormanlarda
çıtırtısını duyumsamak için yüreğimi toprakla bütünleştiren
uçurumlara hamak gerip o bitimsiz boşluklarda korkuyla
kucaklaşan
bırakın beni gölgeme gizleyeyim kendimi toprakla haşır neşir
aklım! zaten burada on iki ay kış artanı yaz…

Tuğrul Asi Balkar
-vazgeçmeler ustası-

YANKISI KALIR – Tuğrul Asi Balkar

tugrul-asi-balkar-yankisi-kalir-uc

üç

ey her şeyi alıp götüren zaman
anımsa güzün uslandırdığı haylazları
uysal kırlangıçları, düşündükçe
unutuşun bulutları peşinden
giden yüreğini, çakıl taşlarının
sessizliğine alıştırmış çocukları:

sanki çölde
bir çiçek
bilmeden
gizlice açan
sevinci
sanki yolunu şaşırmış
barbar yasaların
yargıladığı günleri
anımsa el ele
tutuştukça dalgınlığa yakalanan
izimizi
ve her şeyi alıp götüren zaman

Tuğrul Asi Balkar
-Biriken-