kuşlarla birlikte ölüyoruz – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL KUŞLARLA BİRLİKTE ÖLÜYORUZ

bize hangi rüzgâr yolu
kaldı evvel zamanlardan
avucumuzdan kayan kum
şimdi hangi ırmakta

adımızı ele veren zambaklar
çoktan kurumuş olmalı
mavi hayıtların gölgesinde
kuşkular mı uyuyor

zalim karanlık sürüyor
zehir damlıyor yazılarımza
gemilerimizin battığı melendiz’de
kuşlarla birlikte ölüyoruz

Ahmet Uysal
-Sonsuz ve Uzak-

geceleri hayal edilen şiirler – Ahmet Uysal

geceleri hayal edilen şiirler - Ahmet Uysal

daha dün gibiydi
her kimsemdiniz yanımda
yürüyüp giden belirsiz
patikalarında ormanımın
kır çiçekleri gözlemcisi
isimler bulucusu bitkilere
toprağa düşen cemreye
benzeten bütün böcekleri
avuçlarıma kuşdiliyle
dizeler yazma ustası

yenilgilerimle sığındığım
sunağımdınız denize esen
yaz yeli ürpertisi yalnızlığımın
kokusundan tanıdığım
ince ıssızlıklar çiçeği
dokunsam kırılan
yağmurlu nisanlar dalı
otların yüzüme değmesi
uzanınca toprağa

geceme upuzun serilen
dağ eteğimdiniz
yan yana getirilmiş
büyülü çiçekler senfonisi
sürüklenip yok olduğum
büyük sonsuzluk
renkleri tanımsız
gül çürüğü günlerinizde
unutmadım elimdeyken
kalbiniz olan elinizi

Ahmet Uysal
-Sonsuz ve Uzak-

AKDENİZ EZGİSİ DİLİMİN – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL AKDENİZ EZGİSİ DİLİMİN KIRMIZI BAĞBOZUMU 1988

yağmur sonrasıdır; çık gel
güz hevenkleri salınsın
ırmak ağzında seninle;
tılsımına bürünsün ormanım,
tuz/otlarımla sarılayım
göğsünün gizli buğusuna.

yitik kazı yerime döneyim,
kızıl günbatımında ege’nin,
helena’nın izini bulayım
yedi kat altında toprağın
aşil’in savurduğu okla
yara alsın akşamın topuğu.

şiirler sonrasıdır, esrik,
yine unutulmuş sözcüklerin
karanlık boşluğundadır
ruhumla katıldığım delta
işte orada arıyorum sesini,
belki üç bin yıl öncesinin.

yağmur sonrasını bekleme,
çık gel güz hevenkleriyle,
yörüngesiz gezegenim ey,
akdeniz ezgisi dilimin,
bağı çürüyen ikonum ol,
soluğun kalsın toprağımda!

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

Görsel: VanGogh, Kırmızı Bağbozumu 1988

YAZ SONU TABLETLERİ/1 – Ahmet Uysal

sumer-tablet-1

—İlmiye Çığ’a adanmış şiirler:

-onlar şiiri öğrendiğinde-
yeryüzünde yoktum ben;
çok sonraları,
ozan soluğumla doğdum
kutsal rahibenin avuçlarına.

çivi/yazı odamda,
onun gizil yüzünü ele verdi gökler,
ay tanrıça suretinde,

toprağı kutsar gibi temmuz
hasadıyla buğday dokulu
bedenine hazırladı
ve yeniden yarattı tinimi.

biçem aldığım büyülü
uzaklığım ve yakınlığımdı;
tutkuyla biçim verdiği toprak
kabıydım büyük ‘utu tapınağ’nda.

düşüyor olsa da, zaman
sözlüğünden ozan adım, ne çıkar;
kırık bir sümer tabletinde
saklıdır söylencemiz.

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

Görsel: Sümer tabletleri 1…

ŞARAP TUTULMASI – Ahmet Uysal

ÖMER HAYYAM

incitilmiş hüznümüzle
yola koyuluyoruz assos’dan,
midilli koylarında bekliyor bizi hayaller,
anadan doğma koynunda ege’nin.

kırık testimizdir tenedos rüzgârı,
üzüm kokusunu sürükler
rum ağzıyla kadırgasında
dudak ucunda yıllanır buğusu.

kızıl köpüğünü örter üzerimize
kuğular havalanır boynumuzdan,
gövdemiz şarapsahan mahzeni…
boğazkere kekreliği dilimizde.

mikis theodorakis ezgisi
öpmektedir kırmızı bordamızı,
sol omzumuzda mühür ve zaman,
ortak yanımızda güz/bozumu…

şarap tutulmasına dahil olur
zeus sunağında renga okuyan şairler,
mehmet mahzun’un söylediği
‘koyuncu’ türküsünden
bıçak yarası kalır yanağımızda…

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

KALİNO – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL KALİNO

suyun öte yakasından gelir,
daha da uzak, rodop’lardan:
kalino ezgisi pomakların…
balkan kanı karıştırır
kanıma tutkulu gaydacılar.

zulya kamalova ulaştırır
unutulmuş akrabaların sesini,
kostas sideris’in uduna.
ürpertisi kalır yağmurun
dağ geçeneklerinde.

ayde mori oralara, arda’lara
gidiyoruz ağıtlarımızla,
“kırmızı gül her dem olmaz”
yıldızların altında çobanlar
merhem olsun yaralarımıza.

bir daha göremem diye,
ağla sen dobruca’lım ah ağla,
deli ormanlar hiç unutulmasın,
kederli gözlerinde bulutlar
başından sevdayı almasınlar:

kalinolar yaksın dudağını!

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

Görsel: Rodop Dağları

KIRGIN GÜNLER GÖÇEBESİ – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL KIRGIN GÜNLER GÖÇEBESİ

Yurdun neresiydi senin
Ey rüzgâra bürünen göçebe

Tükettin işte barındığın
Kırgın günleri de
Biriktin ve çürüdün
Eski taş oyuklarında
Çimlendi gizlediğin tohum

Islak bir çizgiydin
Kuşların geceye çizdiği
Acı sularında çığlıklar
Kırk yıl eğirdin ipliğini
Kırkıncı şiirinin

Önünde duruyor şimdi
Yangınlar atlası temmuz
Kül üreten kent günleri
Geçit vermeyen köprü
Çıkrıkta bekleyen iplik

Çıkıp gidecek gibisin
Kendine çizdiğin eğriden
Bursa günleri kentine
Şiiri ilk bulduğun
Su günlerine yeniden

Yeniden kuşatıyor seni
Korku ve kuşku günleri
İçindeki taş tanrı
Ağır basıyor yeniden
Uzun süren o yıkımlar yılı

Yurdun neresiydi senin
Ey rüzgâra bürünen göçebe

Ahmet Uysal
-sularla-

 

Görsel: Irgandı Köprüsü/Bursa