Benim Aşkım – Sabahattin Ali

sabahattin-ali

Bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
Bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
Beni anlayamazsan gözlerime bakınca
Göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.

Daha pek doymamışken yaşamanın tadına
Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına…
Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına.
Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.

Sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran,
Sensin “Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.

Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye.
Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.

Sabahattin Ali
1934
-Bütün Şiirleri-

ANISIZ YAŞANMAZ – Sabahattin Kudret Aksal

sabahattin-kudret-aksal-anisiz-yasanmaz-ahmet-telli-ankara-alper-ozkok

Bunu iyi bil arkadaş
Anısız yaşanmaz
Havasız susuz ekmeksiz nasıl yaşanmazsa
Anısız da yaşanmaz
Onun için anı edinmiye bak kendine
Eni boyu biçimi
Ne olursa olsun
Yeter ki bir yaşa geldin mi
Anıların olsun
Anılar salt çocukluğunun geçtiği odalarda
Okulunun avlusunda yeşermez
Bunu bil
Bir merhaba var ya bir merhaba
Anıdır sırasında
Bunu da bil
Eline geçirdin mi dört aç gözünü
Dağarcığına devşir
Bir dağarcığın olsun anılardan
Günü geldi mi tepe tepe kullan

Sabahadettin Kudret Aksal
-Bütün Şiirleri-

Ahmet Hamdi Tanpınar (23 Haziran 1901 – 24 Ocak 1962) Anısına saygıyla…

ahmet-hamdi-tanpinar-sesin-bursa-inegol-cerrah-deresi-c-ibrahim-peynirci
SESİN – Ahmet Hamdi Tanpınar

Sesin yıldızlı gecemdir
Baş ucumda geniş, sonsuz
Dalgalanır derinleşir;

Akan deremdir ben susuz
Çatlamış dudaklarımla
Koşarım saf billuruna…

Sonra irkilirim birden
Bittiği an bu rüyanın,
Geçmiş gibi, fark etmeden
Öbür yüzüne aynanın…

Çırpınan bir ruhum artık
Bin hasretle delik deşik
Uzak hayret burçlarında
Nevânın, ferahfezânın

Ahmet Hamdi Tanpınar
-Bütün Şiirleri-

 Görsel:  Bursa – İnegöl Cerrah Deresi (c) İbrahim Peynirci

KALBİM – Ahmet Hamdi Tanpınar

ahmet-hamdi-tanpinar-kalbim

Boş dehlizlerinde ne ziya, ne ses…
İnziva, korkudan kısık bir nefes
Gibi dalga dalga ürperir, erir.

Her şey bu bakımsız, eski sarayda
Bir sonsuz elemi hatırlatmada
Duyulan, sezilen yalnız kederdir.

Dallarda inlerken rüzgârın neyi
Mehtapta yükselen bir fıskiyeyi
Beyhude düşünür viran bir bahçe;

Ve sularda sükût harelenirken
Boşlukları süzen pencerelerde
Kızıl hayaletler geçer her gece.

Yalnız zaman olur bazı akşamlar
Bir kadın çehresi; yanarken camlar
Bir lahza belirir loş aynalarda

-Bir esmer çehre ki hep size benzer-
Sonra yavaş yavaş kaybolup gider
Uzaklaşan bir ses gibi rüzgârda

Ahmet Hamdi Tanpınar
-Bütün Şiirleri-

 Görsel: Willem Haenreats

DENİZİN GETİRDİKLERİ – Cahit Külebi

CAHİT KÜLEBİ DENİZİN GETİRDİKLERİMUDANYA SAHİL GEMLİK KÖRFEZİ

I

1948 yılında
On beş gün yattım uyudum
Sırtüstü yattım uyudum
Gemlik körfezinde.

Dağların ortasında, ayağımın dibinde
Çocuk gibiydi oynaşan nazlı sular,
Unuttuk, sevmesini çoktan unuttuk
Severse çocuklar sever.

Belki de beni değil
Dalgalar özgürlüğü seviyordu,
Dağlardan tarlalardan
Gürleyip akmak istiyordu.

Ama bu dağlar bizim dağlarımız
Ayrısı gayrısı yok denizle,
Yabancımız değil bağlar bahçeler
Zeytin ağaçlarımız.

O ağaçlar ki şimdi soluk yeşil
Sonra kömür gözlü kızlara benzer,
O ağaçlar ki anamız gibi
Durmadan emzirirler.

Gelin yaklaşın dalgalar yanıma
Bıktım insanlardan, kentlerden bıktım!
Sayın ki bir gemiciyim, gemim batmış,
Yüze yüze kıyıya çıktım!

Deniz utangaç bir kadın gibi sokuldu yanıma
Öptüm okşadım mavi saçlarını,
Tuttum, ince damarlı bileklerinden, günlerce tuttum,
Yüzümde gezdirdim avuçlarını.

Sen biricik kadınımsın mavi deniz
Bir başka oluyorum her koynuna girdiğim zaman.
Serin sularında can verip can alırken
Kuşlar bizi seyretti uçaraktan.

Anladım ki boş değil yaşamamız,
Her şeyin bir tadı var.
Sen biricik kadınımsın mavi deniz!
Kalbinde çarpan sevgi dalgalar.

II

Böyle deyip Kerem gibi düştüm yollara
Trenler, gemiler, arabalar.
Uçsuz bucaksız yurdumun göklerinde
Beni kuş gibi uçurdular.

Solgun tarlaları kederli akşamlarda
Seyrettim trenlerin penceresinden,
İnsanlar üst üste uyuyorlardı.
Çıkmış gibi amansız bir savaş içinden.

Adamlar gördüm yorgun argın
Geceye doğru yürüyorlardı.
Kadınlar gördüm çocuğu kucağında,
Kasabalar gördüm eskimiş, küçük, darmadağın.

Köylerim! Ta çocukluğumdan sevdiğim köylerim!
Küçük vadilerde küskün kimsesiz
Bakar gibiydiler konuşmadan
Nasıl ağlamak istiyordum bilemezsiniz!

Azgın fırtınalar denizlerde,
Şehirlerde ışıktan dalgalar
Bekleşen kadınlar geceleri,
Rüzgâr gibi kızlar, küskün çocuklar.

İnsanlar! Şeytanın sütkardeşi!
Bazı bazı sizleri de gördüm uzaktan;
O zaman sövmek geldi içimden
Ayıptır söylemesi…
Cahit Külebi
-Bütün Şiirleri-

Sabahattin Ali (25 Şubat 1907 – 2 Nisan 1948) … Anısına saygı ve özlemle…..

SABAHATTIN ALI
Bütün İnsanlara – Sabahattin Ali

Dillerde gezen adım:
Bir seciyesiz, bir it.
Nedense olamadım
Sizin gibi bir yiğit…

Ne gaye taşıyorum,
Ne bir dağ aşıyorum;
Delice yaşıyorum,
Ne ihtiras, ne ümit…

Yuh… Eğer hayat buysa,
Bu ahmakça uykuysa…
Bana kim sokulduysa;
Hadi dedim, hadi git!…

Bende çok şey var ama,
Akıl filan arama…
Ciddiyette arama
Koydum dikenli bir çit.

Saçıma düşen aklar,
Ne bir macera saklar;
Çıkarmaz bu dudaklar,
Ne bir küfür ne tevhit…

Korkutmaz beni ölüm,
Bir şeytan kadar hürüm.
Süremez bende hüküm
Ne Allah, ne de Nahit…

Sabahattin Ali
1928
-Bütün Şiirleri-

BURUŞUKLAR – Sabahattin Ali

SABAHATTİN ALİ BURUŞUKLAR

Hastayım, hasta… Ölgün…
Gördüm yüzümde bugün:
Bir sürü buruşuklar…

Daha yirmi yaşımda
Beliriyor karşımda,
Siyahlaşan ufuklar…

Ne kadar boşmuş hayat.
İşte bana birkaç hat
İhtiyarladın! diyor…

Bu çizgiler bir nehrin,
Yatağındaki derin
Çukurlara benziyor:

Bir sel gibi ömrümüz,
Akarak gece, gündüz
Kazmış bu çukurları…

Biz ki sönmüş bir koruz;
Bilmem ne bekliyoruz
Böyle benzimiz sarı..

Sabahattin Ali
1927
-Bütün Şiirleri-

ŞİİR YÖNTEMİM – Cahit Külebi

CAHİT KÜLEBİ ŞİİR YÖNTEMİM

Kimse yazmamı istemedi.
Beş yaşımda kendim başladım.
Bu yüzden düşkünlüğüm yok.
Ayda yılda bir anımsarım.

Saçılır kır çiçekleri
Ağzımı açtığım zaman.
Sonra birleşir üçü beşi
Birer gümüşten mızrak olur
Gökyüzüne doğru atılan.

En çok yurdumdan söz ettim
Doğayla insanla içli dışlı.
Sevinçler, acılar, özlemler…
Hepsi de çatal dişli.

İlk ustam oldu benim halk
Belleğimde akıp giden ırmak…
Köylü diliyle türkü çağırdım
Onlarla gülüp ağlayarak.

İkinci ustamsa doğa
Şiirlerimde alın terim.
Bozkır türküsüyle doldu ciğerlerim.
Taşları düzleyen rüzgâr gibi
Doğayla yontuldu dizelerim.

Üçüncü ustamdı kadınlar.
Tekdüze yaşantıya.
Kaynar dururlar semaver gibi.
Onlar öğretti bana sevgiyi.
Gözleri çıra gibi yanar,
Ak badem olur tenleri,
Güvercin kanadına benzer elleri.
Eritip yüreğimde sevgiyi, acıyı özlemi
Kurşun döker gibi döktüm tası.
Her biri bir başka biçim aldı.
Oyunlarda şeytanların aynası.

İşte doğrusu sözgelimi
Dokuyup yol üstüne attıklarım
Birer küçük köylü kilimi.

Cahit Külebi
– Bütün Şiirleri-

Ahmet Hamdi Tanpınar,( 23 Haziran 1901 – 24 Ocak 1962) Anısına saygıyla…

ahmet hamdi tanpınar sonbahar

SONBAHAR – Ahmet Hamdi Tanpınar

Antalya’nın denizine…

Sahillerin yasda, ufkun bütün sis;
Deniz, bu akşam bir matemin mi var?
Sularında soldu son açan nergis,
Yaza mersiye mi ufkunda rüzgâr?

Ne yorgun inliyor sahilde sesin!
Ruhunun hicranı akşamla eş mi?
Neye bir veremli hasta gibisin,
Ruhunla ıstırap yoksa kardeş mi?

Karşı ormanlardan geçen atlı kim?
Deniz, uzaklarda yanan bir şey var…
Ufkun sükûnuna ölüm mü hâkim,
Niçin sustu demin inleyen rüzgâr?

Vahşetle tutuşan gözlerinde kin
Mevsim mi bu geçen yoksa ölüm mü?
Yolunda can veren hüzünlü, bitkin
Bir gölgedir şimdi yaprak dökümü.

Hayata sırıtan iskeletiyle
Son kalan dalları kırıyor eli
Sularda eriyen kan ve etiyle
Ufukta çökerken yazın heykeli.

Ahmet Hamdi Tanpınar
-Bütün Şiirleri-