Hani Sevmek Için Elleri – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU HANİ SEVMEK İÇİN ELLERİ VARDI

Bir sınırsız anlamsızda onu arıyorum erkekçe
Duvarlara çarparak büyüyor düşüncelerim
Bir sözcükte gizlidir, biliyorum, ama güç
Demiri ha babam dövüyorum

Mutlak bulmalıyım, öyle güçsüz duramıyorum
Bir elim toprakta kalıyor, öteki bulutta
Belki bulutun, toprağın ötesi
Anlamıyorum

Tohum yeşeriyor, başak oluyor-güzel
Başak sararıyor ekmek oluyor-güzel
Tohum başak ekmek sizin olsun
Ben sarıyı yeşili istiyorum

Bir düşünce yanıp sönüyor bilincimde
Ne etsem bir türlü tutamıyorum
Siz varın bildiğiniz çayın kıyısına oturun
Ben habire deliriyorum

Akın karadan ayrımı ne, bilmiyorum
Güzelin çirkinden ayrımı ne, bilmiyorum
Hani o, hani gücü yüreğinin
Hani sevmek için elleri diyorum

Ataol Behramoğlu
-Ey Uzak-

SONBAHAR EZGİSİ – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU SONBAHAR EZGİSİ
Caddeden liseli kızlar geçiyordu
Medeni hukuku usulca kapattım
İmtihanmış paraymış etiketmiş
İnadına bir sigara yaktım

Örneğin dedim şu dünya
Bir boşlukta döner de döner
Şu yağmur şu hınzır eylül yağmuru
Adamı büsbütün deli eder
Peki insanlar peki insanlar
Hangi akla hizmet eder

Düşünüp düşünüp içlendim

Saniyeler dakikalar saatler derken
Günler su gibi akıyor kardeşim
Bir yanda ders kitapları bir yanda kalbim
Şaşırdım kaldım

Ataol Behramoğlu
1961
-Bir Gün Mutlaka-

Ey Uzak – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU EY UZAK

O en eski hüznümdür benim aydınlanan
Kurallar boyu büyüten ilkel özlemimi
Kim bilir sevgi ırmağımda nelerdi yaşanan
Karanlık denizlerden geçen hangi gemilerdi

Sepetine eflatun çiçekler doldurmuş
Mutluluğu bildik biçimlere sığmayan
Sarışın bir adam, pembe dişli bir kadın
Kuşlardır en gizli öpüşlerini duyan

Ansızın susuşunda mı, nehirler gibi
Ağır ve anlamlı, gecenin ortasında
Binlerce ölmek binlerce yerden bin yıl
Bin yıl büyümek sana ve sonsuza

Kimdi o, sıcak loşluğunda mağaraların
Dost öpücükleri anneme benzeyen
Sevgi anlatan, bir şeyler sezdiren usulca
Usulca alıp başını duygunun ormanına giden

Bitmesin, bitmesin ne olur bu sessiz uzayan
Bu kar yağar gibi usuldan gözlerime
Erkek ve özlemli ve ağlamasını bilen
Şimdi bir sana tapınmak ey uzak keman

Ataol Behramoğlu
1961
-Bir Gün Mutlaka-

bir kadını bekliyorum… – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU BİR KADINI BEKLİYORUM  SİPARİŞ ŞİİR

Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgârı geçerek.
Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda,
Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçerek.

Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
Bir akşamı geçerek.

Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
belki de
Bir kadını geçerek.

Bir kadını bekliyorum
Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…

Ataol Behramoğlu
Varlık D. Ağustos’14

Seni Elinden Tutmuştum – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU SENİ ELİNDEN TUTMUŞTUM

Seni elinden tutmuştum – yaz geçiyordu
Yaz geçiyordu, biz geçiyorduk
Yazı elinden tutmuştuk

Birazdan geleceksin, bakışacağız
Bakışacağız, hem var hem yok gibi
Hem var hem yok gibi öpüşeceğiz

Aramızda söylenmemiş sözlerin uzaklığı
Aramızda yaşanmamış şeylerin uzaklığı
Yakın ayrılıkların sezgisi tenimizde

Hayat geçiyor biz geçiyorduk
Bir denizin üzgün kıyısında
Güz bir hastalık gibi ilerliyordu

Ölgün ışığıyla güz
Ve biz yaklaşan ayrılıkların önünde
Kış duygularına bürünmüşüz

Dışardan ağlayışı geliyor çocuğumuzun

Ataol Behramoğlu

Bebeklerin Ulusu Yok – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU BEBEKLERİN ULUSU YOK

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı 
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu

Bebekler çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası, en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi

Babalar çıkarmayın onları akıldan
Analar koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Bebekler, çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu…

Ataol Behramoğlu
-kızıma mektuplar-

Sesler – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU SESLER

İnsan seslerine tutunarak ilerliyorum
kollarım alabildiğine açık
yuvarlanmamak için uçuruma 

İnsan seslerine tutunarak ilerliyorum
yolumu yitirmemek için
boğucu karanlıkta

Kızımın sesi “anne” diyen
“i” gibi incelterek “e” sesini
“babacığım” derken kırık dökük
ve öğrendiği ilk fiilleri sıralarken
o henüz dalında ham bir meyve gibi ses
tutkulu, güvensiz, birden tizleşen

Karımın sesi, gülümseyiş gibi umutlu
ve bir kızkardeş sesi gibi sevecenlikle dolu

Telefondaki sesi babamın
kısık, uzakta, ama can kadar yakın

Gurbetteki kardeşlerimin sesleri
ansızın bir selam gibi ulaşan
çocukluğu
ve daha nice şeyleri ışıldatan

Unuttuğum sesi annemin
bazen düşlerimde çınlayan

Ve dostların sesi, bunaldığımda
dokunurcasına duymak istediğim
yolumu yitirmemek için
yitip gitmemek için boğuntuda

“Kendine iyi bak” diyen sesler
“nasılsın” diyen sesler
kaygılı, dostça çınıltılı, ince kalın, boğuk ya da tiz
kendimi en kötü duyumsadığım zamanlarda
duymak istediğim o sesler
tutunarak güven duyduğum
birlikte bir karanlığı geçtiğimiz…

Ataol Behramoğlu
-Seçme Şiirler-

 

Leylaklarda Yitirdiğim – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU LEYLAKLARDA YİTİRDİĞİM

Ah o güzelim bahar akşamları
Kahredici gerçekler ötesinde kalan mutluluk
Günbegün anılarca uzaklaşan ufuk
Yöremde duyulmayan leylak kokuları

Delicesine mandolin çaldığım geceler
Ve sen çocuk masallarımın perisi
İlk düşlerimin unutulmaz sevgilisi
O yunmuş, o arınmış düşünceler

Toplar atıldıktan sonra kimsesiz
Terk edilmiş sokaklarda çaldığım ıslık
Ah o büyük dost yalnızlık
Nerelerdesiniz?

Bir şey var yitirdiğim leylaklarda
Yaşanmamış anılar kadar güzel
Tüm mutluluklara aydınlıklara bedel
Hayır değil, değil tanrılarda

Ataol Behramoğlu
-Bir Gün Mutlaka-

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Birşey Var – Ataol Behramoğlu

ATAOL BEHRAMOĞLU YAŞADIĞIMDAN ÖĞRENDİĞİM ŞEYLER VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi
dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak
arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin
mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol Behramoğlu
-Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar-