Kalsın Adı Da Soyadı Da – Refik Durbaş

KALSIN ADI DA SOYADI DA REFİK DURBAŞ

Çevresi bin adım, durup durup duruyor öylece yalnızlığın koyağında
bin yıldır kale ağası, neferleri ve tımar ehliyle
sis içinde bir pazar sabahı İstanbul’un
balıkçı tekneleri, sırları dökülmüş hüznü, ahşap güneşiyle
yenice tazeledim ateşini mangalın
balıkları temizledim: okunan mektuplar
rakılar buz muhabbette: okunmayan mektuplar
bitsin hele son macunu da sandalın
nicedir boynun büküklüğü Göksu deresi
gün olur görüşür müyüz bir daha?

Nicedir yalnızlığım, katran karanlığında ışıdığını
sis içinde bir pazar günü çığlığında İstanbul’un
nicedir hücrelerde zındanlarda
çığlıksız kaldığım, umarsız bir başınalığım

Bir çınarın gölgesine asın sesimi
onu yaptı desinler geçenler geceleri köprülerden
onu yaptı bu aman dilemez acılar
onu yaptı yalnız cumbalı evlerde konaklayan hüzün
saati dar sokaklarda durmuş gençliğim

Güzelce soydu ve dört parçaya ayırdı elmayı bir martı
biri muhabbetin közünden, biri bahçelerinden Niğde’nin
biri sisten, gurbetten aşınmış gökyüzünden
birinin saklı kalsın adı da soyadı da zulasında
suya vuran gölgesinde demir tarayan gemilerin

Nice bin yıldır künyesi okunmaz evlerin
okunmaz kimliğimin

Elmalar soyan ve parçalara ayıran olmak isterdim
yüksek, sağlam kale kapısı avlusunda
bir pazar sabahı Anadoluhisarı’nın
martılarla, dal sesi su sesi, hüzünlerle
mangal ateşinde kavrulan
balıklar ve rakı kokusuyla: uzaklara daha uzaklara

Gitmek isterdim

Ama kaldım burada, nice bin yıldır öylece sis içinde
gölgesi suya düşmüş yitik geçmişimi düşünüyorum hâlâ

Geleceğimi bir de burada: Anadoluhisarı’nda, umarsız bir
başıma

Refik Durbaş
-Olağan Bazı Şeyler Mesela/
Adresi Uçurum-

SEVENE BIRAK BENİ – Refik Durbaş

Bekle ne bir not ne işmar na’ber geçip gidiyor zaman
sabah kaçta çıktın evden akşamın vakti nerdesin
parça parça bir gün paramparça bir yürek bekle
karanlık kirpiklerinin ucunda
gözbebeklerinin uçurumunda bir aydınlık
karagüz pınarında ölüm
karamavi rüzgârında sevda
karaağusunda yüzünün özlem
bir cıgara yak
bir cıgara daha dipnotundan yalnızlığın bekle
kendine nefreti yük edinmiş yürekten yak
sevgisi ayaklar altında aşağılanmış yürekten yak
yak ve bekle
sabah kaçta çıktın ölümlerden
akşamın vakti nerdesin yalnızlığında
dinleme artık bu şarkıyı felâket üzre olsa dahi

Her sabah tarihsiz bir öfkeyle uyanıyorsun
tarifsiz bir acıyla
dişlerinin arasında sayısı belirsiz sözcük
belirli heceler
sayısı belli bin bir küfür
sis
çay demlenecek ekmekler yanmasın bekle
ellerini çıkar cebinden
çıkar yüzünden hüznü acıyı öfkeyi
nefret öylece kalsın
bekle
bilimsel kitaplar okumalısın hiç mi hiç anlamadın beni
işe geç kalacaksın öğleye uğrarım
akşam annemlerde kalabilirim
bekle
—Tüketici nelerden şikayetçi

O ki yalnız ve yalnız saçlarımı okşardı
yüzüme bile bakamıyorsun yıllar var
başımı omuzuna değil soğuk camlara dayıyorum
ellerim buz
alev alev yüreğim
aşkım
anladın mı acaba
sevmiyorum sevmiyorum seni daha ne duruyorsun
bir odun daha at sobaya
biraz daha acı yüreğe
biraz daha hüzün
yalnızlık
televizyonun sesini neden bu kadar açıyorsun
—Üretim hatası var

Güvenmek istiyorum sana hayata acılarıma değil ama
Şiirden konuşmak istiyorum sabah işe giden insanlardan
akşam işten dönen insanlardan bir filmden romanlardan
doların tırmanışı sürüyor
altın yine fırladı
enflasyon aşağı çekilecektir mutlaka
orta halli acılara dayanamıyorum artık
orta halli sevinçlere de
ortada kalmak istemiyorum
—Kullanım güvencesi yok

Yapacak işlerim var daha bekle
mektuplar birikti
adını duyduğum soyadını anmasam da olur
dostlara yazmalıyım
kendi içerde suretleri dışarda olanlara yazmalıyım
ol sevdası gönülde yeşerenlere yazmalıyım
bu akşam da mı hapsolacağız eve
cesaret
adresi meçhul yalnızlığıma yazmalıyım
karakör tutsaklığıma
günlerden günlere
yürekten yüreğe
sesten sessizliğe
onura
inanca
sevince
bekle
yazacağım
-Tamir ve bakım yetersiz

Uzat uzatabilirsin ol sıkıntı ki bir kanatsız kuştur
uçar günlerden günlere
acılardan acılara
sevinçlerden sevinçlere
bulutlardan rüzgârlara
rüzgârlardan hüzünlere
hüzünlerden bir lânete bir nefrete
perdesiz evlere yanlış evliliklere
ve uğramamıştır hiçbir ülkeye
adım neydi benim soyadımı kim bilir
bekleme artık
yürek kanat açar sonsuz rüzgârına
karaağulu yürek nafile

Artık git ve sevene bırak beni… Beni…

Refik Durbaş
-Adresi Uçurum-

KARA BİR KARANLIKTA – Refik Durbaş

KARA BİR KARANLIKTA REFİK DURBAŞ

Bir uçurumdan bir uçuruma
uçar gibi bırakıp çocukluğumu
arkası kuşlu bir aynada

Kaç yaşındayım ne zamandır
kara bir karanlıkta

Ülkem, çıplak çiçeği gecenin
günlerden ne bilebilirim ki…
kaç yaşında inançsızlığım

Beyaz bir aydınlıkta
kimliksiz bırakılmışlığım

Sana ve çocukluğuma inanıyorum

Refik Durbaş
-Geçti Mi Geçen Günler-

SANAMER – Refik Durbaş

SANAMER REFİK DURBAŞ
Kartalın uçtuğunu gördüm
rüyalarımı çaldığını gördüm
dağların yarıldığını gördüm
suları kendi aynasında gördüm
rüzgârın ağladığını gördüm

Gökyüzü yıkıldı. Sanamer virane
çocukluğum enkazında kaldı anne

Enkazında yalnızlığımı gördüm

Refik Durbaş
-Sanamer-

YÜRÜYÜŞ – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ YÜRÜYÜŞ

Rüzgâr sabaha yürüdü
seherinde teninin kokusu
dalında çürüdü vişne
suya düştü bir çakıltaşı
intihar nöbetinde vuslat

Seher akşama yürüdü
geceyi emzirdi karanlık
ayın ışığına sardım
gönderdiğin kum leylağında
teninin kokusu

Hana indim, gurbet yol almış…

Refik Durbaş
-Sözcükler D. Mayıs-Haziran 2018-

HER MERMERİ AK YAYLA – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ HER MERMERİ AK YAYLA

Süleymaniye camisi
inşaatı başlarken Kanuni
mimarlar başmimarı Sinan’a
bir gümüş akçe vermiştir.

Sinan, öpüp başına
koydukdan sonra akçeyi
tam yedi yıl saklayacaktır.

“Kapısı kapanacak biçimde
tamam” olunca cami
Sinan, yedi yıl sakladığı akçeyi
Kanuni’nin avucuna bırakacaktır.

Derler ki :
O, “Rumeli ve Anadolu’nun sultanı,
Karadeniz ve Akdeniz’in hakanı,
İslam ülkelerinin umrancısı
ve derviş dostu
Kanuni Sultan Süleyman”
bütün camiyi gezdikten sonra
taşların arasında
bir “akçe” nin girebileceği
tek bir delik bulamayacak
ve akçeyi tekrar
başmimara verecektir.

İşte bu yüzden olacak
Süleymaniye camisi
yüzyıllardır İstanbul’un ikliminde
“her mermeri
bir halı büyüklüğünde
ay yayla” misali durmaktadır.

Ve duracaktır da…

Refik Durbaş
-Gözbebeğim İstanbul-

 

©Faruk Öncan – Süleymaniye Camisi..