KİMSE – Refik Durbaş

REFİK BURBAŞ KİKMSE

flütüm ince ve bereketli yüzümle
her akşam yeni bir dansı çalardı
yürürken yaylasında en uzun gün
kahve fallarında fincanlarda
ve bir sessizliğe ekleyip kendini
birden barbar sesime dolardı
ne kadar derin ve titrekse dolardı
kendisi olan tabancasını dolardı

yüreğimin leylaktan bir çan olduğu
biriken bir kini usuldan üflerdi
süngülerin açtığı ilaçlı soluğuma
bir akşam kuytuluğunu taşıyaraktan
şimdi kime söylesem umutsuzluğumu
günün çoktan indiği kılıçlar derinlikte
aşkların bittiği unutulan derinlikte
bütün herkesle ardarda derinlikte

artık soluyor kanım ağzımda
flütün keskin ve öfkeli
yorgunum çalmasını unuttum
gitsem yüreğim hızlı bir dansa dönerken
sevgi kimbilir nerde kaldı unuttum
şimdi kime söylesem umutsuzluğumu
unuttum

Refik Durbaş
-Seçme Şiirler-

ÇIĞ DÜŞER – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ ÇIĞ DÜŞER

Dağa dokunma, çığ düşer
çığa çığlık düşer
kar üşür vadide
yüzün yüzüme düşer

Gökyüzü üstüne düşer
vadiye inen bulutun
gölgesi ovada kalır
bana dokun, dağa dokunma
karanlık akşama düşer

İşte güz de gitti, vaktidir
yalınayak kaldı günler
gamzeni yurt edindi kış
seni unuttuğumu sanma
kışa dokun, dağa dokunma

Çığ düşer, çığa çığlığın düşer

Refik Durbaş
-Sözcükler D. Kasım Aralık 2017-

GÖLGESİ YALNIZLIĞIN – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ
Orada bekliyordu her sabah
dudaklarında bir sigara
yüreğinde “sanal” heyecanlar
gecikmiş ev kirası ile…
Bir önceki geceye
kilitlediği yalnızlığı
sabahın kapısı önünde
unuttuğu düşleri
iki banka kartı arasında
sıkışıp kalmış
yeşil suratlı elli bin lirası
kirpiklerinin ucuna
astığı hüznü ile…

Orada bekliyordu her sabah

Yüzleri, karanlığın şehvetiyle
aydınlanmış kızlar geçiyordu

Ve okula giden çocuklar
kibrit kutusu minibüslerde

Çocukluğunu düşünüyordu

Bir düş, düşüş olan hayatını…

Refik Durbaş
-Hatıram Olsun 1-

SERÇE – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ SERÇE

Söğüt dalındaki serçe
beni de götür gurbetine
söğüt dalındaki serçe
beni de götür hasretine
yalnızlığı yurt edindim
benim de bir adım olsun
şu bulutlu gökyüzünde

Söğüt dalındaki serçe
terk etti sevdiğim sevgili
söğüt dalındaki serçe
hangi bahara erteledin
üç ömür tüketmiş kışımı
kime sorsam adresi meçhul
Bekir Sami yaşıyor mu acaba?

Söğüt dalındaki serçe
hana indim kervan gelmiş
menzilini almış gurbet
çiçeği solmuş bir rüzgâra
bakar gibi bakıyorum
sûretime bir kırık aynada
kim sorsa adresim meçhul

Söğüt dalındaki serçe
su içinde susuz kaldım

Refik Durbaş
-Sözcükler D. Eylül-Ekim 2017-

Karşılama – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ KARŞILAMA

Anılardan yontulmuş bir yüze değil
bir felakete adadım kendimi
deneyerek sesimi yeni bir ölüde her gün
sabahla, baharın geldiğini
resimlerde yaşayan ikindileri
akşamın yalnızlığa düşürdüğü kafiyeyi
kılıçla kesilen yatsıları
mavi kuş zındanlarını
ve sıkıntıyı adlandıran geceleri müjdeledim.

O, yüreğinde uzun hüzünler besledi.

Oysa acılar çoğalmış, dağlar uyumuştu
karanlığın kollarında şehir uyumuştu
denizin derinliğinde söken şafak
yüzündeki dalgınlık
ağzındaki ince harfler uyumuştu.
Fala mı inanırdım artık, kelimelere mi
su terazilerine, ölü tüccarlarına
geceye ve gündüze mi?

O gitti, bir sevdaya yasladı kendini
Ben kaldım. Yalnızlıkla karşıladım herşeyi.

Refik Durbaş
-Seçme Şiirler-