yalnızlık bir tarihtir – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ YALNIZLIK BİR TARİHTİR

yalnızlık bir tarihtir ikimiz
dururuz odalarda bir giysi gibi
en kalın soluklarla çekiyor ipi
kimbilir kimlere kalmışlığımız

yalnızlık bir tarihtir sen misin
bir geçmişi sürüp giden ak turna?
ya benden önceydi ya da çok sonra
bir halk türküsüne gül olan sesin

yalnızlık bir tarihtir onlarda
gök dediğin iki kuşun arası
ey ilkyazlı gülüşlerin sonrası
ansızın donuyor gül, bakışlarda

Hilmi Yavuz
-Bakış Kuşu-

kar ve Zaman – Hilmi Yavuz

Sumbulteber-HİLMİ YAVUZ KAR VE ZAMAN

haber verdiler, geldiler
aşklardı gelenler… onlardı
geçmiş gün… şimdi unuttum
galiba… bir sümbülteber…
belleğim bahçelerle yer… değiştirdi
artık neyi andımsa kar kar…
gibi şiirlerdi, şiirdi
unutuş sözleriyle beraber

bir şarkı böyle aksın istedim
besteler çürüdü, ezgiler karardı
ve bir gölü içinden kuşatır
gibi şiirler
vardı… ne oldu? onlardı
Zaman’ın tâcı… şimdi unuttum
solar dildeki uçurumda nilüfer

yaşlanır sonra, yaşlanınca da:
hüznün büyük iktidarı…
acılar ne kadar yoksulmuş meğer
ve neden
sözlerin soluk erguvanı?
sor : ne kadarı bu kıyıda tenhânın?
ki sen yaşadındı… geçmiş gün…
ve ölümün ne kadarı?

Hilmi Yavuz
-Zaman Şiirleri-

yazlar ve Zaman – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ YAZ VE ZAMAN

aşkların içinden geçtim: Zaman’da…
yazlar kendi içlerinde kayboldulardı

ne zaman beni andıysan bir söyleşi olarak
bir yaprak, aşklara gizlenmiş
ya da bir rastlantı
gibi durdumdu: Zaman bendim!
ben şiiri bir yaz gününden öğrendim
ve aşklar o ilk şiirden arta kalandı…

yaz günü! hep sende aradım Zaman’ı
hiç bitmedindi, ‘dindi’ diyenler olsa da…
şimdi şiirler bile ağır ağır çürüyor
– belki çürümezlerdi, sözler bende kalaydı…

bir yaza dönüşürdüm, yazlar başka olaydı…

Hilmi Yavuz
-Büyü’sün, Yaz!-

Söz ve Zaman – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ SÖZ VE ZAMAN ERGUVAN AĞACI

bir dağın uzantısı olmak
sana yetmediği zaman
gör ki sıradağlar talanda…
sözlere bak, bağı çözük çiçekler
gibi ortada, dağılmış duruyor
nerdesin? hangisinde? solmakta mısın
doğrularda ve yalanda?

işte hangi uçurum dillerinin
dip kuytularında olmak
beni sana göre daha sınırda kılar?
ve aramızdaki sınır
hangi kaybolmalarda
tenhâyla çizilmiştir?
her şeydir, savrulur, ama bir şey
direnir o hâlâ bende kalanda

kayboldum akarsudan sözlerde
aktıkça yıpranan şiirlerde
ve en yabanıl olanda…
şimdi kim dindirecek, erguvanları bende?
çünkü Söz’üm ben, Söz’üm,
hem bulandım
hem de arındım aynı zamanda

Hilmi Yavuz
-Zaman Şiirleri/dün-

size bakmanın tarihi – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ SİZE BAKMANIN TARİHİ

size bakmanın tarihi! siz
bir gonca kadar kendiliğinden
yazılmış olmalısınız
derin, korkunç ve ergen
kalbim, sevdalara sığmayan kalbim
bir dağı içeriyor geçerken
siz o dağa sanki kış
ve sanki bıldır yağan karsınız
umarsız sözcüklere bulanmış

size bakmanın tarihi! siz
bir keteni köpürten yaz
ve inanılmaz
yalnızlıklarsınız; sadece
sizin olan o vahim, o beyaz
ve kuytu gurbet sesleriyle
işlenmiş yazdıklarınız
ve yanık, kavrulmuş dizelersiniz
kimbilir hangi sevdalara dolanmış

size bakmanın tarihi! bir
kalbime güvensem sizi hep
okurdum ben…ama nedense
hep aynı hüzün ve
hep aynı tutkuyla
bakmayı bilmediğimden, ne yapsam
bir ilenç, bir kargış
gibi ardımsıra geliyor şairliğim
o solgun yolculuğa adanmış

Hilmi Yavuz
-Gizemli Şiirler-

hiç bir şey – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ AKŞAM VE HİÇBİRŞEY. by Morgan Lou

ordalar, sen onlardan birisin:
çulun ser çöle; yüzün’ bana dön!
ko gitsin gülünü, sözün’ yele ver!
hüzün gibi misin? evet gibi’sin…

farkında ol artık, kalpte sökükler;
aşklarsa, âh, yama üstüne yama;
bir kumaş, eprimiş, havı dökülmüş;
kendini bir teyelle tuttur akşama…

işte hepsi gittiler, boş kaldı her şey;
bak, yalnızlıklar da yol aldı epey;
neden şimdi beni kendine çeker,
şu benim yüzümdeki hiç bir şey?..

Hilmi Yavuz
-Akşam Şiirleri-

Görsel: Morgan Lou..

doğunun diyalektiği – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ DOĞUNUN DİYALEKTİĞİ

su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi
yaprağı akarına bırakmak

günün yaşmağını örtünür ve bir tekke nefesi
gibi usulca açılır toprak
sesin kendini güle
ve gülün kendini sessizliğe dönüştürmesi
gibi kendi kendini yağmalayarak
odur şafağı dönüştüren ölüme

bu yağma sanki yıkık hanların
beyazından baç alınan erguvanların
üzerinde bir dağ, örneğin nurhak
olup geçmiştir
ölüm hangi denizleri gezmiştir
bilinir ama mutlak
bir büyük hasrete kolan vurarak
çıkar kalbimin önüne

bir doğudur ki o. gülerken bile bozlak
hep susmuş, evet, ve nasıl ki sevdayı
gök ekinler gibi tırpanlayarak
yeni sevdalar üretmiş, ve susmak
yeniden gök ekinler gövertmiş
gövertecek de,
gurbeti sılaya bağlayarak

su şafağa dönüşür ve güzün felsefesi
yaprağı akarına bırakmak

Hilmi Yavuz
-Doğu Şiirleri-