HEYHAT – Ahmet Muhip Dıranas

AHMET MUHİP DIRANAS HEYHAT

Neden sonra
Gelin bana, yeniden gelin
Harvurup savurduğum anlar!

Doğrulun mezarlarınızdan
Boş yere harcadığım günler!

Durun, geçmesin zaman, durun
Elimle kurduğum saatler!

Haydi, yola artık, tavlada
Çoktandır beklettiğim atlar!

Emzirin, emzirin açlığımı
Vakitsiz sağdığım memeler!

Açık denizlere çıkın, ey
Koyda uyuklayan gemiler,

Neden sonra…

Ahmet Muhip Dıranas
-Denizi Özleyen Çocuklar-

Gerçek – Ahmet Muhip Dıranas

AHMET MUHİP DIRANAS GERÇEK

Uyandığı zaman gökte yıldızlar
İnsan düşünür: belki de Allah var!
Tanrısal bir öpüştür söken şafak.

Ne hoştur insanın bir gül açası,
Koşan göklerde kuş gibi uçası,
Bulutlarla yağmur olup ağlamak.

Gitmek, sona ermeden… bir zamanda…
Başıboş bir tekne gibi ummanda;
Fırtınalarda ne yelken, ne bayrak.

Fakat beni sen uyandır, ey zekâ!
Bak, işte önümde her günkü çorba,
Ekmek, kaşık ve kâsesiyle bu aşk.

Sarhoş eden, davet eden bu olum
İçinde ben salt bir ademoğluyum,
Korkan, ölüsünü hatırlayarak.

Ey, ışığın boşandığı gerçek düş!
Bütün zamanı kucaklayan öpüş ;
Yaşamak… eken insan, veren toprak.

Ahmet Muhip Dıranas
-Şiirler-

Ahmet Muhip Dıranas (1909 – 21 Haziran 1980) Anısına saygı ve özlemle..

AHMET MUHİP DIRANAS VE EŞİ MÜNİRE

“Münire’ye,

Bir gün, laf arasında, bana: ” Bir beşik gibi sallanır dünya, rahat uyusun diye bütün çocuklar…” gibi bir söz söylemiştin. O gün bu gün düşünürüm ki, insanların barışını ve evrensel sevgiyi daha özge bir biçimde anlatmak kabil değil.
Ben yaşantımı şiire, şiirimi de bu sevgiye verdim. Sanırım, kitapta savaş sözcüğünü bulmayacaksın. Kaldı ki, esinim senden gelir. Onun için, kitabı, sevinerek, sana armağan ediyorum; sana ve bu inançla yaşayanlara ölenlere…

8.7.1974
Ahmet Muhip Dıranas “

 

Görsel: Eşi Münire Hn. ile..

EVRENİ SEVMEK Kİ… – Ahmet Muhip Dıranas

AHMET MUHİP DIRANAS EVRENİ SEVMEK Kİ

Aç mısın kardeşim, gel olanı bölüşelim,
Ama şiirlerimle seni doyuramam ki;
Ta, yıldızlara değin uzansa bile elim,
Daha ötelerine, daha…buyuramam ki.

İnsanı insan diye sevmişim, hep severim;
Ve onu tanrılara karşı bile överim.
Ben bütün bir evreni sevmişim; alın terim
Var evrende; öz, üvey diye ayıramam ki.

Güzellikleri alır satarım, gelişim bu.
Güzel tellalıyım ben; alan var mı? neşem bu.
Güzel’le yüceltirim insanlığı, işim bu,
Çirkini, kabayı ve hamı kayıramam ki.

İnsanoğulluğunu kulluk diye almışın!
Düşüncenin orakla biçilmesine karşın
Bir geleceğin dulda düşlerine dalmışın;
Bu derin aldanıdan seni uyaramam ki.

Kim zafere erecek? Zafer ne? Bir akşamda
Güneşi bağlamaksa geceye karşı, ya da
Haykırmaksa, gür… varım, bir güldür açan, ama
Kini bir hançer gibi kından sıyıramam ki.

Hep Tanrı mı gerek, ey tapmağı dünyanın,
Özgürlükler üstünde?… Bir yüce aramanın
Yıldızsal kulesinden sesleniyorum: kalkın!
Duyuramam ki ama beni, duyuramam ki…

Ahmet Muhip Dıranas
-Şiirler/Bütün Şiirleri-

İHANET – Ahmet Muhip Dıranas

AHMET MUHİP DIRANAS İHANET

Sık, siyah saçlarının arkasındaydı yüzü;
Dalgalı deniz gibi sarsılıyordu göğsü,
İçimde gözyaşını öğüten bir taş varken,
Garibi, bir yalanı ağlıyordu bu çocuk.

Bir gülümseyiş, yanıp sönen bir ampul gibi,
Derinlikten sinsice ele veriyor kalbi;
Aşk bir yalan üstüne kuruluydu -çaresiz!-
Gene de vazgeçilmez sevgililer gibi biz
Sanki ateşden bir çark üstünde dönüyorduk.

Ahmet Muhip Dıranas
-Selâm-

SONBAHAR – Ahmet Muhip Dıranas

ahmet-muhip-diranas-sonbahar

Artık karanlıkların içine gömülmekteyiz.
Bulutlar sarartacak alnımızı biraz daha;
Karasevdalarını türkülüyor uzaklarda
Çıplak kalan ağaçlar, sürüsüz çoban ve deniz.

Artık solan kırlarda yaprakla örtüleceğiz,
Ağlayan bir göz gibi gök dökecek ruhumuza
Serin gözyaşlarını bulutlardan damla damla
Ve gönül yalnızlığın dolacak hüznüyle, sessiz.

Sen artık yaslayarak kızıl bir ufka başını,
Güneşlerin peşinde, dalgın bakıp gideceksin,
Her yerde ve her akan suyla akıp gideceksin.

Ve doldurup bir özsu gibi kalbimin tasını
Sonbahar tenha yolun, boş dalların arasından
Senin güzelliğini gösterecek aynasından.

II
Çıplak bir bozkırdan doğru esiyor serin bir rüzgâr,
Boşaltıyor toprağa son özsuyunu asmalar
Kesik bir damardan kan damlıyor gibi, muttasıl.

Batılar susuz kalan boyunlarını ve kızıl
Kanatlarını arık ovaya doğru yaslıyor
Herkes, havada aynı bilinmez şeyi özlüyor.

Ve sen, güneşi altın bir manto gibi giyerek,
Eteklerinde bir yaprak nehri sürükliyerek
İlk yağmurlar altında ve son çiçekler üstünde

Oynar gelin gibisin bu göçene düğününde…

Ahmet Muhip Dıranas
-Yağmur, Gül ve Eller-