Güz Gelmiştir – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA GÜZ GELMİŞTİR Jin Hongjun ___ Tutt'Art@ (38)
Orada
güz çoktan gelmiştir senin yerlerine.
Buradaysa sessizce direnmeğe çalışıyor yaz
ısıyı alıp götürecek soğuk rüzgârlarla
çiçeklere yavaş bir canlıklık vererek
açarak göklerini bulutlara
korkusuz, sessiz
yavaş.

Burada
kış çabuk gelecek benim yerlerime
Oradaysa dingince oluşmaya başlıyor bahar
ışığı alıp getirecek parlak güneşlerle
bitkilere hızlı bir canlılık vererek
doldurarak göklerini bulutlarla
aldırmaz, dingin
hızlı.
*
Geri getirecek misin güneşlerini?
Donuk gözlerim özlüyor seni.
Ne yaparım ki güneşsiz, sensiz?
Kopuk köklerim bekliyor seni.

Geri getirecek misin ellerimi?
Güdük bileklerim özlüyor seni.
Ne yaparım ki elsiz, sensiz?
Çürük bileklerim bekliyor seni.

Geri getirecek misin ışıklarını?
Soğuk kâğıtlarım özlüyor seni.
Ne yazarım ki ışıksız, sensiz?
Boğuk harflerim bekliyor seni.

Geri getirecek misin ellerimi?
Kırık sözcüklerim özlüyor seni.
Ne yazarım ki elsiz sensiz?
Yıkık tümcelerim bekliyor seni.
*
……..
Oruç Aruoba / Güz Gelmiştir
– ol an-

 © Jin Hongjun

KARANLIKTA – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA KARANLIKTA

Burada
olacağım.

Burada
bu karanlıkta
cama dayalı, taşa sarılı, ipe bağlı
bu sarmaşığın
kuruyan dalları arasında
kanatlarımın titrekliğini
salarken havaya
biliyorum artık :
Var —
olacak.

Gelecek beni burada bırakan
serin esinti
sesimin kısıklığı
gidecek.
Alacak beni götürecek
o serinlik dinlendirecek.

Gelecek beni buraya atan
dingin üzüntü
sesimin kırıklığı
gidecek.
Alacak beni götürecek
o dinginlik
iyileştirecek.

Var o tını :
Gelecek.

Ben de geleceğim o zaman geri,
hiç olmadığım gibi yıllar boyu.
Koyu sesim tınlayarak
anlam dolu
doldurarak havayı
oldurarak :

Ben de gideceğim o zaman ileri,
hiç olamadığım gibi yıllar boyu.
Kutlu sesim çınlayacak
anlam dolu
olgunlaştırarak havayı
oluşturarak.

Ben de bulacağım o zaman seni,
hiç ulaşamadığım yıllar boyu.
Mutlu sesim fırlayarak
anlam dolu
delip geçerek havayı
varederek.

Sen :
Kısık sesimin özlediği
serin tını.
Kırık sesimin istediği
dingin tını.
Bezgin sesimin beklediği
gergin tını.

Varsın
geleceksin.

Varken, ölecekken
varım, olacağım:

Var —
olacak.

Olacak öylesine bir aydınlık ki
varlık
çatlayacak.
Olacak öylesine bir karanlık ki
yokluk
parçalanacak.
Olacak öylesine bir doluluk ki
oluş
patlayacak.

O zaman
havalanacak
yeni ben çatlaklarından
yaşamın
yeni kanatlarıyla
rengarenk, engin
oluşarak.

Olacak:
Var, gelecek.

Gelecek, getirecek.
Olacak, olduracak.

Var —
olacak.
Oruç Aruoba
-ol
an-

YOK – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA

Yitirdiklerim
yerli yerinde —
ya Yusufçuk?
— Yok!

Yeşil yapraklar yeniden
yazın yakıcılığından
yakınıyor.

Yoktum ya
yıllar yığılırken :
yavaştan yağan yağmur
yaslanılan yaslı yürek
yavaşlayan yoğun yeis
yorgunluk :
yöneleceğim yeni yol
yaşayacağım yeni yaşam
yazacağım yeni yazı :

yine
yok —
ya!

Oruç Aruoba
-sayıklamalar-

BİZ (ZATEN) – Oruç Aruba

ORUÇ ARUOBA BİZ ZATEN 3 KISIM

önce

Çeşitli, birçok kaynaktan akıp biriken öfkemiz,
öyle olur ki, (belki) zavallılığı içinde
pek de haketmediği —belki, layık bile olmadığı—
bir biçimde, boktan birinin kafasında patlar:
Aslında, o çok daha beterini haketmiştir; ama,
işte layık değildir buna aslında.

Öfkemiz kördür
— en çok da ayna karşısında…

Öyle olur ki, bir sürü yönden üzerimize çullanan
çeşit çeşit baskılar, bir basınç kaçağında
biraraya gelip, suratımızın önünde patlayıverir…

Oysa (belki) —herhalde, önceden onları biraraya
getiren, birleştiren, yoğunlaştıran da—, kapağı açarak patlamalarını sağlayan da, kendimizizdir.

Herşeyi birbirine karıştırmışızdır ya —asıl
yaşamsal olarak, kendimize katmak isteyebileceğimiz
etkiler ile, geçirmemiz (ve aşmamız —’kazanmamız’)
gereken gündelik yaşamda, pek önem vermeden —
nazikçe, ya da aldırmazca, belki ezerek — gelmesine,
ama geçip de gitmesine izin vermemiz gereken
ötekilerden gelen etkileri, hep, biribirine
karıştırmışızdır ya: İşte bunun da acısını,
bunun da sorumluluğunu, kendi yaşamımıza katarız —
katmak zorunda kalırız…

Hep tazelemek isteriz ilişkilerimizi
— ama, hiç düşünmeyiz kendimizin
ne denli bayatlamış olduğunu —

Biz kocayıp giderken, geriden gelen genç kuşaklar,
ağzımızı sulandırır — ama işte biz,
eskimişizdir,
artık…

Oruç Aruoba
-yürüme-

BOĞAZDAN TÜMCELER – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA MART

MART

1.
Geceleyin, tersanede kızağa çekilmiş şilebin parlak kavuniçi ışıkları, sırtını döndüğü masmavi Boğaz’ın ak-gümüşsü pırıltılarını bastırır.

1.
Dışarı çıkıp Bülbülleri dinleme vakti geliyor mu; gelecek mi — gelecekler mi?..

1.
Kaçıncı dalışında gagası balıklı çıkacak acaba Karabatak —bak; say!..

—2. Soğukların kırılması

2.
Bugünkü teftiş sırasında hadlerini aşıp laubâli laubâli kanat salladı Karabatak müfrezelerindekilerden bazıları — gidinin köftehorları : çok yüz verdim bunlara da ondan!..

3.
Kış boyu daralmış, kurumuş, sönükleşmiş Boğaz’a tozu dumana katarak yağmur getiren Lodos, Sis’i dağıtııp oraya buraya savurduğu damlalarla nasıl da pırıl pırıl açıyor havayı.

3.
Onca pus, nem, bulut (akşam vakti hem!) : örtememişlerdi ne Venüs’ü ne Ay’ı —
pırıltılarımıza engel olamadılar.

4.
Gittikçe siddetlenerek dışarıdaki havayı soğutup yüksekteki bulutlardan kopardığı damlaları pencere camlarına vuran Lodos, yarattığı karışıklık içinde, dalga dalga savurduğu yağmur akıntılarıyla nasıl da zorlaştırıyor görmeyi.

— 5 Ağaçlara su yürümesi

5.
Bu soğuk geceyi kar yüklü çalıların altında geçireceğini umduğum Bülbüller — keşke size sığınak olabilseydim…
…….

Oruç Aruoba
-tümceler-

Boğaz’dan Tümceler – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA BOĞAZDA KIŞ Sarıyer_in Büyükdere semtinde de manzaranın ayrılmaz

ARALIK

—Soğuklar başlar

1.
Saksılardan taşan suları da, pencere camındaki buğuları da, ayarlamalı; yoksa, bilemezsin, nerelerden, nerelere…

2.
—Sis, düşmüş Bulut’tur;
Bulut da, yücelmiş Sis…

2.
Yükseklerde oynaşa oynaşa Emirgân’dan Çubuklu’ya doğru Boğaz’ı aşan Karga sürüsü —

Ortanca’nın umarsız yaprakları, küskün dalları —

Naneler kıpır kıpır…

— 3. Fırtınaların esmesi
— 4. Recep başlangıcı
— 6. Kuzey rüzgârlarının esmesi

7.
Galata Köprüsü’nü Günbatısı’na karşı siper edip,
Haliç’ten gelen ılık sularda uyuklayan Martılar…

7.
Bütün yapraklarını dökmedi bütün Çınarlar hâlâ :
Ağustos sıcaklarından beri, ne kavurucu Lodos, ne öfkeli
Poyraz, ne kurutucu Gündoğusu, ne şiddetli Günbatısı
koparıp alamadıysa yapraklarını dallarından; şimdi de, Karadeniz’in bütün suları üstlerine boşalırken,
direnmeleri, belki, Çamları kıskanmalarındandır —
yoksa, büyük atalarından birinin yavaşça devrilmesini mi anımsatmak istiyorlar acaba, sessizce?…

— 8. Yaprak dökümünün sonu
— 9. Karakış fırtınası

9. Sinsi, ufacık çıtırtılarla kendini eleveren soğuk Yağmur,
gelecek Kar’ın yolunu açıyor.

9.
İlk Kar…
…..
Oruç Aruoba
-tümceler-      Görsel: Sarıyer/Büyükdere ..