UNDER GROUND – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA UNDERGROUND

~~Gülnur’la

Biz gene buradayız.
Sense oradaymışsın.

*
Sözlerimiz seni arada
ama duvarda bir yazı vardı.
Güneşten düştü bir ışın, karardı.
Bir kapı çarpıldı karanlıkta, kapandı.
Gözlerimiz bulandı.
Sevgimiz
kala
kal
dı.

Yanaklarımız ıslak
ellerimiz kaypak
alınlarımız çıplaktı.

Sen
hep bizimken
biz gelmeden
hiç bilmeden
gitmiştin.

Anılarımız
utandı.

Oruç Aruoba
-Halim Bey’e Ağıt/
Geç Gelen Ağıtlar-

TEPEDE – Oruç Aruoba

Decebalus dacıa nın son kralı

Buradayım
binlerce yıldır-
yanımda delik deşik kaya
dibimde defne, kekik
açelya
binlerce yıldır
burada.

Neler gördüm
binlerce yıldır.
buraya geleli :
ne fırtınalar
savaşlar
ne yazlar
kışlar.
Yoruldu yanımda kaya
yeşerdi, kurudu defne
kekik
yanımda
burada.

Binlerce yıl önce
getirdiler beni
buraya-
gömdüler
uyuyayım diye.
Bu yontulu taşı
örttüler
üstüme.

Uyumadım.

Neler gördüm
binlerce yıldır
buraya gömüleli :
ne sevdalar
hüzünler
ne baharlar
güzler.
Yıprandı yanımda kaya
açtı, soldu açelya
yanımda
burada.

Daha da güçlendim.

Boyuna
yıldırımlar düştü üstüme
gökler gürledi üstüme
sağanaklar yağdı üstüme.

Yıkılmadım.
Dimdik, sapasağlam
ayaktayım
burada.

İnsanlar
gittiler, geldiler
geldiler gittiler
sevdiler, öldüler-
küçüldü kaya,
yeşerdi, kurudu
defne, kekik
açtı, soldu
açelya
yanımda
burada.

Uyumadım.
Buradayım
binlerce yıldır.

Daha da yükseldim

Boyuna
toprak çöktü altımda
deniz doldu altıma
kayalar devrildi altımda.

Yıkılmadım.
Dimdik, sapasağlam
ayaktayım
burada.

Gelsin daha ne kadar varsa
fırtına, savaş, yaz, kış
sevda, hüzün, bahar, güz-
neler gördüm
binlerce yıldır
burada.
Eriyip gitse de yanımda kaya,
yeşerir defne, kekik
açar açelya
yanımda
burada.

Gelsin, ne varsa
ne yoksa-
uyumadım
yıkılmadım
ayaktayım
binlerce yıldır
burada.

Oruç Aruoba
-ol/an-

Baltalanan İncire Ağıt – Oruç Aruoba

oruc-aruoba-baltalanan-incire-agit

Duvarda kaldı köklerin
çıplak, utanmış.
Toprağa saçıldı dalların
kopuk, parçalanmış.

Bir boşluk esniyor
eski yerinde.
Kumru gelince sekiyor
eksikliğinden.

Yongalar arasından
kokulu, kuruyan
bir hava yükseliyor
martılara ulaşan.

Yokluğun bile yokolacak
boşalamadan, baharda.
Ben de giderim artık
buralardan yakında.

Oruç Aruoba
– İthaki Dergisi, 2007-

Önce – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA İLE

14 Eylül
 
Canım –
işte yalnızca bunu yazdım; ne yazacağımı bilmiyorum, düşünmedim de – öylesine, bu sözcüğü yazdım:-
Canım,
içimden akmağa çalışan özlem türkülerini geri itiyorum; onların yeri burası değil. –
 
‘Karar verme’, ‘istemeyi isteme’ demiştim. Bunlara şunu eklemek gerek : h i ç k u ş k u d u y m a m a. Hem bu ikisinin temeli bu ( ne kararından, ne de isteğinden kuşku duymamalısın), hem de her adımda yeniden kurulması gereken ilişkinin temel taşı.
‘Güven’ demiyorum mahsus: Güven saf birşeydir, epey de güçsüzdür – düşünülmemiş birşeydir, kendiliğinden olur : vardır ya da yoktur. Benim sözünü ettiğim ‘kuşku duymama’ ise bilinçlidir, düşünülerek takınılmış bir tavır, her seferinde yeniden düşünülerek bulunulan bir eylemdir.
Aldatılmaya ardına dek açılmış bir kapı…
Evet – kör güven değil, bilinçli kuşkulanmama…
Örneğin, o ‘ görmek için beklediğim’ gün: Sana olan saf güvenim yıkılıp gitti, paramparça oldu. Beni aldatmıştın, atlatmıştın – en azından, gizlemiştin birşeyi benden.
Biliyorsun, o zaman o uzun öyküyü kurmuştum; senin parça parça sözlerini biraraya getirip, bir ‘senaryo’ yazmıştım. Tek açıklamaydı bu, kafamda, neyi benden gizlediğin konusunda. Elimdeki verilere uyan tek açıklama… Ne yapabilirdim?
Güvenim yitikti – bir daha geri de gelmez güven; bir kez yitince, sonsuza dek yitiktir.
O zaman şu kararı verdi:
“Onun sözlerine inanacağım”.
 
Sana ‘öykü’yü anlattığımda, bana “Bunların hiçbiri doğru değil” dedin – “Peki” dedim ben de : inanmaya karar verdim, ” Kuşkulanmayacağım” dedim.
Sonra, yolculuğundan ve bir sürü yapacaklarından söz ederken, sana güvenmiyordum –
[…]
– ama “İnan ona” dedim kendi kendime; “Kuşkulanma”…
Bu nasıl bir tutum – kendini aldatma mı? Bilinçli bir körlük mü? Bir kabullenme mi?
Hayır – hiçbiri değil.
Bir bilinçlilik sadece – hem de doğruluk üzerine kurulu bir bilinçlilik.
Bu, ‘hem isteme kararlılığı’, ‘karar verme isteği’ dediğim şeyin bir sonucu, hem de onun gereklerinden biri:-
Senin beni aldattığına inanarak – daha iyisi, bunu b i l e r e k – ne yapabilirdim? – Çekip gidebilirdim hemen
Ama sen “Gitme” diyordun, sözlerinle de eylemlerinle de.
Ne yapabilirdim?
Söylediklerine ve eylemlerine inanmaktan başka çare yoktu – kuşkulanmayacaktım…
İşin zorluğu burada hep : başka türden bir bilinçlilik gerektiriyor bizim ilişkimiz : hazır kalıplar, alışılmış düşünme ve davranma biçimleri hiç işimize yaramadıkları gibi, ket de vuruyorlar ilişkimize.
Her an, hep yeniden kurmamız gereken bir bilinç temeli üzerinde yürüyebilir ilişkimiz ancak. Bu aynı zamanda ö z g ü r bir temel; çünkü ‘karar’ımız , ‘isteğ”imiz, ‘inanc’ımız hep bilinçli olarak ayakta tuttuğumuz şeyler olacağından; ‘doğal’ duygulara ve tutkulara dayanmadıklarından, onları her an kırıp atmak elimizde olacak.
 
Her an ‘artık istememeğe karar veriyorum’, ‘artık inanmayacağım’, deyip, çekip gidebiliriz, ikimiz de.
Sana o gün arabada söylediğim ve pek “kelek” bulduğun lafın anlamı da burada yatıyor: Bana kararsızlıkla gelmemelisin. Geleceksen, özgürce ve bilinçli bir istekle gelmelisin.
Bunların eksikliğinden dolayı yitirmedik mi yitirdiklerimizi?
– Dünyanın en zor işini yapıyoruz ( ya da yapmağa çalıştık : hâlâ yapıyor muyuz?…) çünkü, o da şu: Şu boktan yeryüzündeki bütün düzenlemelerin engellemeğe çalıştığı, yasakladığı, cezalandıracağı bir ilişkiyi kurmak ve sürdürmek…
Bunu bilinçe ve özgürce isteme kararlılığına, hiçbir kuşkuya yer tanımadan sahip olmazsak, nasıl kalkarız ki bu işin altından?…
 
– Sana bugün son olarak (?) Oscar Wilde’ın sevgilisine hapisaneden yazdığı upuzun mektupta, birkaç yerde söylediği bir sözü – iki tümceyi- yazıyorum:
 
The supreme vice is shallowness.
Wahever is realised is right.
 
En büyük erdemsizlik sığlıktır.
Ne ki bilinçlendirilir / gerçekleştirilir
doğrudur / haklıdır.
 
Oruç Aruoba
– ile-

“MUMUN SÖNDÜ” – Oruç Aruoba

ORUÇ ARUOBA MUMUN SÖNDÜ

Çoktandır.

(Postacı geri döndü.)

Bahçe kapısı
kapalı.

Karşımda
çerçeveli deniz –
beyaz köpükleri
lacivertlerden geçip
kumun sarısına ulaşana dek
mavilerden atlıyor.

Boyuna.
*
Kilit.

İt-
açılır.

Açılsın
mı?

(Evsahibi de gitti,
döndü.)
*
Kapıyı açan
sen olsaydın-
dalların
bir eğilişi
bir kalkışı
süresince
ince bir ışın
atlardı
karalardan :

aralarında
kapanmadan
maviler.

Kapa.

Oruç Aruoba
-kesik
esin
tiler-