GÜNÜN TANIĞI – Gülten Akın

GÜNÜN TANIĞI - Gülten Akın

Onu gördüm
Yabanıl bir hayvanın yüzüydü
Bankalardan otellerden uzun otomobillerden
Kente bakıyordu

Onu gördüm
Oynuyordu sihirbazdı
Paralar koyduğu çantasından
Silahlar çıkardı

Onu gördm
Sahne çocuklarla doldu birden
Neydi, ölümcül bir dansın figürleri miydi
Kim nerdeydi?

Onu gördüm
Yüzü yabanıldı yine yırtıcıydı
Silahları gördüm sonra
Düşen çocukları gördüm
Gözlerinde yarım bırakılmış gülümseme

Onu gördüm
Mavi bir mersedes miydi?
Bankalar bel kıran müdürler arasında
Gerisinde kurtlar
Cebinde eskimeyen bir Frankenştaynla

Gülten Akın
-Uzak Bir Kıyıda-

(C) Ben Fohrer

BU ŞİİR ÖĞRETMEN NEVİN’E – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN BU ŞİİR ÖĞRETMEN NEVİNE

I
Yol var Manisa’ya İzmir’e
Tren var alır götürür
Ben buralarda bağlandım kaldım
İzmir değil öğretmen İzmir değil
Senin dostluğun aradığım

Akşamüstü veya ilk aydınlıkta
Kumrular üşüşür dallara
Kumrular uçar ya
Parmaklarım uzar uzar tutamaz
Dal değilsin ki

Çocuğa vakti duyurmak istiyorsun
İri iri açıyor gözlerini bir an
O tuhaf bir oyuncaktır çocuğum
Kara bir nokta içimizde
Büyüyen küçülen unutturan

Dereler buz bağladı öğretmen yollar kar
Bir senin düşüncen vakitsiz sıcak
Issız koyma buralarda garibi
Ya gel ya mektup gönder

II
Haftanın bütün günleri sabah akşam
Bir vapurun güvertesinde yan yana
Herkes kendi türküsünü söylüyor
Kendi türküsünü hafif dokunaklı

Seninki büyük olacak elbet uzun olacak
Dünya çocuklarını saracak kardeşçe
Bilinen ne varsa cümlesi içindir
Bu ağaç bu mavi bu gece

Kış günleri kar savrulur rüzgârda
Küçük kuşlar üşür ya öğretmen korkar ya
Onlar üşümez elbet ve ötekiler
Sevgiyi öğretiyorsun çocuklarına

Herkesin yaşama türküsü başka
Lakin sevgi bir kardeşlik bir
Tut elinden çocukların gibi, zor değil
Bütün insanları sevgide
Birleştir

Gülten Akın
-Rüzgâr Saati, 1956-

BİR ESKİ İSTANBULLU AĞZINDAN İLAHİ – Gülten Akın

Dallar buzul ve çığdan geçit vermez oldular
Eşkıya asfalta vurdu birer ikişer
Eski sular değil onlar, biraz tortu biraz kan
Durultmaya gücümüz yetmiyor
Nedir yaşlanıyor muyuz?

Konsollarda çifte karpuzlu lambalar hani
Ceviz dolaplarda sırça ve porselen
Esip savurarak, yel mi şeytan mı
Çilehaneleri cezaevlerine dönüştüren
Nedir? Yaşlandıkça düşleniyor muyuz?

Geçer, bir demdir, hüzünler de ezinçler de
Kayalar çözülür, sızar duru sular
Bir kuş konar yorgunluktan bitmiş omuzlarımıza
İnler kendi tuzağına düşmüş avcılar
Nedir? Umutlardan hoşlanıyor muyuz?

Gülten Akın
-Aşk ve Hüzündür İstanbul-

 

SAVAŞI BEKLERKEN – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN SAVAŞI BEKLERKEN

Nergisten sorumlu değilmişim bunu öğrendim
Kar umarsız yağabilir, ayaz çıkabilir
Uzun sürebilir, kötü şeyler olabilir
Nergis uyanmayabilir

Ne ışgını ne dalı sor ne de tomurcuğu
Aklım kırık, şaşırdı beklentilerim
Kimyasal korkular, kanlı gecelikler, dalgalı sirenler
Çocukları koyver, nereye gitseler ne yapsalar
Nasılsa füzeler bombalar onları buluyor

Nergisten ben sorumluydum, ışgından ve çocuklardan
Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur.

Gülten Akın
-Uzak Bir Kıyıda-