1960 (28 Nisan – 27 Mayıs) – Behçet Necatigil

ümit yaşar

I) Bir yaşlı konuşuyor:

Utanıyorum ama göstermiyorum
Elimden çok bir şey gelmedi
Girdim çıktım odalara kalabalık
Ve dedim Atatürk gençliği
Ve dedim her şey ancak Atatürk.

Yaşlıyım yorgunum ama göstermiyorum
Doğdum Cihan Harbi çocukluğum
Kıtlıklar ölümler başka savaşlar
Bitkinim ama göstermiyorum.

Çünkü yok tükenmek son soluk çıkmadıkça
Atatürk’de benden bunu bekler
Bir ölüyüm belki ama göstermiyorum
Dincim, oldukça karşımda sizler.

II) Bir genç konuşuyor:

Benim doğduğum çağ
En yücesi çağların
Ondan güçlüyüm ama göstermiyorum
Cevherim damarlarımda gizli
İçerde, dışarda
Beklerim belli etsin düşmanlar
Kirli içyüzlerini.

Bayrağımın rengi biraz solarsa
Ne güne benim kanım?
Yükselsin diye vatan
Daha üstün doruklara
Eğildiğim ışıklardan kalkarım.

Susuyorsam atalardan gelen olgunluğum
Yurdumda bir kıpırtı olur da
Nasıl görmem, duymam nasıl
Ben kimin çağında doğdum?

Dünyada iyi, kötü ne kalmış gizli
Ne zaman ki bir tehlike belirdi
Atlar sarp kalaye Genç-Osman
Aşar aşılmaz surları
Bir yeni
Yeniçeri o zaman.

Gencecik bir filizim ama göstermiyorum
Heybetliyim, devim
Serhat türkülerinde çınlarsa tarih
Ordu ordu gelen levend askerim.

Örneğin, öğrenciyim
Yoksulum ama duydum Atatürk’ü mutluyum
Çimentepe’lere düşman ayak basar da
Ben daha durur muyum?

Kimin kızıyım, kimin oğluyum
Yitmiş gitmiş atam dedem
Hürriyetler uğruna
Ben daha durur muyum?

Düşebilir körpe fidan hain baltalarda
Düşebilir yeni yıldız
Ama nedir hürriyet
Hiç unutur muyum?

Düşer ömrüm katı kırağılarda
Düşer elimden kitap
Sonsuz geleceklere geçer benden kan
Dirilten kim, bu yurt artık nasıl çöker
İzindeyiz, biz varken.

III) Şehit Teğmen Ali İhsan Kalmaz konuşuyor:

Örneğin, bir teğmenim
Kader gülerse… derim, kader güler.
Devrimlere bekçi gücüm
Allanır ya bayrak
Doğar ya ardından yeni güneşler
Mayam vatan toprağıyla karılmış
Soysuz kurşunlarla yere düşmüşüm
Ne çıkar!

IV) Eski şehitler konuşuyor:

Vurdu gencecik fideleri katı kırağı
Düştüler yavru kuşlar yaylım ateşlerinde
Kalplerinde ilk uçmanın sevinci
Öyle içli gençlerdi ki!

Kıl pıranga köprülerden
Öyle güçlü geçtiler ki
En Yüce Türk’ün elinde
Şimdi hepsinin elleri.

Şimdi akşamüzerleri
Batı ufkunda
Yansır aziz kanları
………………………..
Hiç de göstermiyorlardı.

Behçet Necatigil
-Varlık, 15 Haziran 1960-
-Bütün Şiirleri-

DAĞLARDA ATEŞLER YANDIKÇA – Behçet Necatigil

BEHÇET NECATİGİL DAĞLARDA ATEŞ YANDIKÇA
Oda karanlık
Odadan dışarı çık
Şehir karanlık
Şehirden dışarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Gördün mü
Dağlar başladı artık.

Korkun dağılır rüzgârda
Bekle biraz
Dağlarda ateşler yandıkça
Karanlıktan korkulmaz.

Dağlar karanlık
Dağlara yukarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Az daha yukarı çık
Birbirinden uzakta
Gördün mü
Ateşler parladı artık.

Şimdi dağlar kaldı yine ardında
Odan yendi karanlığı, ölümü
Dağlarda ateşler yandıkça
Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü?

Behçet Necatigil
-Çevre-

Behçet Necatigil (16 Nisan 1916 – 13 Aralık 1979) Anısına saygıyla..

İTHAF EDİYEMEYEN ŞİİR

İTHAF EDİLEMEYEN ŞİİR – Behçet Necatigil

Anlayamadım gitti
Bizde hiç bilinmiyor
Dost kıymeti.
Ben onun kahrını
Yıllar yılı çekeyim de
Bir gün demesin
Behçet ne halde.

Kendi derdimi bâzan
Anlatmaya kalksam da
Yerden yere vuruyor.

Bâzan yüze gülücü
Arkadan kuyu kazıyor
Baksan başka zaman
Evliyâya benziyor.

Bâzan iş olsun diye
Bir laf çıkarıyor
Herkes beni bilmez ki
Çoğu sahi sanıyor.

Anlayamadım gitti
Bizde hiç bilinmiyor
Dost kıymeti.

Behçet Necatigil
Varlık, 1948
-Çevre-

Donmuş Dallarda Çiçek – Behçet Necatigil

BEHÇET NECATİGİL DONMUŞ DALLARDA ÇİÇEK

İyidir beraber olmamız
Yaklaşmış, değişik.
Duyulur çevrenin gürültüsünde
Issız
Bizde bir şey eksik.

Belki de bir şey fazla, yıllarca bilmedik
Çökmüş birdenbire ağır;
Bir kırık gülüşte
Yitik
Ümitsiz hatırlanır.

Bulmak gibi tıpkı
Karlar altında kayıp uzanırken ova
Yolu kendiliğinden.
Donmuş dallar esen ılık rüzgâra
Çiçek açar çekingen.

Aldanarak, unutmuş
Senin yolun ayrı, benimki ayrı
Az sonra ikimiz de yalnız.
Kısa bir zaman için, saat beş suları
İyidir beraber olmamız.

Behçet Necatigil
Kültür Dünyası, Ekim’54
-Eski Toprak-

Saklı Su – Behçet Necatigil

BEHÇET NECATİGİL ESKİ TOPRAK

Ürperen yaralara çıplak
Havaların değmesi
Acır.
Korkunuz nerdeyse
Bir şey söylenecek, bir şey sorulacaktır.

Sekiz sokak önceden sezmeniz
Adımlar yöneldi,
Bir daralış gönlünüzde
Ortalık karardı.

Anla sıkıntımı geç git dost,
Nedendir sorma.
Gür bitkiler altında bir benim için akar
Alıngan, onurlu
İstemez görsünler, saklı su.

Behçet Necatigil
1954
-Eski Toprak-

Zaman Kayması – Behçet Necatigil

BEHÇET NECATİGİL ZAMAN KAYMASI
Kaynaşır birbirine gün olur zamanlar;
Geçmiş, gelecek birleşir tek kesitte.
Sanki ilk kez yaşarız yaşanmışı dünlerde
Ya da başlar ansızın ta ilerde olacak.

Çağırır gerilerden bir değişim ilk aşkı:
İşte yine o sıtma.
Çok sonraki yılları, oysa daha bir çocuk,
Duyar beri yanda bütün doymuşluğunca.

Sarkaçlar gibi Şimdi sallanır
Dünle yarın arasında düzensiz.
Ya çok ileri gider ya da çok geri kalır,
Düzgün işletemeyiz.

Serpiştiriyordu kar soğuk gece yarısı
Birden mayıs sabahı, ılık seher yelleri.
Daha demin kıştı, başlar temmuz
Ve yaşanır bir sonbahar gibi bir yaz dönemi.

Behçet Necatigil
1962
-Yaz Dönemi-

Behçet Necatigil ( 16 Nisan 1916 – 13 Aralık 1979) Anısına saygıyla…

BEHÇET NECATİGİL EŞYALAR SESSİZLİK

Eşyalar, Sessizlik – Behçet Necatigil

Bir gün giderler de kalırsınız yalnız
Eski odalarda gece
Bir saat gibi durmuş sabahtan
Her şey onlar gidince.

Bir garip boşalışla cansız
Uzaklarda şimdi
Ayna önünde resimler
Eşyalar, ellerinin değdiği.

Yüklenen sessizlikte radyo
Şen şarkılar hepsi de üzüntülü
Duyduğunuz derinlerde bir ses
Gidenlerin götürdüğü.

Anladınız neymiş kattıkları
Perdeler çiçekler ışık hava su
Ancak onlar varken
Sizi yaşatıyordu.

Behçet Necatigil
-Yenilik 33. Eylül 1955-

ENGELLER – Behçet Necatigil

BEHÇET NECATİGİL ENGELLER

Sen benim engelimsin beyaza.
Yaparım yıkılır,
Saldıran sularda silinen
Kumdan kuleler deniz kıyısında.

Sen benim düşmanımsın değişen,
Her seferinde ismin başka.
Ama hiç tadı yok yaşamanın
Tam doğrulurken yeniden
Tarlamı suların basmasa.

İnsanınla vur, hastalığınla yere ser,
Sars beni paraca
Her yıkılışımda kuvvetim artar
Işıyan bir köşe er geç benim
Sen benim geçidimsin beyaza.

Behçet Necatigil
1955
-Şiirler-

ASTAR – Behçet Necatigil

BEHÇET NECATİGİL ASTAR

Siz hiç eski tahtalara yağlı boya yaptınız mı?
Bütün iş ilk çekilen boyadadır, astarda.
Astar düzgün değilse tepserir boya
Islak duvarlar gibi dökülür pul pul.

Bir hava kabarcığı alttan doğru yavaş
Taşır bazı şeyleri dipten yüze.
Çıkar suya yukarı, döner bir zaman yavaş
Söner suyun üstünde.

Daha demin titrek dokuyordu aşkı
Konuşan bakışlar, ince gülüşler
Daha demin vardı.

Sustunuz ikiniz de, gözleriniz daldı:
Boğdu sevincinizi sularda kıskanç
Bir hava kabarcığı.

Behçet Necatigil
1955
-Eski Toprak-