Atatürk’ün – Turgut Uyar

TURGUT UYAR ATATÜRK'ÜN 19 MAYIS 2019

—Benim aşkım sahidir
Çünki sahidir
Yıldızların aralıksız parıldadığı
Suların akmadığı uzaklarda
Şimdi ben diyorum ki
Çünki sahidir
Ottan kuştan buluttan
Ne varsa memlekette
Atatürk’ün

Önce bataryaları ateşlendi mevzilerde
Sonra bulutları ateşlendi
Atatürk’ün
Sonra süvarileri doludizgin
Dağlardan birer bayrak getirdiler
Sonra birer bayrak alıp götürdüler
Şimdi ben diyorum ki
Çünki sahidir
Dağlar eskimişti ama iyiydi
Hürriyet eskimişti ama dirisi daha iyiydi
Harp kötüydü ama iyiydi
Bir doğuya bir batıya parıltılarla
Macerası yeniledi maceramızı
Atatürk’ün

Bir kendimize inandık bir ona
Çünki sahidir
Acılarımız alıştı karanlığa
Suyumuz mu akmıyordu hayır
Rüzgârımız mı esmiyordu hayır
Haberler bir enine bir boyuna dört bucaktan
Bir beyaz yırtıldı bir siyah parçalandı
Bir nefes bitmeyecek nöbetine başladı tam teçhizat
Bir söylesem duramaz ağlarsınız
Çünki sahidir
Dilim varmıyor demeye
Atatürk’ün

Ama artık bulutlarımız yenidir
Ama artık kuşlarımız yenidir
Ama artık hürlüğümüz yenidir
Ama çocuklarımız ama buğdaylarımız ama atlarımız
Bir eski serüvenden kan revan içinde çıkarttığımız
Siz durun
Şimdi ben diyorum ki
Çünki sahidir
Ottan kuştan buluttan
Ne varsa memlekette
Atatürk’ün

Turgut Uyar
Kasım 1953
-“yitiksiz”-

 

©Rezzan Yıldız

BIKTIM BÖYLE… – Turgut Uyar

TURGUT UYAR BIKTIM BÖYLE

Üç yıl sonra mıydı bilmiyorum
ama ekimin onbeşiydi onu buluyorum
ekimin onbeşiydi ama
ekimin onbeşinde ne oldu bilmiyorum
herkesin sular gibi dağıldığı ama herkesin
bir sur önünde miydik bir yolda mı
semtini bilmediğim bir karakolda mı
sonra topluca bir bahçede durduk

bıktım böyle sayrılıklardan
ateşim çıksa neyse ne
neyi bıraksam aklımdan bir suya karışıyor
bir büyük savaşda Kıbrıs kıyılarında
vurulan ve ölen bir askerin
çelik miğferi gibi
dipde ışıltısını görüyorum yalnız
elimi eteğimi çekiyorum bahçeden
sazlıklara vuruyorum belleğimi

zalim bir ilk yazdı ama yaşadığımız
işte bunu unutmamalı unutmamalı
bir ölüm nefes alırken bir dudakda
öbür bütün şeyleri nasıl anlatmalı
miğferin paslandığını usul usul
bir yangının söndüğünü
ve suların pırıl pırıl kaldığını
bir otobüs Mersin’den Mardin’e giderken

o zaman aşkınla dol kalbim
nerden ne kadar derlediysen o kadar
senin kendine seçtiğin alâmeti farika
uzun bir gece görünümünde geçerli hâlâ

Turgut Uyar
-Dün Yok Mu-

BİR HAZİRAN TÜKETİMİ ÜSTÜNE – Turgut Uyar

BİR HAZİRAN TÜKETİMİ ÜSTÜNE - Turgut Uyar

Nasıl hatırlamazdı birisi
Bir gün, bir yaprağı yaşadığını

Verimli bahçesinde mutsuzluğun
Okuyup eksildiğini, gazeteleri.

Haziran sancılı bir ülkedir kalbimize
kısa öğle vakitlerinde yaşadığımız
Bir kırmızı diye kullandığımız
ve ara sıra
öyle sandığımız.

Nasıl hatırlamazdı uğultuları ve
Zabıt kâtipleri arasında
Bir gün, bir yaprağı yaşadığını

ve kapıyı açınca çöp tenekesi
bir haziran tenekesi
yeşil salataların ve
kalkan düğmelerinin ve
deniz ölülerinin doldurduğu
ve
çekip içine en olumsuz sürekliliği
omuzsuz ve süreksiz bir adam
kemer yerine askı kullanan bir adam
ve ara sıra öyle sandığımız
cinsellik yerine acemilikle aşkı kullanan bir adam.

Nasıl hatırlamazdı gidip gelmeler ve
basımevlerinden ve limonatalardan ve
çarşambalardan ve limonata satanlardan ve
adliye saraylarından artan
bir günü,
bir yaprak gibi yaşadığını.

O güvercin bir at gibi bitirdi haziranı
büyük burun deliklerinde bir telâşı soluyarak
bizim özenle azar azar kullandığımız
kırmızı bir şey diye kullandığımız
bir delikanlının azar azar kullandığı ve
Güllerin limonların ve hastanelerin
reçetelerle, dolmuşlarla ve güzelliklerle ve
herkesin öyle sandığı.

Turgut Uyar
-Her Pazartesi-

Dar Vakitlerde Seviştik – Turgut Uyar

TURGUT UYAR DAR VAKİTLERDE SEVİŞTİK

Biz varlık görmedik bilirsiniz
Varlık görmedik ama seviştik.
En dar vakitlerde yerli yersiz
Kadınlarla kızlarla seviştik.

Bir yanımız kan revan içindeydi
Bir yanımız sütbeyaz akşamlarda
Meydanlarda kaldı ellerimiz kollarımız
Delik deşik hasta sedyelerinden
Bakışlarla gözlerle seviştik.

Aşkımız eskiden kalma bugünlere
Ne yalan ne gerçek olduğu gibi
Buğdaysız pamuksuz ilâçsız
Yokluğa karşı gizli kapaklı
Bulutlarla yıldızlarla seviştik.

Buğdaysız pamuksuz ilâçsız olsun
— Aşktan iyisi var mı —
Ölenden öldürene geçen sevdayla
Yüz yıl sonra bin yıl sonra on bin yıl sonra
Yaratacağımız dipdiri hazlarla seviştik.

Seviştik ya elbet sevişiriz
Sevişmek oldum olası bizim işimizdir
Bir ateş varsa dağlarda
Bir ateş varsa karanlıklarda
Bir ateş varsa bomboş şehirlerde
Bizim ateşimizdir.

Turgut Uyar
-“yitiksiz”-

Ne Söylenmişse Sevmek… – Turgut Uyar

TURGUT UYARA NE SÖYLENMİŞSE SEVMEK

Ne söylenmişse sevmek üstüne sanki sizedir
Bütün güzel şiirlere uygun her yeriniz
Çekip götüren saçlarınızdır o saatleri bir bir
Dünyaya sizinle baktığımı bilmelisiniz.

Benim bu evlere düşkünlüğüm sizin yüzünüzden
Şiirlerim bu yüzden aşklara aşklara doğru
Nasıl hazırlanırım sizin gecenize gündüzden
Siz olmasanız ekmekler sular ne olurdu.

Sizin yolunuzdur başlayan nereye düşse ayaklarım
Rum ateşleriyle oymalı koç başlarıyla tunç kapılarda
Sizin içindir durup durup kentleri kuşatmalarım.

Söylediğim sizseniz ne denli geniş olsa yerim
Korkarım harcamaktan sözlerimizi boş kalıplarda
Çirkin bir şey diyecek olsam elleriniz durur önüme düzeltirim.

Turgut Uyar
-“yitiksiz”-

Aşk İçin Sekiz Mısra – Turgut Uyar

TURGUT UYAR AŞK İÇİN SEKİZ MISRA

Gülüşmeler, çarpıntılar; iç çekmeleri
Kaçamak buluşmalar ara sıra geceleri
Göz gözü görmez tozpembeden yeşilden
Zaten hep böyledir aşkın öncesi
Sonrası iki kere iki dört eder
İşte ben bir alımlı maceranın peşinden
Akşamları fasulye yiyip gazete okuyan adam
Üç çocuğun beybabası, bir kadının kocası.

Turgut Uyar
1952
-“yitiksiz”-

Senfoni – Turgut Uyar

TURGUT UYAR SENFONİ

Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Önce sesin gelir aklıma
Sonra cumartesi geceleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

Kırk kere söyledim bir daha söylerim
Savaşta ve barışta, karada ve denizde,
Düşkünlükte ve esenlikte
Zamanımız apayrı bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşamüstleri
Üst üste üç kere deniz, üç kere çınarlar.
Sen yanımdayken ister istemez
Uzak ırmakları hatırlıyorum.

Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum.

Turgut Uyar
1954
-“yitiksiz”-

(c) Silena Lambertini