kıyıdaki elmaya bir ses – Turgut Uyar

TURGUT UYAR KIYIDAKİ ELMAYA BİR SES,

ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra

hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra

bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra

bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra

bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra

ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına

ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra

elmanın topraktan süzdüğü, gemilerin denizlerde gezdiği
bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura

neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara

ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra

bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra

yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
ama yenilmezler artık buluştukları sıra

Turgut Uyar
-Divan-

biten bir yaz’a – Turgut Uyar

TURGUT UYAR BİTEN BİR YAZA

benim kararlılığım bir sonuca idi
sular içirdim olmadı ben anamı isterim

herkes bir kıyısından tuttu çekti büyüttü kenti
köprülerden geçirdim olmadı ben anamı isterim

bir karışçık sularda büyüttüm her şeyi
uğrulardan kaçırdım olmadı ben anamı isterim

kimseler tutmadı elimden koskoca bir yaz bitti
yaylalara göçürdüm olmadı ben anamı isterim

kalbim koskoca bir yaz bitti kalbim
aklımdan neler geçirdim olmadı ben anamı isterim

Turgut Uyar
-Divan-

Turgut Uyar (4 Ağustos 1927 – 22 Ağustos 1985), Anısına saygıyla..

TURGUT UYAR BİTMEMİŞ ŞİİRLER VI

ELÂLEM – Turgut Uyar

I.
Siz gidiniz ben duracağım
Büyük yıldızlara ve dağlara karşı
İşte bu yol kavşağında dinelip yıllarca
Genç ihtiyar fakir fukara demeden
Gelen geçen ben-i Âdemin adını soracağım.

Kimse adını demezmiş varsın demesin
Elâlem gülermiş varsın gülsün
Yağmurlar yağarmış varsın yağsın
Bir şeyler olurmuş varsın olsun.

Bir köprünün altından sular geçecek
Denizler Bahri Sefit Bahri Ahmer Bahri Bilmemne
Koyup ellerimi başımın altına toprakta
En uzak en yakın ikisi ortası yıldızlarda
Beyler paşalar gibi kadınlı kızlı
İpe sapa gelmez hayaller kuracağım.

Ama bunlar olmazmış varsın olmasın,
Ama elâlem …
Ne derse desin.

Benimki sevda değil baş belâsı
Bunun sonu olmaz biliyorum
Ne kadınım diyebilirim elâleme ne kardeşim
Hiçbir kapıyı çalamam dileyince madem
Ben gidiyorum siz durunuz
Gül kurusu vişne çürüğü limon küfü
Diyarı gurbetlerde de bir deva bulamazsam
Başımı taştan taşa vuracağım.

Turgut Uyar
-Türkiyem-

 

Kurtarmak Bütün Kaygıları – Turgut Uyar

TURGUT UYAR KURTARMAK BÜTÜN KAYGILARI Alexander Plekhanov

Sularsa akmak birgün birgün birgün
Birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün
Çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün
Birgün birer dağlara
Ah nasıl dağlara birgün
Ey yorgun atlar, ey geri dönenler, sayı bilmiyen çocuklar

Ey birgün
Çiçek açmak birgün
Dağlara dağlara birer birer dağlara

Otları büyümek birgün
Birgün köyler kentler yıkanık damlar geri dönmek birgün
Birgün yeni dönmek
Birgün dağlara çıkmak birer birer çıkmak çıkmak
Su yürümek güneş bilmek
Yeniden orda otlarda orda yeniden orda orda
Bitkin bir gül bulmak ve geri dönenler birgün
Ey yorgun atlar, sayı bilmiyen çocuklar
Ey bütün hazır elbiseciler ey,
Birgün olmak, küskün keşişlerden olmamak birgün
Dağlara dağlara çıkmak sular köprüler sular birgün çıkmak
Eski kaba arabalardan inip birgün çıkmak
Dağlara dağlara dağlara başka hiç
Birgün dağlara

Turgut Uyar
-Tütünler Islak-

©Alexander Plekhanov…

Turgut Uyar,( 4 Ağustos 1927 – 22 Ağustos 1985) Anısına sevgi ve özlemle…

TURTUG UYAR - BÜYÜK KAVRULMUŞ -GEÇMİŞ GELECEK ZAMAN

Büyük Kavrulmuş – Turgut Uyar

Büyük, kavrulmuş soy kırlar gelir aklıma hep, 
hep tükenince insan dayanıklığım
Ağır bakır kalkanlarımızla, demir kargılarımızla döğüşüp döğüşüp geri çekilince
Yorgun kollarımın en genç bir yerlerinde bir kan şeritleri akmaya ince ince
Başlar yeni sulara kadar, hızlı zamana, körlüğe, kötülüğe, kutsal tutsaklığım

Nedir senden başka kurtardığımız bu dengesiz savaştan, bu yağmadan nedir
Senden gayri, ey, bir içimi genç ormanları yüzyıllığa büyüten diri su, senden
Eskimeden, küçülmeden, mutluluktan, özgürlükten, kuşakları birbirine düğümleyen
Bir kadını, bir sesi, bir suçu, bir şeyi en çok o şey yapan güç yalnız sendedir

Seni arayan sular, seni kışlar, seni adamlar, seni sonunda bozulmuş ordularım
Sanki ay dökülür diri balıklara, sanki gümüş şeyleri güneşler güneşler ışıtır
Yorgun kuşamlarımla, kanlarımla, gelirim, uzanır senin sabahlı gecene yatarım

Bu donattığım savaş gemileri sana, dokuttuğum bu vurucu ipekliler seni anlatır
Bu senin içindir, sabah ormanlarına, dağlara, balıklı göllere açılan balkonlarım
Sen olmasan, yeryüzünde bu ağaçları, suları, bu büyük kayaları bekletecek ne vardır

Turgut Uyar
-Dünyanın En Güzel Arabistanı-

Kalmak İçin Bir Yazı – Turgut Uyar 

TURGUT UYAR KALMAK İÇİN BİR YAZI

epeski bir yorum: atlar ve kediler ve serçeler ve
kuytularda uyuklayan köpekler ve yıllarla
acının ve sevincin üçüz kardeşi olan kendisi her sokakta
bir selâm olarak alınmaktadır
ve deniz diplerinin yeşil basıncıdır ve bazı bulutların
doğudan kuzeye yoğunlaşmasıdır

epeski bir yorum: sıcak bir eylül değişmesidir bir
eşkıya yatağının en uzun günleri
aşkın öbür adı artık kentlerde kaybedilmiş bir savaşın
tarihi olarak anlatılmaktadır
ve eski ceketlerin utancı oymalı askılara parlak tüylü
şapkalarla birlikte asılmayınca

epeski bir yorum: kan, kusar güneşin öfkesini, hatırlar
onu otlarla bakımsız kıyılarla
çünkü şöyle böyle de olsa bir elin ince boyunlu bir
sürahiyi doldurduğu hatırlanmaktadır
ben ne diyorum: çaylar, dereler böyle sakin ve
kararlıyken ovada, koruyorsa yatağı
günün biçtiği kefen uyuyorsa uysal gecenin
kurumuş ve hüzün dolu bedenine
şuramda bir sancı, şuramda, atların kişnemesi gibi asî
gece karanlığında
kalayım kalayım diyorum olmuyor
ben gidiyorum

Turgut Uyar
-Toplandılar-

 Görsel: Igor Zenin

O KÖY YİNE KENDİ RÜYASINDADIR – Turgut Uyar

TURGUT UYAR O KÖY ŞİMDİ KENDİ RÜYASINDADIR POSOF

Heybetli Arsiyan dağlarında bir gün
Atım yoruldu, ben yoruldum.
Şimşekli, fırtınalı bir ikindi
Çektim atın dizginlerini, yağmurlar içinde
Banarhev köyünde indim..

Muhtarın odasında bir ben, iki yabancı
Birbirimizi yıllardır tanırcasına
Kurunduk, çay içtik, muhabbet ettik
Kurtlar, kuşlar ve bulutlardan uzakta
İnsan olduğuma gizli gizli
Bir sevindim bir sevindim..

Kadın lâfı geçti mi söz arasında
Bir tuhaf oluyordum.
Karanlıklar içinden inanmazsınız
Uzak uzak sesler duyuyordum.
Girdim yatağa, çektim yorganı
Banarhev köyünde, muhtarın odasında
Düşlerimin ve insanların yanıbaşında
Sabahlara kadar uyudum..

Oranın sıcaklığı havasındadır.
Ben gidince bir şey değişmedi biliyorum.
Şad olsunlar hepsi suları alabalıkları ile.
…….
O köy yine kendi rüyasındadır.

Turgut Uyar
-Türkiyem-

Görsel: Banarhev köyü/Posof – Ardahan..