HÜCREMDE AYIŞIĞI – Refik Durbaş

00

Sesimi sesinin üstüne koyma
kara gecede, karanlıkta, acılı
yüreğimde yeşerdiyse de alevi ölümün
kan boğmadı daha korkuyu
kırılmadı kin ve öfkenin fidanı

Sesini sesimin üstüne koyma
ağzımda prangası tutuklu rüzgâr

Yanlış arama ölümden başka
kurşuna dizilen resimlerde
acıyla örülmüşse cesetler
ve ağlıyorsa hücremde ayışığı
üzgün değilim, hüzünlü asla

Yanlış arama ölümden başka
sırtımda falakası tutuklu rüzgâr

Yüreğimde mezarlar açma artık
kazıdım hücremin duvarına çünkü
zamanı kucaklayan öfkemi
acıdan üretilen sesimi
gençliği damıtılmış günlerimi

Yüreğimde mezarlar açma artık
elinde kırbaçları tutuklu rüzgâr

Çıplak taş, demir kapı, sessizlik
korkuyu mu bekliyor o nöbetçi
niçin hiç konuşmuyor yıldızlar
şafak söktüyse nerde kar filizleri
uyusam uyansam her yerde bahar

Çıplak taş, demir kapı, sessizlik
sesimde zincirleri tutuklu rüzgâr

Tek değilim artık, çoğaldım ölüme
deli rüzgâr, çıplak suyun rahminde
artık ne hücrem, ne yalnızlık
eskisinden düşmanım karanlığa
ama hâlâ yanıyor yüreğimde işkence

Tek değilim artık, çoğaldım ölüme
yüzümde kelepçesi tutuklu rüzgâr

-Söyle kim hak kazandı ölüme

Refik Durbaş
-Hücremde Ayışığı-

Sevgiyle Başlarız İşimize 2 – Süreyya Berfe

 

Jale Yasan (1921-1994) Halı Dokuyan Kızlar

2.

Topu topu halıcı bir kızım
içim bahar dalı
dokuduğum halılardan kalma
yüreğimde açılan bir bahar dalı.

Sevgiyle başlarım işime.
İplikler dizilmiş
halı tutmuş yarıyı
direzler tel gibi.
Sevinçle başlarım işe
alaşafaktan örülü bir sevinçle.

Önce tezgâh kurulur
direz çözülür.
Mastardan çıkarım yola.
Beşikte uyuyanımız
gün geçtikçe erir
ağzından solucan gelir.
Mastardan çıkarım yola.
Sıçan dişlerini teker teker dizerim
bir bacım bir ben
topraklığı da çıkarırız aradan
bir ilmek bacım bir ilmek ben.
Güller açılmaya başlar
Kuşlar dallara konar
Yıldızlar kayar
Yürür halı.

Yerimiz karanlık
El kadar bir pencere.

Bir bacım bir ben
çığırırız türküleri
hâlây, düğün, imece…
Gönlümüz ışır
ışır odamız
durur halının üstünde
umudumuzun renkleri.
Ağladıkça sallarız canımızı
beşikte sızlayanımızı.
Ve ilmekler bir bir yazar yazımızı.
Vururuz kirkiti
sıralar sıklaşır
akşam olur.

Güçlü ve becerikli ellerimizle
çalarız öküzün altını
durmaz, yazar derdimizi kınalı ellerimiz
yaramızı işler.
Sevip de varamadığımız oğlanları…
Yatıp da kalkmayan anamızı…
Etimizi kanımızı
gözümüzü gönlümüzü işler.
Kınalı ellerimiz halı dokur ama
ezer geçer bizi yaralı dünya
ezer geçerler.

İlmeği gelecek için atarız sıraya.
Göz pınarımız buğu olur
karışır havaya
usulca durur yaprağın yeşiline
buğdayın sarısına.
gün gelir
oynatır yerinden köyü kenti
dağı ormanı.

Kınalı ellerimiz unutmuyor
çürüyen kızlığımız
unutmuyor solan gözlerimiz
büyük ateş unutmuyor.
Toprağı, havayı ve suyu sürüyor ileri.
Kollarımızla
işleyen kirkitlerle
zamanı ve düzeni itiyor ileri.
Biz halı dokuruz
inanırız bunlara
sevgiyle başlarız işimize

Süreyya Berfe
-Savrulan-

© Jale Yasan