GECE, TREN VE ODA – Oya Uysal

5543c4b33b808ba2536cdda11e655072

Gecenin kalbinden geçip gitti hırçın bir tren
ve sen dönmekle dönmemek arasında bir yerde,
kaçırıp camdaki suretinden kederli gözlerini, seyrettin
ışıkları soluk kasaba içlerini.

Göz önünde dururken gömü,
kayıp parçasını aradın
haritanın
akşamı karşılayan telaşlı halini aradı oda,
konuşkan ellerini, sokulgan gövdeni.

Silik bir rüya gibi uzayan üzgün kırlardan geçti tren
geceyi ürperten ıssız mezarlıklardan,
hayatın ve ölümün iç içe geçmiş
gizli simetriğini düşündün,
birlikte ölünecek hiç kimse bile yokken

ölümün aynasından yansıyan hayatın güzelliğini,
dalları karlarla kaplı ağaçlıkları, seherde sazlıkları
seyrettin,
sazlıklardan kanatlanan kuşları…

Dinle! Seni geri isteyen şehrin sesini getiren rüzgârı
uyanmasın diye içinde uyuyan karanlık,
usul usul konuşan sokağı dinle
dağınık masa, tozlu konsol, eskimiş sedir, kitaplık,
sen bekliyor perdeleri yarı açık pencerede.

Oya Uysal
-Günaydın Sevgili Gece(2003)-

TAŞLAR – Bedri Rahmi Eyüboğlu

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU TAŞLAR

Rivayet olunur kim, yurdumuzun
bütün taşları Kâbe yapısında yer
alabilmek için yollara düşmüşler.
Yarı yolda Kâbe yapısının
bittiğini duyunca küsmüşler,
yorgun argın, oldukları yerde
kalakalmışlar. Bu taşları gören
Mernuş, almış sazı eline bakalım
ne söylemiş.

A taşlar… Canım taşlar
İsli taşlar, paslı taşlar
İrili ufaklı, toplu tüfekli
Güçlü kuvvetli, bağrı yanık, içli taşlar
Gazanız mübarek ola
Bir güzel, bir hayırlı iş için
Aşk ile şevk ile düştünüz yola
Ama Kâbe yapısı bittiyse kızacak ne var?
Bu fakir memlekette harcına karışacak
Başka hayırlı yapılar yok mu?
Bunca hastaya bir dört duvar
Bunca sâbiye bir beyaz okul çok mu?
A taşlar… Canım taşlar… İçli taşlar
Altın yürekli taşları memleketimin,
Madem ki bir defa yollara düştünüz
Eliniz değmişken gene doğrulun
Yol deyip serilin taşlar
Ocak deyip kırılın
Okul deyip sarılın
Eliniz dert görmesin taşlar
Fabrikada yana yana kül olun
Sonra yeni baştan dirilin nur olun.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Bigüzel (1959)

BEYAZ GECELER – Behçet Aysan

BEYAZ GECELER - Behçet Aysan

bütün hayatları bilmek isterdim
ilginç geliyor bana bir gemicinin
anlattıkları
eskiyen
aşkları bırakıp
yeni yükler aldıkları

beyaz bir gecede.

bilmek isterdim
çamlıhemşin’ li fırıncı
ustanın
niçin
batum’dan göç ettiğini
kömür yüklü mavnayla

beyaz bir gecede.

beyaz bir gecede
beyaz bir gecede

savrulmuş
buralara

saraybosna’dan
elinde hiç işlemediği
nakışı

kış zorlu
makedonya komitacı dolu
buğulanmış camları vagonların

bakışı mavi gözleri dalgın
o kadın

doğurmuş sanra annemi

bilmek isterdim
bozüyük bilecik arasında
bin dokuz yüz kırk yedinin martında

tipi
ve aç kurtlar
saldırınca

tepesinde bir telgraf
direğinin

donan
gencecik hat bakıcısının

hayatını.

beyaz bir gecede.

ne söylenecek
bir türkü

ne yazılacak
bir roman

olan

bütün hayatları

yaşanmış
bütün hayatları
bilmek isterdim.

beyaz bir gecede.

Behçet Aysan
-Yitik Zaman Peşinde)-

HOŞÇA KAL – Neriman Calap

NERİMAN CALAP HOŞÇA KAL

Mevsimi şaşırdı bulut / yağmur yolunu
aydınlığı kuşanır mavi / ellerin bir kuş
unuttuğun sevinçler rüzgârın kanadında
anılar uyur kuytu köşelerinde yüreğinin
bir ses olur akşam yalnızlığında
incinen bellek canlanır / gece yıldız yıldız
bir yalan bölünerek dağılır
unuttum der de sevdaya durur yüreğin
karanlıkta gözleri öper gözlerini
bütün saatler öyküye durur.

Rehin bıraktınız bir güldeste
aşkın umarsız uçurumlarına
döndünüz kendinize kapatıp kapıları
masumdunuz çocukça / mutluluk oynardınız
unutup konumunuzu gizil dünyanızda
evreni doldurmuştunuz yüreğinize
dostça bir vedayla ayrılıp
hoşça kal demek kaldı geriye.

Neriman Calap
-Akşamdı Dökülen-

SARI HÜZÜN – Bülent Güldal

BÜLENT GÜLDAL SARI HÜZÜN

Aşk irtifa kaybediyor cancağızım
insanlık inliyor kavruk bir ney’le

İlâhiler savruluyor şadırvanlardan
Tohumun türküsü duyulmuyor ki

Yıl 2010. Yirmi birinci yüz yılın başı
bir yanınız tanrıyı arıyor uzak galaksilerde

Gökyüzü düşüyor başınıza, korkular yağıyor
sonsuzun koşusuna sağır kulaklarınıza

Masalların içinden çıkardığınız kıssalarla
biçimleyip ömrünüzü kış uykularına yatıyorsunuz

Av kendi tarihinin ayrımına varana kadar
avcı kral gibi gezinir ortalıkta, demiştim

Dağı, ormanı bir kenara bırak cancağızım
içine doğduğun evde özgür müsün bir sına

Sen olmazsan anlamı ne inandığının
sen olmazsan palazlanır mı ışıkları söndüren

Köhnemiş güverteleri yakmanın zamanıdır şimdi
bir göz düşür aklının isyan eden türkülerine

Sana günah olan ona nasıl sevap oluyor
aslı astar olmayan masalları at hayatın çöplüğüne

Aşkın ve şarabın köpüğünü yatır zamana
sulardan hırkalar biç teninin atlasına

Aşk irtifa kaybediyor cancağızım
bu sarı hüzün yakışmıyor gözlerine

Bülent Güldal
-Şakayık Şelalesi-

adım metin olsun – Kemal Özer

KEMAL ÖZER ADIM METİN OLSUN

Hadi gel birlikte yazalım bu şiiri
adım metin olsun bu kez benim de
hadi benim sesimle ama senin hüznünden
hadi benim acımdan ama senin sesinle birlikte
söz edilsin bu şiirde

Birlikte yazalım hadi ölüme karşı
konuşalım bir yürekten hadi bir ağızla
kimse ayırt etmesin kimin söylediğini
nereye kadarı benim nerden sonrası senin
kıvrıla kıvrıla yanan bir kağıtta

Değdirir değdirmez kanatlarını yüzüme
senin kaşlarında yuva kurmuş sorular
hadi gel bir yangın öksüzlüğünün ardından
kalan külü bile tanımayan çocuklara
nasıl anlatırızı konuşalım susmak yerine

Nasıl direnirizi elimize bir gül almadan
bir sözün içinden geçen kıvılcımları
nasıl taşırızı konuşalım herkes sussa bile
bir külden nasıl dirilirizi bir şiirle
ne kadarını kimin söylediği belli olmadan

Her dizeyle biraz daha ilerlesin bu çerçeve
her sözcük bütünlesin içine konan resmi
hadi benim yüzümle ama senin kanatılmış yazgın
hadi benim bitimsiz özlemim ama senin yüzünle
birlikte dile gelsin bu resimde

Kemal Özer
-Temmuz İçin Yaralı Semah-

ESKİ VAPURLARIN YAŞLI DUMANI – Arife Kalender

ESKİ VAPURLARIN YAŞLI DUMANI - Arife Kalender

Zümrüt saçları vardı
İnerdi bukleler Marmara’nın beline
Süzülürken simli ışıltılar
Mavi gözlü günü
Sürüklerdi güneylere

Zaman bekçisi köşkler
Ki ölüm savurur kapılarını
Dayanmış sessizlik penceresine
Ağzı var dili yok merdivenler
Udlar, meyler
Hani senin balkonunda
İçilen nargileler

Susar bitişler
Çarpar kapı leyli leyli
Bir parça daha düşer

İskelede yaşlı balıkçı
İstavrit çeker, lüfer dizer
Gider akşamcı meyhanesine
Rakısını
Münir Nurettin sesinde
Demler

Sisli hüzünlerle yorgun şehir
Kimliğini bulmak için
Yollara düşer

Arife Kalender
-Göçebe Sevinçler-

ESKİ BİR RESİMDEN – Tuğrul Tanyol

ESKİ BİR RESİMDEN - Tuğrul Tanyol

eski bir fotoğrafta, düşündün mü hiç
duyguların resmini çekmek zor
bir kız, salıncakta, ağaç dipleri esmer
gözleri dalmış uzaklara

belki yıllar sonra bir defterin köşesinde
atılmış onca şeyle, unutulmuş ve geçmiş
gençliğini bulmuş gibi bakıp bakıp resimlere
o ânı hatırlamak… zor

bütün o yollardan geçip gelmişsin belki
sen günlerin dalgın pınarından su içen kız
ne o bahçe, ne o ağaç… ne de salıncakta
uzayan esmer gölgeleri görebiliriz şimdi

eski bir fotoğrafta, düşündün mü hiç?..
annem, annem olmadan önce

Tuğrul Tanyol
-Sudaki Anka (1990)-

ÇAĞLA – Egemen Berköz

ÇAĞLA - Egemen Berköz

Buluşmuşuz da arkadaşlarla
Çakıştırıyormuşuz habire

Masasında tek başına içen bir adam
Birer avuç bırakmış masalara
Uyandığımda dişlerimdeydi
Tazeliği, çıtırtısı hâlâ

Gün yükselmiş çoktan
Karım hâlâ uykuda
Ben nerdeyse seksen
Yetmişini geçmiş o da

Düş müydü yoksa
Elliyi aşkın yıl da
Savrulup durulduğumuz
Lodosuyla poyrazıyla

Kim inanır ki

Bir çift çağla eriktik
Bir güzel çağda

Egemen Berköz
Kuzguncuk, Nisan 2020
–Sözcükler D.
Temmuz-Ağustos 2020-

BENCİLEYİN GAZEL – Ahmet Telli

BENCİLEYİN GAZEL - Ahmet Telli

Söyledim bütün söyleyeceğimi bencileyin
Kimi apaçık kimi imâlı mıydı sencileyin

Serencam eyleyip de derledim ol senleri
Nice masallar kaybedişler hiç bilmediğin

Aşk bahsinde sözün kıymeti azdan az
Fiil ve fail aslolandır ki bilmez değilsin

Sorular sordum ürperen börtü böceğe
Yanıtı, ustalığı dediler bir örümceğin

Taşı konuşturan sarhoş ormandan geçtim
Hangi kelimeyi aralasam rüzgârıydı şiirin

Çöl yorgun düşmüştü Arap baharından
Öyledir diye kayıtlı günlüğünde şairin

Su çatlağı ses yankısını bulunca yeğin yeğin
Kalbe işleyen yeni bir cümle edinmelisin

Gelince vakit durulur mu sığda, derinde
Zaptedilmez bir itirazı vardır haysiyetin

Arkadaşlar! Önce ben ürktüm sesimden
Unutmayın, tuhaf bir asaleti var ölümün

Telli Ahmet söyledin söyleyeceğini sencileyin
Kalırsa kalmış olsun biter mi söz dediğin

Ahmet Telli
Eylül’2019
-Sözcükler D.
Temmuz-Ağustos 2020-