Bir Şiirin Yalanlaması – Aziz Nesin

AZİZ NESİN BİR ŞİİR YALANLAMASI

Yaşadım sandığım
Yaşadım diye aldandığım
Yaşamak istediğim seviler
Hepsi bende benimle ölüp
Yazılarda yaşadı birer birer

Yazmak değil yaşamak istedim
Hiç olmazsa bu en sonuncusunu
Bahanesi olmasaydı yazılarımın

Bikez daha
Hayır son kez anladım
Yaşamak için yaratılmadım
Yaşam boyu bu çabam boşuna
Benim yazgım yaşamak değil yazmak
Anladım yaşamak bana yasak

Aziz Nesin
-Sondan Başa (1984)-

Gülüp Ağlayan Meşe Ağacı – Aziz Nesin

AZİZ N ESİN BEN BİR ÇINAR AĞACIYIM

Ben bir meşe ağacıyım
Kısa kalın tıkız tıknaz
Kökdallarım taa derinlerden içer suyunu
Akdeniz’in Karadeniz’in Ege’nin
Ağrı’dan, Binboğa’lardan, Toroslardan

Ben bir meşe ağacıyım
Dallarım uzanır yeryüzünün her yanına
Beş anakarayı solunurum
Üzünçleriye sevinçleriyle
Renkleri değişik insanlarımın üstüne
Salarım serin gölgemi
Zahirinden kirinden pasından
Arındırırım yeryüzünü
Kıpır kıpır yapraklarımdan
Pırıl pırıl sevinçler yayarım

Ben bir meşe ağacıyım
Kısa kalın tıkız tıknaz
Yüzyılların derinliklerindedir köküm kurumaz
Kuruduğum yerden yeşeririm
Yeniden filizlenirim her öldükçe

Yapraklarımın sesini duyar tüm insanlarım
Sesimi duyurur dünyaya yapraklarım
Gülen dünyayım ben
Ağlayan dünyayım ben
Siz güldükçe gülecek
Siz ağladıkça ağlayacak
Bir meşe ağacıyım
Dünya durdukça duracağım
Her ölenle ölüp her doğanla doğup
Dünyayı yaşatacağım

Aziz Nesin
-Sondan Başa(1969)-

ALIŞKANLIK – Aziz Nesin

AZİZ NESİN SÖYLEMESEN DE BİLİYORUM

Daha bir zaman
Geçmiş yılı yazacaksın
Yanlışlıkla mektuplarına,
Sonra alışacaksın.

Daha bir zaman
Yeni giysiler içinde sıkılacaksın
Eskitip kendinle birlikte,
Sonra alışacaksın.

Daha bir zaman
Bir önceki sevgilinin adıyla
Sesleneceksin yenisine,
Sonra alışacaksın.

Daha bir zaman
Yadırgayacaksın sürüklemeyi
O inmeli bacağını,
Sonra alışacaksın.

Daha bir zaman
Hâlâ sevdiğini sanacaksın,
Yüreğindeki ihanet acısına
Sonra alışacaksın.

Daha bir zaman
Alışa alışa böyle,
Bir tek kendinle kalacaksın,
Ona da alışacaksın.

Daha bir zaman
Yaşadığını sanacaklar,
Bisüre söz edecekler senden,
Sonra alışacaklar.

Aziz Nesin
-Kendini Yakalamak(1988)-

Hücrede – Aziz Nesin

AZİZ NESİN HÜCREDE

Küf tutmuş duvarlar yosun bağlamış
Üç aralıklı demir parmaklık var daracık penceremde
Tek devinen bulutlar parmaklık aralarından görülen
Bulutlar yabanıl at sürüleri
Bir bakarım sen de olmuşsun bir bulut
Dağıtmışsın saçlarını güneşe karşı bu sabah
Kimileyin acımasızlaşır bulutlar saklar seni benden
Buluttan örtünle yitip olursun bir başka bulut

Gece karanlığında bir büyüteçten bakarım sesine
Öyle büyür ki şarkıların sığmaz gökkubbesine

Duvardan yer yer dökülmüş sıvalar çatlaklar çizikler
Çiviyle iğneyle yanık kibritle yazılmış
Duvarlara anılar günceler mektuplar
Sen de var mısın diye baktım dört duvara tavana
Ah işte senin mektubun üç sözcüklü
Seni seviyorum çok
O mektubu senden bana ben yazmıştım yanık kibrit ucuyla

Ah işte duvarların çatlaklarındaki çizgilerden
Ve duvarlara sıçramış kan lekelerinden
Ve küf ve yosun rengi boyayla yaptığım resmin karşımda
Çırılçıplaksın ve uzanmışın boylu boyunca
Hücremin görünmeyen yumuşacık boşluğuna
Dünyanın hiçbir sanat müzesinde olamaz bu denli güzel çıplak

Gitme ne olur diye yalvarıyorum uzatıp ellerimi
Yavaş yavaş dağılıp yitiyorsun bir buğu gibi

Güzelliğin salt kokusu kalıyor bende
Başka hiçbir kokuya benzemeyen

Zaman olur ne bulutlarda görünürsün ne duvar lekelerinde
Ne büyüteçle büyür gökkubbeye sığmayan şarkıların
Ne de kokusu kalır hücremde güzelliğin
İşte o zaman büsbütün umarsızım sensizleşirim
Yonutunu yapıyorum hücremde benimle tutuklu havadan
Havayı yoğuruyorum günlerce seni biçimlendirmek için
Tıpkı 1950’de öğrenciliğindesin kolleji yeni bitirmiş
Kırküç yıl önce nasılsan tıpatıp öylesin
Deniz köpüklerinden doğmuş Afrodit değil bu yonut
Cıgara dumanlı havadan yoğurduğum benim dünya güzelim
Karanlığında hücremin apaydınlıksın
Sedef gibi pırıl pırıl ve çırılçıplak

İçimden bana sarılmanı istiyorum sarılıyorsun
İçimden beni öpmeni istiyorum öpüyorsun
İçimden yatsak diye geçiriyorum yatıyoruz
……………….ve sabah oluyor
Pencere demirlerinin arasından bakıyorum bulutlara
Saçlarını dağıtmamışsın güneşe karşı
Yoksun bulutlarda bu sabah
Ne de büyüteçte gökkubeye sığmayan sesin
Ne o güzel kokun ne yonutundasın ne resminde
Sen seni tanıdığımdanberi bendesin
Yarım yüzyıl önce ben cezaevine sen kendi yoluna
Şimdi nerdesin ne yapıyorsun kiminlesin
Bilmiyorum öldün mü yaşıyor musun nicesin
El sallamıştık o gün ayrılırken birbirimizden

Sana verdiğim sözü de beni de unutmuşsundur çoktan
Ne zaman nerede olursan ol
Haberin bile olmadan
Yarım yüzyıl önceki sen
Her zaman her yerde hep benimlesin

Aziz Nesin
-Aşk Şiirleri-

Can Baş Üstüne – Aziz Nesin

61629_cc32073998e17917389939460f970588_large

Yüzlerce İzmir’den süzülmüşsün
Gökle denizin seviştiği yerde
O güneş kanlarına doğmuşsun
Eskil Ege’ler damıtılmış gülüşünde

Ben kırkıraç yok yoksulluğun insanı
Yüreğimde bozkırın uzak Asya’lardanberi sönmeyen cehennemi
O buzul gecelerini atamam ikibin yıldanberi içimden
Sonsuz karanlıklarım ısınır saçlarının güneşinde

Tenini yüzlerce yıldanberi imbatlar okşamış senin
Benimse yakmış kavurmuş kuşaklar boyu içimi karayel
Ben kahır destanlarının büyümeyen çocuğu bin yıldır ölüp ölüp dirilen
Sen çocukluğu mitologya tanrıçalarının dizi dibinde geçen

Sen bir palmiyesin kum kumsalda yumuşaktan süzüp alırsın suyunu
Ben bir meşe ağacıyım ki İsa’dan çok daha yaşlı
Özsuyumu binlerce kılcıl parmaklarımla
Ta derinlerden taşı kayayı sökerek emen

Seni öpen salt ben değilim
Yaylalarımca bozkırlarımca tarihimle öpüyorum
Öptüğüm salt sen değilsin
Ege’yi öpüyorum dudaklarında en yepyenisi ikibin yıl süren

Bu Istanbul’u bizim için yaptılar
İki karşıt tarihle iki karşıt coğrafya
En uzaklardan gelip sevişsinler diye bu dişil kentte
Caanım üste and içerim ki en büyük mutluluğumsun
Beni sana kimler gönderdi biliyor musun
O insana en yakın Uzakdoğu tanrıları
Mağara ressamları dansçılar ve en eskil atam büyücüler
Ya seni bana gönderenler
O insana en uzak ve kendilerine daha da uzak
Kendilerinden başka tanrı tanımaz “La ilâhe” göksel tanrılar

Tüm tanrıların yalnızlıklarından
Ve tüm peygamberlerin acılarından
Çok daha çoğunu armağan ettin bana
Değil mi ki senden geldi Üçgül’üm
Sunduğun keyif kadar acılar da kabulüm
Senden gelen mutlulukları öptüm yüzüme sürdüm
Senden gelen acıları öptüm can baş üste kodum

Aziz Nesin
Karşıyaka/İzmir
24 Şubat 1984
-Bütün Şiirleri 1-

YİTİK CENNET – Aziz Nesin

AZİZ NESİN YİTİK CENNET
 
O altıncağ cennetini yitirdik mi çoktan
Adresini bile unutmuşuz
Bir dumansı bir buğumsu bir bulutsu anılar
Yoksa hiç yaşamamış mıydık o cenneti
Yoksa sen hiç mi olmamıştın
Ben hiç yaşamamıştım belki de
Yoksa uydurduğum öykülerden
Biri miydi yaşamım
 
Gözlerim görmüyor şimdiyi
Ama geçmişi görüyorum bütün ayrıntılarıyla
Tıpkı bir teleskopla seyreder gibi bir yıldızı
Görüyorum yıllar önceki halimizi
Bak bak ikimiz de sarhoşuz belli.
Önce sen düşüyorsun sonra ben
Görüyorum o gülün altında öpüştüğümüzü
 
Sen gerçekten var mıydın sevgilim
Ben gerçekten yaşamış mıydım seni
Bir altıncağ cenneti var mıydı yaşadığımız
Yoksa ne sen vardın ne ben yaşadım
Bu da bir öykü müydü uydurduğum
 
Aziz Nesin
-Bütün Şiirleri 1-