BAŞAKLAR GEBE – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI BAŞAKLAR AGEBE Vincent_van_Gogh_-_Wheat_Fields_after_the_Rain_(1890)

Sarı buğday değirmeni döndüren
İnan, sarı buğday iter o taşı
Esen rüzgâra, akan suya karşı

Ölüm yok bu ovada gördüğün
Gün gelecek bir nöbet değiştireceğiz
Yaşsız başlıyacak ölü evinde düğün
—İnan, ölümü böyle doğru bilmek daha iyi—

Ölürsem? Ben ölür müyüm? Ben;
Çok nefret çok öfke çok sevgi.
—Tüm öleceğime inanır mısın ki?—
Öfkelenirim, sevilerim vardı, benden önce
Ben arttırdım sürdürmedim mi ki?

Güvercinim benim, sen doyamadığım sevgili!
Bil, sıcak kalır dudaklarım aşktı, dudak değildi!
Kim bencileyin tutkun öper dudaklarımla
O tükürür nefretle yüzüne kötünün
Sarılır yakasında ölsem de öfkemin eli!

Bak, önümüzde ovaların yeşili,
Nasıl çok nasıl alabildiğine!
Üstümüzde tükenmez mavi kubbe,
Ektiğimiz bütün başaklar gebe!

Necati Cumalı
1969
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Görsel :Vincent van Gogh / Yağmurdan sonra buğday tarlaları 1890

SANA ALIŞMIŞTIM – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI SANA ALIŞMIŞTIM

Gökyüzü bulanık rakı renginde
Damlar soğuk, ağaçlar çırılçıplak
Kirli perdeler, solmuş eski resimler
Gibi, her akşam penceremin önünde

Manzaradan kurtulmak olmuyor
Tuhaf bir kasvet çöküyor üstüme
Unutmak, düşünmemek istiyorum, ancak
Bilirim aşktır, arzulardır gene
Böyle günlerde kalbi sıcak tutacak

Bense bu yaşta ihtiyarladım
Bezgin bir adam oldum günden güne
Kalabalıktan, dostlarımdan uzak
Gördüğüm herkesten kaçıyorum
Akşamla kapanıyorum evime

Yalnız kalınca bu saatlerde
Elimde değil hatırlamamak
Ağırlığını taşır ayaklarım
Odanın içinde öteye beriye
Ellerini görürüm bölerken ekmeğimde

Artık geri dönmeyeceğini bilsem de
Olanı biteni çoktan unuttum
Alışmıştım sana bir kere
Her tek başıma kaldığım yerde
Birden karşıma çıkmanı bekliyorum

Necati Cumalı
-Güzel Aydınlık/
Adına Yaktığım Türküler-

 

GÜZEL AYDINLIK – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI GÜZEL AYDINLIK

Akdeniz göklerinden
Köpüklerden, limon çiçeklerinden
Gözlerimde kalan
Güzel aydınlık
— Nesrin’i bir defa öptüm

Beyaz badanalı odam
Annemin yüzüne, soframıza
Gençlik hülyalarıma düşen
Güzel aydınlık
— Ümitsiz kaldıkça seni düşündüm

Biz fakirdik ama iyi insanlardık
Bolluk yıllarında da
Felâket günlerinde de
Seni yanı başımda gördüm
Güzel aydınlık
Tatlı aydınlık

Necati Cumalı
-Akdeniz Şiirleri/
Bütün Şiirleri 1-

 

Şarkılar – Necati Cumalı

Daniel Greenwood

II

Ağladığını istemem ben ölürsem
Beni en sevdiğin halinle hatırla
Uzak bir yerde çalıştığımı düşün
Hayatta olduğuma inan
Bir gün gelir kendiliğinden
Geçer bütün üzüntün

Her yeni gelen günü
Yeni bir ümitle beklemeli
Her yeni gün
Yeni havalarla gelir
Gece, yağan yağmurla uyursun
Sabah bir de bakarsın odan güneşli

Her gelen vapuru, treni
Yeni bir ümitle beklemeli
Her gelen vapur, tren
Yeni insanlarla gelir
Ben esmerdim güzelim
Bu sefer sarışını seversin
Aşk yaşayanlar içindir.

Necati Cumalı
-Harbe Gidenin Şarkıları-

(C)Daniel Greenwood

Necati Cumalı, (13 Ocak 1921 – 10 Ocak 2001) Anısına saygıyla

NECATİ CUMALI NEKAHAT

NEKAHAT – Necati Cumalı

Nedir bende bu günlerdeki
Bu on beş yaşındaki çocuk hali?
Çiçeklere duyduğum bu sevgi,
Bu küçük eşya merakı;
Böyle uzun uzun seçişim yemeklerimi.
Cıgaramı, kahvemi keyifle içişim,
Böyle yerleştirip odamı
Hiç yoktan gülüşüm, sevinişim?

Necati Cumalı
-Kızılçullu Yolu-

 

KARIM OL – Necati Cumalı

NECATİ CUMAL KARIM OL

I
Kentin çıkışındaki
Bu küçük ev benimdir
Bitişik kulübede
Bekçiyle karısı yaşar
Karım ol
Seninle, kentin çıkışındaki
Küçük evime gidelim
Bekçiyle karısı
Bilsen bizi nasıl karşılar.

II
Karım ol!
Evimin içinde dolaş, şarkı söyle
Seninle dolsun odalarım
İşten döndüğüm vakit akşamları
Boynuma sarıl ceplerimi karıştır
Elinle bul hediyeni
Sevin bizi unuttuklarına
Kapımızın önünden geçenlerin.

Necati Cumalı
-Kızılçullu Yolu-

KARABATAK – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI KARABATAK

Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar

Bilirim yalnızlık üşütür insanı
Kalp daima sevecek birini arar
Hatırlar bakışlarda kalan aşklarını
Avuçları hafif terli, yanakları al al
Ağaçlıklı yollarda akşam dolaşmalarını

İlk yıldızlar karanlık basmadan doğar
Hafif çiçek kokuları gibi uçar içiniz
Yavaşlar eve dönerken adımlarınız
Esen rüzgâra, durur, kulak verirsiniz
Bakışlarınız bütün kadınlarla karşılaşır

Daha önünüzde uzun bir yaz vardır
Bütün gün şurada burada gecikir oyalanır
Döner durur yatağında bütün gece
Ay ışığı, sıcak hava, tutuşturur kanını
Uykularını kaçırır en ufak bir düşünce

Şimdi rüzgârlar soğuk eser yüzünüze
Hüzün verir yağmur sularından geçen bulutlar
Bayırlarda yol alan posta arabaları
Şimdi birbirinden ayrı yaşar kurtlar, kuşlar
Sular çakıllardan ayrı akar

Dalar gider, gözleri büyür de
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Avuçları hafif terli yanakları al al
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar

Necati Cumalı
-Güzel Aydınlık/
Adına Yaktığım Türküler-