GÖÇ – Necati Cumalı

Tüm karların eridiği günlerdi
Taşan çaylar gördük yol üstü
Testere sesleri duyduk dağa varınca
Koruda hızarcıları gördük
Bazan bir söz çalınır dillerinden
Şimdi uzak dağlarda o koruda
Bir dönem dallarında dolanırdı ya

Öyle bir rüzgâr geçer yüreklerinden

Takalar vardı geride
Çayın ağzında demirli
Sulara kapılmış inen
Kol kol tomruklar gördük

Böyledir göç dendi mi
Ayırır gövdeyi kökten
Dal kırar,yaprak soldurur
Söker çadırını yörük

Birahaneler kiliseler ışıklı geçitleri
Köylerine hiç mi hiç benzemez
Batının kömür kokan gotik kentleri
Kapılmış kalabalığına sürüklenirler

Necati Cumalı

KIRK İKİNDİ YAĞMURLARI – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI KIRK İKİNDİ YAĞMURLARI

Sabahları âşık değilim dedim
Gerçekten de öyleyim
Her sabah rahat, neşeli olurum
Sesime bakmadan türkü söylerim

Herkes gibi işe giderim ben de
Çalışmak sanki özlediğim bir şeydir
Sonra yavaş yavaş o aklıma gelir
Havam bulutlanır gitgide
Peşinde koşmaktan yorgun düşerim

Çekilmez olur artık şehir
Bilirim şimdi kırlarda
Bir hayvan sakince suya eğilmiştir
Trenler geçip giderken küçük kuşlar
Durmadan yer değiştirir telgraf tellerinde

Gitsem gezinsem derim limanda
Rıhtım kahvelerinden birinde otursam
Bir şey içsem ve dönsem
Değiştirsem elbiselerimi,
Ya da uzanıp saatlerce uyusam
Belki bu dertten kurtulurum
Derim ama akşam olur
Gene kapına düşer yolum

Necati Cumalı
-Mayıs Notları-

SOĞUK KIŞ GECELERİ – Necati Cumalı

necati-cumali-soguk-kis-geceleri

Soğuk kış geceleri odama
Ansızın bir kadın hayali girer
İlerler yavaş adımlarla
Masamı düzeltir, omuzlarımı örter
Elleri güller beyazlığında.

Dışarda gece zifirî kara
El ayak ortadan çekilmiştir
Rüzgâr deli deli eser
Dalların gölgeleri sokak boyunca
Kaldırımlarda uzar, titreşir.

Sefih yüzler, kötü kişiler
Karanlıkta yaşayan kim varsa
Üşüşür peşinden camlara.
O bana şahin önünden
Kaçan yavrular gibi gelir.

Bak, der, ne haldeyim
Ne haldeyim bil
Ne arzum kaldı, ne hevesim
Kapılara duvarlara benzedim
Uyurum, uykularım uyku değil!

Güzelim, kadınım, gülüm nergisim
Bilemedim, bir hata ettim bağışla
Bağışla, ne ettimse kendime ettim.
Sen gideli gün günden tazelendi derdim
Sen gideli yüzüm gülmedi bir daha.

Dışarda gece zifirî kara
El ayak ortadan çekilmiştir
Rüzgâr deli deli eser
Dalların gölgeleri sokak boyunca
Kaldırımlarda uzar, titreşir

Necati Cumalı
-Güzel Aydınlık/Adına Yaktığım Türküler-

BARIŞ TÜRKÜSÜ – Necati Cumalı

necati-cumali-baris-turkusu

Biz bir kuş bile öldüremeyiz
Biz kana bakamayız güzelim
Acı duyan yüreğin için seni
Korkakça gülüşlerin için severim

Korkakça gülüşlerin için
Korkuların söğüt dalından
Camdan sırçadan senin
Gülsün güçlensin istersin
Mahzun gördükçe güldüklerin

Ama senin korkuların güzel şeyler
Madem anasın sevgilisin
Korkuların bütün anaların sevgililerin
Bil ki her zaman kalbinden geçer

Başka gülüşlerini de gördüm senin
Yeniktim, gariptim, çaresizdim
Gülerdin aşkla inançla yanımda
Nasıl açarsa uzak kırlarda
Ezik otları dirilten güneşler

Biz aşk için yaşıyoruz
Ölüme karşı güzelim
Seven yüreğin için seni
Korkusuz gülüşlerin için severim

Necati Cumalı
-Güneş Çizgisi-

SEN TÜRKİYESİN – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI  SEN TÜRKİYESİN

Sen Türkiyesin, ulu bir ırmak,
Yoksul ve çalımlı, aktıkça çoğalan
Ya da küçük bir ışık; ürkek, kimsesiz
Uzak dağ başlarında yapayalnız kalan.

Açsın sen, tokluk ne bilmezsin!
Çektiğin acının emciği yine acı.
Haşhaşsın, petrolsün, yağmursun,
Öyle sorunlarsın ki, çözdükçe tükenmezsin.

Sen bir yarışsın, koşmayan atlarla.
Harmansın, düğensiz; teçsin, rüzgâr esmez.
Bir imge kuşusun sen, kanadın kırık.
Bir ağaçsın ki, çiçek açar da yemiş vermez.

Necati Cumalı
1975
-Yangın-

BİR ANA – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI ANA KIZ   (C) BURAK BULUT

Kadın çamaşırdan dönüyor olmalıydı
Kolunda bohça, sert soda kabartmış ellerini
O yaşta bütün Yahudi kadınları gibi
Sırtında eski bir siyah kadife hırka
Bir şikâyet yorgunluk ifadesi bakışlarında

Küçük, çilli, dik kızıl saçlı
Satılmamış gazeteleri koltuğunda
Üşüyen bütün küçük çocuklar gibi
Burnunu çeke çeke, avuçlarını hohlaya hohlaya
Sürterek eskimiş kunduralarını
Ayak uyduruyordu anasının adımlarına

Onlar önde, ben arkada
Bir mart gecesi onbirden sonra
Taksim’den Tünel’e kadar yürüdük
Alçak sesle konuşuyorlardı aralarında
Sanki bir değirmen ağır ağır dönüyor
Hayat, ağır ağır akıyordu
Bulanık, kirli nehirler gibi
Büyük, karanlık binalar arasında

Necati Cumalı
-anadolu’da kadınların şiirli tarihi-
Derleyen: Gülsüm Cengiz