KARDA AYAK İZLERİ VAR – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI KARDA AYAK İZLERİ VAR

Karda ayak izleri var
Vurulup düştükleri yere kadar
Yüzleri tanınmayacak bir halde
Olduğu yerde kalmış cesetleri

Onlar için hatıra yok
Saat durmuş
Onlar için değil
Yıldızlar ve bu gece
Onlar için değil gelen güneş
Artık onların yok
Uzak şehirlerde
Sevdikleri

Artık hepsi bitti
Açlık, susuzluk ve kin
Ne matara ne ekmek torbası lâzım
Ne silâh
Elbise ve düşen şapka da lüzumsuz
Artık üşümezler ki

En güzel ocak ateşleri
Artık ısıtamaz ellerini
İsimlerini en yakın tanıdık
Söylese işitmezler
Kurt mu, dost mu, düşman mı?
Bilmeyecekler baş uçlarına geleni
Artık ne tren, ne gemi
Onları getiremez bir daha

Necati Cumalı
-Harbe Gidenin Şarkıları(1945)-

Necati Cumalı (13 Ocak 1921 – 10 Ocak 2001) Anısına

necati-cumali-300x194

ADINA YAKTIĞIM TÜRKÜLER

Ne söyler bu türküler
Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler
Sevilip sevdikten sonra
İnsan böyle yalnız mı kalır
Bahtına hatırlamak mı düşer

Ne söyler bu türküler
Bomboş ovalardan geçen trenler
Bir kere Menemen’den
Kolları kelepçeli bir adamla
Bir cardarma oturdular yanıma
Manisa’da indiler

Küçüktüm annem söyledi
“Atımın adı Dilber’dir”
“İskender Bey dayımdır”
Büyüdüm neden sonra anladım
Has bahçede kör sarmaşık
Karışık güller arasına

Ben şahin değilim
Yükseklerde uçamam tek başıma
Serçe kuşu değilim
İnemem nar dalından
Pınar başına

Pencerem denize karşıdır
Oturur düşünürüm bazı günler
Seni beni mahzun eden bu haller geçer
Gün gelir herkes gibi ben de ölürüm
Bu aşk yürekten yüreğe yeniler
Bir gün ağızdan ağıza dolaşır
Adına yaktığım türküler

Necati Cumalı
-Güzel Aydınlık(1951)-

AYSARI ÇİÇEKLERİ – Necati Cumalı

necatİ cumali aysari ÇİÇeklerİ

Aysarı çiçekleri
Bir gecede açtılar
Kar ağaçları
Eridiler bütün gün
Bense yattığım yerden
Kokularını duydum
Tavana vuran
Işıklarını gördüm
Boşyere sağa döndüm
Boşyere sola döndüm
Bilirim ne geldin
Ne geleceğin var
Aysarı çiçekleri
Kar ağaçları
Hepsi masal

Necati Cumalı
-Güneş Çizgisi-

Balkon – Necati Cumalı

necatİ cumali balkon faruk faruk_uskudar2

Sana geldiğim yağmurlu günleri hatırlar misin?
Pencerene açılan yol dönemecini.
Aralar mısın hatırama öyle her akşam
Ilık gülüşlerinin gölgesiyle yüklü perdelerini.

Bulutlar terkederdi şehri daima
Akşamları gemiler terkederdi.
Bir balkonun kalırdı sanırım
Kaybolan gölgelere aşina.

Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir akşam
O akşam, erkenden ayrıldık ve sonra
Hâlâ hafızamızda devam ediyordu
Unutulmuş hayatı maviliklerin
Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin,
Ve gitmeden önce
Saçlarını tarayışın hâlâ aynada…

Benim küçük öksüzüm, genç dulum
Ben senin hem baban, hem kocanım.
Erken tenhalaşan karanlık arka sokaklarda
Bütün servetin gibi ellerini
Avuçlarıma bıraktığın geceler
Sana küçük bir evden sözetmeliydim…

Uzun bir aşktan sonra tekrar
Bütün beni sevenleri hatırlıyorum
O şehirde bütün tanıdıklarım ve sen
Sen beni severdin
Sen iyiydin, güzeldin!

Gene vapur iskelesinde buluştuğumuz akşamlar olacak
Rüzgâr savururken saçlarını, eteklerini
Ellerimde hafif teri, ağırlığı küçük ellerinin
Teninin kokusu kaplayacak şehri
Gene yan yana seyredeceğiz
Uzaklaşan bulutları gemileri.

Necati Cumalı
1943
-Kızılçullu Yolu-

Necati Cumalı (13 Ocak 1921 – 10 Ocak 2001) Anısına saygıyla..

necatİ cumali nekahat
İstanbul Kışa Hazırlanıyor – Necati Cumalı

Dün, Köprü’nün korkuluğuna dayadım elimi
Buz gibi
Artık denize bakmak
Serinletmiyor içimi
Ne çare üşütüyor

İşten çıkınca karanlık basıyor
İnsanların hali daha telaşlı
Taşıtlar daha çabuk geçiyor
Böyle günler kısaldıkça sanıyorum ki
Kış daha çabuk geliyor

Tophane’nin önünde
Odun boşaltan kayıklar var
Sabahları gittikçe sis artıyor
Herkesin dilinde aynı şey
Odun derdi
Kömür derdi

Serseri bir çocuk
Üç aylık bir suç tasarlıyor
Ne güzel ağaçları denizi sevmeye başlamıştık
Şimdi olan bitene sebepsiz sıkılıyoruz
Lokanta her akşam daha dumanlı
Kahve her akşam daha kalabalık

Bir şey daha var
Bütün yaz aklımdaydı
Nedense bir türlü hatırlayamıyorum

İstanbul buzlu fotoğraf camlarında gibi donuk
Gene pembesi pembe, mavisi mavi ama
Ellerimizle eşya arasına bir şey girdi
Fakat düşünüyorum da sen hiç değişmedin
Sesin hep öyle sıcak, yüzün aydınlık

Necati Cumalı
1951
-Güzel Aydınlık-

GÜNEŞ DELİSİ – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI

Akan suyu severim ben
Işıldayan karı severim
Bir yeşil yaprak
Bir telli böcek
Yeşeren tohum
Güneşte görsem
Sevinç doldurur içime
Bir günü
Güzel bir günü
Güneşli bir günü
Hiçbir şeye değişmem
Onun için savaşı sevmem
Onun için zulümü sevmem
Onun için yalanı sevmem
Bilirim yaşamaz güneşte
Bilirim yaşamaz yanyana aşkla
Ne haksızlık
Ne korku
Ne açlık

Necati Cumalı
-Umut Şiirleri Antolojisi/
Derleyen: Turgay Fişekçi-

 

BAŞAKLAR GEBE – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI BAŞAKLAR AGEBE Vincent_van_Gogh_-_Wheat_Fields_after_the_Rain_(1890)

Sarı buğday değirmeni döndüren
İnan, sarı buğday iter o taşı
Esen rüzgâra, akan suya karşı

Ölüm yok bu ovada gördüğün
Gün gelecek bir nöbet değiştireceğiz
Yaşsız başlıyacak ölü evinde düğün
—İnan, ölümü böyle doğru bilmek daha iyi—

Ölürsem? Ben ölür müyüm? Ben;
Çok nefret çok öfke çok sevgi.
—Tüm öleceğime inanır mısın ki?—
Öfkelenirim, sevilerim vardı, benden önce
Ben arttırdım sürdürmedim mi ki?

Güvercinim benim, sen doyamadığım sevgili!
Bil, sıcak kalır dudaklarım aşktı, dudak değildi!
Kim bencileyin tutkun öper dudaklarımla
O tükürür nefretle yüzüne kötünün
Sarılır yakasında ölsem de öfkemin eli!

Bak, önümüzde ovaların yeşili,
Nasıl çok nasıl alabildiğine!
Üstümüzde tükenmez mavi kubbe,
Ektiğimiz bütün başaklar gebe!

Necati Cumalı
1969
-Varlık Şiirleri Antolojisi-

Görsel :Vincent van Gogh / Yağmurdan sonra buğday tarlaları 1890

SANA ALIŞMIŞTIM – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI SANA ALIŞMIŞTIM

Gökyüzü bulanık rakı renginde
Damlar soğuk, ağaçlar çırılçıplak
Kirli perdeler, solmuş eski resimler
Gibi, her akşam penceremin önünde

Manzaradan kurtulmak olmuyor
Tuhaf bir kasvet çöküyor üstüme
Unutmak, düşünmemek istiyorum, ancak
Bilirim aşktır, arzulardır gene
Böyle günlerde kalbi sıcak tutacak

Bense bu yaşta ihtiyarladım
Bezgin bir adam oldum günden güne
Kalabalıktan, dostlarımdan uzak
Gördüğüm herkesten kaçıyorum
Akşamla kapanıyorum evime

Yalnız kalınca bu saatlerde
Elimde değil hatırlamamak
Ağırlığını taşır ayaklarım
Odanın içinde öteye beriye
Ellerini görürüm bölerken ekmeğimde

Artık geri dönmeyeceğini bilsem de
Olanı biteni çoktan unuttum
Alışmıştım sana bir kere
Her tek başıma kaldığım yerde
Birden karşıma çıkmanı bekliyorum

Necati Cumalı
-Güzel Aydınlık/
Adına Yaktığım Türküler-

 

GÜZEL AYDINLIK – Necati Cumalı

NECATİ CUMALI GÜZEL AYDINLIK

Akdeniz göklerinden
Köpüklerden, limon çiçeklerinden
Gözlerimde kalan
Güzel aydınlık
— Nesrin’i bir defa öptüm

Beyaz badanalı odam
Annemin yüzüne, soframıza
Gençlik hülyalarıma düşen
Güzel aydınlık
— Ümitsiz kaldıkça seni düşündüm

Biz fakirdik ama iyi insanlardık
Bolluk yıllarında da
Felâket günlerinde de
Seni yanı başımda gördüm
Güzel aydınlık
Tatlı aydınlık

Necati Cumalı
-Akdeniz Şiirleri/
Bütün Şiirleri 1-

 

Şarkılar – Necati Cumalı

Daniel Greenwood

II

Ağladığını istemem ben ölürsem
Beni en sevdiğin halinle hatırla
Uzak bir yerde çalıştığımı düşün
Hayatta olduğuma inan
Bir gün gelir kendiliğinden
Geçer bütün üzüntün

Her yeni gelen günü
Yeni bir ümitle beklemeli
Her yeni gün
Yeni havalarla gelir
Gece, yağan yağmurla uyursun
Sabah bir de bakarsın odan güneşli

Her gelen vapuru, treni
Yeni bir ümitle beklemeli
Her gelen vapur, tren
Yeni insanlarla gelir
Ben esmerdim güzelim
Bu sefer sarışını seversin
Aşk yaşayanlar içindir.

Necati Cumalı
-Harbe Gidenin Şarkıları-

(C)Daniel Greenwood