BATI – Cahit Külebi

BATI CAHİİT KÜLEBİ
Sen bir gölge gibi şehirden şehire
Kendini kaybetmekten başka ne yaptın?
Kalabalıklar ürkütür insanı,
Düşünmeye, sevmeye fayda etmez.
Yalanlar, kötülükler, yüze gülmeler
Ve bağlanmalar bilinmeden
Ve ossaat kopup gitmeler
Ve düşüncenin düşünceye çarpması
Ve aydınlıklar pırıl pırıl
Ve sayrılıklar, umutsuzluklar, hayıflanmalar
Ve aydın yüzler, çakıp sönen
Ve şefkat ve kin ve keder.

Acı acıyı, geceler geceleri
Yalnızlık yalnızlığı yer bitmez.
Sen, seni kemirirsin, bitersin,
Kendini ısıran hayvanlar gibi.
Koca şehirler kıvranır durur,
Bir kurşun sıkmak istersin, gücün yetmez.

Özgür deniz, dinleyen evren, çırpınan düşünce
Tanrıdan haber salar bu yana.
Ne korsan teknesi yelkenliler, ne buhar gemileri
Ne homurdanan uçaklar kulaç kulaç…
Gül yaprağıdan hiçbiri sağlam değil
Fındık kabuğundan fark etmez.
İnsanoğlu da sağlam değil
İnsanoğlu sayrı, insanoğlu çökmüş…
Bir kurşundur umut, attığın yere gitmez…

Cahit Külebi
1978
-Süt-

 

DAĞITAMIYOR KARANLIĞI – Cahit Külebi

DAĞITAMIYOR KARANLIĞI - Cahit Külebi

Dağıtamıyor karanlığı özlemim bile
Ey ak bulutların yansıması sen yoksun artık!
Geri gelmiyor yaşantı ölümden sonra.
Hiç boşalmış göller döner mi geriye?

Küçük gümüşten derelerdin sen, akıp gittin!
İnce ince. yitirdim seni.
Daldırdım ellerimi gölgeni tutamadım.
Bırakmadın yüzünü sularda bile.

Sen ışığıydın ülkemin, zakkum rengi…
Kat kat oldum artık az giden uz giden…
Çorak topraklarımı götürdün ey yağmur!
Oysa bir demet kır çiçeğiydin sevgiden
Pençe pençe dökülüp hava fişeklerinde.

Umut tarlasıydın saçılmış gökyüzünde
Titreşen başakların vardı yıldızlardan.
Güneş bir tırpandı, biçti hepsini
Denizler eriyip çöktü tekliğimizden
Bulamadım yüzünü düşlerde bile.

Cahit Külebi
-Güz Türküleri-

 

Cahit Külebi, (1917 – 20 Haziran 1997) Anısına saygıyla..

acı cahit külebi

ACI DÖNEM

I.
Dalgalı deniz gibi bir ülke,
Arap saçına dönmüş işler,
Ne tavşanın dağdan haberi,
Ne de yarayı deşen neşter.

Yalnızca sızlayan bir yürek.
Sızlayan, çatlamış, kırgın.
Kağnı ardında köylüler gibi
Karanlıkta, boşlukta yorgun.

Ve öfke dağlardan akan sel
Dolmakta bu kan denizine.
Umut uçup gitmiş yıllar boyu,
Kardeşler düşman birbirine.

Bu yıl halkımızın gözyaşı
Yüzyıllar boyunca dökülenden çok,
Azrail gibi bir kış geldi,
Yurdumuzda ne ararsan yok.

Cahit Külebi
1979
-Yangın-

TÜRK MAVİSİ – Cahit Külebi

33691402_1900608916615894_5452548874482745344_n

Tozlu dumanlı sokaklarında Ankara’nın
Her sabah kendimi yitiriyorum
Sokaklar tutukluyor beni.
Bir sonsuz boşluğa iniyorum.

Herkes birbirinin sırtında.
Birbirinin cebinde eli.
Hoyratlığı yeşertiyorlar
Maviye övgüler söylerken,
Bulandırıyorlar denizleri.

Şu tutsaklıktan kurtulsam ben de.
Binsem üstüne bulutların,
Akıp giderken yağmur ülkelerine.
Yağmur uygarlıktır, inanıyorum.
Batı illerinde cömert yağmur.
Sevginin, düzenin, çalışmanın anası.
İplik iplik bağlıyor yeryüzüne…

Şu tutsaklıktan kurtulsam ben de.
Göklerde bulutlarla bir olsam.
Bozkırlığında allak bullak yurdumun.
Tek ağaç, tek pınar, tek dere,
Kertenkele rengi üç beş pare dam
İlkel topraklarında Anadolu’nun

Kim saçtı bunları dağ başlarına!
Kim unuttu böyle, kim tutsak bıraktı?
Kim eledi üzerlerine yoksunluğu?
Bütün salyangozların antenleri kopmuş
Yağmur dileniyorlar, biliyorum.

Elbette kentlere inecekler
Buraların çocukları da.
Gecekondular kuracaklar.
Türkü çağıracaklar hoyratlığa.
Bulandıracaklar bütün denizleri
Övgüler söylerken maviye.
Yağmur damarlarını bağlayacaklar gökyüzünün.

Elbette yitecekler sokaklarında
Tozlu dumanlı Ankaraların.
Daha da karışacak bütün sular
Türk mavisi bulununcaya kadar.

Cahit Külebi
-Türk Mavisi (1960-1973) –

S – Cahit Külebi

CAHİT KÜLEBİ S

I.
Bütün arkadaşlar Batıya gitti
Ben buralarda kaldım S.
Ama çok şey öğreniyor insan
Öz yurdunda kalırsa.

Sabahları işe giderken
Ceketimin yakasını kaldırıyorum.
Gözlerim yaşarsa da
Biliyorum, daha gencim, bu soğuklar üşütmez beni.
Buz gibi havayı çekiyorum ciğerlerime
Beyaz bir duman yükseliyor geri verirken.

Ama ne soğuk, sokaklar ne soğuk.
Otobüs bir türlü gelmiyor.
İki yanıma bakarak geçip gidiyorum,
Çocuklar koşarak uzaklaşıyor,
Kızlar daha güzel oluyor üşürken.

Dört duvar ortasında akşama kadar
Çalışmak benim işim.
Caddeleri, ağaçları,
Kırları unutuyorum;
Şöyle ayda yılda bir
Eğer kente inersem
Alacakaranlıkta,
İncecikten yağmur yağarken,
Hafif hafif başım dönüyor
Bir hoş oluyorum.

Sonra yine ev yine sen,
Solgun bir lamba altında oturup çalışmak.
Ara sıra gözlerimiz birbirini bulursa
Birden ısınıyor içim,
Birden ışıyor kitabın yaprakları,
Yaşadığımı hatırlıyorum
Bakıp gülerken.

Daha çok soğuk günler göreceğiz S.
Karanlık gecelerimizi yıldızlar bile ışıtamayacak.
Öyle halsiz düşeceğiz ki geceleri,
Özlem duyarak aynı yatakta
Birbirimizden habersiz uyuyacağız,
Sabahları biz çıktıktan sonra
Odamıza güneş girecek
Daha çok soğuk günler göreceğiz S.
Ömrümüz böyle geçecek.

II.
Bu sabah evden çıkarken
İçimde bir garip hüzün vardı,
Söküp atamadım ya S.
Geçmiş günler aklıma geldi.

Beni dünyaya bağlayan
Şu zayıf kollarındır,
Düşünmen, gülmen, konuşman,
Çocuksu hallerindir.

Sadakati seyrettim gözlerinde
Yıllarca sabrı tahammülü.
Bulut oldun yağmur yağdırdın
Karanlık günlerimde.

On iki sene dile kolay
Başka türküler çağırdığım çok olmuştur,
Bazı bazı yanan şu yürek
Allak bullak olmuştur.

On iki sene dile kolay
Bak, ikimizin de ağardı saçlarımız,
Aldırma oynaşıyor ya sokakta
İki erkek kedi gibi çocuklarımız.

Başka türküler çağırdığım çok olmuştur
Bir tanesi var ki o da sensin.
Bırak yine çağırayım S.
Nasıl olsa güzelsin.

Cahit Külebi
1948
-Kadınlar/Rüzgâr-

Atatürk Kurtuluş Savaşında – Cahit Külebi

CAHİT KÜLEBİ ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA Görsel Zeki Faik İzer

Kuşun kanadında türküler
Kemal Paşa’nın gönlüne vardı,
Cevabından önce kendi geldi.

VI
Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşı
Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
Selâm durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil!
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.

Selâm vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi,
Erzuruma kadar.

Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
Atının teri kurumadan
Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde!

Cahit Külebi
-Atatürk Kurtuluş Şavaşında-

 Görsel: Zeki Faik İzer..