KIZ KULESİ – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ KIZ KULESİ

Sarışın bakışlı bir evdir.
Günbatımı hüzünlü ışıklarla yansır duvarlarına
Minyondur, açık denizde bir yelkenli kadar
Geçenlere tatlı bir çağrıyla bakar

Bir ceviz kabuğudur sularda salınan
Keşke dedirten
Keşke ben de böyle küçük
böyle dingin
böyle istek dolu herkese
böyle mutlu bir amazon olabilsem
Yayacak bir ışığım olsa
Yumuşak dokunuşlar anımsatan

Bir annedir Kız Kulesi
Elinde fırından yeni çıkmış
Yanmış şeker ve un kokan
Bir kekle yanımıza gelir akşamüstleri
İçine şiirinizi koyun
müziğinizi
gizli sözlerinizi
özgürlüğünüzü
demokrasinin sıcaklığını
barışın neşesini
Kucağında hepsine yer var
Gökkentlerde olmayan kadar

Turgay Fişekçi
-dip ses-

YANIT – Turgay Fişekçi

turgay-fisekci-yanit

Sorularla dolu bir mektup yazdım
uzaktaki yakınıma
Evi, işi, dili, tanışları, geçimi… diye uzayıp giden…
Çok sevilen biri üstüne bilinmek istenen her şeyi.
Yürüdüğü yolları
ayağındaki ayakkabıyı
sırtındaki gömleği.

Bir kartpostalın ardına
birkaç renkli kalemle çiziktirilmiş
bir çiçek resmi geldi yanıt olarak

Evini,
işini,
dilini
tanışlarını,
gömleğini,
ayakkabısını,
yürüdüğü yolları anlatan.

Turgay Fişekçi
-Dip Sevgi-

UZAKLIK – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ UZAKLIK KOS ADASI

Kos uzakta artık
Hint pamuğundan incecik bir tülbent gibi çöktü sis
Bir kuşun ardındaki belli belirsiz bir çizgidir dağlar

Çok değil, elli yıl önce
Ne zaman müzik sesi duysak düğüne giderdik
Burda cami yoktu
Karşıya namaza, alışverişe.
Pencereleri aynı sokağa bakan evler gibidir kıyılarımız
Gelinler el sallar karşıdaki anasına
Herkes birbirini bilir
Karşıdaki ışıklar yalnızca
Yalnız olmadığımızı anlatır

***
İstanköy dediğin nedir aslında?
Bir avuç kum
birkaç kaya parçası.
Portakal burada da portakal orada da
İnsana özgü bir esintidir yalnızca
gidip gelir burayla ora arasında
Yürek yumuşatan
ten kokan
göz dolduran bir esinti.

***
Ağızlarda ne denli yıpransa da
En canlı sözcük yine de yürek.
Yaban bir portakalın dalında salınan
aykırı bir meyva
Bir insandan geriye kalan tek şey.

Gözüm doluyor gönlümün boşluğundan
Bir portakal çiçeği bakıyor bana karşıdan
Dolunay var Anadolu ile İstanköy arasında
Bir damla yaldızı boyuyor bütün karaları ışığa.

Senin için bir dileğim var Kos
İsterim o görkemli ışığın
Yol göstersin bir gün
Tükenmekte olan insanlığa.

Turgay Tüfekçi
-Dip Sevgi-

BEN DE SENİ ÖPTÜM – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ BEN DE SENİ ÖPTÜM GUSTAV KLİMT
 
Sen beni öptün,
Ben de seni öptüm.
 
İşte bu hayattaki yalın gerçek.
 
Gerisi hesap kitap,
Varlık yokluk, titizlik rahatlık.
 
Elbet hesapla kurulur
Büyük yapılar, görkemli tapınaklar
İçinde firavunlar yatar, krallar
Papaların ses vermez ruhları
Servet ve gücün rahat bırakmadığı.
 
Ama öpüşmek kendiliğinden olur
Gözlerin bana baktığında yer değiştirir evrendeki gezegenler
Kimi çarpışır, kimi sarılır.
Hayat, hesaba gelmeyen pek cilveli bir oyuncaktır
Bir bebeğin altını ıslatırkenki rahatlığıyla
Bakar insana.
 
Sen beni öptün,
Ben de seni öptüm.
Kozasından yeni çıkmış bir ipekböceğinin
saldığı ışıklı bir iplik
Bir hayattan bir hayata örerken ağlarını.
 
Turgay Fişekçi
-Sözcükler D.
Kasım-Aralık 2008-

PAY – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ PAY

Güneş beyaz evin kıyısından bir yitip bir göründü
Portakallar beyaz duvarda yeşil ördeklerin altın gözüydü
Bozdağ’dan inen sular
kayalarda yaylı çalgılar

Yüreğimi savurmuştum yeryüzüne
Bir parçasına rastladım, işte bu bahçede

Duvarda bir çift gözün yıllarca baktığı İstanbul
İnsanlarına kendini özleten kentin resmidir

Hangi elmas oydu o kıyıları
Birer iç çekiş mi koylar
Kıyılarında uyuyanların saçları korular
Her semtini sevgiler kim bilir kaç kez yarattı

Ben düşler içindeyken Boğaz kıyısında
Otuz üçüncü yaşım odamda anılarını bırakıp gitti usulca

Birgi’de Hollandalı bir Çalıkuşu
Çakırağa Konağı’nın soluk tavan resimlerini parlatıyordu

On sekizinde Beyazıt kulesi’nde öpüp
Sonra yitirmek hayatı
Bize de bu düştü

Turgay Fişekçi
-Dip Sevgi-

ÇAM – Turgay Fişekçi

TURGAY FİŞEKÇİ ÇAM

Bir çam ağacı dikmiştim içime
seni tanıdığımda
Yüzlerce yıl yaşayacak bir çam.
O soluk alıp verdikçe,
Yeşil kıvrımlar yol buldukça göğe doğru
Nerede olursam olayım
Sana ulaşmaya çalışacağımı düşündüren.

Çam ağacı çoşmuyor
mevsimlik bitkiler gibi değil.
Diktiğim yerde, öylece kendinden emin, yemyeşil.
Gözlerime bakıyor sürekli
Sorumluluklarımı hatırlatıyor
Ne yalan söyleyebiliyorum ona karşı
Ne tembellik edebiliyorum.

Küçücük bir fidan daha
ama evimin direği gibi duruyor
Tapmayan benim tapınağım olan.
Hiç sevmediğim kadar sevdirdi bana kendimi.
İşte böyle mutlu bir birliktelik bizimkisi.

Bir gün ayrıldığımda bu dünyadan
İçimdeki o çam fidanı kalacak geride.
Bilmiyorum üzerinde bir iz olacak mı benden
Gölgesi neler söyleyecek size.

Turgay Fişekçi
-Sözcükler D. Eylül/Ekim 2009-

DİP SEVGİ – Turgay Fişekçi

turgay-fisekci-dip-sevgi

Avucunun ırmaklarında akar yüreğim
Dolaşır iç sularında
Küçülür
Bir çift göz kalır karşında
Bağlanır bıkmadığı tek oyuncağa.

Elimden tutunca
Köşe pastahane
Çikolatalı pastalarla kandırır
Piyano öğreneyim diye.

O küçük taburedir aydınlık cehennemim
Dikteleri başaramam
Tuşlara vuran suçsuz kırmızılığı yüzümün
Kırar loşluğunu akşamın.

Ne sözler verdim kendime
Sana yaraşacağıma
Hep beni sevesin diye cehennem sevginle.
Ömrüm bir gülün yaprakları arasında geçer gibi
Dizkapaklarının kıvrımlarında geçsin diye.

Turgay Fişekçi
-Dip Sevgi-