HARDALNAME – Orhan Veli Kanık

hardalname 2018

Ne budala şeymişim meğer.
Senelerden beri anlamamışım
Hardalın cemiyet hayatındaki mevkiini,
“Hardalsız yaşanmaz”
Bunu Abidin de söylüyordu geçende
Daha büyük hakikatlere
Ermiş olanlara,
Biliyorum, lâzım değil ama hardal
Allah kimseyi hardaldan etmesin.

Orhan Veli Kanık
Mart 1940

-Sevdaya mı Tutuldum-

 

 

HOY LÛ LÛ – Orhan Veli Kanık

05.04.2014-22

İsterim benim de acayip isimleri
Hiç duyulmamış zenci arkadaşlarım olsun.
Onlarla Madagaskar limanlarından
Çin’e kadar yolculuk yapmak isterim.
İsterim içlerinden bir tanesi
Vapurun güvertesinde yıldızlara karşı
“Hoy lû lû” şarkısını söylesin her gece.

Ve bir ansızın bir tanesine
Rastgelmek isterim
Paris’te…

Mehmet Ali Sel
ismiyle yazdığı şiirlerinden
1937
Ankara
-Sevdaya mı Tutuldum-

EDITH ALMERA – Orhan Veli Kanık

EDITH ALMERA - Orhan Veli Kanık

İhtimal ki şu an o,
Brüksel’e yakın
Bir gölün kenarında
Edith Almera’yı düşünmektedir.

Edith Almera
Kafeşantanlarda muhabbet toplayan
Bir Çigan orkestrasının
Birinci kemancısıdır.

O,
Kendisini alkışlayanlara
Selâm verirken
Gülümser.

Kafeşantanlar güzeldir
İnsan ,
Orada çalışan kemancı kızlara
Âşık olabilir.

Orhan Veli Kanık
(Mehmet Ali Sel adıyla
Eylül 1937)
-Bütün Şiirleri-

©Pierre Auguste Renoir

ORHAN VELİ

 

ORHANVELI

ORHAN VELİ’NİN TÜRLÜ HALLERİ – Sabahattin Eyüboğlu

“Türlü hallere düşer, zevksizliğe düşmezdi Orhan Veli. Oturduğu yeri, giydiği gömleği, söylediği türküyü, kullandığı kelimeleri bir hoş ederdi. Nefesinin değdiği yerde bayağılık zor tutunurdu. Belki bana böyle geliyor derdim ilk zamanlar, her haline dostluğumuz bir başka lezzet katıyor sanırdım. Sonra baktım her tanıyan buna benzer şeyler söylüyor. Şiirini yadırgayanlar bile onu tanıdılar mı duraklıyor, ucuz bir oyun sandıkları sözlerin arkasındaki insanı tarife çalışırken bir çeşit kibarlık, asillik, incelik gibi vasıflara başvuruyorlardı. Ne türlü perişanlık içinde olursa olsun üstü başı adeta kendiliğinden bir çekidüzene girerdi.Kalem tutuşunda, merhaba deyişinde, insan sevişinde ne tabii, ne sun’i diyemeyeceğimiz Orhan Veli’ye mahsus, ölçülü, biçimli, rahat bir hal, sanatta zevk gibi tarife gelmez bir hal vardı.”

**
ORHAN VELİ’NİN BELLEK GÜCÜ – Melih Cevdet Anday

“Ortak bir hatıranızdan, eski günlerden anlatmaya başladınız mı, “Bak o ne zamandı biliyor musun? der, size yılını, ayını, gününü, yerini söyleyiverirdi. Hafızası çok, ama çok kuvvetliydi. Arkadaşlarının mektep numaraları, telefon numaraları, yolculuk, tanışma eğlence gibi irili ufaklı hadiselerin tarihleri unutmadığı şeyler arasındaydı. Mektepteyken arziyat kitabının birçok bölümlerini ezberlemişti. Keyifli anlarında yakınlarını şaşırtıp güldürmek için iki yüz, üç yüz kadar baharat adı, elli altmış kadar balık adı sayardı. Hiç ukala değildi. Konuşması daha çok nükteli, alaylıydı. Karagöz’le Hacivat’ın muhaveresini çok güzel söylerdi. Sesi biraz kısık, çatlakça idi. Ama bazı türküleri, bazı eski şarkıları onun kadar içli, tatlı söyleyeni görmedim. Sohbetini herkes arardı. Herkesle iyi, candan, nazik konuşurdu. Her sınıftan, her meslekten ahbapları, arkadaşları vardı. Ankara’daki kundura boyacılarının, garsonların çoğunu adlarıyla bilir, onlar da onu tanır, severlerdi. Çok nazikti, çok terbiyeliydi. Bir gün bile ağzından kötü bir söz çıktığını duymadım. Birine terbiyesizlik ettiğini görmedim. Sevmediklerini, nefret ettiklerini yanına sokmaz, onlarla bir araya gelmemeye çalışır, ama karşılaşınca da fena bir harekette bulunmazdı.”

**
Kaynak : Sözcükler D. Mart-Nisan2014

 

UZUN BİR ISTIRABIN SONUNDA VE BİR SAADET ÂNINDA GELECEK ÖLÜMÜN TÜRKÜSÜ – Orhan Veli Kanık

sevdaya-mi-tutuldum

Bir sahile varacak günlerimiz…
Günler ki nâmütenahi ıstırap;
Kalmayacak bugünkü hasta, harap
Yüzlerde bahtın karanlığından bir iz.

Şekillenecek ruhu çeken kutup:
Sevmek kadar tatlı, yaşamak kadar
Kısa bir ânın ötesinde bahar..
İşte o dem ki bir ömrü unutup

Açacağız nurdan kapılarını
Bugün vâdedilen cennetimizin.
En güzel, en son memleketimizin
Bulacağız ışıktan pınarını.

Gün vuracak baktığımız her yüze..
Ve kızlar, kucaklarında çiçekler,
Ebedî baharı getirecekler
Bu yeniden başlayan ömrümüze.

Mehmet Ali Sel adıyla
Mart 1937 Ankara..

EFSÂNE – Orhan Veli Kanık

orhan-veli-kanik-efsane

Bir zamanlardı bu gamhânede bir dem vardı
Gece sahilde sular fecre kadar çağlardı

O çağıltıyla beraber döğünürken def ü çenk
Bir güneş dalgalar üstünde doğar rengârenk

Mavi bir gökyüzü titredi güzel bir histe
Rindler muğbeçeler mest bütün mecliste

Ve o hâletle bütün kahkahalar nağmeleşir
Dilde Yahya Kemal’in şarkısı şehnâmeleşir

O gürültüyle sular çalkalanır çağlardı
Bir zamanlardı bu gamhânede bir dem vardı

Lâkin artık o hayal âlemi bir efsâne
Ses sada yok bu değil sanki o devlethâne

Orhan Veli Kanık
-Nokta, 15.12.1951-
Sağlığında yayımlamadığı eski biçimli şiirlerinden.