ÇİÇEKÇİ KIZ – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN ÇİÇEKÇİ KIZ

yalova termal yolunda
çiçek satan çiçekçi kız
saçlarına papatyalar
takmış
şarkılar
söylüyor bir yandan.
kederli şarkılar

haydi
çiçeklerim var.

bunlar küpe çiçeği
boynu bükük
ülkem
gibi.

bunlar mor
beyaz
kartopu
çiçekleri

karayazılı
erguvan

üzerlerine bulaşmış
abilerimim kanı.

bunlar zebra çiçeği
bayım,
hiç
görmediniz mi

taşır aynı gökyüzünde

hem umutlu ayçayı
hem karanlık bir güneşi

ama sizin gökyüzünüz
var mı ki.

çiçeklerim var
çiçeklerim

ya küsmüş sardunyalardan
almaz mısınız

pembe açar
pembe düşler için

düşleriniz var mı ki.

yalova termal yolunda
çiçek satan çiçekçi kız
saçlarına papatyalar
takmış
şarkılar
söylüyor, tehlikeli.

Behçet Aysan
-Sesler ve Küller-

Görsel: Saim Dursun

Palanga – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN PALANGA ARTEMİS

çıkarın rüzgârın kelepçesini
size soracak sonra yıldızlar
dağlar koşacak denize doğru
günler ise özgürlüğe doğru
çıkarın rüzgârın kelepçesini.

çıkarın sözün ağızdan kilidi
size soracak sonra geleceğimiz
evlere giden kanlı giysilerle
baharda açan kardeşim gelincik
çıkarın sözün ağzından kilidi.

çıkarın ışıkların pençesini
hapishanelerin taş avluları
ve mezarlarda dolaşan analar
şarkılarımızın acılı ezgileri
çıkarın ışıkların peçesini.

birlikte yürüsün gölgeleri
birlikte yürüsün ölülerimizin.

onu tanımıyordum hiç görmemiştim
sinemanın önünde buluşacaktık
yakasında bir kırmızı karanfil
benim elimde ikiye katlanmış
bir avgi olacak.

buluşma saati geçti
kimse gelmedi.

anlamıştım
sintagma alanına kaçmaya başladım.

peşimdeler.

geceye kadar koştum
koyu bir karanlığın içinde.

barba hristos’un anlattıkları
hep aklımdaydı, eski kapetan.

bir gün başkaları da bizi anlatacak
hazır olalım sözlerin
pas tutmayanı için
çamura bulanmamış çığlıklara.

adımız buydu diyelim
yerimiz buydu, işte tarih

ölü ellerle değil
sevgiyle yarattığımız
işte gökyüzü

adımız buydu bir aşk adı
rüzgârımız denize doğru
ak köpüklü denize
eşitliğin barışın kardeşliğin
yeleleri terli kanatlı atına.

ak köpüklü denize.

poseidon’un altın arabasıyla
dolaşmaya.

“günlerce dolaşır ormanlarda
ve korularda ve pınar başlarında
ve bütün ırmakların kıyılarında

onu aradılar, artemis’i.

sonunda bir denizde yıkanırken
buldular, artemis başladı kaçmaya
o kaçtı, onlar kovaladı, o kaçtı

naksos adasına vardılar.

orada artemis ansızın yok oldu
yerini sütbeyaz bir dişi geyik aldı.

iki kardeş artemisi unutup, geyiği kovalamaya
başladı bu kez, birbirlerinden ayrıldılar

ağazların arasındaydılar.

bir süre sonra otos geyiği gördü
ephialtes de görmüştü.
tam ortalarındaydı geyik.

birden mızraklarını savurdular.

o anda geyik kayboldu gitti.

otos’un mızrağı ephialtes’e
ephialtes’in mızrağı otos’a.

öldüler.

Poseidon’un oğullarıydılar.”

Behçet Aysan
-Deniz Feneri, 1987-

Albümdeki Yırtık Resim – Behçet Aysan

behcet-aysan-albumdeki-yirtik-resim

ağır ağır düşen yapraklar gibi
anımsatır bana yaşadığımızdan
ne zaman
karıştırsam

-albümdeki o eski
sararmış yırtık resim.

‘görülmüştür’ damgalı zarflarda
elinde iki kadının, sevgilimin
ve anamın
taşımaktan

-albümdeki o eski
sararmış yırtık resim.

sızarken bir testiden sızar gibi
bir sonbahar güneşi, çekilmiş
tel örgüler
altında

– o, eski püskü kırık resim.

onuncu koğuşun merdiveni
gülümsüyor muharrem, ortada ben
turnalar geçiyor
üzerimizden

– ekim 1973, ankara.

bir yanda muzaffer abi,
voltadaki kehribar tesbih gibi
yanından ayır-
mamış hâlâ

*-kanun-ı osmanî mefhum-ı
defter-i hâkanî.

düşünüyoruz resimde bile,
gür bıyıklı celali, niçin isyan
etti üç yüz yıl
üç yüz kere

ve niçin yükselmiş taş duvar
sadece onlar için, yüzü resme
düşmeyen
bir halkın

– keder günlüğüne.

Behçet Aysan
Ankara, 1978
*’Kânûn-ı Osmânî Mefhûm-ı Defter-i Hâkânî ‘ Avni Ömer Efendi ‘nin (1070-1659) Osmanlı toprak sistemi ve taksimatı hakkında kaleme aldığı eserdir. Devrin Padişahı IV Murad’a takdim etmiştir.

Çini – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN ÇİNİ

basar basmaz bir katran karanlık
rüzgârım diner, acılar vurur sulara.

kırağındır o en yalnız kelebekler
siyah bir gülü sen takınca yakana.

gölgen üstümü bulut gibi alınca
demirlerim ben serin kuytularında.

gezinirdim kadife çiçekli teninin
enleminde boylamında yoksul ülkemin.

ekmeğimsin, sevgilim, deniz fenerim
dağılınca gece mor bir leke kâğıda.

Behçet Aysan
-Düello/Bütün Şiirleri-

 

Exodus* – Behçet Aysan

 

BEHÇET AYSAN EXODÜS
her kentte şu aşılmaz yalnızlık duygusu
işte kaç yıl sonra izmir’deyim yine
kim demişti ‘geberiyorum kederden’
kuş motiflerinin ölümü çağırdığı.

karanlığın ufku nasıl da geniş
tuğrul, namık, ünal ve arkadaşlar
soruyorlar, – abi, neyin var?
nasıl anlatsam menekşelerin intiharını
ne mektuplar ne de kar

aşklar da bir bir bitiyorlar.
işte kaç yıl sonra izmir’deyim yine
sevda bile kâr etmiyor
gökyüzünün unuttuğu uçurumlar
terkedilmiş bir aşiretin şarkısı gibi
ne mektuplar ne de kar.

içimde bir exodus’un gezdirdiği.

Behçet Aysan
-İzmir ’89/Düello-
*II.Dünya Savaşı sonlarında Yahudi göçmenleri taşıyan gemi…

 

O’nun Şiiri – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN ONUN ŞİİRİ
odur koşarken yaralı ceren
kimsesiz bir han odasında

biraz işsiz biraz gurbette
biraz aslı
biraz kerem

yıldızlardan düşmüş

taş baskısı
göçebe bir sabah

seyrederdi

bakırdan sikke
gibi.

bey
ay

o
da

durur seyrederdi.

ve sürgündekiler
ve metal çınıltılar

ve fabrika düdükleri
ve tırpanlanmış gözyaşından
çavlanlar

ve bir ılgar
sevda.

odur koşarken
yaralı ceren.

Behçet Aysan
-Eylül-

 

Şahmeran’ın Kalesi – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN ŞAHMERANIN KALESİ

taş duvarlardan ses geçmeyen
kapatsalar
seni nereye?

-şahmeran’ın kalesine

bir de kilit vursalar üstüne
ey uzun yollar
yolcusu!

-bakırdan ve acıdan bir kilit.

ve kenevirden bir urgan
ki bağlasa seni
sırsıklam.

-kalın bir urgan.

ama yine de
kalbin dışarıdadır hep
kaleyi, urganı ve kilidi
hiç dinlemeyen
o kalp . . .

Behçet Aysan

Çırpınış – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN ÇIRPINIŞ

çırpınıyordu bir küçük kuş
kanatları al kan içinde
nereye çarpsa düşecek
yüreği Akdeniz mavisi

yaralı kuş, yaralı kuş
hayat bir yokuş
haydi çık çıkabildiğince

bütün ölümlere inat çık
bütün sürgünlere

ve bütün acılara

çırpınıyordu bir küçük kuş
kanatları al kan içinde
gökyüzü onu unutma hiç
yüreği gece yağan kar

Behçet Aysan
-Düello/Bütün Şiirleri-

Kırık Bir Kurşun Kalemin Şiiri – Behçet Aysan

BEHÇET AYSAN KIRIK BİR KURŞUNKALEMİN ŞİİRİ

yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil.

usulca mavi bir kar
kara geceye düşer
tutuşur fundalıklar
gelir kalbimi yakar.

gün olur belki öper
ay ışığı acıyı
o yaralı cerenler
yanık sulara iner.

yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil

birden bir rüzgâr açtı koğuşun kapısını
bir kırmızı güvercin girdi içeri

seferis’in üç kırmızı
güvercininden biri

getirdi takis perrulas’ın şiirlerini
ve barba’nın öyküsünü

zeybekikoyu yazdım.

Behçet Aysan
-Deniz Feneri-